KARAÖZÜ

BURUNÖREN

KALEKÖY

YERLIKUYU

IGDELI

KARPINAR

KIZILPINAR

 

KORKUTELİ’NDE BİR ŞAH KULU

 Ali AKSÜT

                                                                  a_aksutcan@hotmail.com

        Çevremizde yaşayan çoğu insanların belleği onları dedelerinden öteye götürmez. Bireyin belleği kendini ilgilendirir. Ya toplumsal bellek; onun zayıf olduğu yerde geçmişi doğru değerlendirip, geleceğe yön vermek mümkün değildir. İşte bu aşamada uyanık ve egemen olanlar tarafından yazılan tarih devreye girer. O tarih daima güçlüden yana yazılmıştır. Halkçı değildir, doğru ve insaflı değildir.

       Zaman ve toprak her şeyin üzerini örter. Oysa; bilincin toprakla ya da zamanla üzerinin örtülmesi olası değildir. Aklı öne çıkarmayan, tarih bilincinden yoksun topluluklar, kendilerine sunulan eğrileri doğru olarak bilirler. Tarihi doğru bilmeyen, onun önemini kavramayan hiçbir topluluğun geleceği yoktur.

        Antalya konumu gereği binlerce yıl değişik uygarlıklara beşiklik etti. Kazdığımız her yerden anıtsal nitelikli tarihi değerler çıkıyor. Her sütun başlığına hayretle bakıyoruz. Oysa bu tarihi taşların her birinin üzerinde bakan gözler için kırbaç sesleri, kan lekeleri, acı tüm çıplaklığı ile görülür. Yeryüzünün cehennemliği çoğu zaman cennetliğine baskın çıktı. Yeryüzü hiç bir zaman ‘’ eşitlikçi ve paylaşımcı bir cennet’’ olmadı

        On altıncı yüz yılın başlarında Korkuteli çevresi Şehzade Korkut ve adamı Subaşı Hasan Bey tarafından yönetiliyordu. Beylik kurar iken Tüm Tekeli Türkmenler Osmanlı’ya destek olmuş, el ve gönül vermişlerdi. O Osmanlı beylikten imparatorluğa geçince Anadolu’da kendine destek verenlerin tümünü bir kenara bıraktı. Saray ve çevresi işgal ettikleri ülkelerden devrişilenler ile dolduruldu. Sarayın vezirinden, haznedarına, paşasından, ulemasından, seyisinden, saray hademelerine kadar her yerde devşirmeler egemen oldu. İşte bu devşirmeler rahat ve mutlu yaşasınlar diye Anadolu’nun zaten aç ve yoksul olan köylüsü ile vaktiyle sınır boylarında at koşturmuş beylerin, sipahilerin ellerinden dirlik adı verilen toprakları, yaylaları, ekenekleri alınıp, tımar adı altında bu devşirmelere verildi. Fatih Anadolu’yu da topraklarına kattı ama halk daha da yoksullaştı. Yöre halkı kendilerini yok sayan, konuştuğu dilini, eski törelerini bile kenara koyan Osmanlı hanedanından umudunu kesmiş, doğuda bir başka Türkmen devleti şekillenmesini umut olarak görmeye başlamıştı. Bu umudu yeşertenler Türkçe konuşan, Türkçe çalıp söyleyen Safeviler’di. Bu yıllarda Hazar denizinin batısında Erdebil çevresinde Şah Haydar oğlu Şah İsmail devlet olmak üzere ortaya çıktı. Osmanlı tarafından dirliği yani ekmeği elinden alınmış, tu kaka edilmiş, dışlanmış halk gelecek kaygısına düşmüştü.

          İşte tam bu dönemde, bundan tam beş yüz yıl önce l5ll yılında, Antalya Korkuteli çevresinde, Osmanlı egemenliğine karşı tarihin ilk başkaldırısı yaşandı. Eski adı Teke İli olan yörede Kızılkaya ve Yalınlı Gediği/Yılanlı çevresinde bir mağarada, Safevi Şah Haydar yanlısı,  batıni dai Baba Kocabıyık ile oğlu Şahkulu inzivaya çekilmiş, Hakk’ı zikrediyorlardı. Gönüllerinde Şahları eliyle kurulacak paylaşımcı bir devlet var idi. Yöre halkı ile iyi ilişkiler kurmuşlardı. Halk için Osmanlı artık:

 ’Şalvarı şaltak Osmanlı, Karısı kaltak Osmanlı. Ekende yok, biçende yok, Yemede ortak Osmanlı ‘’ idi.

Tekeliler Yeter gayri deyip,  ’’Devlet ve saltanat bizimdir’’ sloganı ile baş kaldırdılar. Kimi saray yanlısı kaynaklar olayın bir halk hareketi olduğunu saptırıp, Elmalı ile bağlantılı bir masal anlatırlar. Bu eski deyim ile külliyen yalandır.  Aç ve yoksul köylülerin yanında tımarları ellerinden alınmış olan Tekeli Çakır-Oğlanları, Kızıl-Oğlu, Mehmet Bey, Dede Alisi, Hızır gibi Sipahi Beyleriyle Kapı Kaya ve Döşeme Boğazında Kocabıyık Hasan Halife oğlu Şahkulu etrafında kenetlendiler. Şahkulu güç toplamak için müridlerinden Sefer’i Siroz’a, İmam Oğlu’nu Selanik’e, Taceddin’i Zağra Yenicesi’ne, Pir Ahmedi de Filibe’ye gönderir. Bu cümleler Osmanlıya karşı ne kadar geniş bir cephenin kurulduğunu, nasıl bir halk ittifakı olduğunu göstermesi bakımından ilginçtir.

        Değişik kaynaklarda Karabıyıkoğlu, Şeyhoğlu,  Şeytan Kulu gibi adlarla da anılan Şahkulu’ nun faaliyetleri Korkut tarafından duyuldu. Şehzade Korkut ve Subaşı Hasan Bey bir baskın düzenledilerse de, Şahkulu kurtulup, 5000 kişilik bir güç topladı. Manisa’ya gitmekte olan Şehzade Korkut’un üzerine yürüdü. Subaşı Hsan Bey Şehzade Korkut’a yardımcı oldu. Halk Şahkulu’na sahip çıktı. Hasan bey ve adamları canlarını Antalya  kalesine  atarak kurtardılar. Yaşananları dikkate alan Osmanlı Şahkulkulu’nun üzerine iki sancak beyi bir paşa ve Nokta adlı bir komutanını gönderir. Şah Kulu bunları da yenip Burdur’u 16 Nisan 1511 de ele geçirir. Buradan Kütahya’da bulunan Karagöz Paşa üzerine yürür. Karagöz Paşa yenilir, kafasını kesilir. Yaya olarak savaşmakta olan Şahkulu taraftarları bu galibiyet ile atlara kavuşurlar. Artık yaya piyade olarak savaşan ‘’ ağaç ayaklı’’ Kızılbaşlar artık ‘’atlı’’ olurlar. Bu başarının ardından Şahkulu Alaşehir Ovasındaki Şehzade Korkut üzerine yürür. Tedirgin Osmanlı, devşirme Boşnak veziriazamı Hadım Ali Paşa’nın 8000 kişilik bir ordusunu Şehzade Sultan Ahmetin güçleri ve gönüllü askerleri birlikte Şahkulu’nun üzerine yollar. Bursa önlerine kadar ilerlemiş olan Şahkulu döner, Bucak Korkuteli arasındaki Kızılkaya boğazına gelip mevzilenir. Osmanlının güçleri ile Şahkulu taraftarı halk arasında 38 gün süren bir çarpışma olur. Kızılkaya kızıl kana bulanır. Şahkulu Döşeme derbendi’ndeki kayalıkların arasından bir yol bulur, kurtulur. Adamları ile doğuya yönelir. Sivas Gedik- Hanı yöresinde Şahkulu, adamları ve kavga süresince yanlarında olan kadın, kız, çoluk, çocuk Osmanlı’nın Ali Paşa’sı tarafından kılıçtan geçirilir. Kavgada Şahkulu da Ali Paşa da öldürülür. Ölen ölür, kalan sağlar Safevi dostlarına doğru yollara düşerler.

Osmanlı tarafından dirlikleri ellerinden alınan sipahiler, Teke İli’nin aç ve yoksul köylüleri Modon ve Koron Adaları ile Balkanlara sürgün edilirler. Teke İli bir zaman tenhalaşır. Acı coğrafya değiştirir. Ondan olacak, ne zaman Akdeniz’den ya da Arda boylarından bir yel esse içimizde bir çığlık olur türküler...

KAYNAKLAR:

Abdullah EKİZ, Dünden Bugüne Elmalı,  Antalya 2001

Çetin YETKİN, İktidara Karşı Türk Direniş ve Devrimleri, Başlangıçtan Atatürk’e,  Ant. 2007

Hüseyin Çimrin, Bir Zamanlar Antalya, Tarih, Gözlem ve Anılar,  Antalya 2007

Saim SAVAŞ,  XVI. Asırda Anadolu’da Alevilik,   Ankara 2002

Şehabettin TEKİNDAĞ, Şahkulu Baba Tekeli İsyanı, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi 3-4 Ankara 2002