BURUNÖREN

IGDELI

KALEKÖY

KARAÖZÜ

KIZILPINAR

SIVRIALAN

YERLIKUYU

 

İNEGÖL ŞEHİTLER’DE HASAN DEDE

bursa inegöl şehitler köyü canlar

ALİ AKSÜT

Edebali: Tarihini bilmeyen ya da sahip çıkmayan toplumların yok olması kadar doğal bir şey yoktur. Nelerin yitirilebileceğini insan Bilecik’e gidince anlıyor. Bir imparatorluğun manevi kurucusu sayılan insan bizim öğretimizin temel taşlarından. Adı EDEBALİ. Bilecik’in içinden Edebali’nin türbesine cılga bir yoldan gidiliyor. Yolda giderken karşıda camiisi olmayan bir çok yarı yıkık minare görüyorsunuz. Ne olduğunu sorduğumuzda, Kurtuluş Savaşı sırasında Rumların giderken yıktıkları camiler diyorlar. İçinizdeki güzelliklerle , dünün güzeli Edebali’ye doğru yürüyorsunuz. Bir yamacın eteğinde eski bir çayırın bitişiğinde kartal yuvası gibi bir tepenin ucunda sizi Edebali türbesi karşılıyor. O Edebali ki çıkar kaygılarından uzak , 7-8 asra damgasını vuracak bir devletin kurucusuna çekincesiz öğütler veriyor. Öğütler belleklerde. Gerçi öğüt verdiği Osman Bey’in evlatları o öğüdü ne kadar tuttu deyip gülümsenebilir .Ancak o büyük insan yine de o büyük ve anlamlı sözlerin sahibidir. Onu kollamayan kendi geçmişine sırt çevirmiş bir cahil olabilir. Bilinmeli ki sahip çıkmadığımız , çıkamadığımız değerlerimizi biraz yontup , biraz değiştirerek kendilerine mâl edenler var. Aleviliği tarihsel bağlarını koparak yeniden yaratmaya kalkışmak ise halktan , Hak’tan ve tarih bilincinden yoksun küçük gündelik popülist bir tavır olur. Anadolu Aleviliği gücünü tarih içerisindeki doğru ve temiz izlerinden almaktadır. Bunun doğru anlatılması gerekmektedir. Düşler kurarak yeni bir toplum portresi çizebilirsiniz ancak o portre sizin düşlerinizdeki portre olabilir. Anadolu Aleviliği çok değişik gözelerden beslenen , güçlü kökleri , uzun dalları olan yaşlı bir çınar ağacına benzer. Onun her yaprağında ayrı bir renk, ayrı bir acı vardır. Bir ağacı köküne sahip çıkmadan koruyamazsınız. Bunun böyle olduğunu Ahilik kurumunun günümüzde hangi zihniyetin eline geçmekte olduğunu araştırarak görebilirsiniz.

Edebali Türbesi’nin girişinde yaşlı bir nine haramdan sakınmak için başörtüsü ile yüzünü kapattıktan sonra bize sırtını dönüyor. Onu anlamaya çalışıyoruz. Odaları gezdikten sonra güneybatıdaki küçük odada iki kadının önlerinde rahle , eski yazı bir kitaptan dualarını okuduklarını görüyoruz. Biz özen göstersek de bizden rahatsız oluyorlar. Oysa yönümüzü duvara döndüğümüzde namaz hocası adı ile başlayan bir kitap görüyoruz. Yanında bugünkü gericiliği yaratan kitapların dizi dizi raflara yerleştirilmiş olduğunu görüyoruz. Bu acıyla kendimiz dışarı atsak da Edebali’yi içimizde bir yerde saklıyoruz. O Edebali ki :

1206 yılında Horasan Merv Şehrinde doğup, Türkmen kafileleri ile Adana ,–Karaman derken Eskişehir’in İtburnu Köyü’ne sonra da Bilecik’e gelip yerleşmiş. Osmanlı’nın manevi kurucusu sayılmış. Bilecik kadılığı da yapmış olan Edebali öz kızını verdiği Osman Gazi’ye öğüt verme ihtiyacı da duymuş. Kim bilir Osman Gazi’nin torunları böyle bir öğüt dedeleri söylememiş olsa Edebali’nin izinden gidenlere ne yaparlardı. Edebali diyor ki :

“Ey Oğul! Beysin

Bundan sonra öfke bize ,uysallık sana...

Güceniklik bize, katlanmak sana

Acizlik bize , yanılgı bize ,katlanmak sana

Geçimsizlik, çatışmalar, anlaşmazlıklar bize ,bağışlama sana

Ey oğul !

Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.

Şunu da unutma , insanı yaşat ki

Devlet yaşasın.

Ey oğul!

Yükün ağır ,işin çetin, gücün kıl’a bağlı

Allah yardımcın olsun

Dilekler güzel, özlem güzel ya bu dileklere Osman Bey nasıl karşılık veriyor. O’nun oğluna bıraktığı vasiyet şöyle:

Bak oğul!

Beni kır Şeyh Edebalı’yı kırma .

O bizim boyumuzun ışığıdır.

Terazisidir hem şaşmaz,

Bana karşı gel , ona karşı gelme.

Bana karşı gelirsen üzülür, incinirim,

Ona karşı gelirsen, gözlerim sana bakmaz,

Baksa da görmez olur.

Sözümüz Edebalı için değil , senceğiz içindir.

Bu dediklerimi vasiyetim say.


Bilindiği gibi Osmanlı’nın ilk birkaç padişahı bu kurala uysa da Edebali düşüncesinin köklerini kazıyanlar yine Osmanlı’nın birkaç kuşak ardından gelen torunları olmuştur. Ancak O bilge kişinin “Toprağa bağlanınız. Suyu israf etmeyiniz, veriniz; elleriniz yumuk kalmasın. İlim sahiplerini koruyunuz. Ağaç dikiniz....” gibi veciz ve hiçbir zaman değerini yitirmeyen sözleri bilenlerin belleğinden gitmeyecektir. Bilecikliler diyor ki:


Bir vali

Birkaç ahali

Bir de Edebali...

İşte Bilecik. Kısacası Edebali Hâl böyle böyle dedi, Var yare söyle...

 

 

 

BURSA İNEGÖL ŞEHİTLER ( DUMA) KÖYÜ

 

Anadolu Aleviliği ile ilgili bilgi veren kayaklar eski adı Keşiş Dağı olan Uludağ’ın güneyinde bugünkü Baba Sultan Köyünde Geyikli Baba adlı bir dervişin yaşadığından dem vururlar.

Abdal Musa ile çağdaş sayılır, birlikte anılırlar. Bu birlikteliğe katılan Geyikli Baba’nın bugün Sünni inançlı ola Baba Sulatan köyünün 5 km kadar kuzeyinde bir köy var. Adı bugün için Şehitler. Şehitler köyünün eski adı Thomas adlı bir Rum’un çiftliği olması nedeni ile halk Thomas, Domas giderek Doma diye adlandırılmış. Yani bir sözcük değişimi yaşanmış.

1960 yılından sonra Bekceviz Köyü olarak değiştirilmiş. Onurlu bir geleneğin inatçı savunucuları Hasan Dede’nin evlatları Bekceviz adına ısınamamışlar. 1972 yılında köyün yol aşığı Âşık Nezir’in önerisi ile köyün adı Şehitler Köyü olmuş. Köyün girişinde Kurtuluş Savaşında ölen 7 şehidin anıtı var. Kerbela şehitlerini Kurtuluş Savaşında ölen 7 Şehidi ve yine bu köyden olup Kurtuluş Savaşında Şehit olan 152 kişiden dolayı da Şehitler adını uygun bulmuşlar. (1)

İşgal yıllarında köydeki Hasan Dede Türbesine ait tarihi değeri olan birçok kutsal emanet yok olmuş.

Hasan Dede (Hacı Murad-ı Veli Ocağı evlatlarından):

Merkezi Çankırı ili Şabanözü Kazası Bulgurcu köyünde bulunan Hacı Murad-ı Veli Ocağı’nın ardıllarından İnegöl Şehitler Köyü’nden Hali Baktaşoğlu’nun kızı Elmas Akça diyor ki: “Hasan Dede Türbesi’ninn duvarında eski ve yeni yazılarla asılı olan ve secere dedikleri yazıyı babam 1951 yılında Irak Bağdat’ta Hulusi Şıh diye bilinen bir Seyyid’den aldığı bilgilerle yola çıkıp bugün için bilip söyleyemediğim mukaddes bir yerden almış” diyor. Şehitler’li Nezir Erdil , Erdoğan Akça Dede, Şehitler Köyü Koruma Derneği Başkanı Haydar Akçakoca’nın da bulunduğu bir ortamda söyleşimizi kaleme alıyoruz. Hacı Murad-ı Veli Ocağı taliplerinden olduğu söylenen Haydar Teberoğlu’na göre : “Hacı Murad-ı Veli İmam Cafer-i Sadık Hazretlerinin Seyyid Muhammed evladının neslinden gelmedir. Seyyid Hacı Murad-ı Veli Hz. Muhammed Mustafa’nın 18. kuşaktan- Göbekten torunudur.seyyid Hacı Murad-ı Veli’nin babasının asıl adı Seyyid Ahmed Din-i Mustafa’dır. Ahmed Yesevi Hazretlerinin türbesinde ve Urfa’daki Halil-i Rahman Türbesi’nde çok car’ı caldığı için Halk arasında “Aliyyül Bükâ” adı ile bilinir. Annesi Seyyid Turab- ı Ahmet Kızı Fatıma’dır. Bu hali ile Seyydi Hacı Murad-ı Veli, Seyyid Hacı Ali Turan-ı Veli’nin öz yeğenidir. Asıl adı Ali’dir. Seyyid Hacı Murad-ı Veli 1228 –1229 yıllarında Horasan’ın Sayram Kasabasında dünyaya gelmiştir . (2) Hacı Murad-ı Veli Velayetname’sinin yayınlanmak üzere olduğu andığımız kaynaktan anlaşılmaktadır. ....Horasan’dan atılan Karaağaç Köse’si Bugünkü adı ile Baykuş Boğazı’nınn sağ tarafındaki kayalık alanın az ilerisinde bugünkü eski köy diye bilinen yerde bulunup buraya yerleştirilmiştir.” (3) (Burası Çankırı Elvan Kazası Eski Köy’dür)

İşte andığımız bu ocağın ardıllarından olup Alevi yolu, yolağını dem’ini devranını , töresini erkanını bu güne bizlere taşıyanlardan birisi de türbesi Bursa İnegöl Şeyhler köyünde bulunan Hasan Dede’dir. Hasan Dede Seyid Hacı Murad-ı Veli’nin oğlu Seyid Pir Ali Çelebi’den sonra altı göbek evladı olan ve bir erkan basma olayını kahreden torunu Seyid Hasan Dede köseğisini atarak bugün Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Şeyhler köyüne göç etmiştir. (4)

Bugün şehitler köyünden olup Akça ve Akçakoca soyadını taşıyanlar Hasan Dede’nin torunlarıdır. Çankırı Şabanözü Bulgurcu Köyü’nde aynı soydan Bektaşoğulları yolu sürdürmektedirler. Bunlar çubuk Karkın Köyü’nde yaşayan Eroğlu soyadlı aile ile de akrabadırlar. Şehitler Köyü İnegöl İlçesinin on km batısında , yaklaşık 200 hane ve 800 nüfuslu bir köy. Köyde bir cemevi var. Yüzyıllardır 12 Hizmet bu köyde hiç aksatılmadan sürdürülmektedir. Bunu Evliya Çelebi’de Seyehatname’sinde kanıtlamaktadır. Her yıl mayıs ayının ikinci haftasında İnegöl Şeyhler köyünde Hasan Dede anılmakta semahlar, deyişler, tüm özgünlüğü ve içtenliği ile yaşatılmaktadır. Yöreye özgü olan semahın adı Şıh Semahı’dır. Şehitler’li Canlar öğütleşmiş gibi gurbetteki canlara selam ilet dediler. Yolları bizim buralara düşsün dediler. İletmesi bizden

Hâl böyle böyle ,

Bilene aşk ola...


 

  1. Teberoğlu, Haydar Cumhuriyetin 80. Yılı Anısınna Evliya Yolunda Erkan Dedeoğlu Mat. Ank. 2003 S.329-343

  2. A.G.E. S. 330

  3. A.G.E S. 333-334

K.K. Bursa İnegöl Şehitler Köyü Nezir Erdil 73 Y. 2Ç. İlk. Me. Çiftçi

K.K. Bursa İnegöl Şehitler Köyü Elmas Akça 65 Y. 2 Ç. Ev kad.

K.K. Bursa İnegöl Şehitler Köyü Erdoğan Akça 67 Y. 2Ç. İlk. Me. Çiftçi

K.K. Bursa İnegöl Şehitler Köyü Haydar Akçakoca 51. Y. 2 Ç. İlk . Me. Çiftçi

 

 

1 Taş Hülya , Bursa Şehitler Köyü Halk Kültüründe “Hasan Dede ve Çevresinde Oluşan” İnanç ve Gelenekler adlı Makale

  1. Teberoğlu, Haydar Cumhuriyetin 80. Yılı Anısınna Evliya Yolunda Erkan Dedeoğlu Mat. Ank. 2003 S.329-343

  2. A.G.E. S. 330

  3. A.G.E S. 333-334

K.K. Bursa İnegöl Şehitler Köyü Nezir Erdil 73 Y. 2Ç. İlk. Me. Çiftçi

K.K. Bursa İnegöl Şehitler Köyü Elmas Akça 65 Y. 2 Ç. Ev kad.

K.K. Bursa İnegöl Şehitler Köyü Erdoğan Akça 67 Y. 2Ç. İlk. Me. Çiftçi

K.K. Bursa İnegöl Şehitler Köyü Haydar Akçakoca 51. Y. 2 Ç. İlk . Me. Çiftçi