BURUNÖREN

IGDELI

KALEKÖY

KARAÖZÜ

KIZILPINAR

SIVRIALAN

YERLIKUYU

 

2 Temmuz'u Hatırlarken...

Cumhuriyet 29.06.2007

BİR BAKIMA
SERVER TANİLLİ

2 Temmuz'u Hatırlarken...

Kimi acılar vardır, diner, kabuk bağlar.

Sıvas'ta,1993 yılının 2 Temmuz'unda açılan yaranın acısı dinmedi, belli ki dinmeyecek.

Hemen her yılın 2 Temmuz'u, bakıyoruz, bir vahşetin, bir barbarlığın bağrımızda oyduğu bir yerde, daha da derinlere işlemiş bir sızı var.

Başka, nasıl olabilir ki?

 

Eski kuşak unutamaz. Ama yeni kuşakların belleklerinde yer tutsun diye, her 2 Temmuz'da olan biteni yazıp duruyoruz:

 

1993'ün Temmuz'unda bir saygın aydın grubu Sıvas'ta toplanmış, Alevi-Bektaşi konularında tartışmışlardı.

 

O toplantıda. Aziz Nesin , Müslüman dünyada ve bu arada bizde, kimi çapraşıklıkları ve ilkellikleri sergileyen, -bu arada mizahın tuzu ve biberinin de karıştığı- nefis bir eleştiride bulunmuştu. Başkalarının inancına saygıyı elden bırakmayan, ama mutlaka üstünde dikkatle durulması gereken bir eleştiriydi.

 

Ertesi gün, bir şeriatçı gürûhu, bu eleştirileri içeren konuşmayı bayrak edip, "Müslüman Türkiye" adına, Aziz Nesin'in ve bir bölük aydının kaldığı Madımak Oteli'ni kuşatıp düpedüz yaktılar.

Yalnız Aziz Nesin'in canını kurtardığı, kurtarabildiği olayda, 37 aydın, şair ve sanatçı yandı gittiler: Asım Bezirci, Behçet Aysan, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Metin Altıok , kalemimize ilk takılanlar. Yüreğimiz elvermediği için, gerisini getirmiyoruz...

 

Ayrı bir dram da, olayın asker-polis, devlet güçlerinin gözleri önünde cereyan etmesi.

Çağını yitirdiği için alınlarına "battal" damgası vurulan şeriatçıların, o olayda attığı sloganlar içinde yüreğimizi en çok yaralayanı, Sıvas Kongresi'nin yapıldığı binanın önünde atılan şu slogan olmuştu: "Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!"

Tehlikenin boyutlarını fark edebiliyor musunuz?

*

O katillerden yakalananlar yargılanıp hapsedildiler. Ne var ki, cezalarının tümünü çekmeden salıverildiler. Tutulamayanlar da oldu ki yurtdışında elan dolaşıp dururlar...

Sıvas'taki vahşet, aslında her şeyden önce, aydın düşünceye, Cumhuriyete karşıydı.

 

Başta Alevi aydınlar, buradan hareketle, o cinayetin işlendiği ve şimdi de et lokantasına çevrilmiş Madımak Oteli'nin bir müzeye dönüştürülmesini istiyorlar son yıllarda. Yerinde bir istektir. Ama herkesten önce, Sıvas kenti, onun belediyesi, öne düşüp beldenin alnına çalınmış bir lekeyi -bir ölçüde- silmek için, bu tasarının gerçekleşmesine omuz vermelidir.

Bugüne değin bir ses çıkmadı, ama bir gün olacak. Ne var ki ileriye doğru giden yolda, ilk yapılması gereken de laik ve demokratik Cumhuriyetin düşmanlarının tasfiye edilmesidir. 1950'lerden başlayarak, gitgide palazlanan bu düşmanlar, en güçlü zamanındalar. Temsilcileri de AKP'dir, iktidardadır.

Dışarıdan ve içeriden kuşatılmış olan Türkiye'de ilk yıkılması gereken de, bu iktidardır.

 

 

Yurdumuzda Alevi-Bektaşi topluluğunun, Cumhuriyet, demokrasi ve laiklik düşüncesi ile nasıl içli-dışlı olduğu pek bilinen bir gerçektir. Onların laik ve demokratik Cumhuriyetin hasmı değil, savunucusu olmaları, ne bir özentidir ne de -kimi zaman söylendiği gibi- "egemen sınıfların bir oyunu" değildir.

Alevilerin ve Bektaşilerin hakkı teslim edilmeli!

 

22 Temmuz seçimlerinde bir yol ağzındayız.

Partiler aday listelerinde, Alevilerle Bektaşilere hakları olan ilgiyi ne kadar göstermişlerdir? AKP'nin yaptığı, bir vitrin numarasıdır, bunu yutmamalı. Acaba CHP, ne ölçüde bir sıcak ilgi gösterdi? Ama önemli olan, Alevilerle Bektaşilerin seçim sandıkları önünde alacakları tavırdır, bilinçleridir. Onlar, kendilerine iltifat edilsin ya da edilmesin, Cumhuriyetin laik ve demokratik mirası ile düşmanlarını birbirinden ayırıp oyunu ona göre kullanacaklardır. Hem şunu bilecekler ki, 22 Temmuz'da işler tersine dönerse, ondan ilk zarar görecek olanlar, Alevilerle Bektaşiler olacaktır...