BURUNÖREN

IGDELI

KALEKÖY

KARAÖZÜ

KIZILPINAR

SIVRIALAN

YERLIKUYU

 

YENİ YILINIZ KUTLU, GELECEĞİMİZ UMUTLU OLSUN !

DÜNÜ TÜKETTİK YARINLAR İÇİN...(*)

 

Dakikalar saatleri, günler ayları kovaladı durdu 365 gün boyunca.

 

Gelen her yeni gün yenilikler kattı yaşantımıza.

 

Ağladık güldük, çalıştık belki de emeğimizin karşılığını alamayacağımızı bile bile…

 

Yollara düştük, dalga sesiyle uyandık…

 

uzun kumsallara ayak izimizi bıraktık denizin sileceğini bile bile…

 

Fırtınalara tutulduk, sıcacık bir omuzda terk ettik hüzünleri.

 

Günlerin getirdiklerini biriktirdik anılarımızda zamanı geldiğinde harcamak hayaliyle.

 

Dünü bitirdik, bugünü harcadık, yarını ise saklıyoruz eskilerimiz atmaya kıyamadan.

Yarın güneşli günler demek. Kara bulutlar yakışmaz yarına.  Yarın, burcu burcu

bahar kokusu…

 

Deli poyrazlı kışlar da yakışmaz yarına. Yarın, hayal edip murada ermek biraz da…

 

Artık, takvimler ömürlerini doldurmak üzere.

 

Eksilince takvim yaprakları, günler de eskimeye başladı yavaş yavaş.

Önce ajandalar eskidi, ardından umutlar. Kimi öfkesini eskitti, kimileri ise

mutluluklarını…

 

Ömür ağacından bir gün daha eskidi, yepyeni günler vaadiyle…

 

Şimdi ise, eski yıl sona eriyor, yepyeni bir yıl geliyor.

 

Unutulmuş düşler yeni bir yıla devredilmeye hazırlanıyor.

Beklentiler,  hayaller ve hiç bitmeyen umutlar yüklenmeye başladı 2011’in

belleğine. 

 

Adı üstünde yeni yıl… Yeni başlangıçlar… yeni rüyalar…

 

hiç yaşanmamış yepyeni 365 gün…

 

Yepyeni bir soluk…

 

Eskiyen yılın son ayı, son günlerini yaşıyor telaşla.

 

Aralık, yeni bir yılın kapısını aralıyor kendi eskiliğine inat.

 

Günler henüz fısıldamadı getireceklerini.

 

Şimdilik bize düşen sadece beklemek ve düşleri büyütmek…

 

ve sığınmak bir mısraya “Güzel günler göreceğiz çocuklar” diye haykıran…

 

 

(*) 25.12.2010 Cumhuriyet Gazetesi Yılbaşı eki

 

Yılbaşı veya Yeni Yıl bir yılın bitiminin ve yeni bir yıla başlangıcın kutlandığı kültürel bir olaydır. Yıllık takvime sahip kültürler tarafından kutlanır. Türkiye dahil Gregoryen takvim'inin kullanıldığı birçok ülkede yılın ilk resmi günüdür. Ülkemizde yılbaşı her yıl Aralık ayının 31. günü öğleden sonra başlayan ve 1 Ocak günü akşamı sona eren resmî tatil günüdür. Bu tatilin ve kutlamasının Hıristiyan dünyasının bayram olarak kabul ettiği Noel’le alâkası yoktur. Hıristiyanlar arasında Noel kutlamaları Hz. İsa’nın doğum tarihi olarak kabul edilen 25 Aralıkta başlar ve bir hafta devam eder. Dinî bir özellik taşır. Bizim için ise yılbaşı sadece bir takvim olayıdır, hiçbir dinî özelliği yoktur.

·         Cumhuriyet’ten sonra Türkiye’de 1926′de “Milâdî Takvim” kabul edilmiş, 1342 Ocak ayının 1. günü, 1926 yılının 1. günü olmuş ve böylece yılbaşı batı ülkelerindeki gibi Ocak ayı başına getirilmiştir.

 

Değerli dostlarım, fikirdaşlarım,

Yeni yılın kellere saç, hastasına ilaç, züğürte para, sıvacıya mala, işsize iş, dişsize diş, olmıyana çocuk, üşüyene gocuk, colaya buz, yemeğe tuz, nazar değmişe hoca, evde kalmışa koca, akp‘lilere akıl, onları çekene sabır, vatanimizi baris ve birlik, sırf hükümete muhalif oldukları için Silivri‘de yatan TÜM VATAN SEVERLERE  hürriyet, hepimize daha fazla umut, daha fazla sevinç, daha fazla mutluluk, sağlık, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dilerim.

2011 yılında, savaşların, acıların, felaketlerin vede en önemlisi akp’nin,  geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla,  şeker gibi tatlı, rüya gibi güzel, dostluk dolu nice  yıllara.

Seneye tüm beklentilerinizi gerçekleştirerek buluşmak üzere….

 

 

 

İyi çalışmalar saygı ve sevgiler

Murat Binzet

mailto:m1000zet@gmail.com

Beschreibung: Beschreibung: http://www.zehirsiz.net/wp-content/uploads/2010/12/yeni-yil-yilbasi-noel-3.jpg

 

 

Gönderen / Kaynak: Vedat TATAR

 

 

 

HİTİT DUVAR YAZISI

Hitit ÇiVi YAZISI, Attila Uçar

Tanrım beni yavaşlat,
Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir......
Zamanın sonsuzluğunu gösteren bu telaşlı hızımı dengele...
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin
sükunetini ver.Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği,belleğimde
yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.

Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol...
Anlık zevkleri yaşabilme sanatını öğret,
bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı,
güzel bir köpek yada kediyi okşamak için durmayı,
güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı,
balık avlayabilmeyi,hülyalara dalabilmeyi öğret...

Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat.
hatırlatki,yarışı herzaman hızlı koşanın bitirmediğini,yaşamda hızı
artırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim...

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru
bakmamı sağla.

Bakıp göreyimki,onun böyle büyük ve güçlü olması yavaş ve iyi
büyümesine bağlıdır...Ben yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam
toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım etki,
kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak,
yükseleyim.

Ve hepsinden önemlisi....
"Tanrım"
Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR,
İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ve
Beni gerçekten sevginin körlüğünden ve yalanlarından koruyacak
DOSTLAR ver ...

HİTİTLERİN M.Ö.2000 YILINDAKİ DUVAR YAZISINDAN ALINMIŞTIR.
Attila UÇAR

 

YAZISIZ!

Gönderen: ATTİLA UÇAR