Flash haber:

05.10.08 23:00

Türkmen Günü Şenliği

11 Ekim 2008


Kat: duyuru / etkinlik
03.09.08 17:28

KIRK YEMEĞİ

 

Tarih: 13.09.2008, Cumartesi

Saat:18:00’den itibaren

Adres:

Hannover Alevi Kültür...


Kat: duyuru / etkinlik
02.08.08 22:20

7. İĞDELİ KÖYÜ KÜLTÜR ŞENLİĞİ

ALT-Text des Bildes

2.8.2008 Cumartesi


Kat: duyuru / etkinlik
TARİHTE BUGÜN, Cumhuriyet (Büyütmek için üzerine tıklayınız!)
HİKMET ÇETİNKAYA, Cumhuriyet
 
POLİTİKA GÜNLÜĞÜ
HİKMET ÇETİNKAYA

Yassah Hemşerim!..

Önce bir soru bizim liboş tayfaya?

AKP sizin için demokrasinin ve özgürlüklerin hâlâ simgesi midir?

Gerdan kıvırmadan yanıt vermeliler bu soruma!

Ankaralı genç meslektaşlarımızın bazıları Başbakan Tayyip Beyin hışmına uğradı...

Başbakanlık’la ilişkileri kesildi!

Başbakanlık Basın Sözcüsü Akif Beki bakın ne diyor bu konuda:

Siz doğru haber yapmıyorsunuz ve bu yüzden de Başbakanlık’a giremeyeceksiniz!

Güler misiniz ağlar mısınız?..

Vatan gazetesi Başbakanlık’a yanıt verdi, zaten doğru olanı da buydu:

Biz Başbakanın buyruğuyla muhabir değiştiremeyiz!”

Ben akreditasyondenilen uygulamanın ne olduğunu anlamış değilim!

Gazeteci görevini rahatlıkla yapabilmeli.

Çünkü gazeteci kamuyu aydınlatma ve bilgilendirme görevi yapıyor.

Anladığım kadarıyla Tayyip Bey, gazeteci değil yandaş arıyor; havadan sudan haber yapan ya da kendisini öven başbakanlık muhabiri arıyor.

Genelkurmay’ın ayrımcı akreditasyon uygulamasına karşı çıkan liboş tayfa, Başbakanlık’ın yedi gazetecinin başbakanlığa girmesine yassah hemşerim! demesine nedense ses çıkarmıyor!..

Akreditasyonun, çalışma izni olmadığını herkes bilir!.. Gazetecinin haber alma özgürlüğü ise kısıtlanamaz!.. Bunun adına da basın özgürlüğü denir!..

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü de bu konuda karar almıştır, şöyle:

Akreditasyon gazeteciler için çalışma izni değil, çalışmalarını kolaylaştırmaktır. Hükümetler bunu çalışma izni olarak görmemelidir.

İşte bu nedenle soruyorum liboş tayfasına yazımın başındaki soruyu.

Başbakanlık gazetecilerin haberlerini izliyor, tarikat şeyhlerini korumak için Milliyet, Hürriyet, Akşam ve Evrensel gazetelerinin muhabirlerine yassah hemşerimyöntemini getiriyor!

***

Asker medya kuruluşlarının bazılarına yassah hemşerimuygulaması yaparken yeri göğü inleten liboş tayfa”, Tayyip Beyin uygulaması karşısında -bir ikisi dışında- süt dökmüş kedi durumunda...

Hani bunlar demokrattı, özgürlükçüydü?

AKP’nin ve yandaşlarının, Fethullahçı müritlerin kendilerine göre demokrasi ve özgürlük anlayışı olduğunu kaç kez yazdım, anımsamıyorum.

Türkiye imza attığı anlaşmaları (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü) çiğniyor; Fethullah Gülene bağlı bir derneğin yöneticisiyle görüşmesini haber yapan Milliyet muhabiri Abdullah Karakuşun Başbakanlık’a girişine yasak konuluyor.

Ben hem Türk Silahlı Kuvvetlerinin hem de AKP iktidarının ayrımcı akreditasyonuygulamalarına karşıyım...

Onlarla çatışmama karşın Zaman ve Akit gazetelerinin temsilcilerinin TSK toplantılarına alınmamasını yadırgıyorum öteden beri.

Ayrımcılık neyi çözer?

Hiçbir şeyi!

AKP iktidarı ayrımcılığın daniskasını yapıyor, farklı düşünen gazetecileri ve yazarları dışlıyor, kendine yakın olanlar Başbakan’ın, Cumhurbaşkanı’nın uçağına binebiliyor!

Sanki o uçaklar babalarının malı!

Demokrasinin bir yaşam biçimi olduğunu bilmeyenler bu ülkeyi ne çağdaşlığa ne de uygarlığa taşır!

Engin Çeber işkenceyle öldürüldü Metris Cezaevinde...

Bakalım tutuklu gardiyanlar ne zaman salıverilip tutuksuz yargılanacak?

Hrant Dink cinayetinde yeni bulgular ortaya çıktı, acaba Başbakan sorumluları için ne yapacak?

Hrant Dinkin öldürüleceğini jandarma ve polis biliyor... Bildiği halde caydırıcı önlem almıyor, katilleri önceden yakalamıyor...

***

Akreditasyon filan derken nerelere geldim!

Türkiye’de yaşananlar insanın canını sıkıyor, hüzünlendiriyor...

Acaba Hrant Dink cinayeti, Malatya’daZirve Yayınevikatliamının üstü örtülecek mi?

Hrant Dink cinayetiyle ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunun kimi bölümlerini geçen hafta yazmıştım.

Hrant’ın öldürüleceğini bir yıl önceden sivil ve askeri istihbarat birimleri biliyordu!

Bu cinayetin bilinmesi, Başbakanlık’ta görev yapan kimi genç meslektaşlarımızın işlerinin engellenmesi kadar önemli değil miydi?

hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr

Faks numaramız: 0212 343 72 69

 

 

 

KARAÖZÜLÜLER DÜNYAYA ÖRNEK OLMAK İSTERLER Mİ?

KARAÖZÜ

Hizip, küskünlük, kıskançlıkların dayanağı, dostlukların kırıldığı yerel seçimlerden birlik ve dirlik yaratmak için sağlıklı tavır almanın yolu “ Seçimden önce kendi aramızda seçim yapma olgunluğunu göstermektir. Ankara -İstanbul - İzmir - Kayseri - Mersin ve Almanya’da bulunan Derneklerimizin toplantılarında bir kapalı karton koliye yaşı 18 ve üstü hemşerilerimizin bir beyaz kağıda “KARAÖZÜYÜ yönetecek bir kişinin” ismini yazıp gizlilik esasına dayanarak oy kullanması sonucu açık tasnifle belirlenmesine var mıyız? Buradan çıkacak adayları da Kasabamızda oylayıp “TEK ADAYLA” ve “İLK olarak en kısa sürede, seçim sonuçlandırmaya” kısaca rekorlara imza atmaya, Tarihe geçmeye ne dersiniz?


  • Bu görüşümde ayrıntılara fazla yer vermedim. Katkı koymak isteyen dostlarımızın yapıcı eleştirilerine şimdiden teşekkür ederim. Kendisini KARAÖZÜ ve ÇEVRE KÖYLÜ hisseden, barış ve dirlik sağlayacak önerileriyle herkesi bu öneriyi tartışmaya ve hayata geçirmeye davet ediyorum.

 

NİÇİN Mİ?

1-      ASBESTLİ ( Kanser yapıcı) SU ŞEBEKESİNDEN KURTARMAK İÇİN.

 

2-      KANLİZASYON SİSTEMİ İLE SU ŞEBEKESİNİ BİRBİRİNDEN AYIRMAK HASTA OLMAKTAN HALKI KURTARMAK İÇİN.

 

3-      ŞAHRUH KÖPRÜSÜNÜ YIKILMAKTAN KURTARMAK İÇİN.

 

4-      KASABA İÇİNDEKİ YOLU AŞAĞI DEĞİRMENİN KARŞISINDAN GOYAKTAN KEL TEPENİN ALTINDAN GEÇİRMEK İÇİN.

 

5-      SOKAKLARI KİLİT TAŞ YAPMAK İÇİN.

 

6-      KASABAYI ÖRENLERDEN ÇİRKİN GÖRÜNÜMDEN KURTARMAK İÇİN.

 

7-      BELEDİYEYE AİT HİÇ BİR İŞE YARAMAYAN İŞLEVSİZ BİNALARI KULLANILIR YURT-BARINAK VE KONUKEVİ YAPMAK İÇİN.

 

8-      ÇOK PROGRAMLI LİSE VE MESLEK LİSESİ KAZANDIRMAK İÇİN.

 

9-      KÜLTÜR ETKİNLİKLERİNİ ANLAMLI KILMAK “ KÖY ENS. RUHUNU CANLANDIRMAK İÇİN.

 

10-     ÇEVRE KÖYLERİ MAHALLE YAPARAK İLÇE OLMAK İÇİN.

 

11-     BAĞ-BAHÇELERİ GEÇİM KAYNAĞI YAPMAK, YEŞİLİ KORUMAK, KEL TEPEYİ YEŞİLLENDİRMEK YENİ YEŞİL ALAN YARATMAK İÇİN.

 

12-     GİLABURU BİTKİSİNİN VE ŞARAPÇILIĞIN GELİŞTİRİLMESİ İÇİN.

 

13-     KURU GÖL’Ü, SULU- BALIKLI GÖL YAPMAK İÇİN.

 

14-     YÖREMİZDE EĞİTİM SEVİYESİNİ YÜKSELTEREK ÜNV.KAZANMA ORANINI YÜKSELTMEK  İÇİN.

 

15-     DERNEKLERİ VE YAYINLARINI BELEDİYE ADI ALTINDA BİRLEŞTİRMEK İÇİN.

 

16-     YAŞLILARA YAZ-KIŞ BARINACAK BİR ORTAM SUNMAK İÇİN.

 

17-     ÇAHŞAK ŞELALESİNİ TEKRAR CANLANDIRMAK İÇİN.

 

18-     KOOPERATİF ARACILIĞI İLE HAYVANCILIĞI-MEYVE VE SEBZECİLİĞİ GELİŞTİRMEK İÇİN.

 

19-     KASABA FIRININI MODERNİZE ETMEK AMACI İLE UYGUN BİR YERE İNŞAA ETMEK İÇİN.

 

20-     SOSYAL ETKİNLİKLERİN OLACAĞI ( düğün-konferans) ÇOK AMAÇLI SALONLAR YAPMAK İÇİN.

 

21-     YÖREMİZİN SAYGI DUYDUĞU DÜNYA DÜŞÜN-YAZIN VE FİKİR ADAMLARI ADINI CADDE VE SOKAKLARA VERMEK İÇİN.

 

22-     EN AZ BİR SU DEĞİRMENİMİZİ TEKRAR İNŞAA ETMEK İÇİN.

 

23-     YÖREYİ MESİRE YERİ VE TURİSTİK GÖRÜNÜMDE ZİYARET EDİLİR DURUMA GETİRMEK İÇİN

 

24-     MAĞARALARDA ŞARAP SUNMAK ŞARK KÖŞESİ GÖRÜNÜMÜ YARATMAK VE ŞAHRUH KÖPRÜSÜNÜ IŞIKLANDIRMAK, KAPANAN BANKANIN REKLAM TABELASINA” BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR” SÖZÜNÜ YA DA BENZER BİR SÖZÜ IŞIKLI YAZMAK İÇİN.

 

25-     AB FONLARINI KULLANARAK ÇEŞİTLİ PROJELERLE YÖREYE KATKI SAĞLAMAK İÇİN.

 

26-     YÖREMİZİN SORUNLARINI BELEDİYE MECLİSİNE ÖNERİ OLARAK SUNMAK VE HER ÜÇ AYDA BİR BELEDİYE İNTERNET SİTESİNDEN YAPILAN İŞLERİ HALKA AÇIKLAMAK, İMECE GELENEĞNİ YARATMAK, BELEDİYE HİZMETLERİNİ HALKA AÇMAK, YÖNETİME HALKI KATMAK İÇİN.

 

27-     SPOR SALONLARI YAPARAK GENÇLERİ SPOR AKTİVİTELERİNE YÖNELTMEK İÇİN.

 

28-     KOÇ KATIMI-BAĞ BOZUMU ETKİNLİKLERİNİ TEKRAR CANLANDIRMAK İÇİN.

 

 

  • BARIŞI - DOSTLUĞU - MAARİFÖZÜ - HALKEVLERİ - KÖY ENSTİTÜLERİ RUHUNU YÖREMİZDE AYAĞA KALDIRMAYA, DEVRİM ŞEHİTLERİNİN, YÖREMİZİN EĞİTİM ORDUSU İLK 64 IŞIK ÖĞRETMENLERİMİZİN İSİMLERİNİN OLDUĞU BİR ANITI YENİ YAPILAN PARKTA TEMSİLEN VE TREN İSTASYONUNA TRENCİLERİMİZİN İSİMLERİNİN OLDUĞU BİR ANITI DİKMEYE,
  • BELEDİYE KALABİLMEK İÇİN SÜRECEK OLAN YARGIDAKİ İTİRAZ ETTİĞİMİZ DAVANIN GEREĞİNİ YAPMAYA, KARAÖZÜYÜ KALICI BELEDİYE YAPTIKTAN SONRA İLÇE HEDEFİMİZE ULAŞTIRMAYA, ÇEVRE KÖYLERİMİZİ MAHALLE OLMAYA İKNA EDEREK O KÖYLERİMİZE HİZMET GÖTÜREREK BİR OLMAYA, DİRİ OLMAYA İRİ OLMAYA

 

VAR MISINIZ?

16 Kasım 2008, SAYGILARIMLA.  

Vedat TATAR

-o-

 

 

 

Eingabe-Formular / Z. DEFTERi KAYIT FORMU

Ins Gästebuch eintragen

Görüntülenen sonuçlar: 1 ila 8. Toplam sonuç sayısı: 205
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki
 

Doğan Doğan

Gönderen: Doğan Doğan
E-posta: dogan195[..] /> Mesaj: Benimde dayım olan Duran Özaydın  la Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden Sevda Çievik in  yazmış olduğu  kitabına  konu olan söyleşisi ve Şiirleri
18 KASIM 2008
============================[..] />
   Sevda ÇEVİK*

TURAN ÖZAYDIN


(TURANÎ BABA)




       Duran Özaydın, 1938 yılında Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesine bağlı Karpınar köyünde dünyaya gelmiştir. İlkokulu köyünde bitirdikten sonra ortaokul ve askerî okulu Konya’da okumuştur. İlk eşinin vefatından sonra ikinci kez evlenmiştir. İlk eşinden 3 çocuğu vardır.

       Sazda ve sözde ustası olmamış fakat bağlamada üslup öncüsü olarak Âşık Veysel’i kabul etmektedir. Öğrenciliği esnasında Ergun Zorlutuna’dan ve Eşref Yazgan’dan nota dersleri almıştır. Daha sonraları Ankara’ya geldiğinde ise Ahmet Gazi Ayhan, Bayram Aracı ve Nezahat Bayram ile tanışmış ve 1960 yılına dek bağlama gruplarında yer almıştır. Yine Ankara’da – henüz her ikisi de Âşık değilken- Mahzunî’yle tanışmış uzun süren bir dostlukları olmuştur.

       Kendi kültürünü Avrupa’ya duyurmak ve müzik yapımcılığı yapmak için 1968’de Almanya’ya işçi olarak gitmiştir. 1977’de kendi soyadını taşıyan bir yayıncılık şirketi kurmuştur. Belkıs Akkale, Musa Eroğlu, Ali Ekber Çiçek, Atakan Çelik, İhsan Öztürk gibi sanatçıların prodüktörlüklerini yapmıştır. Aynı zamanda Almanya’da TRT’nin fahri müzik prodüktörlüğünü yapmıştır.

       Bağlama dersleri vererek birçok sanatçı yetiştirmiştir. Avrupa’da kültürel kurumlarda semah ve bağlama dersleri vermeye, şiir yazmaya devam etmektedir. Aynı zamanda internet radyosunda “Ozanlar Söyleşiyor” adlı bir program yapmaktadır. Günümüzde de Almanya’da yaşamaktadır.

       Davet edildiği ilk etkinlikte, bestesini –“Mühür Gözlümün” de yaratıcısı-Âşık Ali İzzet’e okumuştur. İşte bu etkinlikte nasıl mahlas aldığını şöyle anlatmaktadır: “Bir şiirimde türkümü sazıma aktarırken mahlas olarak nüfustaki adımı söyledim. Ali İzzet hocamızda dedi ki: “Evladım, sazında sözünde yeni bir tür, senin adını TÜRANÎ koyalım”. Ondan sonra ben mahlasımı çeşit anlamına gelen TÜRANÎ okumaya başladım. Daha sonra Karaözü kasabasında lise açılışında Veysel Baba’yla tanıştım. Beni dinledi. Mahlasımda TÜRANÎ geçince Veysel Baba : “Türanî nerden çıktı karaoğlan,  ben Ü harfini kaldırıyorum oğlum, TURANÎ ’sin sen” dedi. Birde yeni yetişen çağdaş ozanlarımız bana BABA ismini koydular ve TURANÎ BABA olarak noktalandı.”

       Âşık Turanî, “Kalktı göç eyledi Avşar elleri” diyen Dadaloğlu’ndan gelen bir soy zincirinin olduğunu ve anne tarafından da Kul Budala’nın torunu olduğunu, yani temelinde bir ozanlık yattığını dile getirmiştir. Böyle bir soydan gelen halk şairi ilk şiir söylemeye ilkokul çağında başlamıştır. İlk söylediği şiirler ise aşk üzerinedir. Daha sonra bu yeteneğini tespit edip, O’na cesaret veren edebiyat öğretmeni Fakir Baykurt’tur.




  *sevda_cevik1407@ hotmail.com<[..]




       Âşık Turanî, yazdığı şiirleri önceleri kitap halinde bastırmıştır. Bir de kırkbeşlik plağı vardır. Bazı şiirlerinden dolayı kitapları ve plakları toplatılarak imha edilmiştir. Daha sonraları yeniden toparlanan Âşık şiirlerinin bir kısmını internet sitesinde yayımlamaya başlamıştır. Geri kalanını ise metinler halinde biriktirip ileride kitap haline getirmeyi düşünmektedir.

       Âşık’ın şiirinde işlediği konuların bir kısmını şöyle sıralayabiliriz; tabiat, aşk, sevda, doğa şiirleri, insan manzaraları. Bunun yanı sıra son yapıtlarından olan şiirlerinde; nasihat, tasavvuf, uyarı, çatma gibi dört rengi bir arada görmek mümkündür. Bunlar:

                                                 


İRFAN MECLİSİ  (1 )



                                   İrfan meclisinde kendimi buldum,
                                   Çok cahil kalmışım ilmim yetmedi.
                                   Dört fidanı dikmiştim gönül bağıma,
                                   Özü çürük çıktı, biri bitmedi.

                                    İrfanlar meclisi ulu bir divan,
                                    Hakikat yolunda edilir beyan.
                                    Cahile kapalı, ârife ayan;
                                    Gerçek ifşa oldu üstün örtmedi.

                                    Bu mecliste çürük matah satılmaz,
                                    Güzel sözler seçilip de atılmaz.
                                    Azmış yaralara merhem katılmaz
                                    Yaralar baş tuttu emim yetmedi.

                                    Azgın yaralara merhem neylesin?
                                    Kul Turanî her zaman mı böylesin?
                                    Yeri gelmiş iken sözün söylesin,
                                    Perdeler bozuldu, düzen tutmadı.
                                                                                          25.03.2008


                                     

İRFAN MECLİSİ  (2)



                                   Usta malı ile çalım satılmaz,
                                   Matahın var ise dök de görelim.
                                    Doğru sözler seçilip de atılmaz,
                                    Yanlışa bir ayar çek de görelim.

                                    Ulu ozanlara bağlı özümüz,
                                    Beynamaz cahile vardır sözümüz
                                    İrfan meclisinde ipek bezimiz,
                                    Terziysen bir kenar dik de görelim.

                                    Biz üstadımızdan aldık ilhamı,
                                    Ustası olanın Hak’tır kelâmı.
                                    Dostun yarasına sürdük merhemi,
                                    Açık yaraya tuz, ek de görelim
                                  İkrar aldık, ikrar verdik pirlere,
                                  Onun için ilmek geçti serlere.
                                  Bu sözümüz gönül gözü körlere,
                                  Dünyaya biz gibi bak da görelim.

                                   Biz Derviş Ali’yi pek çok okuduk,
                                   Her hecesin ilmek ilmek dokuduk.
                                   Gül dalında bülbül olduk, şakıdık;
                                   Sende bir çalıya çık da görelim.

                                   Turanî’yim sözüm bulur yerini,
    &nbs;[..]                              Tanırım insanın yiğit, erini
    &nbs;[..]                         Dilimden düşürmem pirler pirini
                                    Gönlündeki kini yık da görelim.
                                        06.04.2008




       Şiirleri arasındaki düşünce farkını görebilmek için, şiirlerini sonradan değiştirmeyen; özüne, sözüne, hecesine hatta noktasına bile dokunmayan Turanî Baba daha sonraları dönüp bu şiirlerini okuduğunda, o duyguları tekrar yaşadığını söylemiştir.

       İrticalen de şiir söyleyebilen şair, ifadeye ve dilimize daha uygun olduğu için şiirlerinde 6+5 11’li hece veznini tercih etmektedir. Serbest vezinle de yazdığını fakat saza daha çok renk kazandıranın 11’li hece ölçüsü olduğunu belirtmiştir. Eski şiirlerinde koşma tarzına da rastlanmaktadır.

       Âşık Turanî Baba şiirlerini, yurt dışındaki şölenlerde, Yedi Bucak Avşarları törenlerinde ve üyesi olduğu Ozanlar Derneğinde icra etmektedir. 2006, 2007 ve 2008 yıllarında da davet edildiği Hacı Bektaşi Veli törenlerinde şiirlerini icra etmiştir.

       Doğup büyüdüğü bölgede yaşamış, Dadaloğlu, Pir Sultan, Karacaoğlan gibi âşıkların eserlerine büyük ilgi duymuş ve bunları dinleyerek yetişmiştir. En çok Âşık Veysel ve Âşık Ali İzzet’in şiirlerinden etkilenmiştir. Çağdaş olan âşıkların hepsinin birbirinden üstün olduğunu, herkesin ayrı bir felsefeyle şiirler yazdığını ancak Hülya Yıldırım(Şahinî), Pakize Altan(Didarî), Elifçe gibi hanım âşıkları daha çok takdir ettiğini belirtmiştir.

       Şairliğini etkileyen önemli unsurlardan birisi ilk eşini kanser hastalığından kaybetmesidir. Eşini tabuta koyup hareket ettiklerinde söylediği şiiri:

                                 

GÖTÜRÜN CENAZEYİ


                         Kalktı Almanya’dan göçün eyledi
                            Yaralım varıyor karşılan bari
                            Yuvasında ayrı üçte kuzudan
                     Maralım varıyor karşılan bari.

                             Neşter vurup yarasına baktılar
                             Kollarına serumları taktılar
                             Vatanına kadar ölmez dediler
                             Yaralım varıyor karşılan bari

                             Tabutunu incitmeden indirin
                             Köydeki dostlara haber bildirin
                             Cenazeyi Ankara’dan aldırın
                             Zaralım varıyor karşılan bari

                              Turanî’m de bana ağıt yakmazsa
                              Tabutuma türlü çiçek takmazsa
                              Elin vatanından garip yollarsa
                              Karalım varıyor karşılan bari

       Âşık Turanî, rüya görmek ve bade içmek konusundaki düşüncelerini şöyle anlatmıştır: “Ozanlık geleneğini yürütmek, âşık olmak bir duygu yüklülüğüdür. Rüyada pir elinden dolu içmek gibi bir inancım yok, bu başlı başına bir aşktır. Bu duyguyu yaşayamayan zaten o rüyayı da göremez. Bu hayal, aşk, inançla iç içe yaşıyorsan, uyurken de bunlar hayalindedir. İşte buna rüya denir. Onun temeli de duygu yüklülüğüdür.”

      Herhangi bir âşık koluna mensup olmayan şair, halktan ve kültürden yana olan her âşık ile birlikte olduğunu söylemiştir. Kendisinin de âşıktan çok ozan olduğunu belirtmiştir: “Bana halkıma, ülkeme aşkımdan dolayı âşık diyebilirler ama ülkemin, milletimin huzuru için bir halk ozanıyım.” Ailesi içinde de tek âşık kendisidir.

     Âşık makamları hakkında şöyle düşünmektedir: “Her ozanın kendine has makamı vardır. Hiçbir ozan diğer bir ozanın renginde söyleyemez. Mesela Âşık Veysel’in bir makamı vardır ve hiç kimse onun verdiği güzelliği aynen şiire veremez. Ozanlık geleneğinde makam ozanın şahsiyetine verilmiş bir unvandır.” Bunun dışında Turanî Baba,  hicaz, hüseyni, segâh gibi makamları da kullanmıştır.

       Bugünkü gelenekte halkı için kendini feda edecek, gönüllerde taht kurmuş bir ozan göremediğini söylemiştir. Âşıklık geleneğinin yaşaması isteniyorsa, halk ile bütünleşmek gerektiğini, ozanların taviz vermeden dünyada yaşayan bütün canlıları kucaklama öğretilerini devam ettirmeleri gerektiğini ifade etmiştir.

      Âşık Turanî’nin geleneğin devam etmesi için beklentisi şudur; “İçleri kültür yüklü ama maddi olumsuzluklardan dolayı bunu dışa vuramayan ozanlara hem maddi hem manevi destek olunmalıdır. Aynı zamanda ozanların önü açılmalıdır, ozanlar söylediklerini hayata geçirebilmelidir.”

     Günümüz toplumunda halk şairlerinin düşüncelerine saygı duymamanın ve baskı altında bırakmanın onların gelişmesini engelleyecek zorluklardan olduğunu ifade etmiştir.

      Âşık, 117 yaşında vefat eden babaannesinden dinlediği halk hikâyeleriyle yetişmiştir. Kendisi de daha sonraları Ferhat ile Şirin gibi halk hikâyelerini anlatmıştır.

      Cemlere de katılan Âşık Turanî zâkirin görevlerini şöyle sıralar: “Zâkirler cemlerde usta malı deyişlerin yanı sıra kendi deyişlerinden de söylerler. Usta malı deyişler duaz imam, gibi yedi ulu ozanların inanç bazında deyişleridir. Kendi deyişleri ise nasihat bazındadır. Bunlarda Allah’ı, Hz. Muhammed’i, Hz. Ali’yi on iki imamı övme vardır. On dört masum ve on yedi kemerbestlerin yası vardır. Aynı zamanda Zâkirler kırklar semahını, turnalar semahını çalarlar.”


            Şah Hüseyin


(Hz. Hüseyin’e yazdığı mersiyesi)
Kan çanağı oldu görmez gözlerim,
Hayâlde vahşeti görür sabahtan.
Kesildi dermanım, tutmaz dizlerim,
Yine Şah yolunda yürür sabahtan.

Zalim Yezit kılıcını kaldırır,
Şah Hüseynin gül benzini soldurur.
Masum-u Pakları dahi öldürür,
Kanlı baş önünde durur sabahtan.

Gökteki melekler hep yere indi,
Şahın etrafında semaha döndü.
Nice masumların hayatı söndü,
Fatma Meleklerle görür sabahtan.

Fatma Ana ciğerini dağladı,
Hüseyin e yas tutan kara bağladı.
Şahım için meleklerde ağladı,
Gözün pınarları kurur sabahtan.

TURANİ'yim akar gözümün yaşı,
Birlikte yoğurur toprağı, taşı.
Yezit'in elinde Hüseynin başı,
Benliğim yok olur, erir sabahtan.


    Araştırmacı yazarlardan Ali Duran Gülçiçek Alman Edebiyatı Bölümünde Almanca’ya çevirmek kaydıyla Âşık Turanî’nin birkaç şiirini almıştır. Dergilerde ve antolojilerde şiirleri yayımlanmıştır. Ayrıca Bekir Karadeniz’in de bir araştırması vardır.
       Âşık Turanî, birçok televizyon programına davet edilmiştir. TRT’nin birçok programında, Almanya’da sivil toplum örgütleri tarafından kurulan Türk kanallarının programlarında bulunmuştur. Köln radyosunda müzikli söyleşilerde bulunmuştur. Almanya’da bulunduğu bölgenin kültür müdürlüğü tarafından “yabancı hemşeriler” ve  “Alman- Türk kültürü” adında düzenlenen gecelere katılmıştır. Türk derneklerinin sosyal etkinliklerinde sözü ve sazı ile bulunmuştur. 2006, 2007 ve 2008 yıllarında Hacı Bektaşi Veli etkinliklerine davet edilmiştir. Bu etkinliklerde iki sene üst üste Belediye Başkanı tarafından plaket verilmiştir. Aynı zamanda yurt dışında yabancılar da dahil olmak üzere bir çok ödüle layık görülmüştür.
      Yarışmalara karşı olduğunu, katılmadığını şu sözleriyle ifade etmiştir: “Aynı kültür için çalışan ozanların birinin diğerinden üstün olmasının diğerinin de daha aşağı tabakada olmasının gereği yok.”



ŞİİRLERİ


<[..]                    İyi Bakasın
Bir tebligatım var TURANÎ BABA
Yolladım Didemi iyi bakasın
Onu kazanmaya eyleyin çaba
Yolladım Didemi iyi bakasın

Emaneti sana seni ALLAHA
Turnayı gözünden vurdun vallaha
Gelini köledir sanma illa ha
Yolladım Didemi iyi bakasın
Yüreği yaralı öksüzün biri
Hep sevgi aradı yıllardan beri
Mesut demesin ki elimin kiri
Yolladım Didemi iyi bakasın

Büyüklük çiledir büyüklük keder
Saygı küçüktendir inşallah eder
Bu ikinci kezdir el bize ne der
Yolladım Didemi iyi bakasın

Onu evladınmış gibi göresin
Dolaşan saçını sevip öresin
Simdi ŞAHİNİye bir söz veresin
Yolladım Didemi iyi bakasın

 

Feyzullah YILMAZ

SAYGI DEĞER VE SEVGİ DEĞER TÜRKÜ DOSTLARI 21.11.2008 CUMA GÜNÜ TR SAATİ İLE 20:00 DA RADYOMUZDA ERDAL ERZİNCAN ÖĞRENCİSİONUR
YAMAÇ SİZLERLE CANLI YAYINDA.TÜRKÜ TADINDA KALMAK İSTEYEN BÜTÜN TÜRKÜ DOSTLARIMIZI BEKLERİZ.
www.kizilirmakyorem.tr.gg

 

ALİHAN ERDOĞAN

Sayın Vedat TATAR''ın, Sorunlar ve Çözüm önerileri olarak koymuş olduğu, görüşüne katılmamak doğru bir yaklaşım olmaz.

KARAÖZÜ VE CİVARI KÖYLERİNİN yeni bir sese, soluğa ihtiyacı var.
Geçmişte söylenen sözler geride kaldı yeni şeyler söyleme zamanı gelmiştir.
KARAÖZÜ'deki yanlışları, eksiklikleri, değiştirmek karaözü'lüyüm diyenlerin bu beldenin geleceğinden endişe eden herkesin görevidir
Kavganın, dövüşün, çekişmenin, didişmenin KARAÖZÜ VE CİVARI KÖYLERİNDE yaşayan hiç kimseye faydası yoktur.
Bu bağlamda, Vedat TATAR Beyin, önerisini dikkata alarak işe buradan başlaya biliriz.

Katkı bağlamında önerim;
1- Karaözü Belediye Başkanlığı'na aday, adayı olmak,
2- Önerenlerin aday, adayı olmak,
3- Bu konuda görüş, öneri getirmek ve sunmak,

Sitelerimize, bu konuyla ilgili yazmaktan kaçınmamalıyız.

Belediy[..] başkan aday, adaylığına benim önerim Sayın Vedat TATAR tabi kendisi kabul ederse..


 

Anadolu Sevgi Birligi Küldür ve Dayanışma Derneği

Saygıya Değer Dostlar;

Derneğimizin Sayın Başkanı Hüseyin EKİCİ'nin de aralarında bulunduğu HALKODER tarafından düzenlenen panelde konuşmacı olarak katılacaklardır.

Bilgilerinize arz ederken, bu vesile ile sitenizin çok değerli yöneticileri olarak engin, hoşgörülü ve mütevazi yayın hayatınızda üstün başarı ve mutluluklar dileriz.

Saygılarımızla,

Anadolu Sevgi Birliği Küldür ve Dayanışma Derneği ve Türkmenlerin Sesi Radyosu Yayın Kurulu Başkanlığı
Üsküdar/İst[..]

 

Süleyman GÖRGÜLÜ

ALO KELİMESİNİN NEREDEN GELDİĞİNİ BİLİYORMUYDUNUZ ?

Günlük telefon konuşmamızda, çogu zaman söylediğimiz ALO ..... kelimesinin nereden günümüze kadar geldiğini biliyormuydunuz ?

Alexander Graham Bell (1847-1922) Amerika, New York'ta yaşamış, telefonu icad eden bir bilim adamıdır (Mucit). ALO sözcüğü Alexander Graham Bell' in, asıl adı Alessandra Lolita Oswaldo olan sevgilisinin adının kısaltılmış şeklidir. Mucit ilk telefon hattını atölyesi ile sevgilisinin evine çekti. Alexander Graham Bell, bundan sonra her telefonla konuşmasında sevgilisinin adının ilk baş harflerini ( kısaltarak) heceleyip söylüyordu.

Ortaya çıkan " Ale, Lol , Os " u zamanla daha da kısaltarak bu kelimelerin ilk harflerini kullanarak " ALO" demiş. Zamanla sevgilisi Graham Bell'i terkedince bir gün arayabileceği umudunu yaşatmak için, telefonunu ALO diye açıyordu. O günlerde hemen herkes, telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell'in anısına saygı olarak ALO demeye başladı ve bu sözcük günümüze kadar geldi.

Süleyman GÖRGÜLÜ
Goerguelue@yahoo.d[..]

 

Vedat TATAR

YÖREMİZİN GÜZEL İNSANLARI
"KARAÖZÜ-GAZİLER ve ALAMETTİN" BELEDİYE olarak kaldı. Üzülerek belirtmeliym ki; Komşumuz EĞERCİ ve ÇEPNİ belediyelikten düşürüldü. Saygılar. Vedat TATAR

 

MEHMET AVAR

Ey Türk İstikbalinin Evladı!

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve
cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki
asil kanda mevcuttur!"


Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk`ü
70. ölüm yıldönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.

Emanetlerinin Bekçisiyiz. www.karpinarfm.de

 

ismail Güngör

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü ölüm yıldönümünde Saygıyla anıyorum.

 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki