Flash haber:

29.01.09 20:30

Zeki Sezer Karaözü’de

DSP Genel Başkanı ZEKİ SEZER

DSP Genel Başkanı ZEKİ SEZER ve Milletvekilimiz Hüseyin MERT

 

1 Şubat 2009 Pazar Saat 13:30 da...


Kat: duyuru / etkinlik
20.12.08 20:00

MARAŞ KATLİAMI 30 UNCU YILI

RADYO YEDIAVSARLAR 20 ARALIK Cumartesi SAAT 20:00'de (TR)


Kat: duyuru / etkinlik
20.12.08 18:00

Yemekli Tanışma Kaynaşma Gecesi

20 Aralık 2008 Cumartesi

MERSİN KARAÖZÜ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

MİSTUR OTEL * Balo Salonu...


Kat: duyuru / etkinlik
Detaylı Bilgi için üzerine tıklayınız


 

 

KİM KİME DUM DUMA - BEHİÇ AK, - Cumhuriyet (Büyütmek için üzerine tıklayınız!)

 

   

 

İlhan Selçuk, Cumhuriyet
PENCERE
İLHAN SELÇUK

CHP’nin Temelindeki Kurumsallık...

CHP’nin çarşaf ve Kuran kursu üzerine girişimleri laik kesimde doğal tepkilerini yarattı; çoğu kişi burnundan soluyor...

Girişim üzerine bir yorum kaçınılmazlaştı...

*

CHP bir ‘kurumdur..

Eski deyişle müessesedir..

Ne demek kurum?..

Maurice Hauriou bu kavramın bilimsel kuramını oluşturmuştur; ama, uzun lafı bir yana bırakırsak kurumun elle tutulur tanımını üç örnekle vurgulayabiliriz:

İş Bankası bir kurumdur..

Cumhuriyet gazetesi bir kurumdur..

CHP bir kurumdur..

Her banka, her gazete, her parti bir kurum değildir..

Kurumlaşmak da (müesseseleşmek) kolay, ucuz, kısa süreli bir iş değildir...

*

Başyazarımız Nadir Nadi gözlerini yaşama kapadıktan sonra, gazetenin içindeki kimileri ortakların bir bölümüne dayanarak Cumhuriyet’in kurumsallığına ters girişimlere yönelmişlerdi...

Okurlar gazeteyi protesto ettiler...

Gazetenin patronajı hatayı görüp anlayınca düzeltti; Cumhuriyet Cumhuriyetliğine, başka deyişle kurumsallığına kavuştu...

*

Cumhuriyet gibi CHP de bir kurumdur...

Elbette kurumlar kişilerle yaşar; ama, kişi kişiliğini kurumdan üstün görürse yanılgıya düşmüş demektir...

Bülent Ecevit çok değerli bir politikacıydı; kişiliğini CHP’den üstün görmek tutkusuna kapıldı; bu yanılgıyı Tarih Baba onardı...

Deniz Baykal bugün CHP’de kendi kişiliğini aşan bir sorumluluk üstlenmiş bulunuyor...

Neden?..

*

Çünkü yalnız CHP’nin yazgısı üzerine değil, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin var oluşu üzerine tehlikeli bir uluslararası oyun, demokrasi görüntüsü altında sahneye konuyor...

CHP’nin kurumsallığı bu tezgâh karşısında en büyük güvencedir...

29 Mart yerel seçimlerinde bu güvenceyi, her ne pahasına olursa olsun, korumak gerek...

*

Belediyelerde Kuran kursu..

Ve çarşaf girişimi..

CHP’nin kurumsallığına ters düşen yeni seçim icatları bunlar..

CHP’yi yönetenlerin ne yapıp edip sandıktan çıkmak için keşfettikleri yeni marifetler bunlar...

CHP demek öylesine zorlanıyor ki yöneticiler ne yapacaklarını şaşırmışa benziyorlar...

*

 

Peki, bu durumda ne yapmalı?..

 

Yine de olan bitenler karşısında serinkanlılığı yitirmemek..

 

Amacı artık apaçık ortaya çıkan dinci cephe karşısında birbirine düşmemek..

CHP’yi şansını zorlamak yolunda rahat bırakmak..

Kurumsallığını bile zorlayan tek seçeneği desteklemekte direnmek en tutarlı yoldur...

*

Yazıyı bitirirken bir kez daha yinelemekte yarar var.

CHP laik Türkiye Cumhuriyeti’nin orta direklerinden bir kurum..

Kişilerin malı değil..

Laik Türkiye’nin kurumu..

Ayakta durması gerek...

 

 

 

KYBELE’NİN VATANI ANADOLU

Kybele
Süleyman Zaman

                                                  Yazar: Süleyman Zaman

Anadolu; Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında bir geçittir. Bundan dolayı bir çok kültürlerin, bir çok uygarlığın merkezi olmuştur.
Anadolu’nun üç yanı denizlerle çevrilidir. Toprakları üzerinde irili, ufaklı bir çok akarsuyu, gölleri, dereleri bulunmaktadır. Verimli toprakları ve bol güneşi vardır. Girintili çıkıntılı kıyıları, büyük dağları, büyük ovaları, sırtları, yamaçları, ormanları, her mevsimi oluşturan atmosferi ve bol, bol meyve ve sebzeleriyle zengin ve verimli topraklara sahip güzel bir vatandır. Bu yapısıyla Anadolu insanları kendine çekmiş ve uygarlığın gelişmesine katkı sağlamıştır.


Denizin yüreğinde yaşayan insanlar

Mısırlılar Anadolu halkı için; “Denizin yüreğinde yaşayan insanlar” demişler. Sümerliler de “Sahildeki güneş bahçesinde yaşayan insanlar” derlermiş. (Kaynak; İskender Ohri; Anadolu’nun Öyküsü; Bilgi Yayınları. 4. Baskı; 1987 yılı; sayfa 14)


Çok eskiden “Asya” adı sadece Anadolu için kullanılıyormuş. Hititler Anadolu’ya “Assuva” Mısırlılar ise “İasiye” diyorlarmış. (Kaynak; Merhaba Anadolu; Halikarnas Balıkçısı 1. Bas. 1980 Bilgi Yay. Sayfa 11)


Homeros Anadolu’ya “Asia” diye söz etmiştir. Daha sonraları büyük kıtadan ayırmak için “küçük Asya “ denmiştir. (age)


Güneşin doğduğu yer

Bizanslılar Anadolu’ya , Güneşin doğduğu yer anlamında, “Anatole” ismini koymuşlar. Türkler bu sözcüğü biraz değiştirerek “Anadolu” diye kullanmışlar. Ana- dolu yani gelen herkese bağrını açan, kimseyi reddetmeyen, onları besleyen, üreten, bir ana kucağı gibi, gelenleri kucaklayan, sahiplenen onları doyuran, koruyan bir anaç (kybele) olmuştur. Bu toprakların insanları birçok tanrı ve tanrıça yaratmıştır.
Dünyanın en eski uygarlığı Sümer ve Mısır uygarlığı olarak bilinir. Yazıyı ilk kullananların Sümerliler olduğu söylenir. Bu uygarlığın tarihi İ.Ö. 5000 yılları dolaylarıdır. Yani 7000 yıllık bir tarih.

 
Anadolu bugünkü bilgilerimize göre en eski uygarlığın yaşandığı topraklardır

1962 Yılında Konya yakınlarında bulunan Çatalhöyük’te yapılan kazılar sonucunda çok önemli buluşlar sağlandı. Öyle ki bu kazılar da İ.Ö. 7000 yıllarına (yani 9000 yıl öncesi) ait siteler ve evler bulunmuştur. Buralarda insanlar yerleşik bir toplum
oluşturmuş, şehirleşmiş, kentleşmiş bir uygarlıkla karşılaşılmıştır. Bu buluş da göstermiştir ki; Anadolu bugünkü bilgilerimize göre en eski uygarlığın yaşandığı topraklardır. Bu da bu toprakların ne kadar verimli, ne kadar üretken, ne kadar zengin ve ne kadar bereketli olduğunu tanıtlamaktadır. Yapılan kazılar sonucunda Çatalhöyük’te göçebelikten yerleşik düzene geçtikleri görülmüştür. Aynı zamanda bu dönemde hayvanların evcilleştirildiği, ağaç işçiliği ve dokumacılık yapıldığı tespit edilmiştir. Anadolu’nun bu ilk toplulukları ölülerini bina içlerine gömerlermiş. Bu insanlık uygarlığı açısından çok önemli bir adımdır.

 
Bu topraklarda, tarihin ilk dönemlerinde Hattiler (Kızılırmak çevresi), Hurriler (Maraş, Malatya yöresi), bu bölgelerde ayrıca Luvitler, güneyde Arzavalar gibi halklar yaşamışlardır. O dönemlerde bu topraklarda, maden işletmeleri (özellikle Tunç) ve büyük kervanlarla ticaret yapılıyordu. Toprak işlenip üretim yapılıyordu.
Daha sonraları Hititli’ler , Urartu’lar, Frigya’lılar, Lidya’lılar, Karya’lar, Likya’lılar, İonlar, Grekler,Miktaniler, Hattiler, Galatyalar, Luviler, Milet’liler,Kapadokya, Alişar,Troya’lılar, Roma’lılar, Bizans’lılar, Selçuklular, Osmanlı’lar...vs. gibi uygarlıklar yaşamışlardır.
Bu topluluklar ve uygarlıklar birbirlerine bir şeyler eklemleyerek büyük düşünce kalıplarının oluşmanı ve kendine özgü “Anadolu Felsefe”sinin doğmasını sağlamıştır.
Daha bir çok irili, ufaklı yaklaşık 30-35 uygarlığın gelip-geçtiği zengin topraklar alanı Anadolu.

 

Çok farklı inançların, çok farklı üretim zenginliklerinin, çok farklı dillerin konuşulduğu, çok farklı kültür harmanın bulamaçlaştığı topraklar

Çok farklı inançların, çok farklı üretim zenginliklerinin, çok farklı dillerin konuşulduğu, çok farklı kültür harmanın bulamaçlaştığı topraklar. Büyük ve kalıcı sanat eserleri, özgün düşünce kalıpları, insanı merkeze koyan felsefi görüşleriyle ve güzel değerleriyle insanlığa örnek olan Anadolu. İsmine uygun uygarlığın anasısın sen. Ondandır bütün gözler üzerinde. Tarihsel boyutunda da, bu topraklar üzerinde her zaman büyük oyunlar oynanmıştır. Bugünde aynı oyunlar oynanmaktadır.
Anadolu , bu topraklar üzerinde yaşayan herkese analık eden, onları bir ana sıcaklığında kavrayan, onu ana gibi besleyen, koruyan, şefkat sunan, doyuran, can veren, yaratan,üreten,seven.....bir yaşam alanı, bir varlık alanı olmuştur.
Anadolu dünya uygarlığının ilk doğduğu, insanlık ışığının ilk parladığı ; güneşin, aydınlığın, tekniğin...ilk doğduğu yerleşim alanıdır. Uygarlığın anasıdır Anadolu.
Anadolu çok farklı insan topluluklarının uğrak yeri ve yerleşim alanı olmuştur. Belki de dünyanın hiçbir yerleşim alanı, bu kadar çeşitli, zengin insan topluluklarına mekan olmamıştır.


Anadolu çok zengin, çok çeşitli, çok kültürlü, çok inançlı, çok dilli, çok tanrılı yaşamın bulunduğu bir yerleşim bölgesidir. Bu anlamda bu kadar farklılıkları kendisinde barındırmış ve bunları kendi özüne katarak çok farklı bir kültür ortamı var etmiştir. Bu Anadolu’nun özgün kültürüdür. Bu kültürün somut göstergesi “hümanizmadır”. Bu kültürün en büyük taşıyıcıları ozanlar olmuştur.

 
Anadolu insanı kendi haline bırakıldığında birbirleriyle barış ve dostluk içinde, kardeşçe yaşamasını bilmiş ve bilecek bilince de sahiptir.

Bugün bu topraklar üzerinde; Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Rum, Ermeni ....gibi farklı insan gurupları birlik ve beraberlik içinde; Anadolu’luk bilinci içinde bir arada barış içerisinde yaşamaktadırlar. Bin yıllardır da yaşayarak gelmişlerdir. Alevi’si, Sünni’si, Çepni’si, Tahtacı’sı, ....bir zenginlik içinde bir arada bütünlük içinde yaşamayı sürdürüyorlar. Cami, Kilise, Sinagog, Cem evi....v.g. gibi inanç kurumları yan, yana durmakta ve bunlar bir çeşitlilik göstermektedirler.

Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar çeşitli toplum katmanının bulunduğu bir alan, bir bölge bulamazsınız. Bu toplum katmanları o kadar birbirlerinin içine girmişler ki; zamanla birbirlerine dönüşmüşler; akrabalılar, dostluklar, arkadaşlıklar kurulmuş ve bir çokları etle- tırnak gibi birbirinden ayrılamayan insanlar olmuşlardır. Anadolu insanı hemen her olay ve olguda birlik ve beraberlik göstermesini bilmişler ve birbirlerinden etkilenmişlerdir. Anadolu insanı kendi haline bırakıldığında birbirleriyle barış ve dostluk içinde, kardeşçe yaşamasını bilmiş ve bilecek bilince de sahiptir.
Anadolu aynı zamanda Tanrı’lar diyarıdır. Öyle ki hemen her doğa olayını yöneten bir tanrı vardır. Totemizm ve animizm egemen olmuştur Anadolu inancında. Anadolu Tanrı’ların anasıdır.


“ Bir arkeolog dostum; sohbetimiz sırasında, “Örneğin şu Çanakkale yöresini alalım” demişti. Toprağı biraz eşeleyelim, Çanakkale Savaşı’nda kalma mermilere rastlarsınız; sonra biraz daha eşeleyin Osmanlı ve Selçuklu eserleri; daha sonra Bizans eserleri, biraz daha kazın Antik Ege uygarlığının kalıntılarıyla; sonra Hititlerle de buluşabilirsiniz. Onun da altında kim bilir hangi yerleşim merkezleri gün ışığına çıkarılabilir.

 Anadolu uygarlığın beşiğidir.


Anadolu’nun neresine gitseniz durum aynıdır.
Anadolu uygarlığın beşiğidir. Bu topraklarda yerleşik yaşamın geçmişi MÖ 6-7 bine kadar iniyor. Yani neredeyse 10 bin yıl önceye... Dünyada uygarlık tarihi bu kadar derinlere inen başka bir toprak parçası daha var mı? Diye düşünüyor insan.



Anadolu’nun hemen altı, Dicle, Fırat havzası, Mısır, Çin, Hint,? Belki ....fakat şu güne kadar ki buluntular, bu alanda rekorun Anadolu topraklarında olduğunu gösteriyor
Bir özelliği daha var ki üzerinde yaşadığımız toprakların, başka yörelerle mukayese kabul etmez. O engin derinliğinin yanı sıra çeşitliliği. Hem de kesintisizlikle birlikte oluşan bir çeşitlilik. Bir uygarlıklar sahnesi Anadolu. Tarihin her döneminde Kuzeyden, doğudan, güneyden göç almış. Aç kalmışlar, gelmişler; soğuktan kaçarak gelmişler; Kuraklık canlarına tak etmiş gelmişler. Anadolu hepsine kucak açmış. O güzelim doğasıyla doyurmuş, ısıtmış, bağrına basmış hepsini. Ve bu gelenler yerleşmişler, uygarlıklar kurmuşlar. Hem var olan renklerle karışmışlar ve hem de var olan renklere renkler katmışlar Anadolu’ya Bu topraklar yüzlerce kavimden dem almış.

 

Anadolu halkı bu yüzden çok bilge bir halktır

Anadolu halkı bu yüzden çok bilge bir halktır. Çok savaş görmüş, çok işgal yaşamıştır. Bu nedenle barışın değerini iyi bilir. Çok zulüm görmüş, çok acı çekmiştir. Ama boyun eğmemiştir; isyan geleneği vardır bu halkın. Anadolu halkı en zor koşullarda, dünyanın bütün zalimleri bile birleşip üstüne gelse, topuna birden başkaldırmaktan korkmayan bir halktır. Anadolu halkı ihtiyatlıdır, sakindir; ama bir damarına basılmayı görsün...bak ne yaman olur o zaman. Anadolu halkı onuruna çok düşkün bir halktır. Her toplum gibi büyük zalimlerde çıkarmıştır. Ama bütün bu zalimleri alaşağı edecek hareketlere önderlik yapan değme kahramanları da....Bilgeliği, yiğitliği, tarihin bu derinliğinden ve zenginliğinden gelir. (Kaynak; Eski Anadolu/Tarihsel ve Kültürel Süreklilik. Kürşat BAŞDEMİR; Kaynak Yay. 1999 Nisan; 136. Sayfa.; BİLİM Ve ÜTOPYA; Haziran 1999 60. Sayıdan aktarılmıştır.)


Önemli olan barış ve dostluk içinde yaşamayı sağlayacak koşulları sağlamaktır

 

Önemli olan bu kadar çok toplumsal katmanların birliğini bozmadan, birlikte, barış ve dostluk içinde yaşamalarını sağlayacak koşulları veya ortamı sağlamaktır. Bölünen, parçalanan, amipleşen, küçülen değil; bütünleşen, birliği koruyan, birlikteliği sağlayan; zengin, üreten, ürettiğini adil pay eden koşulları var etmektir.

Bu tavır aynı zamanda Anadolu gerçeğine uygun bir davranış olur.


Anadolu, ovası, ırmağı, denizi, ormanı, zengin bağ ve bahçeleri, verimli ve verimsiz toprak alanları, havası, suyu, güneşi ile çeşitli bol bitki türleri, irili- ufaklı hayvanlarıyla çok zengin bir Popülasyonu içermektedir.
Dünyanın en eski kültür ve sanat kalıtları Anadolu’dadır. Dünyanın ilk şairleri, ilk tarihçileri, ilk felsefecileri ... Anadoluludur.


İyonlar (uygarlık ve kültür açısından) gelişmiş insanlardı. Şiirin babası Homeros; Bilimin babası Thales; Tarihin babası Heredot ; Tıbbın babası Hipokrat; Kentçiliğin babası Hippodamos .... (Halikarnas Balıkçısı age. Sayfa 69.) Anadoluludurlar.
Bu oyunu bu topraklar üzerinde yaşayan; Alevi’si, Sünni’si, Kürd’ü, Türk’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Ermeni’si, Rum’u...vs. hep birlikte, demokratik, laik, halkçı, ulusalcı, üretken ve paylaşımcı bir anlayış ve birliktelik örgüsü içinde aşabiliriz.

Kaynak; Tanrıların Vatanı Anadolu. (İsmet Zeki EYUPOĞLU)

-o-

 

 

 

Eingabe-Formular / Z. DEFTERi KAYIT FORMU

Ins Gästebuch eintragen

Görüntülenen sonuçlar: 1 ila 10. Toplam sonuç sayısı: 401
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki
 

sami Toksöz

köy danası
Beni tanırsınız karpınar köyünden sami yıldırım kazamızdan dsp il meclisi adayı oldum.
lakin 80 yaşında karaözü belde başkanı olan

.........

Bektaşiler olarak köy danasından öküz olmaz hesabını yapanlar kendi insanını aşiretini satanlar kendi aşiretine sahip çıkmayanlar destek olmayanlarsa ben o zaman böyle düşünenlerden değilim
şu kadar oyu var diyenler seçim sonunda anlar lakin iş işten geçer bu saten sonra yanlışın içinde olmam
iyi günler hepinize.

 

avşar dünyası

Saygı değer Züleyha hanım. İnsanlar işbirlikçi iktidarları özelleştirme adı altında neler kaybettirdiklerini buraya yazarak yeniden anımsattığınız için sizlere çok teşekkür ediyorum.Burda ,bu sitede insanlara önemli konulara tepkisiz kalıyorsa nedenir bilemiyorum ki. Bakıyoruz hiç tepki yok. Olumlu, olumsuz birsöz göremedik. Olsun, genede böylesi tesbitlerinizi yeniden kitlelere anımsatmak bakımından yazarsanız memnun oluruz. Sağolun, esen kalın.

 

halil göze

eski adı kürtarabosman yeni adı sarıkaya köyü olan köyümüzün tarihçesi yazılırken bilimsel olmayan kulaktan dolma sözlere yer verilmiştir şöyleki köyde agalık hiç olmamıştır ali ketküda denilen şahış ve ona baglanan köyün kuruluşu tamamen araştırmadan uzak bir söylentidir ali ketküda köyün kurucusu ise neden köyün adı kürtarabosmandır.? kürtarabosman arablar adıyla anılan sülalenin nüfus kayıtlarındada adı geçen en eski kişisidir ali ketküda ile arapların hiç bir yakınlığı yokken ali ketküda madem köyün kurucusu neden kendi soyunun degilde bir başka soyun adını köye versin osmanlı tahrir defterlerini incelemeden bu konuda yorum yapılması çok yanlış

 

EBRU KULELI

saglık meslek lısesı hemsırelık mezunuyum 4 yıllık saglık yuksekokulu hemsırelık bolumu okumak ıstıyorum ossde say1 ıle yerlestırılıyor hangı alandan soru yapmam gereklı yaklasık 300-310 puan arası ıçın ne kadar net gereklı

 

Alihan ERDOĞAN

DSP (Demokratik Sol Parti) KAYSERİ/Kocasinan Belediye Başkan adayımız olan, Sayın Ender ÖZERDEM Kardeşime ve Tüm DSP adaylarımıza, başarılar diler.

Kocasinan İlçe Başkanı olarak, gerekli desteği vereceğimden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Yolunuz, yolumuz açık olsun...

 

Baki Koc

Ölümünün 30'uncu yilinda Abdi Ipekciyi saygi ile aniyoruz.

 

Erkan UĞUR

Mutlu Tönbekici
Dr. Öleceksiiaaan ’lardan kim kurtacak bizi?
Bundan iki hafta kadar önce arkadaşımın ağzından az miktarda kan geldi. Fazla değil. Daha doğrusu tükürüğü biraz kanlı geldi diyelim.

Doğal olarak endişelendi. Bana sordu, ben “tekrar ederse doktora git” dedim. Zira benim de bir kere başıma gelmişti, bir daha tekrarlamadığı için üzerinde durmadım.

Arkadaşım işkilli büzük olduğu için iki gün sonra özel bir hastanede çalışan bir doktora gitti. Meşhur bir reflü uzmanı. Konu hakkında sitesi falan var. Ağzından gelen kandan söz eder etmez Doktor bey büyük bir panikle arkadaşımı endoskopiye sokuyor. Endoskopiden sonra beş altı tetkik daha yaptırıyor.

Tak 2 bin beş yüz lira!

Hadi buraya kadar normal diyelim.

Sonra tetkikleri dikkatle inceliyor ve yine büyük bir panikle:

“Hanımefendi, ileri düzey reflünüz ve mide fıtığınız var. Hemen ameliyata almamız gerek sizi. Aksi taktirde bu reflünüz çok kısa zamanda kansere dönüşecek!”

Hadeee. Gerçekten mi? Gerçekten. Ama şikayetim yok! Olabilir! Midem bir kere bir yanmamıştır. Evet, tipik bir “sinsi reflü” olayı. Ekşime bile yapmaz! Öyledir bu...

Kanser lafını duysanız ne yaparsınız? Benim arkadaşımın yaptığı gibi ağlaya zırlaya ameliyat günü alırsınız. Çok şükür özel sağlık sigortası var, sigorta da karşılamayı kabul ediyor. Ve lakin bizlerin de katkısıyla içine bir kurt düştü. Ameliyata üç gün kala bir başka doktora daha görünmek istedi.

Aldı tetkikleri gitti bir başka ünlü reflücüye.

Adam bakıyor bakıyor ve “hiçbir şeyiniz yok” diyor.

Arkadaşım “E ama bana ameliyat demişlerdi...” demeye kalmadan, ikinci doktor “Bilmem kim doktor mu?” diyor.

Ya evet. O hep böyle yapar.

Yahu aradaki farka bakar mısınız? Biri tez zamanda öleceksin diyor öbürü hiçbir şeyin yok diyor!

Arkadaşım, bu aşırı zıtlıktan doğal olarak huzursuz, hani belli mi olur diyerek bir üçüncü doktora daha gidiyor. Sonuç: “Bir şeyiniz yok. Hatta fazlasıyla sağlıklısınız. Turp gibisiniz. Arka arkaya çok sağlıksız beslendiyseniz böyle ufak kanamalar olabilir. Benim mide kanseri olma riskim sizden fazla...” ***
Dördüncü doktora gitmiyor tabii. Dr. Öleceksiiiiiaan’nın sekreterini arayıp ameliyatı iptal ediyor. Anında Kasap bey geri arıyor. “Ama ama ya kanser... Bakın sigortanız da HAZIR kabul etmiş.. HAZIR gün de almışız.. Şanslısınız yani”...

Hazır gün alabilmişken, hazır

sigorta kabul etmişken ameliyat oluverin kafası ne güzel şey yahu! Bu cümlenin esas manası şu aslında: “HAZIR senin gibi bir saf buldum, HAZIR sigortayı da

kekledim.. HAZIR şu benim lap top’un da yenilenme zamanı geldi”.. ***
Bildik hikaye biliyorum ama dayanamadım yazdım. Zira gözümdeki yanma yüzünden altı aydır lens takamıyordum, gittiğim üç doktor da “gözünüz kurumuş, alerji olmuş, uf olmuş, gelin sizi... pardon... gözünüzü lazerle

ÇİZELİM, miyobunuzdan kurtulun..” dediler.

Tabii ki kaçtım durdum, sonunda namuslu birine denk geldim, 3 buçuk liralık bir merhem ve 7 liralık bir damla ile 10 günde tedavi etti! Kirpik dibinde küçük bir enfeksiyon olmuş. Bu kadar basitmiş meğer. Turp gibi bir miyop olarak devam ediyorum hayatıma.

Sayın Tabipler Odası! Ne yapmamızı öneriyorsunuz? Her bir hastalık için üç doktor mu dolaşmak zorundayız?

Bu mudur Türk tıbbının geldiği yer?

 

Tuncay Demir

01.02.2009 pazar günü türkiye saati ile saat 20:00 da canlı yayınımız vardır bütün dostları bekleriz
http://www.genclikfm[..]

 

ERTUGRUL DOGAN

06.02.2009 CUMA GÜNÜ TR SAAT ILE 20 00 DA ARGOVAN YÖRESININ USTA YORUMCUSU MÜSLÜM BOZKURT CANLI YAYINDA RADYOMUZDA OLACAKLARDIR BÜTÜN DOSTLARIMIZI TÜRKÜ TADINDA HOS SOHBETLERE BEKLERIZ.

ERTUGRUL DOGAN

ertugruldogan-38@hotm[..]

 

Alihan

Türkmen Sitesi Editörü, Sayın Secatipek DEMİR Bey ve Yayın Sorumlusu Muzaffer ARICA Bey'e; Tüm Dost Güzel İnsanlara Sitelerini açık bulundurmalarından dolayı, teşekür eder saygılar sunarım..

 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki