Flash haber:

29.01.09 20:30

Zeki Sezer Karaözü’de

DSP Genel Başkanı ZEKİ SEZER

DSP Genel Başkanı ZEKİ SEZER ve Milletvekilimiz Hüseyin MERT

 

1 Şubat 2009 Pazar Saat 13:30 da...


Kat: duyuru / etkinlik
20.12.08 20:00

MARAŞ KATLİAMI 30 UNCU YILI

RADYO YEDIAVSARLAR 20 ARALIK Cumartesi SAAT 20:00'de (TR)


Kat: duyuru / etkinlik
20.12.08 18:00

Yemekli Tanışma Kaynaşma Gecesi

20 Aralık 2008 Cumartesi

MERSİN KARAÖZÜ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ

MİSTUR OTEL * Balo Salonu...


Kat: duyuru / etkinlik
Detaylı Bilgi için üzerine tıklayınız


 

 

ÇIZGILIK - KAMIL MASARACI, Cumhuriyet


DSP Sarıoğlan İl Genel Meclis adayı Alihan Erdoğan Kimdir?

Sarıoğlan

Ticaret ve Siyasetçi Demokratik Sol Parti KAYSERİ/Kocasinan İlçe Başkanı.

 

Karaözü 1958 Doğumlu, Ankara Abidin paşa Teknik Meslek Lisesini bitirdi.

 

  • 70 li yıllarda Karaözü Halk Odası, Halkın Kurtuluşu gurubu,
  • Ankara YDGD (Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği) ANOD (Ankara Ortaöğretim Derneği) gibi üyesi bulunduğu Derneklerde yönetimlerde görev aldı.
  • 1977 Ankara CHP Gençlik kolları üyeliği.
  • 1985 Diyarbakır Hak İş\'e bağlı Özdemir İş Sendikası iş yeri Baş Temsilciliği (650 işçisi olan fab.)
  • 1987 İstanbul/Ümraniye SHP İlçe Başkanı adaylığı, Delegelik gibi siyasi çalışmaları oldu.
  • 1999 Genel seçimlerde Kayseri Barış Partisi 2.sıra Milletvekilliği adaylığı.
  • Kayseri/Karaözü ve civarı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği,
  • Karaözü Gençlik Kulübü, Karaözü Spor Kulübü. gibi Demokratik  Derneklerde Kurucu Başkanlık ve Başkanlıklarda bulundu.
  •  DSP Kayseri/ Kocasinan İlçe Yönetim Kurulu Üyeliği, İlçe Başkanlığı yaptı.

 

 

Şimdi ise Karaözü ve Civarı Belde ve Köylerimize, hizmet için, DSP Sarıoğlan İl Genel Meclis adayı.

 

Güzel İnsanlarımızın destek vereceğinden eminiz.

Halkımıza saygıyla sunulur.

 

Gönderen:

Onur Alp ERDOĞAN, 09.02.2009

-o-

 

 

 

HİKMET ÇETİNKAYA, Cumhuriyet
 
POLİTİKA GÜNLÜĞÜ
HİKMET ÇETİNKAYA

Akyazı’dan Tunceli’ye...

Gecenin en derin olduğu lacivert saatlerde kendimi dinliyorum...

Çekip gitmek istiyorum bir yerlere... Uzaklara... Söğüt ağaçlarının boy verdiği ırmak kıyılarına...

Yıldızlı bir gökyüzü saatinin çaldığı, kelimelerin düşüncelerimi tırmaladığı geceleri çok seviyorum nedense.

Daha özgür ve daha mutlu oluyorum!

Belki on yıl önce güzel sabah türkülerini seviyordum, gece tangolarını değil!

Şimdi çok farklı bir yerdeyim... Gece tangolarıyla avunuyorum...

Kaç gündür o küçük haberi okuyup duruyorum!

Yüreğim sıkılmış bir yumruk oluyor, içim alev alev yanıyor.

Bugün yine hayatın sayfalarından söz edeceğim eğer yazmayı becerebilirsem!

Bir Türkiye fotoğrafı göstereceğim.

İnsan yaşamını anlatacağım...

Bu kez Kabataş Vapur İskelesi’nin oradaki geçitte nöbet tutan, sakız, kâğıt mendil satan minik kız çocuklarını değil, Sakarya’nın Akyazı ilçesinde yaşayan 75 yaşındaki Muhammet Öz’ün öyküsünü, Tunceli’de olup bitenleri yazacağım.

***

Yağmur bulutları yavaş yavaş dağıldı... Güneş yüzünü gösterdi... Mavi bir gökyüzü gülümsemeye başladı...

Masamın üzerinde o küçük haber...

Sakarya’nın Akyazı ilçesi Yağcılar köyü...

75 yaşındaki Muhammet Öz cuma namazıiçin camiye gitti... Namazı kılarken yere yığıldı...

Yaşlı adam kalp krizi geçiriyordu...

Cemaat hemen 112 Acil Servisi aradı...

Akyazı Devlet Hastanesi’nin iki ambulansı vardı. Birisi hasta almaya gitmiş, diğeri de hasta götürecekti.

Bunun üzerine Karapürçek Devlet Hastanesi’ne telefon edildi.

Acil servisten verilen yanıt şu oldu:

Ambulansımız şoförüyle birlikte cuma namazında...

Sordular:

Camide kalp krizi geçiren hastamız var, ölecek!

Yanıt:

Namazdan sonra gelir!

Yağcılar köyü imamı bunun üzerine Karapürçek Camii’ni aradı ve durumu bildirdi.

Yanıt:

Cemaat namazda, bitince haber verelim!

Muhammet Öz, bir taksiye bindirilip Akyazı’ya götürülürken yolda öldü...

Acaba Müslümanlıkta namaz mı önemliydi, yoksa bir insanın yaşamı mı?

Aynı saatlerde mübarek cuma günüTunceli’de neler oluyordu?

Tunceli Valiliği yoksul yurttaşlara buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon ve yatak dağıtıyordu.

Bu bir seçim yatırımıydı...

Bir yurttaş çamaşır makinesini evine koymuştu, ama çeşme suyu yoktu...

Çamaşır makinesi nasıl çalışacaktı?

***

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı açıklama yapmıştı:

Seçmen oylarını etkilemeye yönelik, anayasanın seçimlerin eşitliği ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak suçtur!

YSK Başkanı’nın bu açıklamasına karşın Tunceli Valisi Mustafa Yaman beyaz eşya dağıtımını sürdürüyordu.

Gazeteciler yine sordular YSK Başkanı’na:

Açıklama yaptınız ama beyaz eşya dağıtımı sürüyor...

YSK Başkanı:

Biz gerekeni yaptık... Bundan sonra görev cumhuriyet savcılarına düşüyor!

Savcılar soruşturma başlattılar, ama sonuç ne olacak belli değil!

Devletin valisi, kaymakamı seçim rüşvetinin içinde olursa savcılar harekete geçmez mi?

Dünyanın hangi demokratik ülkesinde olur böyle şeyler?

***

Tunceli’de yaşayanlar iş istiyorlardı...

Devletin tek bir yatırımı yoktu... Okuma yazma oranının en yüksek olduğu bu kentimizde gençler kahve köşelerindeydi...

İçimde tarifsiz bir hüzün...

Yağmur bulutları yine kuşattı gökyüzünü ve yağmur başladı...

Akyazı’nın Yağcılar köyündeki 75 yaşındaki Muhammet Öz ve Tunceli’de beyaz eşya dağıtımı!

Yüreğim sıkılmış bir yumruk gibi... İçim alev alev yanıyor... Yoksulluğun orta yerinde, din bezirgânlarının tezgâhı karşımda duruyor...

Gecenin içindeki bir yol, bir arayış hayatın sayfalarını anlatıyor sanki bana...

Çekip gitmek istiyorum bir yerlere... Turuncu bir kuşak gibi, yaşanmamış sevdalar gibi... Umutlarımı yitirmeden...

Belki bir ırmak kıyısına...

hikmet.cetinkaya@cumhuriyet.com.tr

Faks numaramız: 0212 343 72 69

 

 

 

KARAÖZÜ Beldesi Mustafa Kemal Paşa Mahalle Muhtarlğına aday olmak istiyorum

KARAÖZÜ

Değerli Büyüklerim kıymetli Küçüklerim. Büyüklerimin Ellerinden Küçüklerimin gözlerinden öper hepinize selam ederim.

 

KARAÖZÜ Beldesi Mustafa Kemal Paşa Mahalle Muhtarlğına aday olmak istiyorum, Siz Güzel İnsanlarımızın desteğine ihtiyacım var.

 

Yıllardır Kasabamızda çoğu Büyüklerimin Ekmeğini yedim Su\'yunu içtim. işini yaptım.

 

Muhtar olarak seçilmem sizlerin elinde benimde muhtarlıktan alacağım paraya Emekli olmam için muhtarlığa ihtiyacım var ihtiyacım olduğunu biliyorsunuz.

 

Elimde Mesleğim yokki bir iş tutayım  iş bulabilirsem işe gireyim. onun için sizden destek olmanızı bekliyorum.


Mustafa Kemal Paşa Mahalle Muhtar adayı

Duran YILMAZ

-o-

 

Eingabe-Formular / Z. DEFTERi KAYIT FORMU

Ins Gästebuch eintragen

Görüntülenen sonuçlar: 71 ila 80. Toplam sonuç sayısı: 415
 

Süleyman Zaman

SON ERGENEKON DALGASI
Son dalgayla birlikte “Ergenekon Davası” gittikçe içinden çıkılmaz bir konuma doğru hızla girmektedir. Öyle ki her şey birbirinin içine girmiş durumdadır. Sap+saman+toprak+dane+su= Karmaşa.
Bu karmaşayla ne yapılmak istenmektedir?
Bu sorunun bence iki net yanıtı vardır?
Birincisi ve en akla yakını; gerçektende bu ülkede yıllarca, insanlarımıza acı çektiren, birçok olaylara zemin hazırlayan, faili meçhul ölümlere karışmış, kaçakçılık, vurgun..vs. yapmış gerçek suçlulardan birkaç tanesi yakalanarak bu davaya katılmıştır.
İkincisi ise; bu ülkenin yıllarca acı çekmiş, faili meçhul cinayetlere karşı olmuş, ülkede her zaman gerçek demokrasinin savunucusu olmuş; aydın, düşünür, yazar, çizer, …kısacası uygulanan yanlış politikalara “muhalif” olan ve bugün de mevcut hükümetin yanlış politikalarına net bir şekilde muhalif olan ve hiçbir zaman “bir çeteyle, yasadışı bir örgütle, terörle …vs ilgisi bulunmayan” insanların bu davanın esas suçluları olarak yakalanmaları.
Burada tehlikeli olan “esas suçluların” bu karmaşa içinde aklanıp paklanması, ellerini kollarını sallayarak dışarıda “demokrasi kahramanı” olarak dolaşmalarıdır.
Bu dava birincisi “darbe hazırlığı yapanlar” savıyla açılmıştır. Algı böyledir. Peki, bir fiil darbe yapanlar bugün dışarıda özgürce dolaşıyorlar. İkincisi, çeteler, gizli örgütler savıyla.
Peki, darbeyi, “İlhan Selçuk, Yalçın Küçük, Sabih Kanadoğlu, Doğu Perinçek, Emin Gürses, Serhan Bolluk, Mustafa Balbay, emekli olmuş paşalar mı……yapacak…..
Peki, susurluğu, Cumhuriyet Gazetesine saldırıyı, Danıştay Baskınını, Uğur Mumcu’yu, Hrant Dink’i….vs. “İlhan Selçuk, Yalçın Küçük, Sabih Kanadoğlu, Mustafa Balbay, Emin Gürses…vs. mi öldürdüler!....
Gerçekte[..] kafalar allak bullak.
Bana göre, bu davanın ne hukuka, ne vicdana, ne akla ve ne de gerçeklere uygun düşen yanları var… çünkü duyuncumda bu davayla ilgili bir çok soru işaretleri bulunmaktadır.
Kafama takılan en önemli sorun;
Neden hiçbir zaman yan yana gelmeyecek olan insanlar aynı dava içinde yan yana getirilmiştir?
Neden, yakalanan “aydınların” “sol dünya görüşünün” en çok bilinen ve tanınan insanları bu davaya eklenmiştir?
Neden, Atatürk, Laik Cumhuriyet, Ulusal Bağımsızlıktan yana olanlar; emperyalizme karşı durunlar, “ulus devleti” savunanlar; Şeriata ve Dinciliğe karşı duruş gösterenler; “F Tipi örgütlenmeyi deşifre edenler” ve bu konularda kafa yoran insanlar bu davanın en temel “sanıkları” olmuşlardır?.
Bir yandan gerçektende bir “suç örgütü içinde ki insanlar”; diğer yandan bu ülkenin aydınları aynı çorbanın içine konulmaya çalışılıyor. Ama bu çorbanın özünde uyumsuzluk var…
Bu dava “ezogelin çorbası” gibi bir çok malzeme yan yana getirilerek yapılmaya çalışılmış. Ama bu çorba tat vermemekte. Çünkü çorabın dokusuna uymayan nesneler var. Çorbaya gerçekten gerekli olan; yeşil mercimek+ kırmızı mercimek+un+nane+tuz+karabiber[..] konurken; diğer yandan bu çorbada bulunmamsı gereken; yoğurt, süt, şeker…vs. gibi malzemeler de konmuştur. Dolayısıyla “doku” uyumsuzluğu vardır.
Temel sorun budur.
Kafaları karıştıran da budur…
Oysa, bu ülkede “gerçek suçluların yargılanması” “Maraş olaylarını, Çorum Olaylarını, Sivas’ta insanları diri yakanları; Susurluk’ta açığa çıkan suç örgütünü; Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Hrant Dink…vs. gibi aydınlarımızı öldürenleri yakalayıp onları yargılayacak ve kamu oyunu rahatlatacak bir “gerçek davaya” gereksinim bulunmaktadır.
Oysa bu dava gerçek olanla, sanal olanı birbirine karıştıran ve gerçekten suçluları görmemizi engelleyen bir dava konumundan öteye gidemeyecektir.
Asıl kafamı karıştıran ve beni üzen olgu budur!.....

09.01.200[..]

 

Muzaffer ARICA

Teknolojiyi yerli yerince kullanmakta bizlerin üstüne yok gibime geliyor. (Ara sirada olsa hal, hatirlari sormayi, saygi ve sevgi icerisinde selamlasmalari saymazsak!)
iste güzel bir örnegi:


CEP TELEFONUNDAN FAKS

Temel cep telefonunun ilk ciktigi zamanlarda bir telefon alir.
Fadimeye derki:

"Bak Fadime,ben simdi trene binecegum,orada yabanci turistlerde cok var,sen beni cokca araki hava atayum biraz da".

Ve temel trene biner.teren biraz yol alir,derken bir telefon sesi duyulur,herkes sesin geldigi tarafa bakar.Temel telefonunu milletin gözüne sokar gibi göstererek acar,konunsur ve kapatir.

Aradan az bir zaman gecer ,bir telefon sesi daha duyulur.Herkes yine telefon sesinin geldigi yöne dogru bakar.Orada bulunan Alman turist sag elini kaldirmis,basparmagi kulaginda,kücük parmagida agzina dogru tutulu vaziyette konusuyor.Konusma bitince ,Temel gelir; "yahu bu nasil is ?"der Almana.

Alman:"Bizim memlekette teknoloji cok ilerledi.Sag elimizin basparmagina bir mikrocip,kücük parmaginada bir mikrocip yerlestirdik,öylece konusuyoruz"der.

Tabii Temel kizarir,bozarir yerine oturur.Üc-bes dakika gecer,bir telefon sesi daha duyulur.Bu kez bakarlarki Japon Turist kendi kendine konusuyor,Sasirirlar.Temel dayanamaz sorar:
"yahu bu nasil is?"diye.

Jaapon:"bizde teknoloji Almanlardanda ileride.Kulagimizin icine bir mikrocip.birde azi disimizin icine bir mikrocip yerlestiridk,telefon gelince öyle konusuyoruz"der.

Temel bu kez daha cok kizarir,bozarir yerine oturur.bir-iki dakka gecmemistirki ZARRRRTTTTT diye bir ses gelir Temelin tarafindan,herkes bakar noldu diye??

Temel cevap verir:"YOK BIR SEY FADIMEYE FAKS CEKTUM DA!!!"...

 

Emin DEMIREL

Aşireti sayarken KIZILPINAR unutulmamalı

Emin Demirel

Sayin Ozan KILIÇ

Bizim aşiret diye basladığınız yazınızı okudum, size katılıyorum.
Yanlış katılmadığım bir konu, bizim aşiret diye başladığında köylerin isimlerini yazarken unuttugunuz bir şey var.


O asiret köylerinin içinde KIZILPINAR´da var yedi bucak aşireti diye söylenen köyler, Kızılpınar, Karpınar, İğdeli, Yelliboyun, Körkuyu, Burunören, Kaleköy bu köylerin (7 Köyün) geldiği güzergah ayni. Karaözü bunlarin dışıda.
Tabiki biz Karaözü´yle bir bütünüz ama esas yedibucak aşireti bu yazdığım köyler.

Aşireti bir kefeye koyarken KIZILPINAR unutulmamalı diye düşünüyorum.

Saygılar�[..] DEMİREL

 

Süleyman Zaman

TEVFİK FİKRET

Asıl adı Mehmed Tevfik’tir. Mehmet Tevfik; 26 Aralık 1867 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiş ve 19 Ağustos 1915 tarihinde daha 48 yaşındayken, İstanbul’da ölmüştür. (Ana Britannica; ilgili madde. 20.cilt) Tevfik Fikret kısa süren yaşamında çok büyük etkiler bırakarak sonsuzluğa akmıştır. Ama ürettikleriyle, dünyaya bıraktıklarıyla canlara can olmuş ve ölümsüzleşmiştir.
Mehmet Tevfik; Fikret ismini daha sonra almıştır. Fikret; “düşünme, fikir, düşünülen şey” ; Tevfik ise “uygun duruma getirme, istenilen konuma sokma” anlamındadır. Bu iki sözcük bir araya getirilince “düşünülen, ileri sürülen görüşlere uygun davranış gösterme ve bu uğurda savaşım verme anlamı çıkmaktadır ki; Tevfik Fikret’te tam bu anlama uygun bir yaşam sürmüştür. Yani Tevfik Fikret isminin anlamına uygun olarak yaşamasını bilmiştir.



YAZININ DEVAM İÇİN TIKLAYINIZ

www.turkmensites[..]

 

seyithan ekmekçi

çocuk katili israil unutma israil hiç bir zaman sana kalmaz bu zulum yaptığın bu zulümler allah görmektedir allahın sabrı çok çok büyüktür unutma yaptığın katliamları elbette sana dönecektir ozaman ben ne şerevsizlik yaptım dünyanın en pis mağluğu israil nalet olsun sana

 

Ozan KILIÇ

BİZİM KÖYLERİMİZ, BİZİM MİLLETİMİZ, BİZİM İNANCIMIZ

Konu ile ilgili önceki tartışmaları izlemek için radyo'nun üzerine tıklayınız

Ozan Kılıç

Bizim aşiret diye adlandırdığımız Sarıoğlan İlçesinin İğdeli, Kale,Yerlikuyu, Karpınar, Burunören, Karaözü olan Alevi köylerinin 2 büyük eksiği var. Benim bakış açım ve izlenimime göre eksikleri tespit ederken kendi köyüm olan Kale Köy den başladım. Peki nedir Kale Köyün eksiği?


BİRLİK VE BERABERLİKTEN YOKSUN OLUŞUMUZ

Kale Köylü insanı birlik beraberlik içerisinde olmaz ve bir araya gelip bir şey organize edemezler. Her kafadan bir ses çıkar. Yani çok seslilik vardır Kale Köyde. Dedikodu boldur. Kavgası, nizası, mahkemesi hiç eksik olmaz ve de en kötüsü birbirlerinin iyiliklerini istemezler. Diğer köylerimizde “asker uşağı” diye bilinen Kale Köylü böyledir işte. Bu durum beni çok üzerdi. Ama, Kale Köylü kendi içerisinde böyledir, dışarıya karşı birlik olur sanırdım. Diğer köylerimizde şenlikler, festivaller düzenleniyor ben ise, o köylerdeki bu birlik ve beraberliğe gıpta ile bakıyordum.

Bizim köyü sanalda temsil eden web sitesinde bunu dile getirdik. Birlik olup böyle bir organizasyon çağrısında bulunduk. Söylemesi ayıptır, çoğu masrafı da üzerimize aldık. (sanatçı, havai fişek vs.) Ama gelin görün ki; üç beş kişi bir araya gelip de bir komite oluşturamadık. Bu iş böylece kapandı.

Bizde bazı insanlarımız okusun bilgilensin diye sitemizde gerek kendi yazılarımızdan oluşan, gerek alıntı yaparak Alevilik hakkında yazılar yazmaya başladım. Ama bir de ne olsun; Alevi dediğimiz, erenlerden dediğimiz, kendi köylümüz dediğimiz üç beş kişi yazılarıma 21.yüzyılda Alevilik mi kaldı ? gibisinden cevaplar yazmaya başladılar. Meğer onlara göre bizim Alevilik batıl inançmış. Site yönetimi de bu şahıslara destek verip Aleviliği sitesinde dahi bulundurmayacaklarını bize bildirince Kale Köy web sitesi ile yollarımız ve yazılarımız ayrıldı.

Biz de diğer köylere yazmaya başladık. Kendi köyümüzde gördüğümüz kadarıyla birinci eksikliğimiz “birlik ve beraberlikten uzak oluşumuz”. İkinci eksiklik ise, “din duygusundaki ve inançtaki zayıflama” olduğunu gözlemledik. Tabi köyümüzün bu durumu bizi çok üzdü. Diğer köylerdeki şenliklere imrenmekle yetindik.

Derken İğdeli Köyünden Sayın Hüseyin EKİCİ bir sanal radyo kurdu “İğdelinin Sesi” adıyla. Bu radyo bizim köylümüzün olunca benimde kurucuları arasında olduğum İngiltere üzerinden yayın yapan “Radyo Ehlibeyt’i” kapattık ve “İğdelinin Sesi"ne katıldık. Her şey çok güzel gidiyordu. Aşiretten insanlarımızı hemşerilerimizi tanıyor, görmediğimiz akrabalarımızla iletişim kuruyorduk. Bunu da gören bilen Sayın EKİCİ baktı ki radyoya her köyden katılım var. Benimde çok yerinde bulduğum bir davranış sergiledi ve radyonun adını “Türkmenlerin Sesi” olarak değiştirdi. Belli bir zaman sonra Sayın EKİCİ gerek gördüğü neden üzerine radyomuzun yayınını kesti. Peki bakalım neymiş bu neden ? Radyonun "Kapınış Gerekçesi"nde detayları var isteyen oradan bir daha okuyabilir.

RADYO ENFLASYONU OLUŞTU-HAKARETLER ARTTI

Radyo sakinlerinden olan bazı dostlarımız bu radyomuzda bu işi öğrenip başka isimler ile yine bizim aşirete hitap eden radyolar kurmuşlardı. Tabi başta çoğalıyoruz çok seslilik gibi görünüyor. Daha sonra doğal olarak ikilik başladı. Birbirlerimize düşürdüler. Bu da efendim bizim parçalanmamıza yol açtı. Tek ve gür seslilik kadar güzel bir şey olamaz. Radyomuz “Türkmenlerin Sesi” Sarıoğlan Türkmen-Alevilerin sesini oluşturmaktaydı. Ama araya hizipçilik girdi ve bölündük. İşte burada gördüm ki, bizim diğer köylerde birlik berberlik içerisinde değillermiş. Bunları yaşayarak görünce gerçekten çok üzüldüm. Radyomuz bir süre kapalı durdu. Ardından imza kampanyası vs. gibi baskı yapılarak radyo yeniden 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda yayına geri açıldı. Ancak, yönetimini “Anadolu Sevgi Birliği Derneği”ne devrederek buna çözüm buldular.

Görünüyor ki, burada Birlik ve Beraberlikten yoksunluk sadece Kale Köyün değil, bizim aşiret köylerinin tümünün büyük bir eksikliğidir. Burada bunu demek istedim.

Bir başka izlenimin ise, Kayseri deki Alevi kardeşlerimiz üzerinde oldu. Kayseri Hacı Bektaş Veli Derneği’ne gidip geliyorum. Bu dernek çok güzel çalışmaktadır. Cem Töreni düzenliyor, çevre köylere cemlere gidiliyor. Karaözü’ye de geldiler. Sarız'ın köylerinde her türlü törenlerini ve hatta Alevi erkanına göre cenaze törenleri düzenliyorlar. Dernek yöneticilerine ve Dedelik görevini yapan Dedeye buradan çok teşekkür ediyorum. Emeklerine sağlık. Bu derneğin eksiği de aynı bizim köylerde olduğu gibi birlik ve beraberlikten yoksunlar. Bu derneğimiz Kayseri Pir Sultan Abdal Derneği ile küs gibiler. Birine giden diğerine gitmiyor, bizim radyolar misali.

SÖZÜMÜZÜ ÖZETLERSEK

Her kafadan bir ses çıkması, parçalanmışlık, bölünmüşlük inanın bu bizleri çok üzüyor.İzlenimlerime ve düşüncelerime göre birlik beraberlikten yoksunluk sadece Kale Köyün değil, Sarıoğlan aşiret köylerin de değil, Kayseri Alevilerinin de değil, Türkiye Cumhuriyeti içerisindeki bütün Alevi vatandaşlar olarak hepimizin sorunu ve eksikliklerimizdir.

Demek ki, bu sorunlara çözüm bulmadan ne Kale Köyün, ne aşiret köylerinin, ne de Alevilerin bir bütün olarak sorunlarının çözümü mümkün görünmüyor.

Bu eksikliklerimiz giderilmeden, bencilikten vazgeçmeden, birlik ve beraberlik sağlanmadan, sorunlarımızın çözülemeyeceği hakkındaki görüşlerimi paylaştım.

İkinci eksikliklerimiz olan “din duygusu, din olgusu” hakkındaki görüşlerimizi paylaşana kadar dostça kalın ....


Öffnet internen Link im aktuellen Fenster Konu ile ilgili önceki tartışmaları izlemek için buraya (bu yazının üzerine tıklayınız)


 

RADYO YEDIAVSARLAR

Radyo Yediavsarlar CANLI YAYINA DEGERLI OZAN ADEM ASLANDOGAN VE GULTEN ILE 12 OCAK SAAT (TR) 20:00-23:00 BIZLERLE OLACAKLAR . SAKIN KACIRMAYIN DOSTLARINIZI DAVET EDIN LUTFEN



BU CANLI YAYIN SEMA MODA EVI KATKILARI ILE GERCEKLESECEKTIR.



RADYO WEB ADRESI http://www.radyoyediavsarlar.c[..] ASLANDOGAN WEB SÝTESI http://www.ademaslandogan.com/[..] WEB SITESI http://www.gulten.org/

SEMA MODAEVI WEB SITESI http://www.semamodaevi.com/
h[..]

 

Aysegül BAŞKAYA

Degerli site sahipleri bu aralarda duyumlarima göre @Aysegul... kullanici adi ile sitelerde benim nick görünmüs o gelen kisi ben degilim @Aysegul... nick kullanmiyorum öyle nickle kisi gelirse acmazsaniz sevinirim simdiden ilgilerinizden dolayi tesekkür ederim

 

Süleyman GÖRGÜLÜ

GÜNÜN SÖZÜ !
Bu gün Türk Vatandaşı olsun‘ki, yarın ERGENEKON davasından yagılanabilsinler !
Türkiye Cumhuriyetinin bundan 57 Yıl önce Vatan Haini ilan edipTürk Vatandaşlığından çıkardığı, Nazım Hikmeti, AKP Adalet ve Kalkınm Partisi TC millet meclisine bir önerge vererek tekrar Türk vatandaşlığına alınmasını istemiş.
Nazım Hikmet önce Türk vatandaşı olsun, sonra diğer aydınlarımız gibi ERGENEKON davasından yargılanabilsinler.

Süleyman GÖRGÜLÜ
goerguelue@yahoo.d[..]

 

HASAN SERÇE

Ali Şahin nin hakka yürüdügünü üzüntüyle ögrendik Başta eşi ve çocukları olmak üzere kardeşlerine akrabalarına ve sevenlerine baş sağlıgı diliyoruz İZMİR DEN SERÇE AYLESİ MURAT SERÇE HASAN SERÇE