*** KIBLESI INSAN OLANLAR ***
ATTiLLA UÇAR

HELE ZÜLFİKAR’I BİR KIRDA…….!

Bayırın, düzün ve de Karaözünün güzel insanları Merhaba !

Değişik zamanlarda Türkmen sitelerinde Alevilik ve Cem evleri ile ilgili yazılarımı okuyorsunuz. Üslup olarak belki de istemeden bazı dostları kırıyorum. Ama samimi olarak söylüyorum, esas olarak siz dostlarla Aleviliği tartışmak ve konuşmaktan başkaca gayem yoktur.

Değerli dostlar benim her yazdığıma ve söylediğime doğrudur diye itibar etmeyiniz. İnsanda Akıl ve fikir gelişmesi; okuduğumuz, dinlediğimiz ve de gördüğümüz her şeye kuşkuyla bakmaktan geçer. (Yıllarca çalıştığım mesleğin temel ilkesidir) Bunu söylerken sizlerinde; yok babam, dedem söyledi diye her söylediklerini doğru kabul etmek, gerici bir tutum olduğunu da unutmayalım.

Aleviliği, Alevileri ilgilendiren her konuda insanlarımızın farklı görüşte ve farklı sorular sormasından korkmamalıdır. Korkulacak olan; doğal olmayan herkesin aynı düşüncede olmasıdır. Bugünkü Alevi öğretisini bilmiyor yada yeterince konuşamıyorsak adres; yıllardır Devletin İslami bir öğretim dayatmasındadır.

Alevilik öğretisinde, kültüründe “TABU” ların yeri olamaz. Kültür insanın, insan olmasına yarayan ve yücelmesini sağlayan itici güçtür. Bu güç tüm Alevilerde olduğu gibi bizim köylerde de fazlasıyla vardır.

Alevilerin en temel ve hassas konularda bile üslubu ne olursa olsun görüşlerini serbestçe söyleme alışkanlıkları vardır. Zaman zaman tartışmalarda görüş ayrılığı çıksa da , aynı görüşü paylaşmasa da ertesi gün hiçbir kırılma olmadan kaldıkları yerden devam etmeye hazırdırlar. Biz alevi ozanlarda Bektaşi fıkralarında bunu görmedik mi? Bu da Alevilerin İnsan sevgisi ve hoşgörü ortamıyla beslenerek büyümesidir. Köyümün ve köylerin güzel insanları Alevilikteki “Ali” ile ilgili birkaç cümle yazmak isterim.

Öncelikle Alevilerin kafasındaki Ali ile İslam devleti ve şeriat için kılıç sallayan Ali farklı kişilerdir. Örneğin Türk araştırmacı A.Yaşar OCAK “Tarihte yaşamış Hz.Ali ile Alevi ve Bektaşi inanç dünyasındaki Ali birbirinden farklıdır”, İrene Mhelikoff ise; “Men Ali’den gayrı Tanrı bilmezem diyen Alevinin Ali’si ile gerçek Ali arasında dağlar kadar fark var” demiştir. Son bir örnek: Mustafa Kemal Atatürk döneminin resmi ideologlarından Prof. Reşit TANGUT bir raporunda “Aleviliği, islamın bir mezhebi veyahut bir tarikatı sananlar, tamamıyla aldanmışlardır. Alevilik Müslümanlık değildir, onu Şiilikle karıştırmakta hata olur” demiştir.

“Alevilik Hz.Ali ve Kerbela olayıyla başlamadı” diyen A.Yaşar OCAK tabii ki haklıdır. Kerbela kompleksinden kurtulmalıyız. Hz. Ali’nin Aleviliğin başından beri içinde olmadığı, ama şii geleneğinin içinde olduğu gerçektir. Aleviliği Mekke’de, Medine’de, Arap tarihinde Hilafet kavgalarında, Kur’anda aramak Bektaş-ı Veli’nin, Yunus’un, Pir Sultan’ın kemiklerini sızlatmaktan başka bir şey değildir. 15.yüzyıl sonunda Aleviliğin içine giren Hz.Ali’nin Zülfikar’ın ne kadar çok kaynadığına örnek verecek olursak; değerli halk ozanımız Ali KIZILTUĞ’u hepimiz biliriz Bir konserinde aşağıdaki deyişini söylüyor:

“Senisevenler inyaralı dertli,
Şu elin zalimi bizden kıymetli,
Keramet sahibiydin güçlü kuvvetli,
Yoksa bir kul idin öldün mü Ali.?

Zalimin zulmü bizi yakarsa,
Bizi ağlatıp karşımızdan bakarsa
Ahrette elim boşa çıkarsa
Tutar Zülfikar’ı kırarım Ali.”

deyişi dinleyen ve ön sırada oturan yaşlı bir teyze hışımla ayağa kalkarak “Hele Zülfikar’ı kırda, Babayın ağzına sıçayım” der.

Sevgiyle ve hoşgörüyle kalın…

Attila UÇAR


Ali KIZILTUG - Attila UÇAR Bayirin, düzün ve de Karaözünün güzel insanlari Merhaba