HASAN KILAVUZ DEDE, AABF DEDELER KURULU BASKANI
Kizilbaslarin en büyük zenginligi sevgi olmustur!

Kizilbaslarin en büyük zenginligi sevgi olmustur!

Gönülden inanarak, yürekten severek yapılan hizmet ibadettir. Geniş bir hoşgörüyle tüm insanları kucaklayan, onu ilke haline getiren Anadolu Bektaşi Kızılbaş Alevilerin en büyük zenginliği sevgi olmuştur.


Hasan Kılavuz


Anadolu Alevilerinin inanç ve ibadetinde sevgi Nuh’un Gemisi gibidir. Karanlık içerisinde çırpınan insanları endişe ve şüphelerden uzak mutluluk denizine ulaştırır. İnsan denilen varık taştan veya demirden vücud bulmamıştır. Duyguları, düşünceleri, aşkı, gönlü olan soylu bir yaratıktır. Tarihin hiç bir döneminde bu soylu varlığı geriye karanlığa çekmeye kimsenin gücü yetmemiştir. Çağların akışı içerisinde zaman zaman belki duraklamalar geçirmiştir, fakat sevgiyi bir kor ateş gibi yürekte saklayarak bu evren içerisindeki yüce yerlerini almasını bilmişlerdir. İnsanları umutlara ve düşlere kavuşturan sevgidir. İnsanı yola düşüren, pire götüren, sevdaya erdiren de sevgidir. İnanç insanarı yücelten bir ahlaktır. İnancımızın uluları, gönülleri topsuz tüfeksiz feth etmişlerdir. Neyle? Sevgiyle.

Geniş bir hoşgörüyle tüm insanları kucaklayan, onu ilke haline getiren Anadolu Bektaşi Kızılbaş Alevilerin en büyük zenginliği sevgi olmuştur.

İnancın temeli; sevgi
Hakk’a giden yol insan sayısıncadır. Sen yeterki onu gönülden isteyerek maneviyatla buluştur. Çünkü gönülleri doyuran ve dolduran sevgidir. Sevgidir, dostlukları uzun ömürlü kılan. Sevgidir verdiği ikrara sadık yar bulan. Nergizi, sümbülü toplatan, gülü koklatan, sevdayla, aşkla yare götüren sevgidir. İnsanlara şefkat, dostlara vefa, nefse hakimiyet, alçak gönüllülük ve cömertlik meziyetlerini edinip kişiyi olgunlaştıran sevgidir.

Anadolu Alevileri yaşadıkları heryerde, sevgiyle ham olanı pişirmişler, kadını okutmuşlar, doğruluk karargahını kurmuşlardır. İnsanları kemale erdiren, yoksullarla konuşturan, düşkünün yardımına koşturtan sevgidir. Edeb ve erkanlı, hürmetle oturmanın, hikmetle konuşup bir Murşide bend olmanın tadı, sevgidedir. Hepimizi derneklere koşturup üye yaptıran da bu yüce inanca olan sevgidir.

Hakk’a giden yol insan sayısıncadır. Sen yeterki onu gönülden isteyerek maneviyatla buluştur. Çünkü gönülleri doyuran ve dolduran sevgidir. Sevgidir, dostlukları uzun ömürlü kılan. Sevgidir verdiği ikrara sadık yar bulan. Nergizi, sümbülü toplatan, gülü koklatan, sevdayla, aşkla yare götüren sevgidir. İnsanlara şefkat, dostlara vefa, nefse hakimiyet, alçak gönüllülük ve cömertlik meziyetlerini edinip kişiyi olgunlaştıran sevgidir.
Kadro eksikliği
Avrupa’da kurulan Alevi derneklerinin yöneticileri hiç bir karşılık beklemeden sevgiyle saygıyla kendi üyelerine çok yönlü hizmet sunmaktadırlar. Bunlardan en önemlisi de Hakk’a yürüyen bir cana yapılan cenaze hizmetleridir. Bunlardan en önemlisi de derneklerimizde aynı hizmeti veren kadrolar vardır diyemiyoruz.

Geçmişten günümüze kadar bu hizmeti yapan Alevi Dedeleri olmuştur. Bugün Almanya’da az da olsa bu hizmeti veriyorlar. Bu hizmeti bütün derneklerimizde kalıcı kılmak için Alevi örgütlenmesi içerisindeki bütün dedeler ve dernek yönetimine gönüllü olarak gelen kişilerin öğrenerek yerine getirmeleri gerekmektedir.

Alevi dedelerinin olmadığı derneklerde veya dedelere ulaşılmadığı zamanlarda yöneticilerin kendi üyelerine cenaze hizmeti vermede kaçınmalarına hiç bir sebep yoktur.

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bağlı bütün dernek başkanları iki işi korkusuzca ve hiç bir komplekse kapılmadan yapması gerekir. Bunlardan biri cenazeye gereken hizmeti yapıp, duasını verip, cenaze namazını kılmaktır. İkincisi de Alevilerde evlenen çiftlerin nikahlarını kıymaktır. Köy muhtarı, belediye başkanı, gemi kaptanı nikah kıyabiliyorsa dernek başkanlarımız alasını yapabilirler. Bu iki işi yapan dernek yöneticisi en büyük ibadeti yapmış olur.Bedenen ve ruhen böyle bir hizmete hazır olunduğunda, öğrenmek ve bu doğrultuda bir sistem oluşturmak oldukça kolay olur.

Federasyonumuza bağlı bölgellerde düzenlenecek haftasonu seminerleri ile dernek başkanları bu hizmete hazır hale getirebilir. Elbette bunun için yönetici kadroların bu işe talip olmaları gerekmektedir.

Cenazelerde ve cenaze namazlarında yapılacak bütün dua ve konuşmalar Türkçe olmalıdır. Çünkü Hakk’a kavuşan bir canın cenaze törenine gelenlerin istisnalar hariç hepsi Türkçe konuşanlardan oluşur. Böylesi durumlarda yapılacak dua ve söylemlerin Türkçe olması lazımdırki, orada bulunanların hepsi dedenin neler söylediğini kavrayabilsinler.

Alevi ocaklarının genç dedeleri çağdaş yorumları ve anlatımları ile yol gösterici olup, bağnazlığa ve tutuculuğa karşı ulu pirlerin duruşunu sergilerlerse, itikat ile yanan bu çerağ hiç bir zaman sönmez.
İbadet anlaşılan lisanda yapılır
Cenaze sahipleri “Bizim cenazemize Alevi dedesi hizmet versin” diyorsa dedelerin söylevleri Türkçedir ve Türkçe olmalıdır. Eğer cenaze sahipleri Arapça Kur’an okunmasını bekliyorsa, o zaman dede yerine cami imamı çağırmaları gerekmektedir.

Aleviler cenazelerini genellikle tabutla toprağa verirler. Bazı yerlerde bilgisiz hocaların telkiniyle cenazeler tabuttan çıkarılarak toprağa veriliyorki, bu çok büyük bir kusurdur. Alevilerin bütün uluları sandukayla toprağa verilmiştir. Toprak olmayan hiç bir nesne yoktur özünde. Her nesne er ya da geç toprak olacaktır. Anadolu’nun yoksul dağ köylerinde bile imkanları olanlar cenazelerine sanduka yaptırırlar. Çoğu Alevi yaşlıları “Öldüğümde bana tabut yaptırın” türünde vasiyette bulunurlar hatta, sağlıklarında bu iş için evlerinin bir köşesinde yeterli tahta malzemesini bulundururlar. Hal böyleyken çıkıp, “binlerce euroluk” tabutları orta yerde bırakıp orta yerde bırakıp cenazeyi kefenle toprağa vermek yazık ve günahtır. Alevilerin gelenek ve göreneklerinde Hakk’a yürüyen bir canın ardından 40 gün geçtikten sonra bir yemek verilir. Bu geleneğin uygulanış nedeni şudur;

Bir aile ferdi Hakk’a yürüdüğünde, ailenin geride kalan üyeleri acılı ve yaslı olur. O acılı günde kimse Hakk’a yürüyenin alacaklı veya borçluları olduğuyla ilginemez. Bu sebepten bir süre beklenir. İnsanlar yeni duruma alışır, kayıplarının acısı bir nebze hafifler. Kırkıncı gününün ardından kimileri kurban keser, kimileri maddi durumuna göre sofrasını hazırlar. Hakk’a yürüyen kişinin bütün çevresine ve tanıdıklarına haber verilir.

Günümüzde Alevileri temsil eden, Alevi örgütleri ve o örgütlerin yöneticileridir. Konfederasyon bünyesinde Avrupa’nın her ülkesinde bu genç kadrolar hizmet veriyor.
Arapça, rant kapısı olmuştur
Bu yemek dernekte veriliyorsa ve dua okuyacak bir dede mevcut değilse, dernek başkanının bu görevi yapması çok makbuldür ve ibadet yerine geçer. Yoksa geleneğimizde oraya bir imam çağırıp Arapça okutmak, mevlüt okutmak yoktur. Gerek Türkiye’de, gerekse Almanya’da Hakk’a yürüyenin ardından mezarlıklarda ve evlerde Arapça okumayı rant kapısı haline getirenler çoğalmıştır. Alevi dernek yöneticileri ve üyeler bunlara fırsat vermemelidir ve keni üyelerini bilgilendirip bu hizmetleri yapmaktan kaçmamalıdır.

Orada Alevi dedesi yoksa dernek başkanı da bir sayfaık dua okuyarak, orada hazır buunanlardan Hakk’a yürüyen can için bir alacaklarının olup olmadığını sorar. Şayet bir sorun varsa Hakk’a yürüyen canın varisleri alacaklıyı razı eder. Kurulan sofraya dua vererek hizmeti tamamlar. Bütün bunlar öğrenilemeyecek zor şeyler değil yeterki yöneticiler istekli olsun, kendi geleneklerini ve törelerini sorup öğrenmeye çalışsın. Önemli olan bu hizmetin edep ve erkanlı Alevilere yakışır bir tarzda yerine getirimesidir.

Alevilere hizmet veren dedeler kendilerinin geldiği ocaklarıyla, taliplerde geldikleri bölge ve aşiretleriye övünmemelidir.

Yürekleri hizmet aşkı, gönülleri insan sevgisi ile dolu olan Anadolu Uluları, sağlam akılla, ar ve utanma, iffet ve terbiye ile övünürler.

Bin beşyüz yıllık İslam dininin hakim olduğu bütün coğrafyalarda kahır görüp, horlanan Alevi inancının Uluları, bu inancı, diğer inaçların arasında eritip kaybetmemek için mücadele edip direnmişler, gizlenmişler, fakat zulümkarların karşısında başı dik yürümüşler. Bu inanç uğruna kırılanların neslinden gelenlerin çocukları bugün Avrupa’da bu bayrağı yükseklerde taşıyorlar.

Ecdatlarımızın rahmetle yoğurduğu bu yüce inanca gönül veren talipler her yerde, her alanda gereçeğe sadık kalark korkusuz ve riyasız konuşurlarsa, Alevi ocaklarının genç dedeleri çağdaş yorumları ve anlatımları ile yol gösterici olup, bağnazlığa ve tutuculuğa karşı ulu pirlerin duruşunu sergilerlerse, itikat ile yanan bu çerağ hiç bir zaman sönmez.

Günümüzde Alevileri temsil eden, Alevi örgütleri ve o örgütlerin yöneticileridir. 15 yıllık genç bir örgütlenme olmasına rağmen, bugün Konfederasyon bünyesinde Avrupa’nın her ülkesinde hizmet veren bu genç kadrolar, verdikleri hizmetlerde noksanlık olsa bile süreç içinde bunun aşılacağına inancım tamdır.

İnanıyorum ki, bu bayrak gelecekte okumuş, eğitim görmüş çağdaş düşünen bizden sonraki kuşakların omuzlarında daha da yükselecektir. Bu yüce inanca gönül veren Alevilerin, pirine gider gibi Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu örgütlenmesinin olduğu her yerleşim birimindeki derneklere üye olup hizmet vermekle söyleyecek sözleri olur, gönülleri huzur bulur. Yoksa babadan kalan miras malı gibi Aleviyim deyip, inatla dayanaksız direnmelerini sürdürerek, AABF kurumumuzdaki yöneticilere saldırmakla Hakk’a varılmaz.

Dört mevsimin güzel bahar günlerini yaşıyoruz. Yüzünü güleç, gönlünüz şen, aileleriniz mutlu olsun. Çocuklarınız korkusuz ve kavgasız büyüsün. Bozatlı Hızır cümle canların muradını versin.