BURUNÖREN

IGDELI

KALEKÖY

KARAÖZÜ

KIZILPINAR

SIVRIALAN

YERLIKUYU

 

Yozlaşan Demokraside Yozlaşan Medya

EMRE KONGAR

Türkiye olağanüstü günler yaşıyor.

Cemaat anlayışıyla siyaset yapan bir dinci parti, kayıtlı seçmenlerin yalnızca dörtte biri, oy kullananların ise sadece üçte biri tarafından desteklendiği halde, Meclis'te üçte iki çoğunluğu ele geçirdi.

Dörtte bir seçmen desteğiyle anayasayı bile değiştirebilecek gücü elde etti.

Bu yetmiyormuş gibi, Recep Tayyip Erdoğan 'a partisinin Meclis grubundaki milletvekillerinin doğum günü armağanı olarak verdikleri "sadakat, sadakat, sadakat..." sözü, demokrasimizin (!) zaten bilinen "lider sultası" ayıbını bir kez daha vurguladı.

Böylece sadece Cumhurbaşkanlığı seçiminin değil, ülkenin tüm kaderinin, tek bir kişinin, sadece yüzde 25 seçmenin desteklediği bir partinin genel başkanının elinde olduğu açıkça ortaya çıktı.

***

Bu politikacının, irtica suçundan hüküm giymiş olması, sırtındaki yolsuzluk dosyalarının dokunulmazlık zırhından dolayı sonuca bağlanamaması gibi olgular durumu daha da vahim hale getiriyor.

***

AKP, yüzde on seçim barajı ve Siyasal Partiler Yasası gibi, Türkiye'deki demokrasi boşluklarından yararlanarak ele geçirdiği büyük gücü, demokratik bir uzlaşma kültürü çerçevesinde değil, uzlaşmaz bir cemaat kültürü bağlamında, bunalımı tırmandıracak bir biçimde kullanıyor.

Böylece demokratik, laik bir sosyal hukuk devleti olan Türkiye'deki rejim ciddi bir bunalıma doğru sürükleniyor.

***

Son bir iki hafta içinde medyada olup bitenlerse hiçbir demokratik ülkede görülemeyecek gariplikler sergilemeye başladı.

Önce muhalif yayın yapan Kanaltürk 'ün yöneticileri ve program yapımcıları mali denetim merceği altına alındı.

Arkadan Ciner grubuna bağlı olan Sabah gazetesine ve atv televizyonuna TMSF tarafından, yargıya götürülecek derecede tartışmalı olan bir kararla el konuldu.

Tabii Sabah gazetesinin bir yazarının bazı yazıları bu arada sansüre uğradı ve gazetede yer almadı.

Aynı günlerde Doğan grubunun tutarlı bir muhalefet yapan Gözcü gazetesi kapatıldı.

Derken Cumhuriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız, bir politikacının, Başbakan'a hakaret niteliği taşımadığı mahkemelerce saptanan demecini yayımlamaktan hapse mahkûm oldu.

En sonunda da Nokta dergisi, bir haber dolayısıyla polis tarafından basıldı ve tüm belgelerine el kondu.

Bütün bu işler olup biterken, Ankara'da örneği görülmemiş derecede kalabalık bir Atatürk, demokrasi ve laiklik mitingi yapıldı ve iktidarın dümen suyuna girmiş görünen büyük medya, televizyonlarıyla, gazeteleriyle bu olayı görmezden geldi.

Böylece, Türkiye'deki medya özgürlüğünün sadece laftan ibaret kaldığı bir kez daha ortaya çıktı.

***

Gerçek bir demokrasi, nasıl önkoşul olarak laiklik ilkesine dayalı olmak zorundaysa, aynı biçimde özgür medya da böyle bir demokrasi için vazgeçilmez bir varlıktır.

Türkiye'de demokrasinin yozlaştığı bir dönemde medyanın da özgürlüğünü ve gerçek işlevini yitirmesi bir rastlantı değildir:

Cemaatçi bir yaklaşım kullanan dinci AKP iktidarının Türkiye'yi getirdiği nokta ve daha da ileriye götüreceği çizgi işte budur.

 

 

ekongar@cumhuriyet.com.tr; www.kongar.org