KARAÖZÜ

BURUNÖREN

KALEKÖY

YERLIKUYU

IGDELI

KARPINAR

KIZILPINAR

 

19 Mayıs’ın Ateşi

EKONOMİ POLİTİK
ERİNÇ YELDAN / Cumhuriyet, 20Mayıs 2009

 

“1919 yılı Mayıs’ın 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyleydi: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, Birinci Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş şartları ağır bir ateşkes anlaşmasını imzalamış... Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir durumda... Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta...”

 

O halde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi?

 

- Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı, o da milletin egemenliğine dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız, yeni bir Türk devleti kurmak”.

 

Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.(*)

***

 

Mustafa Kemal ve arkadaşlarının toptan milletçe bizi mahvetmek isteyen emperyalizme ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı Anadolu ihtilalinin ateşini yaktıkları 1919 Mayısı’nın üzerinden doksan yıl geçti. Doksan yıl sonra bugün Türkiye, ne yazık ki, iktisadi ve siyasi bağımsızlığı ağır yara almış bir ülke konumundadır. Günümüzün uluslararası işbölümü içerisinde Türkiye, dışa bağımlı ve taşeronlaştırılmış sanayi yapısı; yerli ve uluslararası tekeller tarafından yağmalanmış ve yağmalanmaya devam edilen ulusal varlıkları ile bir ucuz ithalat ve ucuz işgücü deposu olarak konumlandırılmaktadır.

 

Ülkemizin içine sürüklendiği bu durum 1950’lerde başlatılan, 1980’de ivme kazandırılan ve 1998’den bu yana IMF’nin doğrudan denetim ve gözetiminde sürdürülen neoliberal uyarlama politikalarının sonucudur. Bu program sonucunda Türkiye ekonomisi kırılganlıştırılmış; geleceği finans kapitalin kaprislerine terk edilmiş; ulus-ötesi tekellerin, yeni emperyalizmin IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve benzeri düzenleyici kurumlarının denetimi altına sokulmuştur. Nitekim uygulanan bu program neticesinde Türkiye, yüksek işsizlik oranları, çöken ulusal sanayi yapısı ve yüksek dış borç yükü ile mevcut küresel krizden en şiddetli etkilenen ekonomiler arasında sayılmaktadır.

 

Bütün bu gerçeklere karşın, ne yazık ki Türk halkına güvenini yitirmiş bazı çevreler IMFnin desteği olmadan ekonomimiz çöker şantajıyla hâlâ IMF’den yarar ummaktadır. Bu çevrelerin IMF ile bir an önce program yapılsın çığlıkları, bundan doksan yıl öncesinin mandacılık söylemlerini çağrıştırmaktadır.

***

 

Atatürk kızı, değerli aydın, Sayın Türkan Saylan’ı geçen gün kaybettik. Kurucusu olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği çalışanları başta olmak üzere, tam bağımsız ve çağdaş Türkiye’nin savunucusu bütün dostlarının acısını tüm kalbimle paylaşıyorum.

______________

(*) Mustafa Kemal, Nutuk, Kar Yayınları, 2006.