BURUNÖREN

IGDELI

KALEKÖY

KARAÖZÜ

KIZILPINAR

SIVRIALAN

YERLIKUYU

 


POLİTİKA GÜNLÜĞÜ

HİKMET ÇETİNKAYA

Fransa'da Laiklik...

PARİS - Gülüm aydınlık kapısı gençliğim, bir sonbahar akşamında Opera Meydanı'nda Abdülvahap El-Beyati 'nin "Nâzım Hikmet'e Ağıt" şiirini anımsattı...

 

"Kış Paris'te sarılır kürklere karlara/

yüreğimse bir başına kimsesiz/

Ağlıyor sessiz sessiz kaldırımlarda/

Aydınlandı pencereler ve içleri/

Ve akşam çöktü sokaklara/

Soğuk hırçın sessiz/

Gülüm nasıl da yaşlandı Paris/

Oysa ben çocukluğu yaşıyorum hâlâ/

Uğraşım gezginlik ve türküler yakmak/

Yeryüzünde tüm yalnızların akşamına".

 

Ne Paris 'in müzelerinden, sanat galerilerinden, kahvelerinden ne de on sekizinci caddeye mesken tutmuş fahişelerinden...

 

Her Paris'e gelişimde bir hüzün kaplar içimi. Hele sonbaharsa bu hüzün daha da büyür...

 

Onun için bir şiirle başladım yazıma...

 

1889'da çıkarılan bir yasa, papazları zorunlu askerlik kapsamına aldı Fransa 'da. Fransa laikliğin ve demokrasinin adresi.

1 Temmuz 1901 'de Dernekler Kanunu, tarikatların varlık ve etkinliklerini önceden izlemeyi koşul olarak koyuyor. Yani denetleme getiriyor.

Fransa'da laik eğitim sistemine 1882 'de geçilmiştir. 1986 'da eğitimdeki laik sistemin sarsılmaması için de yeni yasalar çıkarılmıştır.

 

Mine G. Kırıkkanat 'ın bir yazısını arşivime koymuştum birkaç yıl önce...

 

Brüksel'den Paris'e giderken o yazıyı yeniden okudum...

 

"Dün Fransa'da okullar açıldı, ama 'türban yasası' diye anılan ve kamu okullarında 'bariz dini simgelerin' tümünü yasaklayan kanun 4 Eylül'den öteye yürürlüğe giriyor. Eğitim Bakanlığı, yaz başında böyle öngörmüş ve yasaya uymayan öğrencilerin ilk iki gün okulun oluşturduğu 'kamusal alana' kabul edileceğini, kendileriyle diyalog kurulacağını, eğer diyalogdan sonuç alınamazsa yasal yaptırıma başvurulacağını açıklamıştı.

 

Peki dün kaç öğrenci müdüriyete yönlendirildi, kaç öğrenciyle diyalog kuruldu, dersiniz? Sıfır! Neden derseniz, yanıt çok daha şaşırtıcı: Hiçbir öğrenci türbanla, çarşafla, haçla, kippayla gelmedi okullara! Oysa 12 milyon öğrenci okula başladı ve aralarında en az 1 milyonu Müslüman ." (3 Eylül 2004/Radikal)

 

****

 

Mustafa Kemal Atatürk, "laiklik ilkesi" ni Fransa'dan aldı. 1950'de Demokrat Parti iktidar oldu. Başbakan Adnan Menderes bir gün DP Grubu'nda sıkışınca milletvekillerine şöyle seslendi:

"Siz isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz!"

 

Gelmiş geçmiş gerici-faşist siyasal iktidarlar Türkiye'de yobazlara, tarikat şeyhlerine ödün vere vere bugünlere geldik; Soros Çocukları'nın, İkinci Cumhuriyetçilerin, Kürtçülerin, dincilerin desteğiyle "laik demokratik Cumhuriyet" in altını oyduk.

Sağcı olsun, solcu olsun, liberal olsun Fransa'da hiçbir politikacı din kavramını kullanmaz, konuşmasının başında ve sonunda "Tanrı" adından söz etmez...

 

Fransa'da üniversiteye giren gençler "laiklik şartı" na imza atmak zorundadır.

Peki bugün Fransa'da Müslüman nüfusun sayısı kaç?

5 milyon!..

 

 

Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu laik demokratik Cumhuriyeti yönetenler Nakşiler değil midir? Bunlar İskenderpaşa Dergâhı'nda yetişmemişler midir? Emine Hanım 'ın, Hayrünnisa Hanım 'ın giyim ve kuşamları siyasal İslamın simgesi değil midir?

Laik demokratik Cumhuriyetin okullarında mescit açmak, çocukları cuma günleri camiye götürmek İran , Sudan, Mısır , Pakistan'daki modelin tıpkısı değil midir?

 

Laik ve demokrat Türkiye Cumhuriyeti'nde 65 bin okul, 75 bin cami, 100 bin Kuran kursu var...

 

Her yaz 1.5-2 milyon çocuk Kuran kursuna gidiyor...

 

Din dersleri ise zorunlu!..

 

Laiklik ilkesi zaten çiğneniyor benim ülkemde...

 

****

 

Bir Paris akşamında sevgili arkadaşım Erbil Tuşalp 'in "İslam Faşizmi" kitabını anımsamadan edemedim...

 

Erbil Tuşalp, İslam sermayesinin Arap ırkçılığıyla hareket eden en gerici, en şoven kesimlerinin ABD emperyalizminin güdümünde olduğunu anlatıyordu kitabında...

 

ABD güdümünde "açık ve terörist" bir diktaydı İslam faşizmi. Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı cinayetleri, Hablemitoğlu ve Hrant Dink 'in öldürülmesi...

 

Erbil diyor ki:

"Çetin Emeç'in öldürülmesi emrini verdiği savlanan Suriye asıllı Celal Sehabi 'nin İstanbul'daki malikânesinde ağırlanan bazı DGM savcı ve yargıçlarının suskunluğu neyi anımsatıyor? Anımsayın, gazeteci Aydın Engin 'e ' Turan Dursun 'u, Bahriye Üçok 'u, Musa Anter 'i cezalandırdığımız doğrudur' diyen Şeyhmuz Alev hakkında soruşturma açmayan Batman Savcısı şimdi nerede ve ne yapıyor?"

 

Dışarıda inceden bir yağmur...

 

Paris hâlâ uyumuyor...

 

Benimse elimde bir şiir kitabı...

 

"Gülüm aydınlık kapısı çocukluğumun/ Bir daha geçmeyeceğiz bu köprüyü/ Akşam çökmeyecek üstümüze bir daha/ Paris öldü gülüm öldü Paris/ Elveda yaşayan dostlar elveda."

 17.10.2007, Cumhuriyet

hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr

Faks numaramız: 0212/ 343 72 69