Mustafa Kemal ATATÜRK
Büyütmek için Gazeteler'in üzerine tıklayınız!
SON DAKİKA Haberleri

Aktüel

Karaözü Dostlarının Tanışma ve Dayanışa Yemeği

22 Şubat 2013 Cuma 19.30

Vedat Dalokay Restaurant Kurtuluş - ANKARA


KARPINAR ŞENLİĞİ

28.07.12 Cumartesi günü


arşive git->
Secatipek Demir, İnşaat Mühendisi. Büyütmek için üzerine tıklayınız! Secati
Secatipek Demir, İnşaat Mühendisi ve Ekonomist. Enerji Konseptleri Uzmanı. Büyütmek için Kartvizit üzerine tıklayınız!
energetische sanierung

ZİYARETÇİ DEFTERi KAYIT FORMU / Eingabeformular Gästebuch - TÜRKMEN SİTESİ -

Ins Gästebuch eintragen
CAPTCHA image for SPAM prevention  

Görüntülenen sonuçlar: 1 ila 10. Toplam sonuç sayısı: 2497
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki
 

alamanyabeyleri

Ölümünün 22 Yılında saygı ile anıyoruz.
------------------[..] EY HALKIM UNUTMA BİZİ...UĞUR MUMCU



Dağ gibi, karayağız birer delikanlıydık.Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.

Arabalar sırıl sırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yasayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşıyarak katıldıkk o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık,

Vurulduk ey halkım unutma bizi…

Yoksullugun bükemedigi bileklerimize celik kelepceler takıldı. Iskence hücrelerinde sabahladık kac kez. Isteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren senetler gibi kullanırdık. Mimardik, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze cicek gibi verdik topluma.Bizleri yok etmek istediler hep.

Öldürüldük ey halkım, unutma bizi.

Fidan gibi genc kizlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, iskencecilerin acımasiz ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genc kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar cicekleri gibi. Utanmadılar insanliklarından, utanmadılar erkekliklerinden.

Hücrelere atildik ey halkım, unutma bizi…

Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımızz düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmis doktor kimlikli iskencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmis kocalarımızın taptaze duyularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. Insanlık sustu.

Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurt dışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı öksüz birakmazdık. Önce kolumuzu, omuz başından keserek yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak firlattik attık önlerine. Sonra da otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.

Öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Giresun´daki yoksul köylüler, sizin icin öldük. Ege´deki tütün iscileri, sizin icin öldük. Doğu´daki topraksız köylüler, sizin icin öldük. Istanbul´daki, Ankara´daki isciler, sizin icin öldük. Adana´da paramparca elleriyle, ak pamuk toplayan isciler, sizin icin öldük.

Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutma bizi…

Bağımsızlık, Mustafa Kemal´den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı icin kan döktük sokaklara .Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsınn dedik, sokak ortasinda sorgusuz sualsiz vurdular.

Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi…

Yabanci petrol sirketlerine karsi devletimizi savunduk, kominist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik, kelepceyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşında emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler.

Vurulduk ey halkım, unutma bizi..

Henüz cocukluğumuzu bile yasamamıştık. Bir kadın eline değmemisti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile alamamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmus ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sephalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. Içimiz titremedi hic. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere…

Asıldık ey halkım, unutma bizi..

Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda vuranlar, agabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarina ortak olmuslardı, ya da susmuslardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanlarin gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına. Batı uygarlığı adına, bizleri bir şafak vakti ipe çektiler.

Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi…

Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi…! Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarinda yankılanacak ey halkım, unutma bizi.

Özgürlüge adanmış bir top cicek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz, ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi, UNUTMA BİZİ ….



Uğur Mumcu

 

Kemal KORKMAZ

2014 yılına veda etmeye saatler kaldı. 2014 Yılında hakka yürüyen,köylülerime ve aşiretimdekiler allahda rahmet diller.mekanları cennet olsun.
2015 Yılında dünyamıza yeni gözünü acan coçuklarımızada hoş geldiniz der,saglık,mutluluk ve neşe dolusu nice yıllar dillerim.
Köylülerimin(Burunören) ,aşiretimin,akrabalarımın,a[..] ve dostlarımın yeni yıllarını kutlar saglık,mutluluk ve neşe dolusu yıllar dillerim.

 

coşkun

Mutlu yıllar dilerim...

 

Seyyid Metin Kücük

SEYYID DERVIS BEYAZ OCAGI:
Seyyid dervis Beyaz asıl adı seyyid şeyh mahmud’ül kebir olup, soyu 17. kuşaktan imam musa-i kazım’ın oğlu ibrahim’e dayanmaktadır. derviş gewr ismi ile de bilinir.

8.imam ali er-rıza, abbasi halifesi harun reşit’ten gördüğü yoğun baskı nedeniyle, horasan bölgesine gelerek buraya yerleşir ve türkler ile akrabalık ilişkileri kurar. anadolu’ya gelerek bölgenin müslüman ve türkleşmesini sağlayan da bu akrabalık ilişkisinden ortaya çıkan ve “baba erenler” olarak adlandırılan peygamber soyundan gelen ocaklardır. anadolu’ya gelen bu seyyidlerden biri de derviş beyaz’dır.

derviş beyaz, sultan murat hüdavendigar zamanında yaşamış ve keramet göstermiştir. günümüze kadar ulaşan şeceresinde osmanlı sultanları iii.ahmet ve i.mahmud’un mührünün yanı sıra farklı zamanlarda çok sayıda kadı ve naip’in onayı bulunmaktadır. şecerede, derviş beyaz‘ın 12 aşireti ile birlikte horasan’dan önce hıns-ı mansura (adıyaman), ardından da dersim ve çapakçur (bingöl) yöresine geldikleri belirtilir.

sultan murat hüdavendigar’ın, seyyid şeyh mahmud’ül kebir’in derviş beyaz ismini vermesi şecere şu şekilde anlatılır:
derviş beyaz, sultan murat’ın huzuruna çıkar, sultan kendisinden bir keramet göstermesini ister, bunun üzerine büyük bir ateş yakılır ve derviş beyaz, padişahın çuhadarı olan mehmed ağa’yı da yanına alarak ateşe girer ve orada yedi gün kalır. ateşten çıktıktan sonra sultan murat çuhadarına sorar:
“ – ey çuhadar sen ne gördün?
çuhadar: benim sultanım, benim gördüğüm sen dahi göreydin vücudun eriyip mahu olurdu. emma derviş gewr himmetiyle bana bir şey olmadı. ben dahi ol kadar bir od içinde bir yeşil çimenli yerdir. göl sosun, reyhan ve akarsular ve bir yanda kar ile buz çoktu. ve kendisi bir a’la beyaz köşkün üstünde bir kuş gibi otururidi. asla ateş namında bir şeyler görmedim deyu sultandan rica edüb, derviş’ten ayrılmadı vesselam, ismi mehmed ağa idi.”
“sultan murat bazen bizzat bazen başkasının vasıtasıyla o’nun kerametlerini görmüştür. künyesi derviş beyaz’dır. lakabı kerametttir.”

gewr farsça bir kelime olup beyaz anlamına gelmektedir. bundan ötürü bazı kaynaklarda derviş beyaz’dan derviş gewr olarak bahsedilir. bununla birlikte şecereden de anlaşıldığı üzere bahsedilen tek bir kişidir.

şecerede imam ali’den başlayarak, seyyid şeyh mahmud’ül kebir’e gelinceye kadar olan tüm soy silsilesi sayılır. şecere şu ifade yer almaktadır:
“hazret-i ali’den gelen bu şecere-i mübareke ilk defa imamü’l-hümam şehidler sultanı hz. hüseyin‘nin neslinden başlayarak nesilden nesile, göbekten göbeğe ve asırdan asıra on iki imam bitinceye kadar kaydedilmiştir. sonra yine nesilden nesile, göbekten göbeğe hıns-ı mansur’da ikamet eden, tekke sahibi, dünya ve ahrette bilinen meşhur seyyid şeyh mahmud’a kadar ehl-i din ve yakin alimleri huzurunda sahih eserlere dayanarak kaydedilmiştir.”

bu ocağa bağlı seyyidlerin günümüzde yaşadığı başlıca yöreler; muş-varto, tunceli-mazgirt, bingöl-kiği, kars-göle başta olmak üzere yoğun göç etkisi nedeni ile ülke ve yurtdışına kadar birçok farklı yerdir.

kaynak: ali yaman, kızılbaş alevi ocakları – metin küçük, seyyid derviş beyaz ocağı ve şeceresi.
paylaş
03.02.201[..] 19:10

 

Ekrem Taskafa

02.12.20014..
Bugün Burunören Köyünden Ali Korkmazin Can Yoldasi Elife Korkmazi Kaybettik

ALLAH’ım Mekanını cennet EyIesin DuaIarımızı KabuI Etsin,
Acınızı SizinIe payIaşıyoruz ALLAH Güç versin AiIesine ve yakınIarına.

 

kemal korkmaz

24 Kasım ögretmenler gününü en işden dileklerimle kutluyorum.

 

ARİF TEZCAN

SAYIN İSMAİL ONARLI BEYE BEN TOKAT ZİLE BÜYÜKAKÖZ KÖYÜNDEN ARİF TEZCAN ŞEYH HASANLA İLGİLİ YAZINIZI OKUDUM GÜZEL BİRYAZI TEŞEKKÜR EDERİM KONUYLA NE KADAR İLGİLİSİNİZ BİLMİYORUM BEN SADECE İNTERNETTEN OKUDUGUM KADAR ALAKADARIM KÖYÜMÜZDE HÜSEYİN DEDE TÜRBESİ BULUNMAKTADIR BURASI SÜREKLİ OCAK OLARAK KURBANLAR KESİLMEKTE YAGMUR DUASINA ÇIKILMAKTA ALEVİ İNANÇ YERİ 2014 AGUSTOSTA EVİNİN YERİ CEM EVİ MEZARIDA ÇEKEREK IRMAGININ KENARINDA TÜRBE YAPILDI KÖYÜMÜZDE ONAR SOYADLI BİR ÇOK AİLE BULUNMAKTADIR YOZGAT İLİ ÇEKEREK İLÇESİNDE KIRTDİLİM DOGANOGLU TORAMAN ZİLE GÜMÜŞKAŞKÖYÜ BİZİM KÖY VE ADINI SAYAMADIGIM 40 45 KADAR KÖYÜN Bİ KISMI BU OCAK A BAGLIDIR HÜSEYİN DEDE KÜRTÇE KAKE HUS DİYORUZ BİZ BU ZAT ŞEYH HASANIN 3 OGLUNDAN 1İDİR ONAR SOYADLI AİLELERDE ONUN TORUNLARIDIR AKRABALIGINIZ VARMI YOKMU BİLMİYORUM İLGİLENİRSİNİZ DİYE DÜŞÜNDÜM AİLELERİN ÇOGU ANKARA DİKMEN MAMAK NATOYOLU CİVARINDADIR İSTANBULDADA BİR ÇOK AİLE VAR AMA MALESEF BEN YERLERİNİ BİLMİYORUM İNTERNETİ GÜVENLİ BULAMADIGIMDAN TELEFONUMU VEREMİYORUM EMAİLİM ariftezcan1315@hotmail.com ilginiz varsa yardımcı olurum

 

kemal korkmaz

Atamızın hakka yürüyüşünün 76. yılınını saygı ile anıyor, unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız. O bizim kalbimizde ebediyen var olacak ve olmayada devam edecektir.
Ulu önder ATATÜRK sen rahat uyu bizler var olduğumuz sürece senin eserlerini ve bize bıraktığın Cumhuriyeti ilelebet yaşatmaya devam edeceğiz. Sana bu millet ne kadar minnet etse azdır. Mekanın cennet, toprağın bol olsun. Işıklar içinde uyu.

 

Kemal KORKMAZ

29 Ekimde kurulan bagımsızlıgımızın simgesi,özgürlügümüzün başlangıcı olan CUMHURİYET Bayramınızı en işden dileklerimle kutlar ülkemizin birligi ve bütünlügü icin Cumhuriyet ilelebet yaşayacak ve yaşatmak zorundayız.
Bize bu miras Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere atalarımızdan bizler emanet edildi,bizlerde gelecek nesillere en iyi şekilde bırakmak zorundayız.Ülkemin Cumhuriyet bayramı kutlu olsun.

 

Muzaffer ARICA

Makbule ablaminda bizleri birakip ebediyeten aramizda ayrildigini üzüntü icinde okudum.:(((
Ablama ve tüm yanina gittigi gecmislerimize Allah`tan rahmet mekaninin Cennet olmasini,nurlar icinde yatmasini dilerken biz geride biraktigi acili yüreklerin hepisine ve sevenlerine,bizlere bas sagligi dileyenlere de sabirlar ve metanet ile saglikli uzun ömür vermesini temenni ediyorum.

Mekanin Cennet olsun ablam....

 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki