Flash haber:

29.01.09 20:30

Zeki Sezer Karaözü’de

DSP Genel Başkanı ZEKİ SEZER

DSP Genel Başkanı ZEKİ SEZER ve Milletvekilimiz Hüseyin MERT

 

1 Şubat 2009 Pazar Saat 13:30 da...


Kat: duyuru / etkinlik
20.12.08 20:00

MARAŞ KATLİAMI 30 UNCU YILI

RADYO YEDIAVSARLAR 20 ARALIK Cumartesi SAAT 20:00'de (TR)


Kat: duyuru / etkinlik
20.12.08 18:00

Yemekli Tanışma Kaynaşma Gecesi

20 Aralık 2008 Cumartesi

MERSİN KARAÖZÜ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

MİSTUR OTEL * Balo Salonu...


Kat: duyuru / etkinlik
Detaylı Bilgi için üzerine tıklayınız


 

 

ÇIZGILIK - KAMIL MASARACI, Cumhuriyet


DSP Sarıoğlan İl Genel Meclis adayı Alihan Erdoğan Kimdir?

Sarıoğlan

Ticaret ve Siyasetçi Demokratik Sol Parti KAYSERİ/Kocasinan İlçe Başkanı.

 

Karaözü 1958 Doğumlu, Ankara Abidin paşa Teknik Meslek Lisesini bitirdi.

 

  • 70 li yıllarda Karaözü Halk Odası, Halkın Kurtuluşu gurubu,
  • Ankara YDGD (Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği) ANOD (Ankara Ortaöğretim Derneği) gibi üyesi bulunduğu Derneklerde yönetimlerde görev aldı.
  • 1977 Ankara CHP Gençlik kolları üyeliği.
  • 1985 Diyarbakır Hak İş\'e bağlı Özdemir İş Sendikası iş yeri Baş Temsilciliği (650 işçisi olan fab.)
  • 1987 İstanbul/Ümraniye SHP İlçe Başkanı adaylığı, Delegelik gibi siyasi çalışmaları oldu.
  • 1999 Genel seçimlerde Kayseri Barış Partisi 2.sıra Milletvekilliği adaylığı.
  • Kayseri/Karaözü ve civarı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği,
  • Karaözü Gençlik Kulübü, Karaözü Spor Kulübü. gibi Demokratik  Derneklerde Kurucu Başkanlık ve Başkanlıklarda bulundu.
  •  DSP Kayseri/ Kocasinan İlçe Yönetim Kurulu Üyeliği, İlçe Başkanlığı yaptı.

 

 

Şimdi ise Karaözü ve Civarı Belde ve Köylerimize, hizmet için, DSP Sarıoğlan İl Genel Meclis adayı.

 

Güzel İnsanlarımızın destek vereceğinden eminiz.

Halkımıza saygıyla sunulur.

 

Gönderen:

Onur Alp ERDOĞAN, 09.02.2009

-o-

 

 

 

HİKMET ÇETİNKAYA, Cumhuriyet
 
POLİTİKA GÜNLÜĞÜ
HİKMET ÇETİNKAYA

Akyazı’dan Tunceli’ye...

Gecenin en derin olduğu lacivert saatlerde kendimi dinliyorum...

Çekip gitmek istiyorum bir yerlere... Uzaklara... Söğüt ağaçlarının boy verdiği ırmak kıyılarına...

Yıldızlı bir gökyüzü saatinin çaldığı, kelimelerin düşüncelerimi tırmaladığı geceleri çok seviyorum nedense.

Daha özgür ve daha mutlu oluyorum!

Belki on yıl önce güzel sabah türkülerini seviyordum, gece tangolarını değil!

Şimdi çok farklı bir yerdeyim... Gece tangolarıyla avunuyorum...

Kaç gündür o küçük haberi okuyup duruyorum!

Yüreğim sıkılmış bir yumruk oluyor, içim alev alev yanıyor.

Bugün yine hayatın sayfalarından söz edeceğim eğer yazmayı becerebilirsem!

Bir Türkiye fotoğrafı göstereceğim.

İnsan yaşamını anlatacağım...

Bu kez Kabataş Vapur İskelesi’nin oradaki geçitte nöbet tutan, sakız, kâğıt mendil satan minik kız çocuklarını değil, Sakarya’nın Akyazı ilçesinde yaşayan 75 yaşındaki Muhammet Öz’ün öyküsünü, Tunceli’de olup bitenleri yazacağım.

***

Yağmur bulutları yavaş yavaş dağıldı... Güneş yüzünü gösterdi... Mavi bir gökyüzü gülümsemeye başladı...

Masamın üzerinde o küçük haber...

Sakarya’nın Akyazı ilçesi Yağcılar köyü...

75 yaşındaki Muhammet Öz cuma namazıiçin camiye gitti... Namazı kılarken yere yığıldı...

Yaşlı adam kalp krizi geçiriyordu...

Cemaat hemen 112 Acil Servisi aradı...

Akyazı Devlet Hastanesi’nin iki ambulansı vardı. Birisi hasta almaya gitmiş, diğeri de hasta götürecekti.

Bunun üzerine Karapürçek Devlet Hastanesi’ne telefon edildi.

Acil servisten verilen yanıt şu oldu:

Ambulansımız şoförüyle birlikte cuma namazında...

Sordular:

Camide kalp krizi geçiren hastamız var, ölecek!

Yanıt:

Namazdan sonra gelir!

Yağcılar köyü imamı bunun üzerine Karapürçek Camii’ni aradı ve durumu bildirdi.

Yanıt:

Cemaat namazda, bitince haber verelim!

Muhammet Öz, bir taksiye bindirilip Akyazı’ya götürülürken yolda öldü...

Acaba Müslümanlıkta namaz mı önemliydi, yoksa bir insanın yaşamı mı?

Aynı saatlerde mübarek cuma günüTunceli’de neler oluyordu?

Tunceli Valiliği yoksul yurttaşlara buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon ve yatak dağıtıyordu.

Bu bir seçim yatırımıydı...

Bir yurttaş çamaşır makinesini evine koymuştu, ama çeşme suyu yoktu...

Çamaşır makinesi nasıl çalışacaktı?

***

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı açıklama yapmıştı:

Seçmen oylarını etkilemeye yönelik, anayasanın seçimlerin eşitliği ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak suçtur!

YSK Başkanı’nın bu açıklamasına karşın Tunceli Valisi Mustafa Yaman beyaz eşya dağıtımını sürdürüyordu.

Gazeteciler yine sordular YSK Başkanı’na:

Açıklama yaptınız ama beyaz eşya dağıtımı sürüyor...

YSK Başkanı:

Biz gerekeni yaptık... Bundan sonra görev cumhuriyet savcılarına düşüyor!

Savcılar soruşturma başlattılar, ama sonuç ne olacak belli değil!

Devletin valisi, kaymakamı seçim rüşvetinin içinde olursa savcılar harekete geçmez mi?

Dünyanın hangi demokratik ülkesinde olur böyle şeyler?

***

Tunceli’de yaşayanlar iş istiyorlardı...

Devletin tek bir yatırımı yoktu... Okuma yazma oranının en yüksek olduğu bu kentimizde gençler kahve köşelerindeydi...

İçimde tarifsiz bir hüzün...

Yağmur bulutları yine kuşattı gökyüzünü ve yağmur başladı...

Akyazı’nın Yağcılar köyündeki 75 yaşındaki Muhammet Öz ve Tunceli’de beyaz eşya dağıtımı!

Yüreğim sıkılmış bir yumruk gibi... İçim alev alev yanıyor... Yoksulluğun orta yerinde, din bezirgânlarının tezgâhı karşımda duruyor...

Gecenin içindeki bir yol, bir arayış hayatın sayfalarını anlatıyor sanki bana...

Çekip gitmek istiyorum bir yerlere... Turuncu bir kuşak gibi, yaşanmamış sevdalar gibi... Umutlarımı yitirmeden...

Belki bir ırmak kıyısına...

hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr

Faks numaramız: 0212 343 72 69

 

 

 

KARAÖZÜ Beldesi Mustafa Kemal Paşa Mahalle Muhtarlğına aday olmak istiyorum

KARAÖZÜ

Değerli Büyüklerim kıymetli Küçüklerim. Büyüklerimin Ellerinden Küçüklerimin gözlerinden öper hepinize selam ederim.

 

KARAÖZÜ Beldesi Mustafa Kemal Paşa Mahalle Muhtarlğına aday olmak istiyorum, Siz Güzel İnsanlarımızın desteğine ihtiyacım var.

 

Yıllardır Kasabamızda çoğu Büyüklerimin Ekmeğini yedim Su\'yunu içtim. işini yaptım.

 

Muhtar olarak seçilmem sizlerin elinde benimde muhtarlıktan alacağım paraya Emekli olmam için muhtarlığa ihtiyacım var ihtiyacım olduğunu biliyorsunuz.

 

Elimde Mesleğim yokki bir iş tutayım  iş bulabilirsem işe gireyim. onun için sizden destek olmanızı bekliyorum.


Mustafa Kemal Paşa Mahalle Muhtar adayı

Duran YILMAZ

-o-

 

Eingabe-Formular / Z. DEFTERi KAYIT FORMU

Ins Gästebuch eintragen

Görüntülenen sonuçlar: 51 ila 60. Toplam sonuç sayısı: 415
 

Doğan Doğan

Sevgili Dostlar...

Anıtkabir özel defteri, elektronik ortamda tüm vatandaşlara açılmış. Bağlantıya kayıt yaptırıp deftere, içinizdekileri rahatça dökme fırsatı yaratılmış. Yazılacak çok konu var... Atam'ı sizlerle başbaşa bırakıyorum... n.v.l
http://www.anitkabiroze[..]

 

avsar dünyası

Çukurova Türkmenlerinin Osmanlı'nın devşirme paşalarının elinden zar ağladıklarını anlatan bir şir. Dadaloğlu'mu söylemiş bilinmez. Aman ben genede buraya aktardım.
KOZAN'A ELLER KOZAN'A

Kozan'a eller Kozan'a
Akıl ermez bu düzene,
Öldürmüşler beyimizi,
Yasak mezerin gezene,

Kara çadır ismi tutar,
Altın tabak pasmı tutar,
Kozanoğlu ölmeyinen,
Avşar kızı yasmı tutar?

Kır atım ürktü boşandı,
Üzengi yeredöşendi,
Ne yatarsın kozanoğlu,
Kılıcın düşman kuşandı.

Kozanoğlu oturuyor,
Beylik toplar atılıyor,
Ne durursun Kozanoğlu,
Kan gövdeyi götürüyor.

Kara kavak yıkıntısı,
Dallarının döküntüsü,
Kozanoğlu düğün kurmuş,
Nerde bunun OKUNTUsu?

Tütün gelir keseinen,
İçeme4dim tasainen,
Kozanoğlu yaralanmış,
Su istiyor kaseinen.

Karadır yağlık karası,
Karıştı KOZAN arası,
Ben öpmeye kıyamazdım,
Ağ göğsü süngü yarası.

Kozan dağı karlı buzlu,
İçi dolu gelin,kızlı,
Gitme beyim öldürürler,
O hayınlar dünden sözlü.

 

nazim Sahin

apan, Ufuk Uras hakkinda avukati araciligiyla çok sert açiklama yapti.
16.01.2009

Iste Çapan'in Cumhuriyet Gazetesi'nde yayimlanan o açiklamasi:

Gürbüz Çapan'in açiklamasi

Gazetemiz yazari Gürbüz Çapan, tutuklu bulundugu Silivri Cezaevi'nden avukati araciligiyla açiklama yapti. Çapan'in açiklamasi söyle:

Ufuk Uras... ÖDP'nin genel baskani. Istanbul bagimsiz milletvekili, Zaman gazetesine 'Ergenekon' davasiyla ilgili açiklama yapmis:

- Kendilerini ulusalci solcu diye tanimlayan, milliyetçi ve demokrasiden uzak çevrelerin solu anlamsizlastirdigi görüsündeyim. Ergenekon davasiyla solu bulandiran fasistler ayiklandi. Bu sol için hayirli bir gelisme oldu. Ulusal sol denilen kendi içinde çelisik kesim, sol ile iliski kuramadi.


Çünkü sol, demokrasiden yana tutum alir. Her türlü cinayet sebekesine karsi durur. Veli Küçük'lerle, Kemal Kerinçsiz'lerle iliskilendirilecek bir sol olamaz. ÖDP içinde Ergenekon gibi bazi konularda farkli sesler çikmasi partide Dev-Yol geleneginden gelenlerin olmasindandir. ÖDP'lilesme sürecinin sancisini yasiyoruz. (ZAMAN gazetesi 5 Aralik 2008 Sayfa 17)

Benim adim Gürbüz Çapan: "Ergenekon" davasi tutuklusuyum. Tutuklanma nedenimi bilmiyorum. Suçum söylenmedi. Ama 23 Eylül'den beri cezaevindeyim. Hukukun kurallarinin islemedigi bir davada, Tuncay Güney adinda bir "kirik" iftiralarda bulunmus. Zirva... Cumhuriyet gazetesinin sahibi olduguma dair zirvalar.

Peki, Tuncay Güney sadece benimle ilgili mi konusmus? Hayir, Ufuk Uras ile ilgili ifadeleri de var.

Tuncay Güney diyor ki "Bir dakika karanlik eylemini ÖDP'liler baslatmadi aslinda. M. Ali Birand gibi böyle insanlarin baslattigi karanlik Türkiye'ye karsi aydinlik diye onlar baslatti, diye Veli Pasa söyledi."

"Ufuk Uras kimmis!" dedi, "Ufuk Uras dedigin adam, senin MIT'te mutemet" dedi. "MIT'te" dedi, "asistanlik yapti" dedi. "Ufuk Uras'i aldilar getirdiler partinin basina. Topladilar escinselleri, özgürlükçüler, bilmem ne..." (Tuncay Güney birinci kaset çözümü S.35)

Bir "kirik" devsirme Tuncay Güney. Diyor ki bir baska devsirme daha var, o da MIT'in devsirmesi "Ufuk Uras".

Ben Tuncay Güney kirigini hiç tanimadim. Ama Ufuk Uras'i tanidim. "Fasist" dedigi, "soldan ayiklaniyorlar" dedigi Dev-Yol geleneginin ÖDP'ye "bas" yaptigi biri..

Fethullahçi Zaman'dan, solcu Dev-Yol'a, hukuka ve insanlarin onuruna küfredeceksin...

Simdi söyle bakalim: Tuncay Güney Ergenekon davasinin tek karakutusudur. Benim ve bana benzer davalilar için söyledikleri dogruysa senin için söyledikleri de dogrudur. Dogru mu? Seni bir MIT devsirmesi olarak desifre ediyor?

Veli Küçük benim için "komünist" diyor. Senin için ne dedigini okudun mu?

Sen benim için bir acabasin! Pismanim... Senin milletvekilligin için sokaklarda yaninda oldugum için pismanim... Sana o yoksul mahallelerde kefil oldugum için pismanim.

Son sözüm:

Sen Tuncay Güney'den bile perisansin.


Haber: Cumhuriyet

************

[..] emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. Mahir Cayan
02.11.2008

" Kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. Kemalizmin özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. Kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır.
Kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. Bu yüzden, Kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. Kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur. [10]
Ülkede, kendi solunda, emperyalizme karşı hiçbir devrimci, ulusal-radikal sınıf hareketi olmadığı, dünyada, bugünkü gibi milli kurtuluş savaşlarının destekçisi bir dünya sosyalist bloğunun olmadığı bir evrede, emperyalizme karşı, dünyada ilk muzaffer olmuş bir halk savaşını veren radikal-milliyetçiler, bu bakımdan, ülkemizin -kökeni Osmanlı alt bürokrasisinin ilericiliğine dayanan- bir orjinalitesidir. Kemalistler için ülkemizdeki, asker-sivil aydın zümrenin jakobenleri diyebiliriz.

III.
1923 DEVRİMİ, 1923-42 ve 1942-50 DÖNEMLERİ



1923 Devrimi, önder sınıfın karakterini yansıtan bir milli devrimdir. Emperyalist işgal kırılmış, komprador-burjuvazi tasfiye edilmiş, yabancı sermayeye tanınan bazı imtiyazlara rağmen genellikle emperyalist istismar bertaraf edilmiş, feodalizmin ideolojik ve politik gücü kırılmıştır.
Bu, muhtevası burjuva olan bir devrimdir. (Stalin ve Mao, 1919-23 Anadolu harekâtına devrim demektedirler. Keza Mao, 1923 Anadolu Devriminden muhteva bakımından pek farklı olmayan Cezayir Devrimi için de, milli demokratik devrim kavramını kullanmaktadır). Ancak, önder sınıfın karakterinden dolayı, bu devrim sürekli kılınamamış, duraklamalara ve hatta geriye dönüşlere maruz kalmış, sonunda da ülke yeniden sömürgeleşme sürecine girmiştir.
I. Milli Kurtuluş Savaşının ve de 1923 Anadolu Devriminin önderinin büyük-burjuvazi olduğunu söylemek gerçeklere aykırıdır. [11] Çünkü emperyalist dönemde burjuvazi, bütün dünyada devrimci, milliyetçi ve demokrat niteliğini kaybetmiştir. Onun ideolojisi artık milliyetçilik değil, kozmopolitizmdir. O, vatan, millet bayrağını geminin bordosundan aşağıya atmıştır. Bu bayrağı, emperyalist dönemde enternasyonalizm ve yurtseverlik tabanında proleter devrimcileri, milliyetçilik tabanında ise küçük-burjuva radikal unsurları yükseltmektedir.
1923'te kurulan, milli, laik Türkiye Cumhuriyeti'nde yönetim, hiyerarşik tabanın üst kademesinde kemalistler olmak üzere, küçük-burjuvazinin ve de burjuvazinin bütün fraksiyonlarının ortak yönetimidir.
Feodal mütegallibe sindirilmiş, ancak politik ve ideolojik gücü kırılmasına rağmen, ekonomik gücü bertaraf edilememiştir.
Kısaca özetlersek, feodal-komprador devlet mekanizması parçalanmış yerine, tek parti yönetimi altında küçük-burjuvazinin diktatörlüğü egemen kılınmıştır.
Lenin, küçük-burjuvazinin hiyerarşinin en üstünde yer aldığı yönetimin niteliklerini şu şekilde belirtmektedir:

"... otorite ve devlet gücünün bu sınıfın ekonomik, sosyal ve politik hiyerarşinin başında kalmasının hizmete konulması ve emperyalizmle ittifak halinde bulunan feodalite ile sermaye diktatörlüğü yerine küçük-burjuva diktatörlüğünün kurulması, bunun için de baskıcı devlet mekanizmasının bu sınıfın çıkar ve ideolojisinin hizmetine konulması."

İşte 1923 Türkiye Cumhuriyeti yönetiminin ideolojik ve politik niteliği budur.
Ekonomik plandaki yönetimi ise özetle şudur: Özel mülkiyet ve kârı temel alan (başka türlü olması eşyanın tabiatına aykırıdır) kendi sınıfsal ve de ekonomik örgütlenmesini genişleten, giderek de "milli burjuvazi" sınıfını yetiştirmeye yönelik, küçük üretime dayanan, özünde boş bir milli ekonomi yaratılmıştır.
Bu tip ekonomiye ilişkin, Lenin şöyle demektedir:

"... Şehir ekonomisinin hafif endüstri temeli üzerinde kurulması, daha doğrusu kırsal bölgelerde ve şehirlerde bir tüketim ekonomisinin kurulması (bu 'ne üretilirse tüketilir' ilkesine dayanan ve birinci derecede küçük-burjuva tüketim ihtiyaçlarının hizmetinde olan bir ekonomidir; küçük-burjuva, proletaryanın ve yoksul köylülerin gücünden elde ettiği artı-değerin büyük bir kısmını elinde tuttuğu için nispeten büyük bir satın alma gücüne sahiptir)."

1923 yıllarında yönetimin üst kademesinde bulunan Kemalistler, başlangıçta emperyalizmle ekonomik plandaki ilişkilerde çekimserdirler. Bir yandan emperyalizmin uzantısı komprador-burjuvazi tasfiye olunurken, yabancı tekellere ilişkin pek çok stratejik işletmeler satın alma yolu ile millileştirilir ve de borç almada son derece dikkatli davranılırken, öte yandan yine de kapitalist dünya içinde yer alınarak, yabancı sermayeye bazı imtiyazlar tanınmaktadır. İdeolojik ve politik alanda gücü iyice kırılan feodalizmin ekonomik gücüne, fazla dokunulamamaktadır. Yani, küçük-burjuva yönetimi, sınıfsal karakterinden dolayı, emperyalizm ve feodalizmle olan bütün köprüleri atamamaktadır.

"... Küçük-burjuvazinin örgütlenmesinin genişletilmesi, bununla birlikte feodalite ile olan sınıfsal ve siyasal ilişkilerini koruyacak bir köprünün kurulması." (Lenin)

İstiklâl-i tam Türkiye yolunun her alanda tam bağımsız olmaktan geçtiğinin bilincinde olan bu yönetimin lideri G. Mustafa Kemal, milli ekonomi konusunda çok hassas davranmıştır. Gümrük himayeleri, millileştirme, yerli malı kullanma mecburiyetleri, vs.lerde milli bir kapitalist sınıfı oluşturma gayretleri içinde olan Cumhuriyet yönetimi, bu amaçla milli kapitalizmin gelişmesi için devletin bütün imkanlarını kullanmıştır. Ancak gittikçe gelişen politik ve ekonomik plandaki küçük-burjuvazinin örgütlenmesi, giderek ticaret burjuvazisi ile işbirliği içinde olan ve devletin imkanlarını bu alanlarda kullanan bir bürokrat burjuvazisi oluşturmuştur.
Meselâ, milli özel yatırımları desteklemek ve kredi vermek amacı ile kurulan İş Bankasının kurucuları, milli kurtuluş savaşına katılmış, Cumhuriyet döneminin politikacıları ile tüccar ve eşraftır. (Bkz. Savunma)
İş Bankasının bir nevi politikacılar bankası olarak kurulmuş olması, Cumhuriyet dönemi için bir aforizm salgınının başlangıcı olmuştur. (F. R. Atay, Bkz. Doğan Avcıoğlu, Türkiye'nin Düzeni) Giderek Cumhuriyet yöneticilerinin bir kesiminin bürokrat-burjuvazi haline dönüşmeleri, ticaret-burjuvazisi ve eşrafla birlikte ekonomik yatırımlar yapmaları, başlangıçta, ekonomide özel kartelleşme ve tröstleşmeye, yabancı sermaye yardımlarına ve işbirliğine karşı olan devlet üzerinde politik gücünü yavaş yavaş artırmayı doğurmuştur. Yavaş yavaş, bu konuda, meclisten imtiyazlı kanunlar çıkartılmış, yabancı sermaye ile "işbirliği" gelişmiş, ekonomide reformist-burjuvazi ile bürokrat-burjuvazi işbirliği sonucu tekelleşmeye doğru gidilmeye başlanmıştır.

"Aslında sanayiyi ellerinde tutan İş Bankası grubunun büyük yatırımlara burnunu sokup, tekel elde etmesi, bunun yanında perde arkasında bir şirket kurup o fabrika mamüllerini ithal edip, yüksek tuttuğu fabrika fiyatları ile piyasaya sürmesi reformist-burjuvazinin İş Bankası içindeki bir kanadının sivrilmesine ve tekelleşmesine giderek yol açmıştır. Türkiye'de tekelci-burjuvazinin uç vermeye başlamasında en etkin grup, İş Bankası grubu olmuştur". (Bkz. Savunma) [12]

Özetle söylersek:
Bu dönemi üç evrede özetleyebiliriz:
1) 1923-32 Dönemi: Ülkenin bağımsız, ekonomisinin ise bir milli tüketim ekonomisi olduğu evre.
Bürokrat-burjuvazisinin doğuş evresi. Bu evre, yönetimde Kemalistlerin en ağırlıkta olduğu evredir.
2) 1932-42 Dönemi:Bu evrede, bürokrat-burjuvazinin, ticaret burjuvazisi ve de yabancı tekellerle birleşip yavaş yavaş tekelci-burjuvaziye doğru dönüşmeye başladığı evredir. 1932 Dünya krizinin oluşturduğu ekonomik sarsıntıdan bu zümre geniş ölçüde istifade etmiş ve palazlanmaya başlamıştır. (Bkz, 1932 Milli Korunma Kanunu, Savunma).
3) 1942-50 Dönemi: Savaş yıllarında özellikle Saraçoğlu döneminde, Saraçoğlu yönetiminin fiyatları serbest bırakması, ülkede dört nal bir enflasyon yaratmış, Marshall, Truman yardımları paravanası altında, Amerikan emperyalizmi ülkeye iyice girmiş ve yabancı sermayeye geniş imtiyazlar sağlanmıştır. (Ülkenin sömürgeleşme sürecinin başlaması).

IV.
1950-71 DÖNEMİ



Bu yıllar ülkeye Amerikan emperyalizminin ekonomisinden politikasına, kültüründen sanatına kadar damgasını vurduğu ve bizzat oligarşi içinde yer aldığı yıllardır. (Emperyalizmin içsel bir olgu haline gelmesi) . Bu yıllarda emperyalist üretim ilişkileri ülkenin en üc

 

Doğan Doğan



Silah ararken...
Toprak altı kazılarını izleyen deneyimli bir silahlı kuvvetler mensubu, o anda düşündüklerini ve gözlemlerini sıralıyor:


1 - Patlayıcı ve silah yan yana gömülmez.
2 - Yalıtım olmadan hiçbir silah oksitlenmeden kalamaz... Yalıtım için 2004 tarihli gazete değil, kilolarca balmumu vs. kullanmak gerekir...
3 - Lav silahı elektrikli ateşlemeyle çalıştığı için yer altına gömülemeyecek silahlardandır..
4 - Silah ve patlayıcı dozerle aranmaz...
5 - Silah, insan ayağı basmasının çok zayıf olduğu yerlere gömülür. Apartman aralarına, elektrik direklerinin yakınlarına değil...
6 - Silahlara belli dönemlerde periyodik bakım yağlama temizleme vs. gerekir.. Senelerce silah toprak altında bırakılmaz.
7 - Gömdüğünüz yere çelik ızgaralar yoluyla su kanalları yapmanız gerekir.
8 - Bu bilgileri bu konuda eğitim almış herhangi bir askerden rahatça öğrenebilirsiniz.. Polis bu araştırmayı yapacak bilgi ve donanıma sahip değildir. Acil bilirkişiye başvurularak bu silahların gerçekten ne olduğu, nereden geldiği ortaya çıkarılmalıdır...

SONU[..] BİR KOMPLODUR!!!


 

ibrahim uçar

amca ben ibo, sana a(tilla uçar'a) slm lar.
msnem kobraibo-2 dirini biliyosunuz

 

Muzaffer ARICA

Bir Fikra;

Sözleriyle ünlü olan Bekri`ye vatandasin birisi demiski;
-Bekri; asagi mahallenin imami senin icin dinsiz diyor, sen ne diyorsun diye sormus?
Bizim Bekri kasfasini söyle bir kasimis...
Vatandas;
-Ne olduda kafani kasidin Bekri?
-Yav imanim;simdi ben ona cevap versem imami önemsemis olacagim.Vermesem Bekri`ligime yazik olacak.Ama en iyisi sen var git deki imama bildigini konusa dursun diyor Bekri dersin demis.
Ve vatandasa dönmüs,
-Yav imanim;sen imamida iyi tanirsin,benide.Senin gelipte bana bu soruyu sormana nasil cevap vereyim diye kafami kasidim demis.

 

Ozan KILIÇ

Merhaba Erenler...
Sayın Recep Kaya e katırlıyorum sadece karpınar değil bizim sarıoğlanın alevi köylerindeki insanların alevilikle bi alaka içerisinde değiller cami karşı çıkmaları yanlış çünkü cami namaz yeri namaza karşı çıkıyorsun cenazeni namazla kaldırıyorsun bu bütün köyler aleviyim diyor aleviyim demekle alevi olunmaz bizim inancımız zor bir inançtır yaşmalı bu inancı köylerde asla cem olmuyor hangisi cem katılmış hangisi cem düzenlemiş bunları yapmayınca aleviliğin temelinde olan cem ibateini yapmayında alevi olunmaz Muharrem ayı geldi geçti bu alevi köylerindeli aleviyim diyen kaç kişi oruç tuttu

Kayseri Hacı Bektaşi Veli derneğinde her ay cem var kaçınız gelip katılıyorsunuz kusura bakmayın ama siz aleviği kullanıyorsun namaz yok deiyp namaz kılmıyorsun ramazanda bizde oruç yok deyip oruç tutmuyorsunuz peki sorarım size bu alevikte ibadet yokmu eğer varsa ve de sizler aleviyseniz neden yerine getirmiyorsunuz ben kale köylüyüm kale köyde daha bir gün alevilik kültürünü yaşayan o kültür için bi şeyler yapan insana raslamadım bir şeyleri bari web sitesinde yapalım dedik kale köy web sitesinin başta kurucusu izin vermedi kusurabakmayın ama aleviyim demekle alevi olunmuyor... saygılar

 

recep kaya

Şu karpınarl vatandaşlarımız.Camii ye tam takıntı haline getirmişler,biz Namaz kılmasını bilmiyoruz,ama ALEVİ adet ve törelerini de bilmiyoruz. Karpınarlıdan sor bakalım hiç ceme katılmışmı karpınarda boş bir okul var oradada alevi dinine göre ibadet edin engel olanmı var bir cenaze oldugunda cenazeyi kaldıracak ne bir HOCA VAD NEDE bir ALEVİ dEDESİ Köy,köy cenazeyi kaldıracak birini arıyorsun Bunları önce çözün daha sonra Camiyi tartışın lafolsun diye yaz hiç birşeye hizmet etmez.

 

Baki Koc

Merhaba
Sayin Emin Demirel deginmis oldugunuz konuyu biraz detayli bir sekilde ve hangi kaynaklara dayanarak aktardiginizi ögrenmek isterim. Bizi bilgilendirirseniz menmun olurum.
Ayni konu üzerine Turani Babanin ( Duran Özaydin'in ) bir yazisini okumusduk. Simdiden aktaracaginiz bilgiler icin tesekürler.

 

Süleyman Zaman

UĞUR MUMCU

Halkın için çarpmıştı, engin yüreğin
Yazdığın tüm eserler, yaşama değin
Devam ettirilmedi, izin süreğin
Doldurulmadı yerin, can Uğur MUMCU
İnceledin, aradın, yoktur ki dengin
Bilesin ulaştığın, merteben engin
Bir filozof, bir aydın, onurlu bilgin
Ölmedin, yaşıyorsun, can Uğur MUMCU
Karşı koydun yoksulu, sömürenlere
Düşman oldun, bu halkı kemirenlere
Dik dururdun uymadın, hiç emirlere
Özgürce yaşadın sen, can Uğur MUMCU
Araştırıp bulurdun, şu çeteleri
Bildirirdin bizlere, hep öteleri
Örnek kıldın kendine, sen nitelleri
Biçimden uzak durdun, can Uğur MUMCU
Güneştin aydınlattın, her an toplumu
İnsanlığa yönelttin, bütün utkunu
Arttırdın insanların, darca ufkunu
Bir ışık gibiydin sen, can Uğur MUMCU
Duyguluydun, severdin, tüm insanları
Kaleminle korkuttun, zor zalımları
Uyarmaya çalıştın, uyuyanları
Tam yaptın görevini, can Uğur MUMCU
Bir karlı, soğuk gündü, uçurdular seni
Atomize ettiler, tüm bedenini
Ama öldüremezler, asla tinini
Ölümsüzce yaşarsın, can Uğur MUMCU
Acımadan öldüren, korkak caniler
Karanlıkta yaşarlar, nerde haniler
Lanetlerle anılır, hinoğlu hinler
Yaptıkların bilinir, can Uğur MUMCU
Zamanımın tininde, yaşar varlığın
Gerçekleri görmeyen, onca körlüğün
Toplumda istediğin, güzel dirliğin
Savaşımı verilir, can Uğur MUMCU

25.01.2006




NOT; Sevgili canlar; 24 Ocak 2009 tarihinde Okmeydanı Hacıbektaş Kültür Vakfın'da Uğur Mumcu'yu anacağız.

Anma Programının içeriği için
http://www.hacibektasvakfi.com[..] dan bakılabilir.