BURUNÖREN

IGDELI

KALEKÖY

KARAÖZÜ

KIZILPINAR

SIVRIALAN

YERLIKUYU

 

Hrant Dink öldü, Hrant Dink’ler mücadelesini sahiplendi!

BASINA VE KAMUOYUNA

On gün önce bütün ülke ve dünya büyük bir cinayetle sarsıldı. Türkiye yurttaşlarının ezici çoğunluğunun yüreklerinde ve bilinçlerinde bir deprem yaratan bu cinayetin derin acısını ilk günkü gibi hisseden bizler, Hrant Dink’in ölümünden sonra yaşanan gelişmelere ilişkin görüşlerimizi belirtmeyi ve ortaya atılan bazı sorulara kısaca yanıt vermeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Her şeyden önce, 19 Ocak 2007 Cuma günü katledilen gazeteci, yazar Hrant Dink kardeşimizi 23 Ocak 2007 Salı günü onun adına ve ideallerine yakışır bir biçimde uğurlamaya katılan İstanbullulara, ülkenin dört bir yanından ve yurtdışından gelen herkese teşekkürlerimizi bir borç biliyoruz.

O gün Hrant Dink’i görkemli bir biçimde uğurladık. Bütün dünyanın ve ülkenin dikkatle izlediği, bu büyük yürüyüş, törene katılan herkesin eseridir. Bu yürüşü bütün gerçekli
ğiyle kamuoyuna yansıtan basın emekçileri ile, yürüyüş sırasında bir sorun çıkmaması için özen gösteren İstanbul Emniyeti Güvenlik Şube Müdürlüğü Sorumluları ve görevlilerinin katkısı da göz ardı edilemez.

Cenaze töreni sonrasında bazı köşe yazarları ve siyasi parti liderleri tarafından ortaya atılan iddialara ve başlatılan bazı tartışmalara da yanıt verme gereği duymaktayız. Biz biliyoruz ki, bu soruları ortaya atanların ya da tartışmayı başlatanların bir kısmı Hrant Dink kardeşimizin canına kastedilmesi gibi yeni cinayetlerin işlenmesine hizmet eden bir toplumsal kültürün oluşması, yurttaşlarımız arasında düşmanlık ve ayrımcılığın derinleşmesinde payı olanlardır. Ancak tartışmayı yürütenlerin önemli bir kesiminin ise bu amacı gütmediğini de biliyoruz. Hrant dostumuza olan sorumluluğumuzun bir gereği olarak bu soruları yanıtlamak isteriz.

Neden “Hepimiz Hrant Dink’iz, hepimiz Ermeniyiz!”


Cenaze törenine katılanların ortak duygusunu ifade eden “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeniyiz” sloganı, sonrasında en fazla tartışılan konu oldu. Bu sözün ruhunu anlamakta zorluk çeken bazı köşe yazarları maalesef ırkçı, ayrımcı ideolojik bir duruşla bu söze karşı çıkmaktalar ve öyle tartışmaktalar.

Hrant Dink, her şeyden önce Ermeni kökenli bir yurttaşımız olduğu için öldürüldü. Bu milliyetçiliğin ve ayrımcılığın yol açtığı toplumsal bir olaydır. Cenazede, ayrımcılığa ve milliyetçiliğe karşı çıkmanın bir simgesi olarak Hrant’ın etnik kökenine sahip çıkılmıştır. Onunla ve Ermeni yurttaşlarımızla bir günlük olsa da duygudaşlık yapılmıştır. Aynı zamanda bu sloganla, ülkede yaşayan bütün farklı kimliklerde, yurttaşların özgür ve eşit ve demokratik bir ortamda bir arada yaşamasına sahip çıkılarak kendisinden farklı olanların da acısı paylaşılmıştır.

Ülkemizin karşı karşıya olduğu ayrımcılık, ötekileştirme, dışlama ve ırkçı, milliyetçi tehlikeye karşı bu sloganın bir şok etkisi yaparak toplumu uyarması geleceğimize umutla bakmamıza neden olmuştur. Bu nedenle bu slogandan rahatsız olan siyasilerimizi, başta Orhan Pamuk olmak üzere birçok aydınımızın ölümle tehdit edilmesi, sokaklara “Hepimiz Ogün Samast’ız” çıkartmalarının yapıştırılması ve Kadıköy’de kilise duvarlarına Ermeni yurttaşları ölümle tehdit eden yazılar yazılması pervasızlığı üzerine düşünmeye çağırıyoruz. Bilinmelidir ki içimizdeki ırkçı ve ayrımcı canavarı büyütmenin veya diri tutmanın hiçbir gerekçesi olamaz. Gerekçe bulmaya çalışanların ülkenin ve toplumun geleceğini karattığının farkında olmalıyız. Unutmayalım ki, Solingen’de yakılan Türkleri anarken, Alman’lar da “Hepimiz Türk’üz” diye yürümüşlerdi.

Bu ideolojik yaklaşımla, yukarıdakı sözü tartışanların politik çizgilerinin ve tutumlarının ülke insanının bir arada yaşama iradesini tamamıyla ortadan kaldıran toplumsal bir zemin yarattığını, son iki yıldır yaşadığımız bir dizi olayda gördük. Bu ülkenin çok kültürlü bir mozaik olan toplumsal yapısının zenginliğini savunanlara “ne mozaiğı lan!” diye yanıt veren siyasal geleneğin yarattığı bu cinayetin, ülkenin zenginliğinden bir parça kopardığını, bunca yaşanandan sonra görmeyenlere söylenecek fazla sözümüz yoktur.

Nasıl bir araya geldik?


Çok kısa bir sürede bu kadar insanın nasıl bir araya geldiği sorusunu ortaya atanlar, Hrant Dink cinayetinin toplumda yarattığı yarılmayı, tepkiyi, kaygı ve direnci göremeyenlerdir.

23 Ocak 2007 Salı günü onbinleri cenaze töreninde buluşturan, Hrant Dink’in ülke sevgisi, kardeşliği ve dostluğundan başka ne olabilir ki? Farklı ideolojik yaklaşımlara sahip, farklı etnik kökenlerden, farklı dini inançlarda yüz bini aşkın insanı ortak bir noktada buluşturan Hrant’ın sahip olduğu değerlerden ve yaşamını belirleyen barış ve adalet felsefesinden başka bir şey değildir. O, bu ülkenin tarihten gelen kültürel, etnik ve inanç mozağine dört elle sarıldığı için insanlarımız da onun cenazesinde düşünsel mirasına sahip çıktılar. Çolukları, çocuklarıyla evlerinden çıkıp geldiler. Gelemeyenler TV’lerden canlı yayınları izleyerek göz yaşı döktüler.

O müthiş kalabalığın coşkun bir ırmak gibi, Taksim’den Yenikapı’ya akmasında sağduyu sahibi gazeteci ve aydınlarımızın toplumsal sorumlulukla yazdıkları yazıların, verdikleri haberlerin ve yaptıkları çağrıların da önemli bir payı vardır.

Hrant Dink’in cenazesinde yüzbinleri bir araya getiren, tertip komitesinin oluşumunda yer alan sendikalarımız, meslek örgütleri, siyasi partiler, yurttaş girişimleri, vakıflar, demokratik kitle örgütleri ile yazar, sanatçı ve aydınlarımız, kısaca demokratik kamuoyunun ta kendisidir. Belki bu yürüyüşe katkı sunmayan ve katılmayan kurumları saymak daha kolaydır.

Tertip Komitesi tarafından, yürüyüş için iki büyük boy pankart, Hrant’ın resmi, binlerce çiçek ve 29 bin adet döviz hazırlanmıştır. Bunların masrafları komiteye katılan kurumlar tarafından ortaklaşa karşılanmıştır. Şehir dışından gelen çeşitli kurumlara mensup katılımcıların yol masrafı ya kurumları ya da kendileri tarafından karşılanmıştır. Yani o gün olan her şey bir imece usulüyle gerçekleştirilmiştir.

Bu görkemli törenin öncesinde Hrant Dink’i katleden tetikçinin yakalanmış olması yüreklerimizi bir parça da olsa soğutmuştur. Ama esas olan tetiği çektirenlerin ortaya çıkarılması ve Hrant’ın eşi sevgili Rakel’in ifade ettiği gibi “ bir bebekten katil yaratan kültürün” sorgulanmasıdır.

Biz tertip komitesi olarak, büyük yürüyüşü hazırlayan kurumlara ve bütün katılımcılarına tekrar teşekkür ediyoruz.

Sevgili dostumuz Hrant Dink’in eşi Rakel’in, Agos gazetesi önünde yapmış olduğu tarihi konuşmasıyla, bu törenin çağrısını yapan kurum ve kuruluşlara, siyasi partilere, cenaze törenine katılanlara, bir arada yaşamı savunan herkese büyük bir sorumluluk yüklediğinin de bilincindeyiz. Biz aslında sadece bir günlük bir uğurlama töreni yapmadık. Aynı zamanda eşit, özgür geleceğimizi inşa etme kararlılığı ile yürüdük. Bundan sonra da, bu sorumlulukla davranacağımızdan hiç kimsenin kuşku duymamasını isteriz.

Hrant Dink’in ailesine, dostlarına, Ermeni yurttaşlarımıza, barışı, demokrasiyi ve ifade özgürlüğünü savunan herkese başsağlığı diliyoruz.

Hrant Dink’in ideallerini yaşatacağız.

29 Ocak 2007, İstanbul


Hrant Dink’i Uğurlama Komitesi Adına ;_
Fethiye Çetin: Agos Gazetesi Avukatı
Musa Çam: DİSK Genel Sekreteri
Tayfun Mater: İstanbul Meslek Odaları Koordinasyonu
Hakan Tahmaz: ÖDP Genel Başkan Yardımcısı

 

Gönderen: Ali Rıza Yıldız

***************************************************************