Seiteninhalt
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini arz ederim.
Saygılarımla 31.07.2009
Hüseyin MERT
DSP İstanbul Milletvekili
Şarkışla’da bulunan Âşık Veysel Parkına konulan Âşık Veysel heykelinde, Cumhuriyet ozanına takke giydirildiğini üzüntü ile yazılı ve görsel basınımızda hayretler içinde izliyoruz.Âşık Veysel hem fiziki olarak, hem de giyim tarzı olarak kendisine hiç benzemeyen bu heykelle kamuoyu algılamasına farklı olarak sunulmak istenmiştir. Toplum içerisine ve konserlerine kıyafet devrimine uygun olarak başında fötr şapka ve düzgün kıyafetle çıkan Âşık Veysel’e takke giydirilmesi son derece çirkindir ve anlamlıdır. Bundan sonraki aşama her halde Cumhuriyet ozanına yeşil sarık ve cüppe giydirilerek elindeki sazın yerine asa ile tespih konulması olacaktır.Bu da göstermektedir ki Dünya’nın önde gelen üniversitelerinde adına kürsü açılan çağdaş, halkı ile tercümansız anlaşan türkü üstadı, halk şairi ve Cumhuriyetin kanun ve kazanımlarına yürekten bağlı Âşık Veysel toplumu gericileştirme çabalarına alet edilmek istenmektedir.
Bu nedenle;
1- Şarkışla’da bulunan Aşık Veysel heykelinin kaldırılarak yerine hem fiziki olarak hem de giyim tarzı olarak kendisine hiç benzemeyen bu heykelin konulmasının gerekçeleri nedir?
2- Ünlü ozanın yakınlarını, sevenlerini ve adına kurulmuş sivil toplum örgütlerinin tepkisini çeken bu heykeli kaldırarak yerine Aşık Veysel’e benzeyen, giyim tarzı ve felsefesini andıran bir heykel koymayı düşünüyor musunuz?
SORU SORMAM AŞIK NEDİR BİLMEZE

- Bu`da kim?

- Âşık Veysel
Soru sormam; aşık nedir bilmeze
Aşık duyar, söz incinir, saz ağlar
Kafasında kalın pası silmeze
Aşkı sorsam; aşıktaki öz ağlar
* * * *
Aşığa takkeyi giydiren biri
Sağım dese bile değildir diri
Her kim ki bilmezse aşığı, piri
Soru sormam; her hecede söz ağlar
* * * *
Edep,erkân tekmil olur beşikte
“Takke örten kel” bulunmaz aşıkta
Görenlerde göz kamaşmaz ışıkta
“Görmezlerde” ışık söner, köz ağlar
* * * *
Aşığın sazına tespih takana
Yeşil sarık, cüppe gözle bakana
“Cumhuriyet” sormam; kızmayın bana
Mustafa Kemal’den kalan iz ağlar
* * * *
Mayası bu değil inancın, dinin
Ayet, hadis değil bağnazda yemin
Haline baktıkça memleketimin
Aşık Veysel’deki gönül, göz ağlar
* * * *
Alem bilir asri Aşık Veysel’i
Ebedi şahittir sazında teli
Bağnazlık etrafı işgal edeli
Yokuş ağlar, iniş ağlar, düz ağlar
Vedat Bey;
Merhaba can dost...
Sayın Milletvekilim Hüseyin Mert Bey'in Recep Tayyip Erdoğan'a yönelttiği soruyu dizelerle desteklemek istedim ve ortaya şöyle bir tablo çıktı:
Sayın Milletvekilimle paylaşabilirsiniz...
Sevgiler, saygılar...
Ali Dal
11.08. 2009-Antakya/ HATAY
alidalturkiyem@windowslive.com

AŞIK VEYSEL'E TAKKE GİYDİRİLMESİ HAKKINDA DERNEK AÇIKLAMASI ve DİĞER HABERLER İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ

- Deniz Som, Cumhuriyet
Âşık Veysel
LİBERAL faşistler ve yobazlar her fırsatta yakın tarihimizi çarpıtarak yeniden yazmaya çalışıyor. Örneğin geçenlerde kendini Adnan Menderes’in vârisi sayan yobaz kafa Âşık Veysel’in heykeline takke giydirmeye kalkıştı.
Oysa Âşık Veysel, bunların ağababalarına yıllar önce gereken yanıtı vermişti.
Unutanlara özetle anımsatalım:
İktidardaki Demokrat Parti 1957 seçiminden sonra demokrasi duvarına iyice işemeye başlar. Dönemin en yaygın ve tek kitle iletişim aracı devlet radyosunu partinin borazanı haline getirirler. Halkın iktidarı desteklemek için kitleler halinde “Vatan Cephesi”ne katıldığı yalanı uydurularak radyodan sahte isimler yayınlanır. Yasamaya egemen olan yürütme yargının da gücünü eline alır ve Meclis’te kurulan “tahkikat komisyonları” muhalif gazetecileri hapse atmaya başlar. İktidarı desteklemeyen gazetelere ekonomik ambargo ve sansür uygulanır. Muhalefet lideri İsmet İnönü gittiği kentlerde taşlanır. Özetle ülke, diktatörlüğe özenmiş bir başbakanın eline düşmüştür.
Bu arada Sıvas Valisi, Âşık Veysel’e “Vatan Cephesi”ne katılması için yoğun baskı yapar ama Veysel kabul etmez. Âşık Veysel’i köyü Sivrialan’da adeta gözaltında tutarlar. Karlı, tipili bir kış günü Âşık Veysel, Sıvas Pamukpınar’dan geçerken belletmenlik yaptığı Yıldızeli Köy Enstitüsü’nü ziyaret etmek ister fakat içeri almazlar. Bunun üzerine Âşık Veysel alır sazı eline:
“Demokrasinin budur rejimi/ Vatan milletindir kim kovar kimi/ Sıkma savcıları kovma hâkimi/ Şekavet yok, adalet var bu yolda./ Topkapı’da Kayseri’de Uşak’ta/ Kimin hakkı vardır bu sefil halkta/ Parmaklar oynuyor türlü nifakta/ Selamet yok, felaket var bu yolda.
Radyo denilen milletin malı/ Neşriyatlar tarafsızca olmalı/ Hâkimiyet milletindir bilmeli/ Esaret yok, hep millet var bu yolda./ Manasız mantıksız Vatan Cephesi/ Vatan milletindir bu neyin nesi/ Maksat Menderes’in seçim dalgası/ Menderes yok, memleket var bu yolda.
Milletsiz bir devlet yoktur olamaz./ Eğri bakan aradığın bulamaz./ Hiçbir parti ebediyen kalamaz. Şikâyet yok, nihayet var bu yolda./ Veysel söyler ama duyulmaz sesi/ Doğru söyleyene diyorlar asi/ Böyle değil idi şu demokrasi/ ‘Tahkikat’ yok, hürriyet var bu yolda.”
Milli Eğitim’in şeriat uçuşu
ANKARA’DAKİ Çubuk Anadolu Öğretmen Lisesi’ne kayıt için puanı tutan öğrencilerin aileleri, okul yatılı olduğu için koşulları görmek üzere Çubuk’a geliyor.
Okul yönetimi aynen şu bilgiyi veriyor:
Okul yatılı fakat okulun yurdu veya yatakhanesi yok; 20 öğrenci Çubuk İmam Hatip Lisesi yatakhanesinde, 40 öğrenci de iki özel öğrenci yurdunda kalacak!
Veliler önce imam hatip lisesine gidiyor; öğretmen adayları için ayrılan 20 yataktan 12’si geçen yıldan dolduğu için bu yıl 8 öğrenci alacaklarmış!
Özel yurtlardan Özel Rasim Çelik Ortaöğretim Yurdu’nda bir “hoca” çocukların hem dünyalığını hem ahretliğini düşündüklerini ve derslere yardımcı olan ağabeylerin sohbet toplantısı da yaptığını anlatıyor. Yani, Fetoş’un tuzağı. Öteki yurt Çubuk Fatih Erkek Talebe Yurdu’ndaki “hoca” “biz sizi araştırıp karar vereceğiz” diyor. Yani Süleymancıların kucağı!
Öğretmen olmak için devletin lisesine giden öğrenciler daha işin başında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ya imamların ya da tarikatların eline teslim ediliyor. Hüseyin Çelik, koltuğunu Nimet Çubukçu’ya bırakırken, Milli Eğitim Bakanlığı’nı otomatik pilota bağladığını boşuna söylememiş.
Kara yobaz şeriat uçuşunu tam gaz sürdürüyor!
Münevver
Ayhan Dinç: “Münevver’in katilini 155 gündür yakalayamayan devletin gücü Silivri’de aylardır tutuklu münevverlere yetiyor!”
Yağmur Deniz
Döner yiyen Recep’e “açız” diyen öğrenciler gözaltında:
Polis mönünün teminatıdır!
Yakışık
Hamza Saykan: “Yobaz takımına Âşık Veysel’in değil Recep’in Hikmetyar’ın dizinin dibinde heykelini yaptırmak yakışır!”
Kuyumcu
Ahmet Önen: “Yedi yıldızlı oteldeki tatilin parasını halkına ödetenlerin çocukları, davulcuya ve zurnacıya değil kuyumcuya gider!”
Nazi Almanyası’nda papaz Martin Niemöller’in günlüğünden: “Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.”
5.8.2009
KAMUOYUNA DUYURU

- Âşık Veysel
Şarkışla’da bulunan Âşık Veysel Parkına konulan sözde Âşık Veysel heykelinde, Cumhuriyet ozanına takke giydirildiğini üzüntü ile yazılı ve görsel basınımızda hayretler içinde izliyoruz.
Âşık Veysel hem fiziki olarak, hem de giyim tarzı olarak kendisine hiç benzemeyen bu heykelle kamuoyu algılamasına farklı olarak sunulmak istenmiştir. Toplum içerisine ve konserlerine kıyafet devrimine uygun olarak başında fötr şapka ve düzgün kıyafetle çıkan Âşık Veysel’e takke giydirilmesi son derece çirkindir ve anlamlıdır. Bundan sonraki aşama her halde Cumhuriyet ozanına yeşil sarık ve cüppe giydirilerek elindeki sazın yerine asa ile tespih konulması olacaktır.
Bu da göstermektedir ki Dünya’nın önde gelen üniversitelerinde adına kürsü açılan çağdaş, halkı ile tercümansız anlaşan türkü üstadı, halk şairi ve Cumhuriyetin kanun ve kazanımlarına yürekten bağlı Âşık Veysel toplumu gericileştirme çabalarına alet edilmek istenmektedir.
Bu nedenle; Âşık Veysel’in heykeli olduğu iddia edilen hilkat garibesinin Âşık Veysel parkında sergilenmesine seyirci kalamayacağımızı, bu heykelin derhal kaldırılarak yerine Âşık Veysel’i ve Atatürk ilkelerinden ve laik Cumhuriyetten ödün vermez felsefesini yansıtan bir heykel konulması için yasal yollardan gerekli tepkiyi göstereceğimizi kamuoyuna duyururuz.
Âşık Veysel yaşam tarzı, özü ve sözü ile kamuoyunca bilinmektedir. Onu özünden ve sözünden ayırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.
31 Temmuz 2009
Aşık Veysel Kültür Derneği Yönetim Kurulu
TAKKELİ BİR HEYKELİNİ YAPMIŞLAR
Veysel’in ilçesi Şarıkışla’da
Takkeli bir heykelini yapmışlar
Veysel sağcı imiş, dinciymiş güya
Takkeli bir heykelini yapmışlar
Kaymakamı, Belediye Başkanı
Boş bulmuşlar olacak ki meydanı
Süsleyip, püsleyip onca yalanı
Takkeli bir heykelini yapmışlar
Veysel’in sembolü fötr bir şapkadır
Piposudur, sek içtiği rakıdır
Çağdaşlıktır, hem bilimsel akıldır
Takkeli bir heykelini yapmışlar
Veysel düşüncede, şiirlerdedir
Şekilde değildir, gönüllerdedir
Ararsan bulursun resimlerdedir
Takkeli bir heykelini yapmışlar
Veysel’in sevdiği kara topraktır
Bütün bir evrendir, hem Enel Haktır
Bunu anlamayan ham bir ervahtır
Takkeli bir heykelini yapmışlar
Veysel’den Veysel’in gönlüne yol var
Çağdaş bir ozandır, değildir dindar
O’nun bağlandığı Hazreti Hünkâr
Takkeli bir heykelini yapmışlar.
1 Ağustos, 2009
Veysel Kaymak
ÂŞIK VEYSEL’E TAKKE GİYDİRİLDİ
Veysel Kaymak
Geçtiğimiz günlerde; (18–19 Temmuz, 2009) Şarkışla ve Sivrialan’da yapılan, Âşık Veysel Kültürel Etkinliklerine katıldım. Etkinliği Şarkışla Kaymakamlığı, Belediye, Şarkışla’daki Âşık Veysel Derneği düzenlemişti. Sivrialan Köy Derneği de bir anlamda katılımcı oldu.
Âşık Veysel Kültürel Etkinlikleri önceki yıllardan beri düzenli olmasa da bu aylarda, Şarkışla ve Sivrialan’da yapılmaktadır.
Söylenenlere bakılırsa, Sivas Valiliği aracılığı ile bu etkinlik için, Kültür Bakanlığından bir hayli maddi katkı da alınmıştı.
.
Program birinci gün; Şarkışla’da şehrin Kayseri girişinde bulunan, Âşık Veysel Parkında, yeni dikilen heykelinin önünde başladı. Aynı yerde daha önce, Âşık Veysel’in bir büstü yer alıyordu. Şimdi ise büst kaldırılmış, yerine, (kime ve nasıl, hangi amaçla yaptırılmışsa) başında takke, Âşık Veysel’e hiç benzemeyen garip bir heykel dikilmişti!
Âşık Veysel’in sağlığında çekilmiş olan, (daha çok da geceleri ve hasta iken başına taktığı bere benzeri) bir resminden yola çıkılarak yine yapmışlardı yapacaklarını;
Âşık Veysel’e takke giydirilmişti!
Köylüsü, bir dostu olarak bizim bildiğimiz Âşık Veysel; (değişik düşüncelere saygısı bir yana) hiçbir zaman gericiliğin yanında olmamıştı. Üstelik Alevi- Bektaşi kültüründen geliyordu. O gerçekten çağdaş bir Halk Ozanı idi. O’nu simgeleyen bir bakıma; düzgün takım elbisesi, başında fötrü, elinde piposu ve dost sohbetlerinde eksik olmayan sek içtiği rakısı idi. De gel de gülme ya da üzülme!
Malum zihniyetteki iktidarın atadığı vali, kaymakam, müdürler ancak böyle bir program, yapabilirlerdi. Bunlardan başka ne beklenebilir ki?
Bütün bu yapılanlara Âşık Veysel dostlarının üzüldüğü gibi, Âşık Veysel de bulunduğu yerden; “yarabbi beni ne hallere düşürdüler” diye şaşırmış olmalı! Yaşasaydı bu gün ülkemizin içinde bulunduğu duruma da diyecekleri olurdu kuşkusuz.
İkinci gün köyde gerçekleştirilen bölümde, dernek başkanı ve köy muhtarının da konuşmaları vardı. Köyden bir takım arkadaşlarla aynı günlerde geliştirilen tepkiler doğrultusunda, Dernek Başkanı Memduh Süzer, kaymakamlıkça sansürlenen konuşmasına başlarken dile getirdi bu konuyu; Âşık Veysel Parkında yer alan Âşık Veysel heykelinin başına takke giydirildiğini, Veysel’i simgeleyenin sağ iken sürekli giydiği fötr şapka olduğu gerçeğini vurdu kaymakamın yüzüne. O’nu dinleyen gerek Sivrialan’lı, gerekse çevre köylerden katılanlar da alkışlarıyla destekledi başkanın söylediklerini.
Benim dikkatimi çeken ise, baştan beri Âşık Veysel’in oğulları Ahmet ve Bahri’nin bu konu ile ilgili her hangi bir tepkisinin olmaması idi.
Bu gün bizler Âşık Veysel dostları, sevenleri olarak, aydınlar, sanatçılar olarak, başta Âşık Veysel Kültür Derneği yönetimi olmak üzere, Alevi- Bektaşi dernek ve vakıfları olarak bu duruma seyirci kalmamalıyız. Yasal tepkilerimizi gösterip, takkeli heykeli kaldırtarak, yerine Âşık Veysel’e yakışan bir heykelin konulması konusunda mücadele etmeliyiz. Yoksa eskiden olduğu gibi değerlerimizin kaybolması devam eder. Bu gün yaşandığı gibi, bizler de seyirci konumunda kalırız...
26 Temmuz, 2009
Veysel Kaymak
v.kaymak@hotmail.com









