Seiteninhalt
Dinci Politika...
Dinci Eğitim...
Bütün siyasal iktidarların bir rüyası vardır:
Eğitimi düzenleyerek, kendi anlayış ve ideolojilerinde bir kuşak yetiştirmek…
Ve böylece oy oranlarını arttırarak sonsuza kadar iktidarda kalmak!
Gerçekleşmeyecek bir hayaldir bu!
Bırakın bir siyasal partinin eğitim yoluyla iktidarını uzatmasını, bir rejim bile sadece eğitim düzeni değişikliği ile sonsuza kadar devam edemez.
Örnek mi istiyorsunuz:
İşte Sovyetler Birliği!
Sadece örgün eğitimle değil, yaygın eğitimle de, rejimin ideolojik baskıları ile tüm toplumu seksen yıl eğitti de ne oldu?
***
Aslında o kadar uzağa gitmeye de gerek yok:
AKP yöneticileri aynaya baksınlar, kendilerini sorgulasınlar yeter…
Kendileri, o kadar suçladıkları, “jakoben” dedikleri, “Kemalist ideoloji” diye yerden yere vurdukları eğitim sistemi içinde yetişmediler mi?
Bir eğitim sisteminin, amaçladığından çok daha farklı ürünler de verebileceğinin en güzel örneği bizzat kendileri değil mi?
Nedir bu hayalperestlik?..
Nedir bu Cumhuriyet’in temel değerlerine karşı olan olumsuz tutum?..
Evet, anlıyoruz, hiç kimse Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmek zorunda değil…
Ama herkes, başkasının inançlarına ve düşüncelerine, kimliğine saygı duymak, en azından kendine istediği saygıyı başkalarına da göstermek zorunda değil mi?
Hem seni bile farklı üreten eğitim sistemine “Tek tornadan çıkan insanlar yetiştirmek istiyordu” diye eleştiri yönelteceksin…
Hem de “Tek tornadan çıkmanın en belirgin yöntemi olan din faktörünü” eğitime egemen kılmaya çalışacaksın!
Buradaki çelişki kimsenin dikkatini çekmiyor mu?
***
Kendine inanç özgürlüğü isteyip, kendi inancını herkese dayatmak…
Kendine eğitim özgürlüğü isteyip, kendi monist ve dogmatik eğitim sistemini tüm topluma dayatmak…
Dinci politikanın…
Dinci eğitim sisteminin…
Açmazlarıdır!
Demokratik değildir…
İnsan haklarına hiç uygun değildir!
***
Aslında bu açmazlar demokratik bir ülkede dinci politika yapmanın açmazlarıdır:
Bir yandan temel hak ve özgürlüklerden yararlanarak kendi politikanı izleyeceksin…
Öte yandan izlediğin bu politika ile temel hak ve özgürlükleri tahrip edecek uygulamalar yapacaksın!
***
Çağdaş demokrasi çoğulcudur…
Tek bir dinin, tek bir mezhebin tekeline bırakılamaz…
Çağdaş eğitim çoğulcudur, sorgulayıcıdır, araştırıcıdır…
Dogmatik bir inancın tekeline bırakılamaz!
Madem ki her inanç mukaddestir, bırakın, her inanç sizinki kadar kendini ifade etme hakkını kullansın…
Siyaset ve eğitim, inanç dünyasının mutlakçı, tartışılmaz, dogmatik yapısına tutsak edilmesin!
***
Unutmayın ki her eğitim sistemi, ne kadar dogmatik, ne kadar mutlakçı olursa olsun, farklı ürünler de verir.
Bırakın boş hayallerin peşinde koşarak eğitimi yozlaştırmayı, toplumu zorlamayı...
Siyasette de eğitimde de demokrat olun, DEMOKRAT!
PAZAR AKSAMI HESSEN EYALETI FRANKFURT ADD TOPLANTISINDA EMEKLI J. KURMAY ALBAY SAYIN MEHMET SECKIN "ATATÜRK´ÜN LIDERLIK SIRLARI"HAKKINDA KONFERANS VERDI
PAZAR AKSAMI HESSEN EYALETI FRANKFURT ADD TOPLANTISINDA EMEKLI J. KURMAY ALBAY SAYIN MEHMET SECKIN
"ATATÜRK´ÜN LIDERLIK SIRLARI"HAKKINDA KONFERANS VERDI
Emin DEMİREL
Degeli konugumuz yöremizin insani ayni zamanda ayni okuldan(KARAÖZÜ) mezun oldugumuz,devre arkadasimiz Yedibucak asiretinden BURUNÖREN Köyünden
degerli insan Sayin Mehmet SECKIN`in konusmasindan kesintiler..
Toplantidan önce Sayin Mehmet Seckin bey ile, Sayin baskan Mahmut Telli ve degerli üye ve misafirlerle yakindan ilgilenme,
sohbet, hal hatir sorma ve bilgi alis verisinde bulundum.
Ayrica sevgili kardesim Mehmet beyin büyük lider Atatürk hakkinda yazip yayinladigi " Atatürkcüler neleri bilmeli "
ve " Atatürkün liderlik sirlari" isimli iki yeni kitaplarini büyük bir ilgi ile inceleyip aldiktan sonra kendisinden degerli
Kitaplarina imza ve not yazdirma imkanina sahip oldum.
Daha sonra tüm üyeler ve misafirler hazir bulunduktan sonra toplanti bölümüne gecildi ve toplantiya kisa bir giris konusmasi ve saygi durusu ile baslandi.
Giris konusmasindan sonra sayin baskan Mahmut Telli bey beklenen acilis konusmasini "Liderlik nedir" basligi altinda dinleyicilere sundu.
Konusmasinin iceriginde ise özellikle "Almanya'da kurulan cesitli dernekler, basari ve basarisizliklarinin sebepleri, liderlik ve özellikleri, hedefleri, iletisim ve
motvasyon gibi konular ele alindi.
Sayin baskanin konusmasinin ardindan nihayet beklenen sevgili misafirimiz sayin Mehmet bey kendi " Atatürkün liderlik sirlari" adinda konusmasi icin kürsüye davet edildi.
Mehmet bey'de dinleyicileri selamladiktan sonra konusmasina "bir hamamda sadece tabanca ve kusagi haric ciplak kalmis bir aga" nin espirili hikayesi ile basladi.
Konusmasinin basinda bir liderin lider olabilmek ve Atatürkün bir kac özelliklerini sayarak "gelecegi sezebilen, duruma hakim, insanlarla cok iyi iletisim kurabilen,
üstün zekali ve karizmatik gibi zenginliklerini siraladi.
Gelmis gecmis bir kac dünya liderlerini "Stalin, Mussolini, Hitler ve Mao" gibi varliga konupta bencilliklerinden dolayi savas acip yok olduklarini, Atatürkün ise bir yoksul ve
fakir milleti nasil toplayip, o ulusal ruhu yaratip kurtulus savasini baslatip kazandigini ve hep milletine armagan edip sizin eserinizdir dedigini anlatti.
Atatürkün Türk kavramini yarattigini, Türk ruhunu olusturdugunu, bu terimle birlik ve beraberlik catisi altinda herkezi topladigini sundu.
Sonra Atatürkün Hayatini üc bölüme ayirip,
1: Cocukluk ve genclik yillari,
2: Askerlik ve savas yillarini,
3: Devlet adami ve basarili bir Politikaci yillarini
ayrintilariyla dinleyicilerle paylasti
Bu üc bolüm icerisinde özellile Canakkale savasini, halkin durumunu, cikarilan isyanlari, daha sonra birinci ve ikinci Inönü savaslarini, Sakarya meydan muharebesini, anlatti.
Burada ise dikkat edilecek cok önemli iki hususu var: Atatürk 1915’te Canakkale savasini az asker, az silah ve sartlarin cok kötü olmasina ragmen büyük bir kararlikla kazanarak düsman gemi ve askerlerini Cakakkale bogazindan gecmesini önledi ve böylece Osmanlinin büyük baskenti Istanbul‘u ve daha sonra 1921’de Sakarya meydan muharebesinle Ankaranin isgalini (Sakarya – Polatli Ankaraya 50 kilometre yakinlikta)
düsmandan kurtarmis oldu. Sunu unutmayinki, Canakkale‘de cok kücük alanlarda okadar askerimiz vatani icin severek canlarini verdi. Düsman askerleri tarafindanda (Ingiliz, Fransiz ve ANZAK askerleri) vardi. O arada havada binlerce mermiler ucusuyordu ve hatta bu yogun atistan dolayi mermiler havada birbiriyle carpisip, alev alip aydinlik saciyordu. Bu dünyada ilk ve tek olaydir, daha hir bir yerde görülmemistir. Düsünün, Atatürk olmasaydi, veya bu savaslar kaybedilseydi biz bugün ülkesiz, yurtsuz, kendi dili ve dini olmayan bagimli köle usak durumunda olacaktik. Vatanimizi, özgürlük ve bagimsizligimizi o büyük devrimciye borcluyuz.
ve daha sonra büyük taaruza hazirlanis ve 26 Agustos 1922'de büyük taaruzun baslangicini, düsmanin ege'de denize dökülüsünü, savas kazanildiktan sonra savas safhasini bitirip
hemen Lozan antlasmasindan sonra köklü devrimlere "kilik kiyafet devrimi, alfabe devrimi, Laiklik, kadinlara esik haklar" gibi noktalari, devlet komsuluk iliskilerini sifir sorun ve
baris icesininde belirledigini, Yurt gezilerinde halkin nabzini yokladiktan sonra istek ve eksiklerine göre kanun ve devrimlerini, Bütce ve Ekonomik yaratma ve büyüme gibi konulari,
ve en sonunda ise aramizdan 10 kasim 1938'de ayrilisi ve sonrasini uzun bir konusma ile bilgi ve belgeleriyle izleiyicilere sundu.
Kisa bir aradan sonra kendisine izleyiciler cesitli sorular sorup bilgi alis verisinde bulundular. Daha sonra toplanti sona erdi.
Toplantitan sonra üye ve misafirler ile Frankfurt merkezinde Ku-bu restaurant'da hep beraber yemek yenildi ve sohbet edildi. Yemekten sonra degerli Atatürkcülerle
ve kardesim Mehmet beyle saygilya vedalastik ve ayrlildik. Böylece bu güzel günümüz son bulmus oldu. Sevgili Mehmet bey'e tekrar tesekkür eder, basarilarinin
devam etmesini dilerim.
29-01-2012
Emin DEMİREL
![]()
|
Eingabe-Formular / Z. DEFTERi KAYIT FORMU
Doğan Doğan
YAHU, NE DEMEK "KAÇ KİŞİYE GÖNDERDİNİZ"???
KİME GÖNDERİYORUZ? BİRBİRİMİZE...
NEYE YARIYOR? BİRBİRİMİZİ GERMEYE...
VAROŞLARA GİDİYOR MUYUZ? ANLATIYOR MUYUZ? HAYIR!!!
ADRES LİSTEMİZDE, OLMASI GEREKEN HEDEF KİTLEDEN; HALKTAN, DÜŞÜK GELİRLİ OLUP İKİ ÇUVAL KÖMÜRE, BİR TORBA MERCİMEĞE OYUNU VEREN KİŞİLERDEN KAÇ KİŞİ VAR? HİÇ!!!
MUHALİF PARTİLERİMİZ, DÜŞÜNCE DERNEKLERİMİZ, ŞU-BU-O KOLLARIMIZ, HALKA ULAŞIYOR MU? İKİ KELAM EDİP FİKİR ALIP VERİYOR MU? HAYIR!!!
GÖNDERDİĞİMİZ MESAJLAR, SADECE KENDİ DÜŞÜNCE YAPIMIZDAKİ İNSANLAR ARASINDA HA BİRE DOLAŞIYOR...
KUSURUMA BAKMAYIN BUNUN ADINA
………. DERLER.
İKİ KADEH ATTIKTAN SONRA, LAPTOP'U KUCAKLAYINCA İNSANI EPEY RAHATLATIR, ARADA BİR DUVARINIZDAKİ MUSTAFA KEMAL RESMİNE DE BAKARSINIZ, FERAHLARSINIZ,,, ATAM İZİNDEYİZ...
ŞU İZİNİMİZ BİTSE DE BİR GÖREVE DÖNEBİLSEK...
Saygıları[..]
Osman(Cafer) TATAR
Abdi İpekçi (1929 - 1979)
1929 yılında İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lisesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.
Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 yılından 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürüten Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında kimliği meçhul kişi ya da kişiler tarafından öldürüldü.
BASIN VE DEMOKRASİ ŞEHİDİMİZ ABDİ İPEKÇİ'Yİ SEVGİ VE MİNNETLE ANIYORUM.
Osman(Cafer) TATAR
Muammer Aksoy
1917 - 31 Ocak 1990
1917 yılında Antalya’da doğan Muammer Aksoy, 1937 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni, 1950 yılında ise Zürih Hukuk Fakültesi’ni “Hukuk Doktoru” unvanıyla bitirdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde 1952 yılında doçent oldu. 1957’de DP iktidarı döneminde, üniversite özerkliğinin zedelenmesini onaylamayarak, bütün akademik kariyerini bir kenara bırakıp, ü......niversiteden ayrıldı. 1958 yılında CHP’ye girdi. Aynı yıl ölümüne dek sürdüreceği Türk Hukuk Kurumu başkanlığına seçildi. 27 Mayıs 1960’tan sonra üniversiteye geri döndü. 1961’de Anayasanın hazırlanmasında önemli katkılarda bulundu ve Kurucu Meclis’te Anayasa’nın sözcülüğünü yaptı. 1963 yılında profesör olan Aksoy, Anayasa Hukuku kürsüsüne geçti. CHP Parti Meclisi üyeliğine seçildi. 1964’te İhsan Topaloğlu’nun Enerji Bakanlığı döneminde “ulusal petrol davası”nın savunuculuğunu üstlendi. 12 Mart 1971’de tutuklandı. Yargılama sonucu beraat etti. 1975 yılında yeniden CHP’ye girdi. 1977’de CHP’den İstanbul Milletvekili seçildi. Türkiye’yi Avrupa Konseyi’nde temsil etti. Anayasa Komisyonu Başkanlığı’nı yürüttü. Bu görevi 12 Eylül 1980’e dek sürdürdü. 1981’de Ankara Barosu başkanlığına seçildi.
1981’den itibaren zorlu, çileli, bir o kadar da onurlu ve örgütlü bir savaşım verdi. Devletin her türlü hukuk dışı adımını gün ışığına çıkardı, yolsuzlukların peşine düştü. Birçok kitap yazdı, Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurdu.
Aksoy, yaşamı boyunca Atatürkçü düşünce ve özellikle laiklik konusunda ödünsüz çabalar harcadı. “Laiklik ilkesinin cumhuriyetin temeli, demokrasinin vazgeçilmez koşulu” olduğunu vurgulayan Aksoy, YÖK’ün türban konusundaki kararını eleştirirken, “1982 Anayasası oldukça Atatürk devrimlerinin bir parçası olan ‘uygar ve çağdaş kıyafet ilke ve devrimine’ aykırı giyinişe, bir devlet kuruluşu olan üniversitelerde göz yumulması açıkça anayasaya aykırı bir tutumu oluşturmaktadır” ifadesini kullanmıştı.
Türk Hukuk Kurumu ve Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, eski milletvekili Prof. Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990 günü, saat 19.05’te, evinin bulunduğu apartmanın girişinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Muammer Aksoy'u
22. ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE SAYGI İLE ANIYOR, KATLEDEN ZİHNİYETİ NEFRETLE KINIYORUM........
Eren Eren
INSANLIK VE AYDIN OLMANIN OLCUSU.Ahmet Say, Demokratik Sol Parti’nin düzenlediği bir etkinliğe eski Adalet Bakanı ve Hayata Dönüş operasyonlarının sorumlusu Hikmet Sami Türk'ün konuşmacı olarak katılmasını protesto etti. "İnsanlık değerlerini hiçe sayanlar, adalet hakkında konuşamaz" diyen Say, protestosuyla aydın sorumluluğu nedir göstermiş oldu.
Demokratik Sol Parti tarafından Uğur Mumcu'nun katledilişinin yıl dönümü kapsamında düzenlenen bir etkinliğe eski Adalet Bakanı ve Hayata Dönüş adıyla yapılan cezaevilerine yönelik katliam operasyonlarının sorumlusu Hikmet Sami Türk'ün konuşmacı olarak çağrılmış olması, Fazıl Say'ın babası Ahmet Say tarafından salonda protesto edildi.
Toplantı esnasında söz alan Say, önce kendisini tanıttı, "Bir aydın olarak adı katliamlarla anılan bir şahsın demokrasi ve adalet kavramlarının ele alınacağı bir toplantıda konuşmaması gerektiğini söylemekle sorumlu olduğunu" belirtmesinin ardından sözü önce moderatör tarafından kesilen 77 yaşındaki Ahmet Say, kaba davranışlarla salondan çıkartıldı.
Ahmet Say toplantı salonun çıkışında basının sorularını yanıtladı. Protestosunun nedeni sorulan Say soruya şu yanıtı verdi:
"Ülkemiz milenyuma girdiği sırada, yakın tarihimizin özgürlük, demokrasi ve adalet açısından 2 önemli olayı vardır. Birincisi, F tipi cezaevlerinin mucidi olan o dönemin Adalet Bakanı'nın vicdansızlığı, acımasızlığı ve insanlık düşmanlığıdır. Niye insanlık düşmanlığı diyorum, onu da söyleyeyim: İnsanın tanımı şudur: İnsan, bio-psişik, sosyal, kültürel bir varlıktır. Bunun içindeki, insanın sosyal yani toplumsal yönünü dışlarsak, yani insanı tek başına hücreye atarsak, o zaman insanlıktan anlamıyoruz, insanlığın tanımında olan değerleri tanımıyoruz. İşte bu şahıs bunu yapmıştır. Ardından da Bayrampaşa'da, eski Sağmalcılar Cezaevi'nde fosfor bombası kullanarak hapisanenin içindeki silahsız, eli kolu bağlı, zavallı insanları yakmıştır. Katil demiyorum ama birinci dereceden sorumludur, çünkü dönemin Adalet Bakanı'dır"SUC ORTAGIDIR.
selim ferman
ben ispertine mensubiyim tarihte ne yaşandıysa örenmek istiyorum
Yusuf Aslan
KALMAMIS
Kırk yıl oldu ben köyümden çıkalı
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış
El kapısı ekmek kapım olalı
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.
Gayrı geçti o çocukluk yıllarım
Hayal ile gelip geçer günlerim
Gah kendime gah elime ağlarım
Tanıdığım hiç birbüyük kalmamış.
Dünya ya değişmem bizim elleri
Gül oldu gözüme kara tikeni
Hani bizim elin gelini eri
Tanıdığım hiç birbüyük kalmamış.
Memnun olmazsak da biz bu karardan
Kaçan ne kadar kaçacak mevladan
Duydum ki “Ümmühan” göçmüş dünyadan
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.
Kul Yusuf çırpınır güvercin gibi
Gökte ki turnalar habercim gibi
Elimden ayrıyım tecellim gibi
Tanıdığım hiç birbüyük kalmamış.
Söz:
Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.
EFE CAN
TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU
ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ (ADNKS) VERİ TABANI
İl ve ilçelere göre belediye nüfusları - 2011
İl İlçe Belediye[..] TOPLAM ERKEK BAYAN
Sarıoğlan Şehir 3.202 1.596 1.606
Merkez (B) Alamettin 938 473 465
Burun[..] 54 28 26
(B) Çiftlik 2.694 1.310 1.384
Düzencik 83 44 39
Ebülhayır 385 193 192
(B) Gaziler 750 366 384
İğdeli 137 65 72
Kadılı 65 33 32
Kaleköy 76 42 34
(B) Karaözü 990 492 498
Karpı[..] 81 43 38
Keklikoğlu 156 71 85
Kızılpınar 64 34 30
Muratbeyli 183 93 90
Ömerhacılı 143 74 69
Ömürlü 55 32 23
(B) Palas 4.199 2.142 2.057
Sofumahmut 193 103 90
Tatılı 627 318 309
Üzerlik 440 203 237
Yahyalı 97 52 45
Yerlikuyu 104 49 55
Yıldırım 176 87 89
Bucak toplamı 12.690 6.347 6.343
[..] toplamı 15.892 7.943 7.949
Kaynak: http://tuikapp.tuik.gov.tr/adn[..]
yakup özdemir
24 Ocak 2012
ATATÜRKÇÜ AYDINLAMANIN ÖRNEK ÖNDERLERİNİ SAYGIYLA VE
ÖZLEMLE ANIYORUZ, ARIYORUZ...
Atatürkçü Düşünce Sisteminin en yetkin savunucularından ve Atatürkçü Aydınlanmanın örnek önderlerinden
Uğur MUMCU ile
Muammer AKSOY’u
saygıyla ve özlemle anıyoruz, arıyoruz...
- Ülkemizin içine düşürüldüğü hazin duruma baktıkça;
- Basın özgürlüğünün gittikçe yok edildiğine tanık oldukça;
- „Dolma“ kalemlilerin sayısının her gün biraz daha arttığını; ama, tükenmez ve
bükülmez kalemlilerin sayısının her gün daha da azaldığını gördükçe;
- Anti Kemalist söylem ve eylemlerin pervasızca yoğunlaştığını sezdikçe;
- Onur yarası gittikçe derinleşen varakparecilerin çoğaldığını farkettikçe;
- Sıradan politikacıların hızla çoğaldığına, ama devlet adamlarının yok
denecek kadar azaldığına tanık oldukça;
- Devletin yarınını düşünmeyen, ama yarınki seçimlere odaklanan sözde
demokratların çoğaldığını farkettikçe;
- Devletin itibarını düşünenlerin azaldığına, ama düşürenlerin çoğaldığına tanık
oldukça;
- Ve de kendisini „aydın“ yerine koymakla birlikte, cehaletin cesaret bulmasına katkı
sağlayanların sayısının arttığını gördükçe;
- Eleştirel anlamda konuşanın, yazanın, doğruyu söyleyenin adaletsizliğin
pençesine terkedilmesine tepki göstermeyen „aydınların“ varlığına ve de
sayılarının kabarıklığına tanık oldukça;
- İrticanın suç sayılmasının fiilen yasaklandığını sezdikçe;
- Devletin tekliğine, ülkenin tümlüğüne ve ulusun birliğine sahip çıkan kurumların
gittikçe yıpratılmasına tanık oldukça;
- Ama, bölücülerin, gericilerin ve irticacıların gittikçe güçlendiğini gördükçe
MUMCU ve AKSOY gibi gerçek ve yiğit aydınlarımızın yokluğunu,
daha doğrusu, KUBİLAY’dan KIŞLALI’ya TÜM ATATÜRKÇÜ AYDINLANMA ÖNDERLERİMİZİN yokluğunu, gittikçe daha da derinden hissediyoruz...
BU YİĞİT VE ONURLU AYDINLANMA ÖNDERLERİMİZİ SAYGIYLA, MİNNETLE ve ÖZLEMLE ANIYORUZ, ARIYORUZ...
Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı
Osman(Cafer) TATAR
UĞUR MUMCU'YU 19. ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE SAYGI İLE ANIYOR, KATLEDEN ZİHNİYETİ NEFRETLE KINIYORUM........
yakup özdemir
MITTERAND'A 1983'te YAZDIGIM MEKTUP ve ALDIGIM YANIT
CUMHURBAŞKANLI[..] Makamı
Paris, 2.1.1984
Sayın Bay,
Ermeni terör örgütlerinin Fransa'da yaşayan Türk yurttaşlarına ve kuruluşlarına karşı yaptıkları terörist saldırılar nedeniyle, Sayın Cumhurbaşkanı'nın samimi olarak dikkatini çekmiş bulunuyorsunuz.
Gerçekte söz konusu olan insanlık dışı terör eylemleridir. Bu eylemler, Fransız yetkili makamları tarafından ittifakla ve şiddetle kınanmaktadır.
Eğer, Osmanlı İmparatorluğu yöneticileri tarafından Ermeni Cemaatine karşı 1915-1917 yıllarında yapıldığı söylenen soykırım doğru ise, bu da şiddetle kınanması gereken bir konudur.
Ancak, yüksek düzeydeki Fransız yöneticileri tarafından defalarca ifade edildiği gibi, geçmişteki bu olayların sorumluluğu Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına asla yüklenemeyeceği gibi, son yıllarda Türk yurttaşlarına ve kuruluşlarına karşı yapılan terör saldırıları Fransız makamlarınca hem kınanmış hem de failler cezai takibata uğratılmışlardır.
En derin saygılarımızla
Hubert VEDRINE
İmza
Sayın Bay
Dursun ATILGAN



































