BURUNÖREN

IGDELI

KALEKÖY

KARAÖZÜ

KIZILPINAR

SIVRIALAN

YERLIKUYU

 

YEDİ BUCAK AVŞARI / Hamza Aksüt (5)

KÖYLERİN KURULUŞ TARİHİ

Halktan derlediğimiz bilgilere göre konumuz olan köylerin kuruluşu 1700’lü yıllardır. Kaynak kişilerden yalnızca birisi –en güvenilir kaynak kişi- köylerin 500 yıldan daha fazla bir zaman önce kurulduğunu belirtiyor.
Tahrir kayıtlarında Akdağ nahiyesinde Yellüce Kışla, Yellüce Viran ve Kuyulu Viran adlı yerleşimlere rastlanmaktadır. Akdağ nahiyesi şimdiki Çayıralan ilçesi ve çevresini kapsıyordu. Karaözü ve çevresi de bu nahiyedeydi. Bu köylerin Yerliburun ve Körkuyu köyleriyle ilgisi konusunda kesin bir şey söyleyemiyoruz. Aynı nahiyede yer alan İğdelüce köyünün konumuz olan İğdeli ile aynı olup olmadığını bilmiyoruz. İğdelüce’nün bir başka adı Halil Abdal idi ve burada bir zaviye vardı.

 
Halk dilinde “yerli” ile “yelli” sözcüklerinin telaffuzu aynıdır. Dolaysıyla, günümüzde resmi yazımda “yerli” ile belirtilen ad büyük bir olasılıkla “yelli” idi. Çünkü; “yerliburun” sözcüğü Türkçede bir anlam içermiyor. Yelliburun, “rüzgarlı-burun” anlamına geliyorsa da Beğdili boyundan olan Yellü obasının yurt tuttuğu yer anlamında da olabilir. (Yellü obası, Kangal’ın Yellüce köyüne ad vermiştir. Bu köy, Şeyh Şazeli ocağının merkezidir ve Yozgat yöresinde de talipleri vardır.) On altıncı yüzyılda Yellüce Kışla köyünde Yahyalu topluluğu göçebe olarak yaşamaktaydı. Bu durum, Yellü obasının buraya ad verdiği, ancak, daha sonra başka bir yerde yurt tuttuğu anlamına gelir.


Öte yandan; Yeni-İl kazasının sınırlarını belirten bir tutanakta Yelliburun adlı bir yerden söz edilmektedir. Yakınında Sekiz Afşar Yurdu, Yıva, Saru Yol, Kara Durak Gedüğü, Kuş Kayası, Kafile Geçüdü gibi yerler bulunan bu yerin konumuz olan Yerliburunla aynı olup olmadığı hakkında bir görüş öne sürmek için yörede bu yer adlarını soruşturmak gerekmektedir. Yıva adını dikkate alırsak, burası Gürün’ün Yuva köyü olabilir ki; bu durumda, adı geçen Yelliburun köyünün konumuz olan köy ile aynı olmadığı ortaya çıkar.
Tahrir defterlerinde Kaleköy’ün adına rastlanmıyor. Zamantı kazasının Pınarbaşı nahiyesinde Burun Viran adlı bir köy kayıtlıysa da, yöreye çok yakın olmasına karşın, burasının konumuz olan Burunören’le bir ilgisi olmasa gerektir. Çünkü; konumuz olan Burunören köyü toprakları on altıncı yüzyılda Bozok’un Çubuk nahiyesinde yer almaktadır. Bu nahiyenin güney sınırı, Maraş’ın kazası olan Zamantı’ya aittir.

  Karpınar’a gelince: Yukarıda belirttiğimiz gibi burası 1641 yılındaki Yeni-İl tahririnde adı geçen bir yayladır. Yani; henüz köy değildir. Yukarıda incelediğimiz sülalelerin bir bölümünün en azından 1641 yılında Karpınar köyünde yayladığını belirlemiş durumdayız. Köylerde yerleşik yaşama geçiş ise 1730’larda biten Rakka sürgününün hemen sonrasında olmalıdır. Sonuç olarak; Yedi Bucak Avşarı’nın yöreyle göçebe olarak tanışması 600-700 yılık, köylere yerleşimi ise yaklaşık 260 yıllıktır, denebilir.