ISMAIL KAPLAN, AABF EGITIM SORUMLUSU




iSMAiL KAPLAN

DEDELiK ve DEDELER

AABF Eğitim Sorumlusu İsmail Kaplan:
Dedelik ve Dedeler
Dede dediğimiz Alevi ibadet önderleri, Alevi inancının ve kültürünün günümüze kadar taşınmasında olağanüstü gayretler sarf etmişler ve bu nedenle de çoğu zaman büyük baskı ve hatta zulümlere hedef olmuşlardır Devamı -


Dedeler Kurulu ve dedelik üzerine yapılan tartışmalar, bir çoklarının iddia ettiği gibi AABF`nin dedelere önem vermediğinden değil; dedelerin Avrupa`da yeni koşullarda oluşan Alevi Kültür Merkezlerindeki yeni manevi gereksinimlere uygun hizmet vermek zorunda olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu yazı bu yeni koşullara ve dedelerin yeni görev alanlarına dikkat çekmeyi amaçlamaktadır.
Kısaca dede dediğimiz Alevi ibadet önderleri, Alevi inancının ve kültürünün günümüze kadar taşınmasında olağanüstü gayretler sarf etmişler ve bu nedenle de çoğu zaman büyük baskı ve hatta zulümlere hedef olmuşlardır.
Her şeyden önce, kendi yerleşim alanının dışında yeniden şekillenen Alevilik, yeni koşullara uygun olarak yeni kurumlar oluşturmaktadır. Köylerdeki Aleviliğin dedeler kuruluna ihtiyacı olmadığı gibi, Almanya`daki Alevilik de köylerdeki geleneklerle yürümediği için; örneğin Almanya`da dedeler kuruluna ihtiyaç duyulmuştur.
Burada şu gerçeğin altını çizmek gerekir: Aleviliğin, inanç, ibadet, gelenek ve kültür olmak üzere en az dört ana alanı vardır. İnanç, kişi ile tanrı arasında olup; tanrıya bakış, evrenin ve insanın yaratılışına bakış, insan-ı kamil olma inancı ve geleceğe bakış konularını kapsar. İnançlı olmak için ne dedeye ne de bir rehbere ihtiyaç vardır. İbadet, bu konulardaki inancın toplum içinde dile getirilmesi ve insan-ı kamil olma yolunda “dört kapı kırk makam” üzerinden hizmet verilmesidir. Dedeler, Alevi ibadetine öncülük yapmaktadırlar. Gelenek ise; ibadet içinde ve dışında gösterilen tüm tavırlar, haller ve objelerin tamamından oluşur. Dar anlamda kültür ise; geleneğin kişilerin yaratıcılığı ile geliştirilmesi ve yenilenmesi sunucu ortaya çıkan üretimdir. AABF`nin yaptığı “Bin yılın Türküsü ve Kadının Türküsü” gibi büyük kültür projeleri bu perspektiften değerlendirilmelidir.
Aleviler konuşma ve yazı dilinde bu terimleri yerli yerinde kullanırlarsa, kendi aralarındaki yanlış anlamalar ve iddialar en aza inmiş olur.
AABF Dedeler Kurulu`nun Tüzükteki Yeri:
AABF Tüzüğünün § 16. maddesinde AABF Dedeler Kurulu bölümünde şunlara yer verilmiştir:
Dedeler Yönetim Kurulu on iki üyeden ve bir AABF Genel Yönetim Kurulu üyesinden oluşur. Dedeler Kurulu üye dernekleri temsil eden Dedelerden ve Analardan oluşur. Bu oluşumda tüm Alevi inanç merkezlerini dikkate alır. Her üye dernek, Dedeler Kurulunda en fazla bir Dede veya Ana ile temsil edilir.
Dedeler Kurulu´nun işleyişini ve çalışmasını kurulun iç tüzüğü düzenler.
Dedeler Kurulu´nun görevi üye derneklere inanç bazında hizmet vermek ve dedelerin eğitimi ile ilgilenmektir.
Dedeler Kurulu inançla ilgili konularda görüş bildirir. İnançsal konu ve uygulamalarda çıkan sorunlar ilk Genel Kurul´a sunulur ve Genel Kurul´un aldığı karar bağlayıcıdır. AABF Genel Kurulu´na kadar Dedeler Kurulu´nun kararı geçerlidir.
Bu tüzükten hareket edilerek 25.01. 2003 tarihli genel kurulda, Eyalet Temsilcilikleri ve Dedeler Kurulu İçtüzüğü görüşülmüş ve bazı değişiklik önerileri ile kabul edilmiştir.
5. Şubat 2003 tarihli Dedeler Kurulu İç Tüzüğüne göre: İlk oluşumu sağlayabilmek için; Alevi- Bektaşi kuruluşlarında hizmet veren dedeler ve analardan, Eyalet Temsilcilikleri 7 ya da 5 kişiyi “Dedeler Meclisine” göndermeleri öngörülmüştür. Böylece 29 kişiden oluşan Dedeler Meclisi, 12 Nisan 2003 tarihinde 12 kişiden oluşan Dedeler Kurulunu seçmiştir. Dedeler Kurulu kendi içinde Hamburg AKM`den Dedeler Meclisine gönderilen Hasan Kılavuz Dedeyi üç yıllığına Dedeler Kurulu Başkanlığına seçmiştir.
Dedeler Meclisine, Eyalet Temsilciliklerinin önerileri ile seçilen toplam 35 dededen 28 dede ve bir ana yer almıştır. Dedeler meclisinde toplam 18 Dede Ocağı temsil edilmiş ve bir Bektaşi Babası yer almıştır. Buna karşın 12 kişilik dedeler kurulunda sadece 7 ocak dedesi yer almıştır.
Dedeler Kurulu iç tüzüğünde, kurula seçilecek dedelerin geldikleri ocaklar konusunda herhangi bir belirleme olmadığı için, dedeler kuruluna üç ocaktan birden fazla dede seçilmiştir. Dedeler Meclisinde üyeleri olmasına karşın; AABF Dedeler Kurulunda Aleviliğin Bektaşi süreği temsil edilmemektedir.
Dedeler Kurulundan Beklenenler:
Anadolu`dan gelen ve 30-40 yıldır Avrupa’ya yerleşmiş dedeler ve analar, doğal olarak Alevi toplumuna, 40-50 yıl önce Anadolu`da gördükleri ve uyguladıkları hizmetleri sunmaktadırlar. Anadolu`da dedelerin Alevi köylerindeki yapısı ve görevleri yaklaşık şöyledir:
Genellikle bir ocaktan sadece bir erkek evlat dedelik görevini üstlenir. Köyde herkes ona talip olmuş olur. Talip- dede –rehber ve musahip ilişkileri içinde inanç ve ibadet yapılır.
o Kurban,
o cem,
o nikah,
o cenaze kaldırma,
o görgü,
o Muharrem ayında Kerbela ağıtları okumak,
o ad koyma,
o sünnet gibi temel inanç ve kültürel alanlarda görev yapar.
Hakkullah/ çıralık adlarla ifade edilen bir karşılık verilir.
Dede evi, genelinde cem evi olarak kullanılır.
Genel olarak dede erkek çocukları, dede kızları ile evlenir.
Bu anlatılan yapı, yaklaşık bundan 60 li yıllarda başlamak üzere köyden şehirlere ve Avrupa`ya göçle 30- 40 yıl önce önemli ölçüde çözülmüş ve şu anda çok az bir Alevi kesiminde geçerliliğini korumaktadır.
Şu anda Almanya`da Alevilik yapılanması şu şekilde özetlenebilir:
Önceleri tek tük dedelerin kurban cemi yaptıktan sonra, 1980 lerin sonunda başlamak üzere, Türkiye`nin değişik yörelerinden ve değişik ocaklarına talip olmuş Aleviler, başta kimliklerini kaybetmemek için değişik nedenler sonucu şehirlerde Alevi Kültür Merkezleri adı altında bir araya gelmişlerdir. Günümüz Almanya`sında, aile yaşantısı ve AKM`ler dışında Aleviliğin yaşatıldığı başka bir kurum yoktur.
Bu sürece kadar, Almanya`daki Aleviler genellinde musahipsiz, dedesiz ve pirsiz ve görülmeden yaşamışlardır. AKM lerde Alevilerin gereksinimleri;
o Alevi kimliğinin ortaya yani kamuoyuna çıkması,
o cem ibadetinin açık olarak yaşatılması,
o var olan musahipliklerin devamı,
o saz ve semah kursları ile çocukların kendi inanç ve kültürlerini öğrenmeleri,
o okullarda Aleviliğin ders olarak öğretilmesi,
o Alevi nikahı,
o Alevi cenaze töreni (Hakka yürüme töreni)
Şu anda AKM lerin ana zorunlu görevleri;
- Alevi öğretisini merkezlerde kurslar yoluyla öğretmek ve aktarmak
- Cemlerin, Muharrem orucu, Aşure ve Hızır Günlerinin yapılması
- Alevi nikahı ve hakka yürüme törenlerinin yapılması
AKM`lerin desteklemeleri gereken konular:
- Alevilik derslerinin okullarda verilmesinin desteklenmesi,
- İnançlar arası diyaloğun desteklenmesi
- Hastane ve hapishanelerdeki Alevilere manevi destek çalışmaları
Bu görevler bağlayıcı olmalı, yönetimlerin isteğine bağlı olmamalıdır.
Bu durumda yepyeni bir yapı ile karşı karşıyayız.Aleviler “saklılıktan” açığa çıkmışlar takiyyeden vazgeçmişlerdir. Ayrıca teberra`dan da vazgeçmişlerdir. Eski dede-talip ilişkisi kalamamıştır. Yerini dede-üye ilişkisi almıştır. Yani ocaklı dede ve ana artık, inanç konularında görev yapan bir hizmetli dede ya da ana olmuştur. Artık dede –köyün danışmanı, öğretmeni, doktoru- ve her derde deva olmak durumundan çıkmıştır. Şimdiki dede ve ana saygınlığını giderek bilgi ile kazanmak durumundadır. AKM lerde, dede artık, Alevilerin manevi ihtiyaçları yönünde hizmet veren bir bilirkişi durumuna gelmiştir.
AKM lerde üyeler söz sahibidir. Üyeler, bazen çağın olanakları ile dünyevi konularda dedelerden çok daha ileri konumlara gelmiş durumdadırlar. Dede, bundan sonra Alevi öğretisini ve geleneklerini, batini yorumları ile aktaran ve Alevi törenlerini yürüten kişiliktir. Ama, Yönetim kurullarında diğerleri ile eşit oyları vardır. Alevi cem erkanı yeni bir dokuya büründü. İkrar cemi ve görgü cemi yerine, Abdal Musa cemi ya da irşat (öğrenme cemi) yapılıyor. Bu nedenle Aleviliği iyi bilen ve günün koşullarına uyarlayabilen, zamanın sorunlarına Alevi öğretisinden çıkarak cevaplar bulabilecek donanımlı dedeler gerekiyor. Alevi cem törenlerde dedenin tek başına sorumluluk ve yetkisi vardır. Keramet yerine hizmet ön plana çıkmıştır. Günlük sorunlara cevaplar, ancak ve ancak bilinen uygulamalar ve bilgilerin batini anlamlarını dikkate alarak bulunabilir ve kabul görebilir.
Örnek: “Kırklar Cemi”nde Kırkların kollarından aynı anda kan akması olayı`nın batini yorumu: Burada anlatılmak istenen, ceme katılanlar arasında eşitlik ve dayanışmadır. Bir kişinin acısı, herkesin acısı demektir. Alevi öğretisini aktarmak, artık sadece dedelerin değil, okullarda öğretmenlerin ve AKM lerde kurs öğretmenlerinin görevi olmuştur. Alevi nikahı, Alevi hakka yürüme törenleri, hastane ve hapishanelerdeki Alevilerin inanç gereksinimlerini, bu törenleri dedelerin dışında Alevi geleneklerini öğrenmiş olan her Alevinin (kadın –erkek) yürütmesi mümkündür. Her AKM de bir dede ana görevleri yürütmek üzere atanmalı /görevlendirilmelidir. Onun dışındakiler sadece yardımcı olabilirler. Gerekli iş kapasitesinin olduğu AKM lerde post dedesi dışından kişilerinde görevlendirilmesi mümkün olmalıdır.Yukarıdaki öneriler “Alevi öğretisi”ne de uygundur.
Şöyle ki; Buyruk`a göre “Pirin seçimi talibindir.”Üyeler (talipler) Alevi Kültür Merkezlerinde hizmet veren dede ve analardan sadece birini “post dedesi” olarak kabul etmektedirler. Diğer ocakzadeler seyittirler, ancak dedelik görevini üstlenmedikleri sürece dede değildirler. Yani; değişik ocaklara talip olanlar, çelebileri ya da Bektaşi babalarını pir kabul etmiş Aleviler, AKM lerde bir arada oldukları için, yeni bir “pir” seçmek ve ona talip (Bektaşilikte muhip) olmak durumundadırlar. Bu “pir” her Alevi Kültür Merkezin`nde farklı ocaklardan bir dede ya da bir “baba” yahut da bir “ana” olabilir. AKM` lerde sadece bir dede posta oturmalıdır. Bu dede zaten her defasından “cem” e katılan üyelerden “rızalık” almaktadır. Bütün üyeler o dedeyi ya da anayı ibadet önderi olarak onaylamak ve kabul etmek zorundadırlar. Eğer bu konuda sorunları varsa yine diğer üyelerin de katılımı ile “rızalık” alarak sorunlar çözülmelidir. Bazı AKM lerde posta oturacak “dede” henüz olmadığı için komşu şehirlerden bir dede zaman zaman davet edilerek “cem” yaptırılmaktadır.
Hakka yürüyenlere yapılan törenleri, Alevi nikahlarını veya hapishane ve hastanelerde bulunan Alevilere verilecek hizmetleri farklı dedeler ve analar da yürütebilirler. Örneğin; hapishanelere hizmet, bu konuda bilgisi olan bir Alevi tarafından yapabilir.
Önümüzdeki dönemde henüz dedesi ya da anası olmayan her AKM de en az bir dede ya da ana üyelerin (taliplerin) ihtiyaçlarına uygun hizmet vermelidir. Bu konuda AKM yönetimleri, dede ve analara olanak hazırlamalıdırlar.
Temsil hakkı:
AABF Dedeler Kurulu, Almanya`da hizmet veren dede ve analardan oluşan bir üst inanç kuruludur. Genel olarak Alevi toplumunda kabul görebilmesi için Dedeler Kurulunun oluşumunda belirli kriterler gerçekleşmiş olmalıdır. Ya da geçiş dönemi içinde bu kriterler gerçekleşmelidir.
Dedeler kurulunda tüzüğe uygun olarak Aleviliğin değişik kolları temsil edilmelidir. AKM lerde Kızılbaş, Bektaşi, tahtacı, Balkan Bektaşileri gibi Aleviliğin değişik dokularından Aleviler üyedirler. Ayrıca bu dokulara ait ve AKM`lere henüz üye olmamış yüz binlerce Alevi, AKM lerin çalışmalarını takip etmektedirler. Bu nedenle hem var olan üyelerin hem de ileride üye olacak Alevilerin rızalıklarını almak istiyorsak dedeler kurulunda, Alevilerin plüralist yapısını yani çeşitliliği gerçekleştirmeliyiz. Önümüzdeki dedeler kurulu seçimlerinde mutlaka, en az bir Bektaşi babası AABF dedeler kurulunda yer almalıdır. Dedeler Kurulunun böylesi geniş yapısı, Alevilerin kendi içlerindeki çeşitliliği kabul etmiş olmalarını ve bu yapıya hoşgörü ile yaklaşmalarını göstermiş olur.
Dedeler Kurulunda en az bir ana ya da birden fazla analara yer verilmelidir. Şu andaki dedeler kurulundaki Fatma Bayazit ana ve diğer analar kendi örgütleri onları dedeler meclisine gönderdiği sürece dedeler kurulu üyeliğine seçilmelidirler.
Dedeler Kurulunda olabilecek en fazla ocağın temsil edilmesini sağlayabilmek için her ocaktan en fazla bir dede ya da ana yer almalıdır.
Değişik şehirlerdeki AKM`lerinde aynı ocaktan dedeler hizmet verebilirler. Buna karşın, aynı yörede bir ocaktan birden fazla dedenin birlikte posta oturmaları ve hatta dedeler kurulunda yer almaları öğretimize aykırıdır. Öğretimize göre, yolumuzu en iyi şekilde özümsemiş olan ve o hizmeti en iyi şekilde yürüten bir “evlad-ı resul” un dedeliği hem ocak tarafından hem de talipler tarafından kural olarak yüzyıllardır kabul görmüş ve uygulanmıştır. Şu anda bu kuralı değiştirmek için herhangi bir gerekçe yoktur. Bir ocağın dedeleri kendi aralarında post dedesini belirleyerek yani ona el vererek, sadece onun adaylığı ile dedeler kurulu seçimine katılmalıdırlar.
Yukarıda belirtilen prensipler, gelecek dedeler kurulu seçiminden önce AABF Dedeler Kurulu iç tüzüğüne alınmalıdır.
Bilgi ve donanım
Almanya`da şu anda görev yapan bir kaç dede dışındaki dedeler, toplumun gereksinimlerine cevap verebilecek bilgi ve donanımdan yoksundurlar. Dedelerin Türkiye`deki koşullarda öğrendikleri ve uyguladıkları Alevilik, Almanya`da yetişen ve buralı olan genç kuşak Alevilere yetmemektedir. Dedelerin çoğunluğu uzun yıllar, cem ve erkanlardan uzak kalmışlar, öğrendiklerini unutmuşlar ya da hiç öğrenme olanağı bulamamışlardır. Eskiden olduğu gibi şimdi “Buyruk”ta yazılı olan şu kurallar daha da önem kazanmıştır. “Pirin toplumun sorunlarını ve niteliklerini bilmesi gerekir. Pirin talibe iyi örnek olması ve sürekli kendini eğitmesi gerekir. Pirin soyu ile öğünmesi yerine soyuna yakışır davranması gerekir. ”
Dedelerin bu yeni koşullarda hizmet verebilmeleri, ancak ve ancak kendileri eğitmekle olasıdır. “Evlad-ı resul” payesinin arkasına sığınmak, Alevileri geçmişte tatmin etmemiş şimdi de tatmin etmemektedir. Zaten dedelerin büyük çoğunluğu bu durumu bildikleri için önceki Dedeler Kurulu Başkanı Derviş Tur Dedenin girişimleri ile “Özüne Dönüş” adlı bir eğitim programı oluşturulmuştur. Bu program geliştirilerek bir an önce uygulanmalı, böylece dedeler ve analar bu topluma daha iyi hizmet verecek bilgi ve donanıma kavuşmalıdırlar.
Bu eğitimde modern pedagojik metotları uygulanmalı; bilgili olan her kişiden yararlanmalıdır. Hiç bir kuruluş ve devlet bize, dede yetiştirme olanağı vermeyecektir. Biz bu olanakları kendimiz ve kendi olanaklarımızla yaratmak zorundayız. Başlangıçta, zorluklar olacaktır. Zaman içinde eksiklikler giderilecek ve gelecek nesillere daha uygun ve kaliteli hizmet verilmesi sağlanmış olacaktır.
Dede kadroları:
Dedelerden uzun zaman, Alevi Kültür Merkezlerinde fahri olarak çalışmalarını bekleyemeyiz. Dedeler de bu toplumda para harcamak ve geçinmek zorundadırlar. AKM ler mutlaka kendi dede ve analarına maddi olanaklar sağlamak zorundadırlar.
Almanya`da yaşayarak, Türkiye`deki “hakkullah ya da çıralık” usulünü yeniden canlandıramayacağımıza göre, dedeler için önce yarım ve ileride tam kadrolar oluşturulmalı, onların geçimlerini ve emekliliklerini dikkate alan bir sistem oluşturulmalıyız. Bu konuda adım atabilecek maddi gücü olan AKM `ler öncülük yapmak zorundadırlar.
Sonuç:
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu; sorunlarına demokratik ve kurumda geçerli olan kurallara göre kendi içinde çözümler aramakta ve bulmaktadır. Bu çözümler, AABF deki her kişiyi tatmin etmeyebilir. Bu doğrultuda yapılan yapıcı eleştiriler, zamanla çözümlerin gelişmesine ve genel hatları ile kurumlaşmanın gelişmesine katkıda bulunmaktadır.
Çözümleri dışarıda aramak ya da dışarıdan çözümler dayatmak, örgütlenmiş Alevileri rencide etmektedir. Bu, “siz bu işi beceremiyorsunuz” anlamına gelir. Böylesi bir tavır kendi kimliğine sahip çıkmış ve bunu da “tam bağımsız” olarak gerçekleşmiş AABF`ye hakaret olur.
AABF, gelecekte zor da olsa demokratik kurallarla sorunlarını çözmeye devam edecektir.
Dışarıdan gelecek tehditler ve saldırılar AABF yi daha da güçlendirmektedir. Zaten saldırıların dozajının artması ve “Bağımsız Alevi Toplumunu” istemeyenlerin hırçınlaşmaları AABF`nin güçlendiğini göstermektedir.
“Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz.”


[1] Bu yazıda “dede” tabiri; dede, pir, baba, ana, ana sultan gibi Alevi ibadet önderleri için kullanılmaktadır. Her defasında bu terimleri sıralamak yazıyı uzatabilirdi.
[2] Bu yazının önemli bir bölümü 22. 01. 2005 tarihli AABF Dedeler Toplantısına sunulmuştur.