BURUNÖREN

IGDELI

KALEKÖY

KARAÖZÜ

KIZILPINAR

SIVRIALAN

YERLIKUYU

 

YEDİ BUCAK AVŞARI / Hamza Aksüt (6)

Hacibektaş 16 Agustos 2004 Fotograf: Secati(pek) Demir

YÖRENİN ALEVİLİKLE İLGİSİ

Yedi Bucak Avşarı’nın barındığı yöre Osmanlı egemenliğinden (1516) çok önce Alevi obalarca yurt tutulmuştu. Özellikle Dede Garkın ocağına bağlı dede ocakları ve talip toplulukları bu yöreyi on üçüncü yüzyılda yurt edinmişti.
Dede Garkın ocağına bağlı Şeyh İbrahim ocağının zaviyelerinden birisi Karaözü köyünde Kızılırmak kenarındaydı. Bu konuda günümüze ulaşmış ilk kayıt, Dulkadır beylerinden Şahruh’un 1494 yılında onayladığı tutanaktır. Zaviye, Sivas-Kayseri, Sivas-Bozok ve Maraş-Bozok yollarının kavşağında, yani, çok önemli bir yerdeydi.
Şeyh İbrahim zaviyesinin tam yeri, Karaözü’de, Kızılırmak üzerinde yapılmış olan köprünün doğu ucunda, Kayseri yolu sapağının batısındaydı. Zaviye kalıntısı 1970’lerde yol yapımı sırasında yok edilmiştir.

 
Dede Garkın ocağının ve ona bağlı olan Şeyh İbrahim ocağının yörede önemli bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Çubuk nahiyesindeki Garkın, Resullü, Dokuzlar ve Dokuzderesi köyleri bu durumun kanıtlarıdır. Ayrıca, Sarıoğlan’ın hemen yanında yer alan Demürci Viranı, Sarıoğlan’dan daha güneydeki Sarımbeğ Viranı (öteki adı Ebul Hayr Kışlası’dır), Tersakan, Kaynar Pınar gibi birçok köyde Şeyh İbrahim talibi olan Demircili obası barınıyordu. Bozok yöresinde ise aynı ocağa bağlı Salmanlı oymağı, bir yöreye ad verecek kadar nüfusa ve etkinliğe sahipti.


Ocağın kurucusu, Şeyh İbrahim Hacı adını taşımaktadır. Ancak, bu ad konusunda okurların bilmesi gereken bir durum vardır. Bu ad, “İbrahim Hacı obasından olan şeyh” anlamında bir sosyal addır. Yani, ocak kurucusunun üyesi olduğu oba, İbrahim Hacı’dır. Şeyh İbrahim Hacı’nın doğuştaki adı ise büyük bir olasılıkla Şah Veli’dir. Şeyh İbrahim Hacı, Dede Garkın’ın halifesidir ve on üçüncü yüzyılda yaşamıştır. Dede Garkın ve Şeyh İbrahim Hacı, talip topluluklarıyla birlikte Mardin’in batısından Anadolu içlerine yönelmiştir. Talip topluluklardan olan Salmanlı, Demirci, Şekerhacılı, Dedeşli, Sülüklü gibi obaların coğrafi kökeni, Nusaybin’in batısındaki Suriye-Türkiye sınır bölgesi boyunca uzanan düzlüktür.

Ocağı kuran oba –yani, İbrahim Hacı obası- on altıncı yüzyılda bir köy olan Sarıoğlan’da oturan Çiçekli obasıyla ve Bozok’un Yukarı Kanak nahiyesinde göçebe olarak yaşayan Bahaeddinli obasıyla (bugünkü Bahadın kasabasını kuran topluluk) aynı grupta idi. İbrahim Hacı obası, Çubuk’ta Kesik Viran (ya da Kesek Viranı) köyünde barınıyordu. Bu köyün yeri Sarıoğlan kasabası yakınında olmalıdır. Çünkü, bazı kayıtlarda bu köy Maraş livasının Zamantı kazasının Hınzıri nahiyesinde görünmektedir. Hınzıri nahiyesinin sınırı Sarıoğlan’ın hemen yanından başlamaktadır. Kesek Viran köyünde, köyün adını taşıyan bir zaviye kayıtlıdır. Vakfiye suretini Dulkadır hükümdarı Alauddevle (ölümü 1516) onaylamıştır. Şeyh İbrahim ocağının en önemli talip grubu Salmanlı Avşarı’dır. Çok geniş bir coğrafyada yurt tutmuş olan Salmanlı Avşarı, Bozok yöresinde öteden beri kalabalık bir kitleye sahiptir.

 
Yörede etkin olan bir başka dede ocağı Malatya-Hekimhan’ın Kınık, Basak, Güvenç köyleri ile Yazıhan’ın Karaca köyünde üyeleri olan Hacım Sultan’dı. Bu ocağın etkinliği, Karaözü köyünün şimdiki topluluğunun yöreye gelmesiyle, yani, on yedinci yüzyılda (1600-1700 yılları arası) başlamıştır. Karaözülüler, Malatya’da adı geçen bu köylerde iken de aynı ocağa bağlıydılar. Yani, talipler Malatya’dan Kayseri gibi uzak bir yere gelmiş, ancak dede ocağından ayrılmamıştır.

Sözünü ettiğimiz yüzyıllarda yörede etkin olan bir başka dede ocağı Seyyid Selahaddin idi. Ocak üyeleri Pınarbaşı’nın Kızancık köyünde oturuyordu. Ocağın zaviyelerine Dulkadır devleti tarafından birçok yerleşimin vergi geliri tahsis edilmişti.
Seyyid Selahaddin ocağının bir zaviyesi ise Burunören köyü yakınında olduğunu tahmin ettiğimiz Toklucalu köyündeydi. Bu zaviyede iki kişi zaviyedardı.

Seyyid Selahaddin ocağı ile Şeyh İbrahim ocağının yakınlığı günümüze dek ulaşmıştır. Örneğin, Kangal’ın Hamal köyü halkının bir bölümü Şeyh İbrahim, bir bölümü ise Seyyid Selahaddin talibidir. Selahhaddin ocağı üyeleri (dedeleri) günümüzde Yozgat’tadır.

Tüm bu bilgilerden çıkan sonuç, tarihini araştırdığımız Yedi Bucak Avşarı yöresinin on üçüncü yüzyıldan (1200-1300 yılları arası) bu yana Alevi obalarla meskun olduğudur. (Değerli bilim adamı Faruk Sümer’in Bozok yöresindeki Türkmen topluluklarının yerleşme zamanını, bu bölgedeki Tatarların Timur tarafından götürülmesinden sonraki zamana bağlayan tahmini gerçeklerle bağdaşmıyor. Çünkü yöredeki Dede Garkın ve Şeyh İbrahim Hacı ocakları ve talip topluluklar on üçüncü yüzyılın ögeleridir.)