BURUNÖREN

IGDELI

KALEKÖY

KARAÖZÜ

KIZILPINAR

SIVRIALAN

YERLIKUYU

 

'Cumhuriyet tehlikede'

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer

Cumhurbaşkanı Sezer, rejimin temel değerlerinin açıkça tartışma konusu yapıldığını söyledi

Harp Akademileri'nde konuşan Sezer, Türkiye'de siyasal rejimin, Cumhuriyet kurulduğundan beri, hiçbir dönemde günümüzde olduğu kadar tehlikeyle karşı karşıya kalmadığını belirtti. Sezer, iç ve dış güçlerin rejimin temel değerlerini tartışma konusu yaparak aynı amaç doğrultusunda hareket ettiklerini vurguladı.

Şeriat tehlikesine de dikkat çeken Sezer, "Din devleti ile demokrasinin yan yana getirilmesi, tarihe ve bilime terstir. Ilımlı İslamın çok kısa sürede radikal İslama dönüşmesi kaçınılmazdır" diye konuştu. Cumhurbaşkanı, laikliği hedef alan etkinliklerin ve dini, politikaya yansıtma çabalarının toplumu gerdiğini belirtti.

Seçim sistemini de eleştiren Sezer, 2002 seçiminde toplam kayıtlı seçmen sayısına göre, seçmenlerin yüzde 59.14'ünün, toplam oy kullanan sayısına göre ise yüzde 48.37'sinin Meclis'te temsil edilemediğine dikkat çekti. Sezer, medyadaki tekelleşmenin demokrasiye ve güvenliğe zarar vereceğini kaydetti.

 

 

Cumhuriyet tehlikeyle karşı karşıya

Sezer, dış güçlerce 'ılımlı İslam cumhuriyeti'ne dönüştürülmek istenen Türkiye'nin kısa sürede 'radikal İslam tehdidi'yle karşı karşıya kalmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi

İç ve dış güçlerin Cumhuriyetin temel değerlerine karşı işbirliği içinde olduğunu belirten Sezer, şunları dedi:

"Dış güçler, Türkiye'nin İslam ülkelerine model olabilmesi için öncelikle siyasal rejiminin 'laik Cumhuriyet' ten, 'demokratik Cumhuriyet ' adı altında, ' Ilımlı İslam cumhuriyeti' ne dönüştürülmesini öngörmektedirler. Ilımlı İslam, devletin sosyal, ekonomik, siyasal ve hukuksal düzeninin din kurallarından belli ölçüde etkilenmesi anlamına gelmektedir. Bu niteliğiyle ılımlı İslam modeli, İslamı kabul eden diğer ülkeler için bir ilerleme sayılsa da, Türkiye Cumhuriyeti yönünden büyük bir geriye gidiş, daha açık söylemiyle, ' irticai ' bir modeldir. Türkiye bölge için, ancak laik, demokratik hukuk devleti niteliği ile örnek oluşturabilir; bu yöndeki deneyimlerini paylaşmaya hazırdır. İster ılımlı, ister köktenci olsun, din devleti ile demokrasinin yan yana getirilmesi, tarihe ve bilime ters düşen bir yaklaşımdır. Ilımlı İslamın çok kısa sürede radikal İslama dönüşmesi kaçınılmazdır."

Ordu yıpratılıyor

Türk devriminin amacının, aydınlanma çağını yakalamak ve Türk toplumunu çağdaşlaştırmak olduğunu vurgulayan Sezer, Türkiye'de stratejik konu ve kuruluşların özelleştirilmesinden vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizdi. Sezer, "Ulus devletin, ulus birliği ve ülke bütünlüğünün, tekil devlet ve laik Cumhuriyetin koruyucusu ve güvencesi olan Türk Silahlı Kuvvetleri de ilk kez iç ve dış odakların hedefi durumuna gelmiştir. Bu odaklar niyetlerini açıkça sergileyerek işi ' hesap sorma ' söylemine kadar vardırmışlardır. Türk Silahlı Kuvvetleri, anayasal rejimin korunması yönünden, tüm anayasal organ ve kurumlar gibi görevli ve taraftır. Orduyu yıpratarak etkisizleştirmek için, zamanlaması ayarlanmış bir oyun oynanmaktadır. Oysa, özellikle bölgesel karışıklıkların yoğunlaştığı ve küresel güçlerin ülkemiz üzerindeki planlarının açığa çıktığı günümüzde ordumuzu yıpratmak, bu planlara destek olmak amacı taşımıyorsa, hiç düşünülmemesi gereken bir olgudur" dedi.

Yaşananlara bakmak yeterlidir

Atatürkçü Cumhuriyet rejiminin yaşadığı iç tehlikeleri anlatmaya, bunun için 1930'lu, 40'lı, 50'li, 60'lı yıllara dönmeye de gerek olmadığını ifade eden Sezer, şöyle konuştu:

"Türkiye'de son 15-20 yıldır yaşanan toplumsal gelişmeler, toplumsal ve bireysel yaşamda sergilenen çağdışı görüntüler, dinci fetvalar, saldırılar ve karışmalar, kamusal alanlarda türban kullanılmamasına ilişkin tüm yüksek yargı kararlarına karşı tutumlar, görevi din adamı yetiştirmek olan okulları bitirenler ile tarikat ve cemaat mensuplarının devletin her kademesine yerleştirilmeye çalışılmaları, Türkiye'nin nereye götürülmek istendiğinin anlaşılması için yeterli olacaktır. Demokrasiyi yanlış yorumlayıp değerlendirenlerin tutum ve davranışlarının en büyük zararının Cumhuriyete ve demokrasiye olacağı gözden uzak tutulmamalıdır. Türkiye'nin siyasal rejimi, laiklik konusunda duyarlı dengeler üzerine oturtulmuştur. Laiklik, din ve inanç özgürlüğüne indirgenemez. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sosyal, siyasal, hukuksal, ekonomik ve toplumsal temelinde laiklik ilkesi vardır. Tüm ilke ve devrimler, başka bir deyişle Atatürkçü Cumhuriyet laiklik ilkesine dayanmaktadır."

Temsilde adalet ilkesi göz ardı ediliyor

Seçim Yasası'na da değinen Sezer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Seçim sistemimiz incelendiğinde, iki ilke arasında olması gereken dengenin, yönetimde istikrar ilkesi lehine önemli ölçüde bozulduğu görülmektedir . 2002 yılındaki seçimlerde geçerli oyların yaklaşık üçte birini alarak Meclis'te yaklaşık üçte ikilik temsil oranına ulaşılması bunun açık kanıtıdır. Ayrıca, toplam kayıtlı seçmen sayısına göre, seçmenlerin yüzde 59.14'ü, toplam oy kullanan sayısına göre ise yüzde 48.37'si Meclis'te temsil edilmemiştir. Bu durum, iki ilke arasındaki dengenin nasıl bozulduğunu göstermektedir. Bunun da nedeni Seçim Yasası'ndaki ülke geneli barajıdır. Siyasal ve bunun getirisi olarak ekonomik istikrar uğruna temsilde adalet ilkesinin göz ardı edilmesi, Türkiye Cumhuriyeti rejiminin istikrarını bozacak düzeye ulaşabilecektir."

Medyada teksesliliğin önüne geçilmeli

Sezer, son günlerde medyada yaşanan gelişmeleri de özetle şöyle değerlendirdi:

"Medyanın belli kişi ya da gruplar elinde toplanması, gücünün o kişi ya da grupların çıkarı için kullanılmasına neden olabilecektir. Bu durum, bir yandan ekonomik alanda haksızlık yaratacak, öte yandan haber alma özgürlüğünü kısıtlayabilecek ve medya gücünün çıkar amaçlı kullanılmasına hizmet edebilecektir. Kamu hizmeti veren medyanın, kişi ya da grupların eline geçerek bireysel çıkarlara hizmet edecek ticari nitelik kazanması, medya-siyaset bağlantısının güçlenmesi, medyanın devletle ticari ilişkiye girmenin aracı olarak kullanılması kamu yararı ve kamu düzenine zarar vermekle kalmayacak, aynı zamanda demokrasiyi de olumsuz etkileyecektir."