HASA KILAVUZ DEDE, AABF DEDELER KURULU BASKANI
YARDIM iBADETTiR

Hasan Kılavuz

2005 yılı cümle insanlara kapısını açtı. Dünyanın bir ucundna insanların bir kısmı yeni yıla gülüp, eğlenerek girerken, bir diğer ucunda doğal afetler sonucu yüzbinlerce insan acıya boğuldu. O acıları yaşayan insanların, acılarına gönülden ortak oluyoruz ve o insanlara yapılacak olan yardımları inancımız gereği ibadet kabul ediyoruz. Dualarımız o insanlarla. Hızır cümlesine yardımcı olsun. Yüce Hakk daha da büyük afetlerden cümle insanları koruyup kollasın.
2004 yılının zahmetli inişli-çıkışlı yollarında, sırtında ağır yükle 2005 yılının kapısından giren uzun soluklu Alevi inanç neferlerinin cümlesini hizmetlerinden dolayı yürekten kutluyorum.
2005 yılına girerken kazanımlarımızı daha da geliştirmek, kitlelere mal etmek için yapacağımız her çalışma yüce bir ibadet olur. Alevilikte “Yol cümleden uludur”. Onun için bu yola baş koyanlar, bütün mücadelelerini bu doğrultuda yaparlar.
Hizmet kişiye geri döner
Bu uğurda çalışan canlar inanıyorum ki yorulup yollarda kalmazlar. Yapılan her hizmet kişiye geri döner. İnancını hep taze tutarak, bizden sonraki kuşaklara aktaracaklarımız, şimdiden yaptığımız ve yapacağımız çalışmaların ürünü olabilir.
Nasıl ki binlerce yıldan beri bu yüce inancın taşıyıcıları, bilgi ve birikimleri koruyup günümüze kadar ulaştırmışlarsa, bizde en çağdas yorumlarla özünü bozmadan, bizden sonrakilere bu inanç ve ibadetin güzelliklerini bırakmakla sorumluyuz. Sorumluluk bu yüce inancı anlatırken ve işlerken başka bir inancın içinde eriterek ve içini boşaltarak değil, tam tersi kaynağa giderek Alevi ocaklarının gerçek ibadet şekil ve özünü ortaya çıkararak yeni nesile anlatmakla olur. O zaman bu inancın genç nesili kendine öz güven duyar ve ne olduğunu özgürce haykırır. Pirine, yoluna ve erkanına sahip her genç gerçeği öğrendikçe başı dik “Ben Aleviyim” diyebilir.
Avrupa’daki Alevi hareketi her yıl yeni dev projelere imza atıyor. Her yıl Türkiye’deki etkinliklere katılıp, Alevilerin ibadet mekanlarının temelini atıp maddi katkıda bulunuyor. Bu çalışmalar bu hareketin içinde olan her bireyin katkısıyla oluyor. Hazreti pir cümlesinden razı olsun.
Aleviler ilerliyor
2004 yılında hep birlikte söylediğimiz “Kadının Türküsü” hafızalardan silinmeyecek izler bıraktı. O çalışma da emeği geçenler, o etkinlikte görev alanlar hiçbir zaman unutulmaz. 2004 yılının yine en büyük kazanımı olan Almanya’daki okullarda Alevilik dersleri verilme hakkına kuvuşmamız…
Yüzyıldır vicdanlarımızı inciten bu kara baskıyı örgütlü hareketin çabasıyla kaldırdık. Ne kadar sevinsek yeridir.
2004 yılının getirdiği okullardaki Alevi dersleri ile ilgili kazanımının 2005 yılında takipçisi olmalıyız. Alevi ailelerine ve Alevi derneklerine büyük görevler düşüyor.
Aileler, çocuklarını bu eğitime hazırlamalı, çocuklarının bu derslere katılmasına önayak olmalı ve onların Alevi olduklarını sorulduğunda korkusuzca söylemelerini tavsiye etmeleri gerekmektedir.
Yöneticilerin yükü ağırlaşıyor
Başkan ve yöneticilerimiz kitleyi devamlı gelişmelerden haberdar etmeli ve bu konuda bilgilendirme toplantıları, seminer ve paneller düzenlenmelidir. Bu kazanımlara topyekün sahip çıkılması sağlanmalıdır. Asırlardır sindirilmiş, gizlenmiş, yasaklanmış bir inancın “Ha!” deyince ortaya çıkıp kendini ifade etmesi çok zordur.
Önemli olan zoru başarmaktır. Artık kaldırın başımızı kaldırmalıyız. Avrupa’da cemevleri satın alan derneklerimiz, cemevlerinin bir odasını tamamen Alevi inanç, ibadet ve göreneklerine göre düzenlemelidir. Cemevine girildiğinde oranın bir Alevi ibadet merkezi olduğu derhal göze çarpmalı, insan ruhen orda bunu hissetmeli. Ordaki her eşya inanç ve ibadetimizle örtüşmelidir.
Cemevlerinin duvarlarına Alevi ulularının vecizeleri güzel bir yazı ve düzgün bir çerçeve ile asılmalı. Hangi yöne dönersen dön bu yazılar okunabilmeli ve mümkünse iki dilde yazılmalı (Türkçe/Almanca). O odanın ibadet mekanı olduğu beyinden gönüle akmalı. Küçük çocukları ve gençleri derneklere ve cemevlerine çekmek için çeşitli etkinlik ve yarışmalar düzenlemeli, bu yarışmalara küçük de olsa ödüller konulmalı. Resim çalışmaları, şiir ve okuma akşamları, saz çalma, el sanatları faaliyetleri ile çocukları aile bireyleriyle birlikte bu çalışmaların içine çekme yöntemleri yaratmalıdır. Gençleri toplu olarak, sinemaya, yüzmeye, spora, geziye veya müzeye götürerek, derneklerimizi hep canlı tutmalıyız.
Canlar sözümüz halden bilene, sözden anlayanadır. Anadolu’da rüzgarın ölüm türküleri söylediği dönemde dahi asla ikrarından dönmeyen Alevi pirleri, talibin elinden dolu alıp, dolanıp akmışlar. İkrarında duranların demine “Hu” demişler.
Herþey gönlünüzce olsun. 2005 yýlýnda dildeki dilekleriniz kabul olsun.