Mustafa Kemal ATATÜRK
Büyütmek için Gazeteler'in üzerine tıklayınız!
SON DAKİKA Haberleri

Aktüel

Karaözü Dostlarının Tanışma ve Dayanışa Yemeği

22 Şubat 2013 Cuma 19.30

Vedat Dalokay Restaurant Kurtuluş - ANKARA


KARPINAR ŞENLİĞİ

28.07.12 Cumartesi günü


arşive git->
Secatipek Demir, İnşaat Mühendisi. Büyütmek için üzerine tıklayınız! Secati
Secatipek Demir, İnşaat Mühendisi ve Ekonomist. Enerji Konseptleri Uzmanı. Büyütmek için Kartvizit üzerine tıklayınız!
energetische sanierung

ZİYARETÇİ DEFTERi KAYIT FORMU / Eingabeformular Gästebuch - TÜRKMEN SİTESİ -

Ins Gästebuch eintragen
CAPTCHA image for SPAM prevention  

Görüntülenen sonuçlar: 1 ila 10. Toplam sonuç sayısı: 2513
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki
 

Ali Rıza Kıran

sitenizi beğendim emeği geçenlere teşekürler.Merhaba dostlar

 

Kemal korkmaz

19 Mayis genclik ve spor bayramini en isden dileklerimle kutlarim.

 

www.burunoren.com

Burunören Köyümüz hallkından, 8.5.2015 Cuma günü Dortmund’da (ALMANYA) Hakk’ka yürüyen

Murtaza İnce için


11 Mayıs 2015 Pazartesi günü Saat 10.00’da Bochum Alevi Kültür Merkezi’nde

HELALLIK ALINACAKTIR

Adres:
BOCHUM ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİ
Helenenstr. 5
44793 BOCHUM

Murtaza abi
13 Mayıs 2015 Çarşamba günü

BURUNÖREN Köyümüzde toprağa verilecektir.

 

Kemal korkmaz

Köyumüz (Burunören) halkından Almanyada yaşamını sürdüren MURTEZE İNCE hakka yürümüştur.
Kendisine allahdan rahmet dillerim. Kederli İNCE ailesine başsalığı dillerim.
Işıklar içinde uyusun. Mekanı cennet olsun.

 

İsmet Özkan

Emeğinize, yüreğinize, inancınıza ve EDEP-ERKAN ile yola bağlılığınıza AŞK İle eyvallah.
Saygı, Sevgi ve Muhabbetlerimle.

 

İsmail Doğan

Yıllar önce Radyolar tartışması vardı,
dedimki bırakın herkes radyo açsın iyi olan yaşar .
www.radyoyediavsarlar.com dışında kim yayında?
Kürtçü ırkçı şeyh said ve saidi nursilerin torunları Alevilere tuzak kurdular,
Şimdi diyorum ki, kanmayın CHP de birleşin .
sevgi ve saygı ile kalın.
Anasına Babasına çocuklarına sahip çıkamayan bazı sözde aydınlar halka önder olmaya kalkıyor.
Atatürk Cumhuriyetine Laikliğe Demokrasiye sahip çıkalım böülücü ve dincilere alet olmayalım.
Selamlar

 

Kemal korkmaz

23 Nisan Ulusal egemenlik ve cocuk bayramini kutlarim.

 

E. Özaydin

secimler yaklasirken !...
Sayin ali riza yildiz in yazisini dikkalice okudum . ama sol acisindan bakacak olur isek sayet ,sömürgecilerin (global emperyalizm in ) eneji savalari cercevesinde arap ülkelerinde ki olanlari sanirim , izlemissinizdir ,bunun yansimasi ise türkiye ye yapay ve yumusak uygulamalari olustur , dünya artik , 1968 kusaginin siyasi analizleri ekseninde degildir ,örnegin kürt sorununu bir milli mesel gibi bakiyorlar di ama simdi ise batililarin , abd nin ve isaelin dogrudan idare etigi önetiigi yönlendirdige siyasi ve basta silah askeri destek verdigi bir örgüt korunumundadir ,bölgenin konturolunde bir taserondur ,ayni zamanda ise vurucu tim görevi yapmaktadir , bu duruma gelmis bir siyasi yapiya (kürt sorunun cözümü ) gibi sözlerle destek olmak gaflet ve delaletin ötesinde bir durum olarak , ben degerlendiyorum ,benim sol düsüncem le de bagdasmiyor ,gelelim chp ye , yine kürtcü bir akim olan kemal burkaycilarin gugümündedir , yeni chp kavrami ilede devletimizi kuran parti icerisinden cikilmaz bir cukurun icerisine itilmistir, gercekten ilericilerin en akilcil görevi ise sayin kilictaroglu nu ve ekibini chp nin basindan uzaklastirmak bir vatan görevi olsa gerek,görüsüm o dur ki !... türkiye cumhuriyeti devletinde önce HUKUK u yeniden tehsis ederek devleti bir HUKUK devleti yapmak en acil görev olsa gerek ,kalinma insanlarin refahi gibi siyasi partilerin vaadleri bana inandirici gelmiyor,

 

Ali Riza Yildiz


Asagidaki yaziyi solun bagimsiz perspektifi acisindan dikkatle okunmasini öneririm.


Seçimlere Giderken... Kimlik, Siyaset ve Sol - Emir Yıldız
Anasayfa > Anasayfa Haberleri > Seçimlere Giderken... Kimlik, Siyaset ve Sol - Emir Yıldız
16 Nisan 2015 Perşembe 23:35:40


Seçimlerde özellikle solun politik tutumu üzerine tartışmalarımızı göründüğü kadarıyla uzun zaman daha yapmaya devam edeceğiz. Ne de olsa şenlik sürüyor!

Geçtiğimiz hafta, partilerin aday listeleri ilan edildi. CHP için malum merak konusu, sağa yönelimin nerede duracağı oldu. AKP listelerinde parti içi ağırlıkların yansımasına bakıldı. HDP listelerinin merak konusu ise soldan katılanların listedeki sıralaması oldu.

Bunlar üzerinde çok durulacak meseleler değil. Zaten gazetelerde günlerce listeler, oy potansiyeli ve dengelerin dağılımı üzerine yorumlar ayrıntılarıyla yapıldı. Ancak sol siyaset açısından üzerinden atlanmaması gereken noktalardan birisi, solun ekseninin kimlikler düzleminde anlamlandırma eğilimleridir. Tuhaf bir şekilde bu akımın dışında kalanlar, kimlikleri reddetmekle hatta sınırsız bir akılsızlıkla, milliyetçilikle suçlanmaya çalışılıyor. Şimdi, -herhalde biraz da listede yer bulabilmek için- solcu kimliğinin başına bir kimlik aidatı koyan bir akıla ne denir doğrusu çok da bilmiyoruz.

***

Esas meseleye gelirsek.

Kimlik temelli siyaset, 21.yüzyılda sınıfsal-toplumsal mücadelelerinin geri çekilmesiyle birlikte öne çıktı. Toplumu, etnik-dinsel-kültürel aidiyetleri temelinde tanımlayan ve toplumsal mücadeleyi de buna indirgeyen yaklaşımlar estirilen bu küresel rüzgarların etkisiyle sol içinde güçlendi.

Farklılıkları öne çıkaran, mikro alanlara odaklanan bu yaklaşımlar giderek toplumun ortaklaştırıcı-bütünlük[..] mücadele dinamiklerini de törpülemeye başladı. Bunun üzerinden geliştirilen ortaklaşma eksenleri kimliklerin birliği olarak tanımlanmaya başlandı. Bu eksende demokrasi ve özgürlükler de, kimliklerin varlığının keşfedilmesini de teşvik edecek şekilde, kimliklerin özgürleşmesinden ibaret görüldü.

20.yüzyılda kapitalizmin ulus devlet formunda örgütlenmesinin parçası olarak geliştirilen ulusçuluğun baskıcı yanları karşısında onun anti-tezi olarak geliştirilen kimlikler siyaseti de son kertede kapitalizmin 21.yüzyılda sermayenin yerellerle doğrudan ilişkisine dayanan sınırsız hareketiyle uyumlu bir biçimde geliştirildi. Bu farklılıklara dayanan tanımlama, ulusçuluk karşısında demokratik görünse de bugün Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sürdürülen etnik-dini temelli boğazlaşma ve ayrışmaları körükleyen sonuçları da üretiyor.

***

Kürt hareketi de özellikle 2000’li yıllarla birlikte, Kürt sorununun çözümünü ayrı bir devlet kurma anlayışından demokratikleşme çerçevesi içinde, birlikte yaşama temelinde geliştirmeye yöneldi. Kuşkusuz, burjuva demokratik devrimin tamamlanmamış olması nedeniyle çözülmemiş ulusal sorunun 21.yüzyılda çözümü noktasında kimlikler ekseni bir çözüm yolunu da içeriyor. Kültürel haklar temeliyle mevcut düzen içerisinde liberal demokrasi sınırlarında mümkün olan çözümünün talep edilmesi kuşkusuz ki olumsuz bir şey değildir

Ancak, meselenin giderek demokratik ulus/demokratik modernite tezleri etrafında, yeni sol ve sosyalizm olarak tanımlanma çabası oldukça sorunludur. Bu tezler özünde etnik-dini kimlik farklılıklarına dayanan, mevcut baskıcı devlet sistemi karşısında demokrasi mücadelesini bununla sınırlayan özünde liberal-postmodern yeni dünya akımlarının –başına radikal de koysak- bir parçasıdır.

Kürt ulusal hareketinin, müzakere süreci çerçevesinde de güçlendirdiği, kendi çözüm yolu ve yönelimi budur. Son dönemde, özellikle HDP içirisine soldan katılan kesimler bu tezleri 21.yüzyılın sol ve sosyalizmi olarak sunma çabasında. Bunun da ötesinde, tüm sol hareketi bu eksene sıkıştırarak bir anlamda solu bu genel çizginin parçası kılarak, kendi köklerinden ve bağımsız politika yapma iddiasından uzaklaştırmaya yönelik farklı biçimlerde rüzgarlar estirildiği görülüyor. Biriliri de kendi vazgeçmişliklerini saklamak için sosyalist-devrimci yapıların kendilerini feshetmeleri gerektiğini -ciddi ciddi- söyleyebiliyor! Hoş doğrusu!

Kürt hareketi ile devrimci-sosyalist hareketin ilişkisini belirleyen de bu politik farklılıktır. Bu farklılıklar bir yana bırakılacak olsa elbette ayrı ayrı olmaya gerek yok! Devrimci siyaset, bugün HAZİRAN devrimci direnişinin büyük potansiyeline sahip çıkarak, onu bir kurucu iradeye dönüştürme mücadelesini üstlenebildiği oranda Kürt sorunuyla birlikte emekçilerin ve ezilenlerin tüm sorunlarının çözümüne gerçekçi ve anlamlı bir katkı sunabilecektir. Kürt ulusal hareketinin içinden geçtiği müzakere sürecinde ve sonrasında yaşanan gelişmeler karşısında, içinde taşıdığı demokratik mücadele potansiyelinin sol bir eksende güçlenmesi de ancak böyle bağımsız bir hareketin güç kazanmasının da etkesiyle mümkün olabilir.

Ötesinde bugün yetmez ama evetçilerden İslamcılara uzanan ve solun bir kesiminin de renklendirdiği HDP’yi solun neden politik bir seçenek olarak işaret etmediği tartışmaları tüm bunlara bakılarak anlaşılabilir.

***

Gü[..] tartışmaların*, Kürt sorununun çözümüne yönelik farklı politikalarla ilgili olmaktan çok solun bağımsız duruşuna yönelik bir husumetten kaynaklandığını görmek mümkün. Biraz da küstahça ve saygısızca gerçekleşen bu saldırılar, -HDP ile devrimci-sosyalist çevreler arasında- bir tür siyaset trollüğü olarak görülebilir. Can Kozanoğlu’nun, bu kesimlerin sosyal medyadaki durumuna ilişkin aşağıdaki tespiti, o alanla sınırlı olmayan siyaset yapma biçiminin iyi bir özetidir:

“Şu anda Türkiye’de siyasal olarak en rahatsız olduğunuz insanlar kim derseniz, AK troll denen insanlardan daha fazla rahatsız olduğum, HDP’nin sosyal medyadaki aşırı saldırgan genç Türklerini söylerim. Sosyal ortamda böyle bir tip var. HDP’nin çok saldırgan, küstah, genç bir Türk kesimi var. Kendilerini bir yerlere kabul ettirmek için bu hale geliyorlar belki. Saldırganlıkları, küstahlıkları, bir yerlere eklemlenmeye çalışırken gösterdikleri acımasızlıkları ve pek çoğunun temelsizliği. Yön bulamayıp da yönleri varmış gibi yapmaları. Onlardan ciddi rahatsızlık duyuyorum.”

Evet, hayata ve mücadeleye ilişkin zerre sorumluluk yüklenmeden sosyal medyadan büyük laflar eşliğinde devrimcilere saldıranların durumu bundan başka bir şey değil.

*Bunların kimine tartışma demenin bile doğru olmayacağını söylemek mümkün. Mesele, Politika interten sitesinde Sinan Dervişoğlu, ‘Türkiye Solunda Kürt Düşmanlığının Kökleri Kibir ve Küstahlık’ başlıklı bir yazısı var. Başlıktan da yazının içeriğini anlamak mümkün. Bu başlığa bakmayın, yazının içerisinde ‘teorik tespitler’ eşliğinde aslında neden bugün Kürt hareketinin desteklenmesi gerektiğini temellendiriyor yazar! Bunu da özellikle Devrimci Yol hareketi açısından Mahir Çayan’a dayandırıyor. Öcalan’ın Mahir Çayan atfı yapmasından esinlenmiş olmalı ki, bir dolu tefsirci gibi, o da başlıyor tefsire. Ama tefsircilikte kalmıyor, mesela Devrimci Yol’un aslında ne savunduğunu, bir güzel anlatıyor. Ne de olsa Devrimci Yolcular ne savundukları hatırlamıyor olabilir! Ama yazar incelikten de ödün vermeyip, -tüm yazısı boyunca tek doğrusunu yaparak- HDP’ye eklemlenen eski Devrimci Yolcuları parantez içine almayı unutmuyor. Parantez dışında kalanlara PKK’yi neden desteklemek gerektiğini ideolojik kökleriyle birlikte anlatıyor. İşte inciler, “DY marksizmi benimsiyordu, PKK de öyle. • DY Kürt halkının kaderini tayin hakkını hep savundu. PKK de bunun için mücadele ediyor. • DY “silahlı mücadele” konseptini neredeyse ayırt edici nokta, bir “alamet-i farika” haline getirmişti. PKK de bugün, dostun ve düşmanın kabul ettiği bir başarıyla, devlete karşı silahlı mücadele vermektedir.• DY Mahir Çayan’ın “öncü savaş” konseptini savundu.” Herhalde kimse bunlara tek tek yanıt vermemizi beklemiyordur. Birincisi zaten anladığını sandığı her şeyi yanlış anlamış, bu da yetmeyip anlamadıklarını sapla saman gibi birbirine karıştırmış. Ama yazarın asıl söylemek istediği, kim ne savunduysa, savunuyor ve savunacaksa hepsini zaten Kürt hareketi savunuyor ve yapıyor. O zaman bundan başka bir şeye neden gerek olsun ki! Kendileri öyle yapmış, herkesin de öyle yapmasını bekliyor. Bu yazıya burada atıf yapmamızın nedeni, aslında bugün teorik tartışma adı altında sola yönelik yürütülen tartışmanın seviyesinin iyi bir örneği olmasıdır. Ortalıkta sayfalarca yazılıp çizilen şeyler bundan daha ileri değil. Bir kısmı bu şekilde her şeyi çarpıtarak, sola ait olmayan fikirlere ona atfedilerek yürütülen tartışmalarla Kürt hareketi içindeki konumunu güçlendirmeye yönelen bir zavallılık aldı başını yürüdü. Solun hali bir yanıyla böyle.



 

Kemal korkmaz

2011 yilinda bagimsiz aday olan AABF bsk simdi kimlerle birliktelik icindeler her halde asretimin insanlari farkindadirlar.
AKP nin kurucusu Dengir Mir mehmet Firat ile.eski ulkuculerle .CHP sag kaydi diyenlere bir bakin alevi kurum baskanlari kimlerle.
Hatirlarssniz Dengir Mir Mehmeti naylon fsturs vetirlarinda eroin kacakciligini kanitlayip star tv acik oturumdan sonra genel baskan yrd ciligindan istifa ettirmisti.2011 genel secimlerine aday yapilmayan kisiyi iyi hatirlarsiniz canlar
2011 secimlerinde İstanbuldan aday olupda 1464 oy alan OKER de var. Galiba hedefleri bir her ikisininde KİLİCDAROGLUN dan intikam almak geliyor benim aklima.Yabiki baskalarods aksini soyleye bilir.Saygim sonsuz.
Alevi kurum yoneticileri Huseyin Aygunun 2014ve 2015 nevruzdaki aponun messjlarina vermis oldugu yanitlari hatirlatmak zorundayim.Tayipe yazdigi bir mektupda vardi hatirlarmidiniz apo nun yazdigi.Bir cumlesini hemen yazayim Osmanlida oldugu gibi islam catisi altinda birlrselim mektubu.Simdi HDP ye oy vermrk isteyen onun icin calisanlara sorarim icinize sindiriyorsaniz oyunuzu verin.Herkese selamlar.

 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki