ANASAYFA'ya dön

BURUNÖREN

IGDELI

KALEKÖY

KARAÖZÜ

KIZILPINAR

SIVRIALAN

YERLIKUYU

 

 ZİYARETCİ DEFTERİ * Gästebuch
  Gästebuch anzeigen | Yazmak için BURAYA TIKLAYINIZ! * Eintrag vornehmen | Suche | Zurück zum Haupt index | Admin
  # Seite: [ « ] ... | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | ... [ » ]

 NO: 152
 Datum: Dienstag
12:58
17.04.2007
Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 6.0; Windows NT 5.1; SV1; HbTools 4.8.4) 88.254.134.127 (88.254.134.127) DOĞAN DOĞAN
unbekannt Türkei
Fare Öyküsü

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve
eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü. Kendi kendine:

"İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.

Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu
anladığında yıkılmıştı.

"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye
bağırarak telaşla bahçeye fırladı.
Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç
bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:

"Zavallı farecik...Bu senin sorunun benim değil. Bana bir
zararı olamaz küçücük kapanın" dedi.

Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla
domuzun yanına koştu ve,
"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye
adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama,

"Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka
yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol"
dedi.
Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve ,

"Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.

İnek ;

"Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni
ilgilendirmiyor." dedi.

Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü.
Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak
zorunda olduğunu anladı....
O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik
farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı
ki birden bir ses duyuldu.
Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.

Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından
fırladı ve mutfağa koştu.

Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını
fark edememişti.

Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden
çiftçinin karısını ısırdı. Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor,
zehiri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı.
Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız
ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.

Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu
herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu.

Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi.
Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler.

Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti......
Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki
çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi
ve öldü.

Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et
sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.....
Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden
izledi.

Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile
karşı karşıya ise hepimizin aynı tehlikede olabileceğini
hatırlayalım.

Hepimiz yaşam denilen bu yolculukta yer alıyoruz.
Diğerimiz için bir gözümüzü açık tutmalı ve diğerlerini
cesaretlendirmek için çaba harcamalıyız....

Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını
esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur.
Mustafa Kemal Atatürk

YORUM EKLE Kommentar hinzufügen
<hidden>
 NO: 151
 Datum: Dienstag
12:15
17.04.2007
Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 6.0; Windows NT 5.1; SV1) 85.177.234.104 (e177234104.adsl.alicedsl.de) onur hasan
unbekannt Türkei
HAYAT TV GELİYOR


EMEĞİN VE EZİLENLERİN SESİ HAYAT TV GELİYOR..................... ......



Heyacanla bekledigimiz Emegin,ezilenlerin sesi,gözü kulagi olacak Hayat TV Türksat 2A uydusundan start verdi.Onu yasatmak,büyütüp,güclendirme k icin yüregi emekten yana olan her bireye görev düsmekte.Gerek kanalin tanitimi,gerekse maddi yardimlar icin sefeber olunmaliki,gücünü aldigi yere yarasir sekilde inatla ayakta durabilsin..

Frekans : 11996
Polarizasyon : VERTIKAL
Sybolrate : 26000

YORUM EKLE Kommentar hinzufügen
<hidden>
 NO: 150
 Datum: Dienstag
09:53
17.04.2007
Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 6.0; Windows NT 5.1; SV1; HbTools 4.8.4) 85.99.33.240 (dsl.dynamic859933240.ttnet.net.tr) DOĞAN DOĞAN
unbekannt Türkei
Konfiçyüse, sormuşlar insan oğlunda seni şaşırtan şey nedir?

CEVABI:

İnsan oğlu para kazanmak için sıhhatini verir.
Sonra sıhhatini kazanmak için parasını verir.
İstikbali düşünürken, insan oğlu yaşadığı günü unutur.
Böylece bugünü yaşar, nede istikbali,
Aslında, ölüm yokmuşcasına yaşarken, yaşamış gibi ölürler demiş.

Konfiçyüs ün bu sözlerinden ibret alıp dersler çıkarmak gerekmez mi?

Doğan DOĞAN
Em.Alb.

YORUM EKLE Kommentar hinzufügen
<hidden>
 NO: 149
 Datum: Sonntag
23:28
15.04.2007
Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 6.0; Windows NT 5.1; SV1; HbTools 4.8.4) 85.99.0.127 (dsl.dynamic85990127.ttnet.net.tr) DOĞAN DOĞAN
unbekannt Türkei
CUMHURİYETİN DEĞERLERİNE SAYGI MİTİNGİ

Türkiye, geçen günlerde yoğun bir politik kargaşası ile uğraşırken, dışardan gelen tehditlerde çok önemli idi.

Öncelikle, Kuzey Irak Kürt devletinin başı Barzani, cebine Türk Devletinin Hükümetleri tarafından kırmızı pasaport konulan ve de kursağında lokmalarımız bulunan kendini bilmez başı poşulu densiz çete reisi hükümetimizi ve de sahipsiz bırakılan Türkiye Cumhuriyeti Devletini, öyle bir tehdit etti ki, (!).

Cumhurbaşkanlığı seçiminin Hükümet tarafından rahat yapılmasını sağlamak için ümmetçi basının,
Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırılarının yoğunlaşması üzerine de, TSK lerinin Genelkurmay Başkanı,(Benimde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayında görev yaptığım zaman Alay Komutanım olan) Sayın Orgeneral Yaşar Büyükanıt Paşa zamanı, içeriği iyi hesaplanmış, bir basın toplantısı yaptı.


Laik T.C Devletinin Cumhurbaşkanı Sayın A.Necdet Sezer, Atatürkçü, laik, milliyetçi, vatansever, yurtsever, vatanı için canını feda edecek düşüncede komuta kademesi yetiştiren, Harp Akademileri Komutanlığında yaptığı veda konuşmasında, Türkiye’nin karanlık ve sıkıntılı bir dönem yaşadığını, Devletin tehlikede olduğunu, gerekçeleri ile bir bir anlatan, gerçeklerle dolu bir konuşma yaptı. Konuşması, iktidar hariç her vatandaş tarafından doğru olarak algılandı.


Atatürkçü Düşünce Derneğinin düzenlediği ve üçyüze yakın sivil toplum örgütlerinin ve yurdun her köşesinden kendi imkanları ile gelen sağ duyulu ve bilinçli yurtsever vatandaşların desteği ile 14 Nisan 2007 günü, Ankara’da yapılan Cumhuriyet değerlerine saygı Mitingine katılan bir milyon deniyor ama bence aşan kişinin sesinin iktidar tarafından da korkularak izlendiğinden eminim.


Cumhuriyet, hatta Türk tarihinin en görkemli ve kalabalık bir mitingine, yabancı basın ilgi gösterirken, Hükümetin korkusundan Türk basınının kanal Türk dışında tamamına yakınının ilgisiz kalması demokrasi adına utanç verici bir durum olarak göze çarpmıştır.


Hükümeti elinde bulunduran Başbakan Tayyip Beyin, basit bir kavşak açışını bile yayını keserek naklen yayınlayan TV kanallarının da duyarsızlığını, taraflılığını ortaya koymuşdur.


Zaten bu muhteşem mitingin yapılma nedenlerinden biride, susturulan ve satın alınan basının hürriyetinin tekrar kazandırılarak, devletin menfaatlerini ve Türk halkının çıkarlarını savunacak çizgiye çekmektir.
Nitekim miting günü elinde ajandası ile devamlı not alan bir hanım efendiye hayırdır neler yazıyorsun dediğimde 12 yıllık Sabah gazetesi parla.mento muhabiriyim dedi O zaman kendisine neden bu kadar duyarsız ve sessiz ve de yanlı kaldıklarını sorduğumda sormayın beyefendi bizim 4 yıldır ne baskılar altında olduğumuzu halk bir bilse diye cevap verdi.


Ders alınacak kulaklara küpe olacak bir miting ti bu. Düzenli edepli onurlu başlayıp aynı güzellikle biten bir miting. Hiç kimse aşırılığa kaçan bağırıp çağırmalar.ve örgüt bayrağı taşımadı. Türk bayrağı ve Atatürk resimleri o kadar güzel bir ahenk oluşturmuştu ki, İnsanın vücudu diken diken oluyordu adeta. İnsanlar o kadar duyguluydu ki göz yaşlarını tutamıyorlardı beklide sevincin verdiği bir duyguydu bu çünkü kendimden biliyorum.


Anıt Kabirde mahşeri bir kalabalıkla tanıştı bu miting te. Atatürk’te biraz teselli bulmuştur evlatlarının vefası karşısında. Hiçbir yaratılana bu güne kadar böyle bir kalabalık tarafından dua okunmamıştır asırlarca. Tandoğan meydanı ile sınırlı kalmadı kalabalık. Ankara’yı bilenler için söylüyorum Tandoğan –Kızılay, Tandoğan-Anıtkabir, Tandoğan Beşevler hatındaki caddelerin tamamı ve sokakları kalabalığı almadı .Atatürk Kültür Merkezindeki toplu duran kuruluş ve kurumların bir kısmı Tandoğan a ulaşamadı bile Bir arkadaşım geç kaldım şuradan TSK spor okuluna park edeyim de oradan Anıtkabire bari gideyim demiş oradan yani KKK lığından Anıtkabire 2 saatte anca varabildiğini söyledi..


Atatürkçü, laik, Milliyetçi ve Vatansever bu insanların davranışları dünyaya örnek olduğu gibi çok önemsenecek mesajlarda verdi.. Hele küçük bir ATATÜRK gencinin mozoleye bir sarılışı vardı ki görülmeye değerdi sanki hayatta olmayan dedesine duyduğu özlemle sarılıyordu. Duygulanmamak ve gözyaşlarına mani olmak mümkün değildi.

Korkanlar oldu bu toplanacak kalabalıktan ve yurtseverlerden. Toplantıyı korkuya dönüştürmek isteyenlerin hevesleri kursaklarında kaldı.. Korkulacak hiçbir şey olmadı ama korkması gerekenler ve de çok korkanların korktukları oldu. Her şeye rağmen ders alınacak bir toplantı, bir hatırlatmaydı bu.

Orada bulunan muhalefete de hatırlatmayı unutmadı bu duyarlı insanlarımız;
BİRLEŞİN dedi.

15 Nisan 2007

Doğan DOĞAN
eM.aLB.

YORUM EKLE Kommentar hinzufügen
<hidden>
 NO: 148
 Datum: Samstag
21:13
14.04.2007
Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 6.0; Windows NT 5.1; SV1; HbTools 4.8.4) 81.213.231.251 (dsl.dynamic81213231251.ttnet.net.tr) DOĞAN DOĞAN
unbekannt Türkei
Yoruma gerek kalmamış savunmayı yapan herşeyi ne kadar güzel yapmış.
Teşekkürler Yüksel Sarı...........


BAYRAK DAVASINDA BERAAT

Muğla'nın Dalaman ilçesinde bir Alman'ın evinin bahçesine direk dikip Alman bayrağını asması üzerine konuya duyarlılık gösteren yurttaşlarımızdan bir kaçı Alman'ın bahçesine girerek Alman Bayrağını indirdi.

Bu eyleme önderlik eden Yüksel Sarı, Gülsen Sarı, Mustafa Cihan ve Sarp Gürpınar ve hakkında Dalaman Asliye Ceza Mahkemesinde Dalaman Cumhuriyet Savcılığı tarafından kamu davası açıldı.

15 /11/2006 Günlü duruşmada, eylemin önderi konumunda olan Yüksel Sarı'nın yaptığı son savunmadan sonra mahkeme heyetince, suçun asli unsurları oluşmadığından BERAAT kararı verildi.

Bu konu ile ilgili olarak, Yüksel Sarı'nın mahkemede yapmış olduğu son savunma aşağıdadır.


ASLİYE CEZA MAHKEMESİ YARGIÇLIĞINA/ DALAMAN
DOSYA : 2006/63 E

SANIK : Yüksel Sarı, Ortaca Tel:0533 243 2614

DAVACI : Kamu Hukuku

KONUSU : Esas hakkındaki savunmamın sunulmasıdır.

Muğla'nın Dalaman ilçesinde, toprak satın alan bir Alman vatandaşı villasının bahçesindeki direğe Alman bayrağını asması üzerine, durumdan rahatsız olan şu anda sanık sandalyesinde oturan bizim gibi duyarlı olan yurttaşlarımızdan bazıları ile bu konuyu ilçedeki kahvehanelerde ve kafelerde tartışmaya başladık ve konuya duyarlı yurttaşlarımızla bu durumu yerel yöneticilerimize (ilçe kaymakamı, ilçe cumhuriyet savcısı ve ilçe emniyet müdürlüğüne) topu olarak dilekçe vermek suretiyle bildirdik.

Alman vatandaşı olan bu şahsın bahçesindeki direğe asılı olan Alman bayrağının dilekçemizi verdiğimiz tarihten itibaren eylemi gerçekleştirdiğimiz tarihe kadar geçen üç aylık zaman süreci içinde hala bahçesinde asılı olması karşısında, yerel yöneticilerin bu durumu bildikleri halde sessiz kalmalarını, onlardan bu konuda yasal bir işlem yapmalarını beklediğimiz halde hiçbir yasal işlem yapmadıklarını, ve ayrıca yöneticilerin Türk vatandaşı olan bizlerin herhangi bir konuda bu yasal olarak giderilmesini talep ettiğimiz isteklerimizi göz ardı ederek ilçedeki yabancı uyruklu taşınmaz mülk sahiplerinin ihtiyaçlarının giderilmesi yönünde talimatlar verdiklerini, Türk vatandaşlarını kapıda bekletirken bu yabancılara büyük bir nezaketle zaman ayırdıklarını gözlemledik.

Bunun üzerine ertesi gün gittik ve Alman bayrağını indirdik.

Ortaca ve Dalaman'lı yurttaşlarımızda bize katıldı.

Biz suç islemedik, bir suçu ortadan kaldırdık.

Çünkü mahkemenizce de bilineceği gibi 2893 Sayılı Bayrak kanunu, yabancı ülke bayraklarının hangi koşullarda, nerelere asılabileceğini saymıştır.

Alman vatandaşının villasının bahçesine bir direk dikip, kendi ülke bayrağını asması bu kanuna aykırıdır ve suç teşkil etmektedir.


Sayın yargıç, bir Alman vatandaşı başka bir ülkede evinin bahçesine direk dikip, kendi ülkesinin bayrağını neden asar?

Onu bu suçu işlemeye sevk eden sebep nedir?

Bu soruların yanıtı düşünülürken, buna benzer olayları sıkça yaşamamıza neden olan yabancılara toprak satışı ve sonuçları üzerinde kısaca durmak istiyoruz.

Geçmişte ve bugün, yabancılara toprak satışının serbest bırakılması ile Devletin dağılma süreci arasındaki paralellik hepimizin dikkatini çekmiştir.

1854 Yılında Kırım savaşına katılan Osmanlı, ilk kez, İngiltere'den %6 faiz ile 3 milyon Sterlin borç almıştır.

Batılı ülkelerin dayatmalarıyla, 1856 Islahat Fermanı ile birlikte Yabancılara toprak satışı serbest bırakılmıştır.

1860 yılında İngiltere, borçların ödenmesi görüşmeleri sırasında Osmanlı topraklarının yabancılara satışının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istemiştir.

Bu satışlar sonucunda sadece Ege bölgemizde altı milyon dönüm arazi yabancıların eline geçmiştir.

1890-1900 yılları arasında İzmir'in %85'inin yabancılara ait olduğu açıklanmıştır.

1913 yılında yapılan bir düzenlemeyle yabancı şirketlerin de Osmanlı'dan taşınmaz satın almalarının önü açılmıştır.

Bu yasalara dayanılarak, bu günkü İsrail'in bulunduğu topraklar Filistinlilerce satışa çıkarılmış, İsrail devleti bu topraklar üzerine kurulmuştur.

Kurtuluş savaşından sonra, 1924 yılında çıkan kanunla yabancılara toprak satışına yasaklar getirilmiştir.

1984 yılında yabancılara toprak satışının yeniden gündeme getirilmesi

tesadüf değildir.

Ancak Anayasa mahkemesince bu yasa iptal edilmiştir.

Anayasa mahkemesi son derece öğretici olan iptal gerekçesinde şunları söylemektedir.

"Ülkede yabancıların arazi ve emlak edinmesi salt bir mülkiyet sorunu

olarak değerlendirilemez.

Toprak, devletin vazgeçilmesi olanaksız temel unsuru, egemenlik ve

bağımsızlığının simgesidir.

Yabancılara satılan toprakların geri alınması zordur ve yabancılar kendi

devletlerinin koruması altındadır.

1948 yılı öncesinde bu şekilde toprak satın alarak İsrail devletinin

temellerinin atıldığı unutulmamalıdır."

Nasıl ki batılı emperyalistlerin dayatmalarıyla ıslahat fermanı çıkmış ve

böylece toprak satışı serbest bırakılmış ise, bugünde Avrupa Birliği dayatmalarıyla yabancılara toprak satışı serbest bırakılmıştır. .

Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Litvanya, Estonya gibi pek çok Avrupa ülkesi Avrupa Birliğine girmeden önce Yabancılara toprak satışını serbest bırakmayı reddetmişler ve onların bu karşı duruşu kabul edilmiştir.

Türkiye ise Avrupa Birliğine girmeyeceği, ucu açık sürelerin verildiği ve bu sürelerin her defasında biraz daha uzatıldığı bir durumda hiç duraksama göstermeden yabancılara toprak satışını kabul etmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun 06/02/2006 tarihli raporuna göre, kesin bir bilgi olmamakla birlikte, yabancılara toprak satışının serbest bırakılmasıyla 51.012 yabancı, toplam 47.240 adet taşınmaz satın almıştır.

Satın alınan taşınmaz miktarı ise 272.871.200 metrekaredir.

Türk ortaklı alımlar, özelleştirmeler, şirket devirleri ve özellikle GAP bölgesinde kayıt dışı olarak yabancılara geçen taşınmaz miktarı ise bilinmemektedir.

Yabancıların taşınmaz satın almalarında dikkati çeken husus, bir bölgede koloniler halinde yerleşmeleridir.

Bunun sonucunda Kalkan da bir İngiliz mahallesi kurulmuştur.

Kalkan ticaretinde söz sahibidirler.

Fethiye ölüdeniz civarında yaklaşık 4000 konut yabancıların elindedir.

Onlarda kayıt dışı turizm işletmeciliği yapmaktadır.

Milli ekonomi zaafa uğratılmaktadır.

Didim'in önemli bir kısmı yabancıların eline geçmiştir.

Elektrik ve su faturaları İngilizce olmuştur.

Kendi bölgemiz Ortaca ve Dalaman ilçelerinde de İngiliz ve Alman mahalleleri vardır.

Yabancıların koloni halinde yerleşim birimleri kurmaları ile misyonerlik faaliyetleri daha da kolaylaşmış ve yoğunlaşmıştır.

İşsiz gençlerimize, para verilerek,kilisenin korumasına alınacakları, Avrupa'ya rahat gidip gelecekleri ve iş sahibi olacakları söylenerek, Hıristiyanlaştırılmakta, yabancılaştırılmakta ve kendi milletine karşı ajanlaştırılmaktadır.

Yabancılara toprak satışı ile bizim "ikiz ihanet yasaları" dediğimiz, yasalar arasında çok yakın bir ilgi bulunmaktadır.

Bilindiği gibi 2003 yılında iktidar ve muhalefet milletvekillerinin oylarıyla kabul edilen bu yasalara göre dilsel ve dinsel azınlık kavramları getirilmiş, azınlık kavramı genişletilmiş ve bir bölgede yaşayan azınlıklara kendi bölgelerindeki yer üstü ve yer altı kaynakları üzerinde hak iddia etme ve kendi kaderlerini tayin hakkı tanınmıştır.

Bu yasalara göre Türkiye, bu yükümlülüklerini yerine getirmediği taktirde yabancı ükelerin askeri yaptırımları da dahil olmak üzere her türlü yaptırım ile karşılaşabilecektir .

Sayın yargıç;

"Toprak" bağımsızlığın ve egemenliğin adıdır.

Toprağınız yoksa eğer ne egemenliğiniz ne de bayrağınız olur.

Oysa bugün Türkiye, dış borç faizlerini ödeyebilmek için, döviz karşılığında vücudunu satıyor.

Türkiye aslında egemenliğini satıyor.

Bundan daha büyük utanç olabilir mi?

Eğer biz yanlışsak, bütün bu satışlar doğru ise, o zaman soruyoruz.

Kurtuluş savaşını biz neden yaptık, neden düşmanı Polatlı önlerinden çevirdik ,

Neden milyonlarca şehit kanı ile sulandı bu topraklar?

Yabancılara toprak satışının toplumsal dokumuzu bozan, millet olma ve

yurttaşlık bilincini zaafa uğratan olumsuz bir etkisi daha vardır.

Batılı emperyalistlerin baskılarıyla, Gümrük Birliği anlaşmalarıyla, yabancı tarım ürünleri karşısında perişan edilen, pancarına , tütününe kota konulan, toprağını ekemez hale gelen köylü çaresizlikten toprağını satışa çıkartır.

Peki kim alacak?

Komşusu da kendisi gibi.

Böyle olunca bu bereketli topraklar yabancıların eline geçiyor.

Yabancılar oralara villalar yapıyor, kendi mahallelerini kuruyor.

Bir de kapı konuluyor.

Türkler o mahallelere giremesin diye.

Kapıya da bir Türk bekçi konuluyor.

Bizim insanımız önceden ekip biçtiği, çocuklarını yetiştirdiği bu topraklara

uzaklardan bakıyor ve kendisini bahçıvan, eşini de çamaşırcı yapabilmek için o kapıya yöneliyor.

Milletin öz güveni köreltiliyor.

Vatan kavramı, millet olma bilinci işte böyle yok ediliyor.

Sayın yargıç;

Bütün bunlar olurken aklımıza şu Afrika atasözü geliyor.

"Önce bizim elimizde bereketli topraklarımız vardı, onların da elinde İncil.

Sonra bereketli topraklarımız onların oldu, bizim ise elimizde İncil kaldı."

Sayın Yargıç;

Simdi yukarıdaki soruyu tekrarlıyoruz.

Bir Alman bahçesindeki direğe Alman bayrağını neden asar?

Bu sorunun cevabi yukarıda anlatılanların tümüdür.

Çünkü o Alman, bizim toprağı satın almakla, egemenliğimizi, haysiyetimizi

her şeyimizi satın aldığını düşünmüştür.

Orayı bir sömürge toprağı gibi görmüştür.

Kendi milleti ile gururlanırken, bizim milletimizi çaresiz görmüş ve aşağılamıştır.

Fakat fena halde yanılmıştır.

Alman bunu yapar da biz durur muyuz.?

Gider o bayrağı indiririz.

Nitekim öyle yaptık.

Bin kere asılırsa, bin kere gider indiririz.

Biz suç islemedik.

Bir suçu ortadan kaldırdık.

Bizim hiçbir millete düşmanlığımız yoktur.

Hiçbir milletin bayrağı ile de sorunumuz yoktur.

Egemenliğimizi, onurumuzu zedeleyen ve suç teşkil eden bir saldırıya karşı meşru müdafaa yaptık.

O toprağın "işgal edilmiş toprak" olmadığını gösterdik.

Milletimiz hoşgörü sahibi, misafir sever büyük bir millettir.

Fakat yabancılar da şunu bilmelidir.

Bizim milletimiz ihanet yasalarını çıkaranlardan ibaret değildir.

O nedenle nasıl ki su yüz dereceye geldiğinde kaynar ise, Türkiye'nin neresinde olursa olsun kanuna aykırı bir yabancı bayrak asılırsa, o bayrak derhal indirilir.

Milletimize söz veriyoruz.

Bu teslimiyet son bulacaktır.

Hiç kuşku duyulmasın ki;

"Milli bir hükümet kurulacak ve yabancıya toprak satışı durdurulacaktır."

Sayın Yargıç;

Asıl biz şikayetçiyiz.

Milli ekonomiyi batıranlardan, bizi borç batağına sokanlardan, hortumculardan, soygunculardan, vurgunculardan, Milli bağımsızlığımızı ayak altına sürenlerden, onurumuzu kıranlardan, Gümrük Birliği anlaşmalarını imzalayanlardan, ihanet yasalarını çıkaranlardan, misyonerliği serbest bırakanlardan, halkımızı toprağını satmak zorunda bırakanlardan, vatan topraklarının satışını serbest bırakıp, milletimizi bu durumlara düşürenlerden asıl biz şikayetçiyiz.

O nedenle hakkımızda beraat kararı verilerek asıl sorumlu olanların

cezalandırılmaları için dosyanın Cumhuriyet savcılığına iadesini talep ediyoruz.

SONUÇ VE İSTEM ;

Yukarıda sunulan nedenlerle hakkımızda BERAAT kararı verilmesini talep ediyoruz.
15/11/2006
SANIK : YÜKSEL SAR
__._,_.___
"Zabitan için "YA İSTİKLÂL, YA ÖLÜM" vardır. Fakat arkadaşlar ÖLMEYECEĞİZ, bağımsızlığımızı muhafaza ederek YAŞAYACAĞIZ ve milletimizi daima bağımsız görmekle BAHTİYAR OLACAĞIZ!"

YORUM EKLE Kommentar hinzufügen
<hidden>
 NO: 147
 Datum: Samstag
10:31
14.04.2007
Mozilla/5.0 (Windows; U; Windows NT 5.1; de; rv:1.8.1.3) Gecko/20070309 Firefox/2.0.0.3 87.165.142.44 (p57A58E2C.dip0.t-ipconnect.de) Emin DEMIREL
Firefox Türkei
Atam Cumhuriyetin bekcileri bugün Tandogan´da ve huzurunuzda orda olmamanin üzüntüsü icerisindeyim.
*****
*Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek degildir. Benim fikirlerimi, benim duygularimi anliyorsaniz ve hissediyorsaniz, bu kafidir.*
K. Atatürk


YORUM -Kommentar von FATİH.DEMİREL
  19.04.2007 - 20:22

öncelikle bizim oranın güzel insanlarına selam ederim ayrıca türkiye yurtdısında yasayan demirel ailesine selamlar
YORUM EKLE Kommentar hinzufügen
www.kizilpinar.de
<hidden>
 NO: 146
 Datum: Freitag
22:09
13.04.2007
Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 6.0; Windows NT 5.1; SV1; HbTools 4.8.4) 85.99.219.13 (dsl.dynamic859921913.ttnet.net.tr) DOĞAN DOĞAN
unbekannt Türkei
"Tarih tekerrürden ibarettir " demişler de, Mehmet Akif de "Tarihten ders alınsaydı, tekerrür eder miydi hiç?" deyip işin aslını ortaya koymuştu.
Bundan neredeyse bir asır önce Atatürk Ermeni olaylarıyla ilgili şöyle konuşmuştu:
11.3.1922, TBMM Üçüncü Toplanma Yılı Açış Konuşması)
Ermeni meselesi denilen ve Ermeni milletinin gerçek çıkarlarından ziyade dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre halledilmek istenen mesele, KARS Anlaşması'yla en doğru çözüm şeklini buldu. Asırlardan beri dostane yaşayan iki çalışkan halkın dostluk bağları memnuniyetle tekrar kuruldu. Mustafa Kemal Atatürk
Uğur Mumcu'dan Gizli Belgelerle Ermeni Olayı
Ve bakalım bundan tam 23 sene önce bu konuda Uğur Mumcu neler yazmış...1 Nisan 1984 Cumhuriyet
Gizli Belgelerle...
Şu olaylara bakın: ABD Dış İlişkiler Komisyonu, Türkiye'ye yapılacak askeri yardımı Kıbrıs konusunda verilecek bir ödüne bağlıyor. Bu yapılırken, ABD Kongresi'nde 24 Nisan tarihinin "Soykırım Günü" olarak ilanı için önergeler veriliyor. Fransa'da ise soykırım savlarının ders kitaplarına konması için hazırlıklar yapılıyor. Aynı günlerde, Ermeni terör örgütleri eylemlerini sürdürüyor. Bütün bunlardan sonra ABD yönetimi uluslararası terörden söz edebiliyor.
24 Nisan tarihi soykırım günü olarak ilan edilecekmiş. Sanki ABD'nin Vietnam'daki, Fransa'da, Cezayir'deki insanlık suçlarını unutturdular. Sanki ABD yönetimi, Şili'de halkoyu ile seçilmiş Devlet Başkanı Allende'nin CIA darbesi ile devrilmesinin hiç anımsanmayacağını sanıyor. Sanki ABD'nin Grenada'ya, daha düne kadar yakın bir zamanda Fransa'nın Çad'a asker göndermelerinin hiç ama hiç akla gelmeyeceği düşünülüyor.
Ermeni olayını, bugün için uluslararası terörün bir parçası olarak görüyor ve bunun için bütün devletleri ortak bir savaşa çağırıyoruz. Yok, eğer Ermeni sorununun dünü, önceki günü karıştırılırsa, Amerikalı dostlarımız bundan hiç hoşnut kalmazlar.
İsterseniz, bu konuda birkaç tarihsel belgenin satır başlarını aralayalım:
İngiliz Kraliyet Matbaası tarafından basılan Birinci Dünya Savaşı ile ilgili gizli belgeler, Erol Ulubelen tarafından Türkçe ye çevrilmiş, önce Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön dergisinde yayınlanmış, daha sonra kitap olarak basılmıştır. İkinci basımı Çağdaş Yayınları tarafından yapılan "İngiliz Belgeleriyle Türkiye" kitabında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin Amerikalılarca nasıl desteklenip kışkırtıldıklarını gösteren belgelere yer verilmiştir. Okuyalım:
Gizli Belge: Sayfa 735, belge 492. Amiral Webb'den Lord Curzon'a yazılan 19 Ağustos 1919 tarihli yazı:
- Amerika, Trabzon ve Erzurum'u içine alan bir Ermenistan'ı himaye edecek. Geri kalan dört ili de Kürt devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor...
Gizli Belge: Sayfa No:60, Belge No: 46. 5 Nisan 1920 günü Mr. Lindsay'in Washington'dan Lord Curzon'a yazdığı yazı:
- Amerikan Senatosu Ermenistan'ın mandası işini görüştü. Beş yılda 757 milyon dolar verecekler. İlk başlangıçta 50.000 kişilik bir ordu yollanacak, daha sonra 200.000 kişiye çıkacak. Amerika kuvvetlerinin basına General Zames G. Harbord getirilecek. Ayrıca bütün Türkiye'nin mandası için de görüşmeler yapılmaktadır...
Gizli Belge: Sayfa No:71, Belge No: 63. 16 Mayıs 1920 günü Sir A. Geddes'in Lord Curzon'a yazdığı yazı:
- Amerikan hükümeti, Ermenistan'ın Adana'da dâhil korunmasını istiyor. Silah, cephane, demiryolu ve her türlü malzemeyi buraya sevk edecekler. Boşaltım, Karadeniz limanlarında Amerikan bahriyesi tarafından ve Amerikan donanmasının himayesinde yapılacak. Türklerin yapacağı en ufak bir hareket Amerikalilar tarafından bastırılacaktır...
Gizli Belge: Sayfa No: 300, Belge No: 38. 28 Şubat 1920 Londra Konferansı tutanaklarından bir parça:
- Mustafa Kemal kendisini Erzurum Valisi ilan etmiş. Erzurum'da yeni kurulacak Ermeni devletinin katılacağı bir sırada bu çok anlamlı bir harekettir. Bu adam olmasaydı Ermenilerin bir şansı olurdu...
Gizli Belge: Sayfa No: 81, Belge No: 10, tarih 16 Şubat 1920. Londra Konferansı tutanaklarından bir başka parça:
- Ermenistan'a 6 ilden başka Trabzon ve Adana da verilmelidir. Amerika Ermenistan'a yardım edecektir ve mandası altına almayı da kabul ediyor. Fransa ise Adana'yı kendisi için istiyor.
Gizli Belge: Sayfa No: 99, Belge No: 12, Londra Konferansı tutanağından bir başka ilginç parça:
- Lord Curzon, Erzincan'ın da Ermenistan'a verilmesini, Karadeniz'de bir Lazistan kurulup, Ermenilerin mandasına vermek istiyor...
Bu belgeler, bugün ABD Kongresi'nde 24 Nisan tarihini "Soykırım Günü" ilan etmek isteyenlerin amaçlarını olduğu kadar, ABD'nin Lozan Barış Antlaşması'na niçin imza koymadığını da anlatmaya yetmektedir.
Atatürk, Ermeni sorununun "dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre çözülmek istediğini" söylememiş miydi? ( Söylev ve Demeçler , C: I, S: 233). Olay, dün olduğu gibi bugün de böyledir.
Biz bugün bunca saldırıdan sonra , bu gizli belgeleri , örneğin devletin televizyonunda tek tek halkımıza gösterebiliyor muyuz? Gösteremiyorsak, Ermeni sorununun çokuluslu yanını ve uluslararası terör ile ilgisini, diplomatik forumlarda nasıl anlatabiliyoruz?
24 Nisan tarihini soykırım günü ilan edip, Ermeni terör örgütlerine destek olan Amerikan Kongre üyeleri, 1920'lerde topraklarımız üzerinde Ermeni devleti kurmak isteyen Amerikalılar'ın torunlarıdır. Bizler de bunlara karşı Kuvay-i Milliyecilerin torunları olduğumuzu hatırlatmak zorundayız.
"Milliyetçilik" budur. Neredesiniz efendiler, beyler, beyzadeler, hanımefendiler?.. Budur, budur, budur işte!.. Uğur MUMCU
Aradan 23 sene geçmiş bu arada Fransa 90 lı yıllarda,Ruanda da milyonlarca insanın yokedilmesini sağlamış. ABD "Irak'a demokrasi götürmek uğruna!!!"şimdilik 1 milyon sivilin ölmesine neden olmuş.Hala utanmadan 92 yıl önce kendilerinin kışkırtması yüzünden ölen Ermenileri istismar etmeye çalışıyorlar.
Uğur Mumcu her zaman savaştığı emperyalistlerce katledilmiş ama değişen hiçbir şey olmamış. Bu da gösteriyor ki tarihimizden ders çıkartamadığımız gibi tarihimizi de doğru düzgün bilmiyoruz...

Doğan DOĞAN
Em.Alb.

YORUM EKLE Kommentar hinzufügen
<hidden>
 NO: 145
 Datum: Donnerstag
18:51
12.04.2007
Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 7.0; Windows NT 5.1) 80.136.248.46 (p5088f82e.dip.t-dialin.net) keziban souris
unbekannt Deutschland
Kutlama;

Sevgili Alihan Erdoğan’ın DSP Kocasinan İlçe Başkanlığına seçilmiş olmasından dolayı kendisini kutluyor, mücadelesinin Demokrasi ve insanlık adına olmasını temenni ediyor kendisini kutluyorum.

Sevgiler
Keziban Souris.

YORUM EKLE Kommentar hinzufügen
www.kessimaus.q27.de
 NO: 144
 Datum: Donnerstag
17:54
12.04.2007
Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 6.0; Windows NT 5.1; SV1; Arcor 5.005; .NET CLR 1.1.4322) 84.58.207.210 (dslb-084-058-207-210.pools.arcor-ip.net) Süleyman Görgülü
unbekannt Deutschland
Sayın Vedat Tatar,

Yürümekle nereye varılacağını herkes görecek.
Gönül isderdi Atatürk düşünce derneğinin düzenlemiş olduğu mitinge bizler’de katılaım. Ama maalesef yurtdışında yaşadığımız için bu imkanımız yok; ama gönlümüz sizlerle.

Bu yürüyüşe katılan herkesi gönül’den selamlıyor, yürüyüşün amacına ulaşacağına inanıyorum. Ve bir çok kişi bu yürüyüş’den dersini alacaktır!

Yürüyüşe katılacak olan herkese selamlar.

Süleyman Görgülü

YORUM EKLE Kommentar hinzufügen
 NO: 143
 Datum: Donnerstag
16:09
12.04.2007
Mozilla/4.0 (compatible; MSIE 6.0; Windows NT 5.1; SIMBAR Enabled; .NET CLR 1.1.4322) 212.174.156.66 (fw.tbmm.gov.tr) Vedat TATAR
unbekannt Türkei
14 NİSAN 2007 CUMARTESİ GÜNÜ

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİNİN DÜZENLEMİŞ OLDUĞU MİTİNG İÇİN

ANKARALI VE ANKARA DIŞINDAN GELEN KARAÖZÜLÜLER TANDOĞANDA

ETAP ALTINEL OTELİNİN ÖNÜNDE

SAAT 10:30 KARAÖZÜ PANKARTIMIZIN ALTINDA

BULUŞMAK DİLEĞİYLE.


ANKARA-KARAÖZÜ KÜLTÜR DERNEĞİ

YORUM EKLE Kommentar hinzufügen
<hidden>
« vorherige Seite nächste Seite »