HIDIR TEMEL




HIDIR TEMEL

Hizmet hak išin, yol hepimizden uludur

AABF Denetim Kurulu Başkanı Hıdır Temel: "Hizmet hak için, yol hepimizden uludur"

Dünyadaki YAPISAL değişimlere paralel ve ‚Sivas Olayları’nı takiben Alevi konumunun yeni bir boyut kazanması ve Alevilerin kendi kimliklerine son 200 yılda rastlanmamış bir biçimde sahip çıkmasıyla birlikte, gerek Türkiye’de, gerekse Alevilerin yaşadığı diğer ülkelerde Alevilik, yalnız gündeme oturmakla kalmayıp, aynı zamanda Alevilerin kendileri içinde bir sorgulama dönemini de zorunlu kıldı. Her ne kadar Aleviler bu ‚kendilerini sorgulama sürecine’ karşı dayansalar ve sorunu hep karşıdakine yüklemeye kalksalarda, gelinen noktada bu sorgulama sürecini yaşamadan kurtulamayacakları ve bu sorgulamanın geciktikçe daha sancılı olacağı gerçeği kendisini dayatıyor. Sorgulama, ilk etapta direk Alevi bireyini kapsasa da, inanç kurumlarının bugünkü işlevlerini yerine getirip getiremedikleri ve ya ne kadar güncel oluşları konusunda öncelik kazanıyor; zira, kurumların işlevsel olmayışı inananlarını zora sokuyor.

Aleviliğin en temel kurumları olan İkrar Ayini, Musahiplik, Görgü, Dedelik ve Taliplik kurumlarından ilk ikisi son yüz yıldır zaten işlevliklerini kaybetmişler ve neredeyse Alevi inanç yapısı içersinde zor anımsanır hale gelmişlerdir. Görgü yer yer köylerde geçerliliğini korurken, kentlerde ve yurt dışında çok ender rastlanan ‚olay’ konumundadır. Geriye kalan iki kurumu da birlikte ele almak zorundayız; zira, Dede olmadan Talip, Talip olmadan Dede olmuyor ve zorluk da buradan kaynaklanıyor.
Konuyu burada yalnız içersinde yaşadığımız Avrupa ile sınırlandırmak ve sosyolojik açıdan değerlendirmek istiyorum: Burada yaşayan Alevilerin neredeyse tamamı Aleviliklerini ‚Alevi bir aileden olmak’, ‚Alevi bir aileden gelmek’ olarak algılıyorlar. Alevi inancının öngördüğü ‚Alevilik bir yoldur ve Alevi olabilmek için bu yola girilmelidir (ikrar verilmelidir ve talip olunmalıdır)’ kuralı ne akla gelen, ne de uygulanan bir olgu. Yani Aleviler artık talip değil, olabildiği kadar Alevi gelenekleri içersinde yetişen, bir zamanlar talip olmuş dedelerin torunları. Bir çok Alevi ‚Dede’ bilmediği gibi, anne ve babalarının hangi ocağa bağlı olduklarını dahi bilemeyen Alevilerin sayısı hiç de azımsanmayacak boyutta. Buradan çıkaracağımız sonuç, Taliplik kurumunun işlevsizliğidir.
Ancak taliplik kurumunun yerini yeni bir kurum almıştır ki bu da dernek üyeliğidir. Ve bu kurumun sorunları taliplik kurumunun sorunlarıyla aynıdır; dernek üyelerinin cemlerinin yapılması, kurbanlarının yenmesi, nikahlarının kıyılması, aradabir hakka yürüyenlerin de uğurlanması gerekmektedir. Bu sorunların giderildiği bir dergah ya da Ocak şu an için Avrupa’da –benim bildiğim kadarıyla- yoktur. Bunların yerine derneklerimiz, cemevlerimiz vardır.
Dergahların ve Ocakların yerini derneklerin, talipliğin yerini dernek üyeliğinin aldığı yerde , daha önceden ikrar verip talip olduğumuz ‚Pirlerimizin’, ocak dedelerimizin yerini de, yukarda saydığımız hizmetleri yerine getirecek bir ‚hak ve halk hizmetçisi’ , ‚Dernek Dedesi’ alacaktır. Alevi inancı ve geçmişiyle ilintilendirmek ve derneğe üye diğer dedeleri de gözetmek için, her ne kadar işlevleri tıpa tıp aynı olmasa da, bu dedeye ‚post dedesi’ denebilir, denilmelidir! Burada bir anımsatma gereği duyuyorum: örgütümüzün daha önce aldığı kararla bu kurumun kadınlar tarafından da yürütülebileceği dedeler kurumu iç tüzüğüne konulmuştu. Bu hizmetin bir kadın tarafından yürütüldüğün de ‚Dernek Anası’, ‚Post Anası’ kavramları kullanılmalıdır!

Sorun, ‚Dernek Dedeliği/Analığı Kurumu’nun yapılandırılması sorunudur!
Taliplik ve dedelik kurumlarının tüm işlevlerini karşılıklı yerine getirdiği dönemlerde taliplik kurumuna göre üst kurum olan dedelik yaptırım gücünü ikrar ayini, müsahiplik kurumu ve görgü kurumlarından alıyordu. Bu kurumların işlevsizliğini az önce belirttik! Peki, Dernek Post Dedeliği/Analığı yaptırım gücünü kimden alacak? Bu gücün sınırlarını kim belirleyecek?
Bu soruların şu an için tek bir yanıtı var: bu yaptırım gücünün yine üyeler tarafından kollektif olarak verilip, kollektif olarak kontrol edilmesi gerekmektedir; yani bu gücü veren de kontrol eden de örgütün bizzati kendisi olmalıdır. Bunun alternatifi şu an için yoktur ve bunu her iki tarafın da (hem dernek dedelerinin/analarının hem de dernek üyelerinin) kabul etmeleri zorunludur. Aleviler yeni kurumlarını oluşturuncaya değin tüm sorunlarını var olan örgütleri içersinde çözmek zorundadırlar. Zaten örgütlerimizin var oluş nedenleri de sorunlarımıza çözüm bulmaktır.

Dernek Post Dedesinin/Anasının donanımları neler ve nasıl olmalıdır?
Geçmişte Dedeliğin/Analığın belirleyicisi bu kişilerin ocaktan gelmesi yoluyla oluyor ve ocağa talip olanlarca da doğal kabul görüyordu. Yaşamı ocakta geçmiş, kişiliği bu hizmetle şekillenmiş insanların donanımları, bazı istisnalar dışında, yukarıda sayılan hizmetlerin yerine getirilmesine yetiyordu. Ancak gelinen noktada, sayıları yok denecek kadar az olan ve neredeyse yaşam mücadelesi veren işlevsel ocakların bile donanımları, günümüz aleviliğini yürütmeye yetmemektedir. Kaldıki, buradaki kitlemizin çok çeşitli bölgelerden ve neredeyse yok denecek kadar az alevilik bilgisiyle kümelendiğini ve bu insanların talip değil üye olduklarını düşündüğümüzde, bir bölgenin ve ya ocağın algılama ve aleviliği yaşama biçimiyle burada Dedelik/Analık yapmanın zorluğu kendiliğinden ortaya çıkar. Tek başına ‘Ocakzade’ olmak artık Dede/Ana olmaya yetmemektedir. Bu hizmete aday olacak kişilerin kendilerini evrensel boyutlarda yetiştirmiş olmaları, Aleviliğin yalnız şekilsel ve sözel uygulanışının dışında hangi öze inmek istediğini, bölgesel Alevilik uygulanış farklılıklarını, Alevilik dışında kalan din ve inanç yapılanmalarını, Aleviliğin reel tarihini yalnız bilmekle kalmayıp bunları dinleyenlerine de aktarıp kabul ettirebilecek bilgi ve beceride olmaları gerekmektedir. Alevilik artık yalnız kendi kabuğu içinde gizemli bir inanç değil, evrensel değerler taşıdığını iddia da eden bir inançtır. O halde alevilerin inanç önderleri ‘görücüye’ de çıkabilecek, yani Alevi olmayanlara da hitap edebilecek ve alevileri temsil edebilecek konumda olmalıdırlar. Bu son nokta, içinde yaşadığımız yer ve zaman açısından daha da ayrıcalıklı bir önem arzetmektedir.

Peki bu vasıfları taşıyan Dedeleri/Anaları nasıl bulacağız? Varlığını zor koruyabilen bir inanç kurumunun kendi içersinde bu tür donanımlı insanlar yetiştirebilmesi neredeyse olanaksızdır. Aleviler, kendi inanç önderlerinin yetişmelerine olanak sağlayacak yapılanmayı oluşturana kadar, var olan inanç önderlerinin içersinden yukarıda sayılan vasıflara en yakın olanını seçmek yoluyla bu geçiş sürecini atlatmak durumundalar! Yukarda da değindiğimiz gibi bu bir hizmettir ve bu hizmeti kim layıkıyla yerine getiriyorsa görev onun hakkıdır. Ayrıca, Alevi inancında çok büyük öneme ve yere sahip ‘Buyruk’, tüm dedeleri yukarda saydığımız vasıfları kazanmağa ve öğrenmeğe yükümlü kılar ve bu vasıfları taşımayanların dede olamayacağını savunur!
Sayın Dedeler, sayın Analar, ‘hizmet hak için, yol hepimizden uludur, eşk ola yola’