MENEMENI BIRAKIN SIVASA BAKIN!
Menemen’i birakin Sivas’a bakin!

Menemen’i bırakın Sivas’a bakın!
Asteğmen Kubilay’ın yobazlar tarafından katledilmesinin 74.yıl dönümüydü 23 Aralık 2004.

Cumhurbaşkanımız Sezer’den Başbakanımız Erdoğan’a kadar bütün devlet büyüklerimiz 74 yıl önceki bu trajik olayı anarak ’’irtica’’yı kınama mesajları yayınladılar.

Verilen mesajların ortak ve temel özelliği günümüzde de önemli bir tehdit olarak algılanan köktendinci akımlara gözdağı vermekti.

Kubilay’ın 74 yıl önceki kahramanlığına övgüler düzülerek, her Türk’ün bir Kubilay olması gerektiği ima edilerek, asılan 28 kişiyi örnek göstererek verilen bir gözdağı.

Oysa asıp kesmek, bir işe yaramamış ki, Atatürk’ün; ’’Kubilay’ın temiz kanı ile Cumhuriyet, hayatiyetini temizlemiş ve kuvvetlenmiş olacaktır.’’ sözlerinin üstünden tam 63 yıl geçtikten sonra 21. yy’ın eşiğindeki Türkiye’de 1 Temmuz 1993 tarihinde bir Sivas Olayı yaşandı.

Bundan 74 yıl önce değil, sadece 11 yıl önce;

Sivas’ta 37 kişi katledilmişti!

Hatırladınız mı?

Ülkemizin şairleri, yazarları, sanatçıları ve gençleri türkü söylemeye, Pir Sultan Abdal’ı anmaya gittikleri Sivas’ta diri diri yakılmışlardı.

1 Temmuz’da Sivas’ta:

Sayıları 15 bine ulaşan bir kitle; ‘’Şeriat istiyoruz! Yaşasın Hizbullah! Laik düzen yıkılacak! Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak!....’’ sloganları atmıştı.

Sivas Emniyet müdürü Doğukan Öner; ne yapacaklarını soran polislere ’’Müdahale etmeyin.’’ demişti.

Kitleyi yatıştırma konuşma yapması istenince sözlerine ’’Gazanız mübarek olsun!’’ diye başlayan Refah Partili Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu itfaiyenin yangın yerine ulaşmasını engellemişti.

Asker ve polis; ancak Madımak Otel’i ve içindekiler yanıp kül olduktan sonra havaya ateş açıp azgın kitleyi dağıtmaya başlamıştı.

Sivas’ın havasında Kubilay’ın ruhu yoktu o gün.

Yanık et kokusu vardı sadece.

Bakın zamanın büyükleri ne demiş olaydan hemen sonra:

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: Olay münferittir…Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır. Devlet güçleriyle halk karşı karşıya getirilmemeli.

Başbakan Tansu Çiller: Oteli saran vatandaşlarımıza hiçbir zarar gelmemiştir.

Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü: Rejim tehlikede değil. Sivas olayları mahalli niteliktedir. Olayda elimden geleni yaptım. Ne yazık ki yetkilerim kısıtlı.

Refah Partisi Bşk. Necmettin Erbakan: Dini tahkir ve tezyif suçunun işlenmesi ve böylece büyük bir tahrike karşı galeyandır.

ANAP lideri Mesut Yılmaz: Bir futbol maçında da bu kadar kişi ölebilirdi.

CHP Genel Bşk. Deniz Baykal: Olayların sorumlusu iktidardır.
….
Olaydan 7 yıl sonra dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin ’’Cumhuriyet’e ve devlete yönelik büyük bir ayaklanma vardı. Yardım ve destek istedim ama hiçbir yerden ses gelmedi. Valilikten içeri girip, bizi linç ederek yeşil bayrak asacaklardı. Her şey bitti, insanlar öldü. Ondan sonra yardım gelmeye başladı.’’demişti.
…..
Olayın ertesinde görevden alınan Temel Karamollaoğlu, kısa bir süre sonra görevine iade edildi. Refah Partisi Genel Kurulu’na katıldığında ise partilileri tarafından bir kahraman gibi karşılanarak ayakta alkışlandı… 27 Mart 1994 belediye seçimlerinde, diğer partilerin ittifakına rağmen yüzde elliye yakın oy alarak yeniden Belediye Başkanı seçildi. Ardından Fazilet Partisi’nden milletvekili seçildi…Daha sonra Saadet Partisi milletvekili oldu. 2003 Mayıs’ında beş yıllık siyasi yasağının bitmesiyle tekrar Saadet Partisi’nin başına geçen Necmettin Erbakan tarafından partinin Genel İdare Kuruluna getirildi.
….
Evet, ne demiştik…Asıp, kesmeyle, gözdağı vermekle, hamasetle irtica girişimleri engellenebilseydi Sivas Olayı yaşanmazdı.

Dolayısıyla, günümüzdeki sorunları anlamak için; Menemen Olayını bırakıp Sivas Olay’ına bakmalıyız. Sorumuzun asıl cevabı orada.

11 yıl önceki Sivas Olayı’nı anlayamayanların 74 yıl önceki olayı örnek gösterip bugünkü problemlere gönderme yapması pek inandırıcı olmuyor.

24 Aralık 2004