Eingabe-Formular / Z. DEFTERi KAYIT FORMU

Ins Gästebuch eintragen

Görüntülenen sonuçlar: 41 ila 80. Toplam sonuç sayısı: 1292
 

kemal KORKMAZ

Köyümüz büyüklerinden YAKUP TUNC hakka yürümüştür. Yakupdayıya allahdan rahmet,TUNC ailesinede başsalıgı dileklerimi iletirim. YAKUP DAYI mekanın cennet topragın bol olsun.
Dostlar köyümüz büyüklerinden birini daha ebediyete ugurladık tüm BURUNÖREN HALKININ başı sagolsun.

 

Aydıner KILIÇ

SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ?

Yokluğunda, ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım,
beni yaktığın gibi

Çölde su, mapusta gün,
Oruçta ekmek gibi
bekledim seni

Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Şimdi nerdesin diye sakın sorma

SEN ÇAĞIRDIN DA BEN GELMEDİM Mİ?


Sen varken,
darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara...
Bu kasvetli aksamlara...

Sen varken,
bakıp içlenmezdim
Boş banklara...
Otobüs duraklarina...

Sen varken,
ayrılanlara ağlamazdım...
Yıkılmazdı[..] sevdaların ardından,
Gidenlere küsmezdim...
Kalanlara acımazdım...

Sen varken,
böyle üşümezdim...
Titremezdim..[..] çocuklar gibi,
Böyle delirmezdim...
Küfretmezdim.[..] ölmeyi hiç düşünmezdim.

Şimdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin

SEN YAKTIN DA BEN YANMADIM MI?


Bütün acılarına 'yeşil ısık' yaktım
olmadı
Bütün korkularına 'arka çıktım'
olmadı
Dağlara merdiven dayadım
olmadı
Haziranda kar oldum
yağdım avuçlarına
olmadı

Sevdi[..] olmadı...
Yandım olmadı...
Taptım olmadı...

Artık benden pes !
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes !

Nasılsa gidiyorsun,
Biliyorum git...

Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve...
Yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını
daya göğsüme

Titrersem namerdim...

SEN VURDUN DA BEN ÖLMEDİM Mİ?


Senin İçin Ölüyorum Diyenleri
Halen Yaşarlarken Görüyorum.
Acaba Şimdi Kimin İçin Ölüyorlar
Babası yaşındakilerde
mutlulukmu arıyorlar........??????

AN[..] ONURLU ŞEREFLİ NAMUSLU
İNSANLAR ÖLÜR


NOT:::::::::::::::[..] ŞİİR KENAN CEM TÜRKEKUL,un
GÜNLÜGÜNDEN ALINARAK SİTEYE
KUNMUŞTUR
GÜNLÜK TARİHİ 27/04/2010


Siteye Ekleyen Aydıner kılıç

 

Doğan Doğan


Vakit Gazetesi ve onun internet sitesi birkaç gündür TSK'da eğitimin nasıl olması gerektiğine dair görüşlerini kendi kamuoyu ile paylaşıyor. Konuyla ilgili yorumların tamamına yakınını kendi düşüncesini destekleyenler arasından seçen Vakit Gazetesi'nin internet sitesine görüşlerini gönderen Emekli Tuğgeneral Hikmet Yaşar'ın e-postası bekleneceği üzere dikkate alınmadı. Demokrası ve insan hakları aşığı (!) Vakit'in yayınlamadığı e-postanın ilk kısmı aşağıda bilgilerinize sunuyorum.


***



Sayın Haber Vaktim Editörü,


Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Eğitim konulu yazı dizisine başlayacağınızı belirtiyor ve bazı açıklamalarda bulunuyorsunuz. Söz konusu açıklamalarınızda özetle:

“Subayların, bugünkü eğri yada doğru bu duruşlarının nedeninin, aldıkları ve alamadıkları eğitimin eseri olduğunu” söylüyorsunuz.

Toplumun önemli bir bölümünde; “Subaylarımız başörtüsüne karşı, Kur'an kurslarına karşı; muhafazakâr partilere, muhafazakâr Sivil Toplum Örgütleri'ne, gazete ve televizyon kanallarına mesafeli, muhafazakâr parti, STK ve medya organlarını takip eden halka da karşılar. Kısacası toplumun çok önemli bir bölümüne karşılar” kanısı hakim diyorsunuz.

Kendi kendinize bir dizi soru sorup cevabını da kendiniz vermek suretiyle; “Bu algılamanın toplumda durduk yerde oluşmadığı, Türk subaylarının DİNE VE SİYASETE ÇERÇEVE ÇİZME dürtüsüyle yetiştirildiği ve TSK’deki eğitim sisteminin temelinde bunun olduğu” sonucuna ulaşıyorsunuz.

“Yazı dizinizi okurken yer yer çok şaşıracağımızı, yer yer çok kızacağımızı ve “Peygamber Ocağı” olarak gördüğümüz, görmek istediğimiz TSK’mizin acı gerçekleri ile yüzleştiğimizde, yakıştıramayacağımızı ve üzüleceğimizi” vurguluyorsunuz.

“Uzman görüşlerine göre; ülkemizde ilköğretim ve liselerde okutulan zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi çocukların dini eğitimi konusunda yeterli olmuyor. Okullarda verilen eğitimin yetersizliğini gören aileler çocuklarına kendi gayretleri ile İslam'ı öğretmeye çalışıyor, özellikle Yaz aylarında Kur'an kursları dolup taşmakla birlikte, veliler özellikle Cuma namazlarına ellerinden tuttukları çocukları ile iştirak ediyorlar” diyorsunuz.

“PEKİ, YA SUBAY AİLELERİNDE DURUM NE?” sorusunu gündeme getiriyor ve yine cevabını kendiniz şöyle veriyorsunuz:

“Bu güne kadar “subayların, subay ailelerinin dini eğitimi” üzerine yapılmış herhangi bir araştırma, anket bulunmamaktadır. Bununla birlikte; halkın önemli bir bölümünde ailelerin kendi gayretiyle edindiği dini eğitim KONUSUNDA SUBAY AİLELERİNDE İSE AĞIRLIKLI OLARAK İLKÖĞRETİM VE LİSEDE ZORUNLU OLARAK OKUTULAN VE HAFTADA BİR İKİ SAATTEN İBARET OLAN DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ İLE YETİNİLDİĞİ görülüyor” sonucuna varıyorsunuz.

“Aileler, namaz kılmanın, dini eğitim almanın, dini sohbetlere katılmanın “İRTİCAİ FAALİYET” olarak görülebildiği TSK'nın liselerinde, harp okullarında okuyan çocuklarını bunun dışında bir eğitime, kursa yönlendiremiyor” diyorsunuz.

“BİR BABANIN ASKERİ LİSEDE OKUYAN OĞLUYLA CAMİYE GİTTİĞİ NEREDEYSE HİÇ GÖRÜLMEMİŞ BİR OLAY” iddiasında bulunuyorsunuz.

“YİNE BİR AİLENİN ASKERİ LİSEDE OKUYAN OĞLUNU YAZ TATİLİNDE DİNİ EĞİTİM ALMASI İÇİN BİR KURSA GÖNDERMESİ NEREDEYSE İMKANSIZ” diyorsunuz.

Sayın Editör,

Yayınlayacağın[..] yazı dizisiyle, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki eğitimi, tamamen dini açıdan irdeleyeceğiniz anlaşılıyor.

Öyleyse gelin okuyucularınıza, güzeller güzeli ve en mükemmel İslam dinimizin bazı temel kurallarını hatırlatalım. Böylece okuyucularınıza, yayınlayacağınız yazı dizisini İslami açıdan değerlendirme fırsatını da sunalım:

ALAK SURESİ 1nci, MÜZZEMMİL SURESİ 4ncü ve MUHAMMED SURESİ 24ncü ayetler, özetle; “…KURAN’I AĞIR AĞIR VE ANLAMINI İNCEDEN İNCEYE DÜŞÜNEREK OKUMAMIZI” emreder.

ENFÂL SURESİ 22nci, MÜMİNÛN SURESİ 80nci, EN’AM SURESİ 32nci, YÛNUS SURESİ 100ncü ayetler ve daha pek çok ayet ise; “…AKLIMIZI KULLANMAMIZI” şart koşar.

Yazı dizinizin başlangıcında yaptığınız tanıtıcı açıklamanızı, eğer Kuran’da yazılı yukarıdaki emirlere uygun olarak inceden inceye düşünerek ve aklımızı kullanarak okursak; din üzerinden siyaset yaptığınız ve dini istismar ettiğiniz sonucuna varırız. Örneğin:

1. ŞİRKE GİRİYORSUNUZ VE OKURLARINIZI DA ŞİRKE BULAŞTIRIYORSUNUZ:

NİSA SURESİ 116ncı, NİSA SURESİ 48nci, KEHF SURESİ 26ncı, ŞÛRA SURESİ 21nci, ZÜMER SURESİ 65nci, EN’AM SURESİ 117nci ve TÎN SURESİ 8nci ayetlere göre; “…ALLAH KENDİSİNE ORTAK (ŞİRK) KOŞULMASINI ASLA AFFETMEZ VE O HÜKMÜNE HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEZ”

MÂİDE SURESİ 99ncu, RA’D SURESİ 40ncı, ANKEBÛT SURESİ 18nci, NAHL SURESİ 35nci, ŞÛRA SURESİ 48nci, EN’AN SURESİ 107nci, YÛNUS SURESİ 49ncu, A’RAF SURESİ 6ncı ve SÂD SURESİ 86ncı ayetlere göre ise;

“…RESULE DÜŞEN, AÇIK BİR TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” ve Yüce Allah Peygamberimize “…O HALDE TEBLİĞ ETMEK SANA, HESAP SORMAK BİZE DÜŞER.” Demek suretiyle ;” KULLARININ İMANINI YARGILAMA HAKKINI SEVGİLİ PEYGAMBERİNE BİLE VERMEMİŞTİR.”

Kuran’[..] bu açık emirlerine rağmen;

Bu milleti İNANANLAR ve İNANMAYANLAR olarak kategorize ediyorsunuz. Subayları, subay ailelerini ve çocuklarını İNANMAYANLAR veya en hafif deyimiyle DAHA AZ DİNDARLAR sınıfına koyuyorsunuz. Diğer bir deyimle; YÜCE RABBİMİZİN sevgili PEYGAMBERİMİZE bile vermediği bir yetkiyi kullanarak SUBAYLARIN, AİLELERİNİN VE ÇOCUKLARININ İMANINI YARGILAMAYA YELTENİYORSUNUZ.

Toplumun önemli bir bölümünde; “Subaylarımız başörtüsüne karşı, Kur'an kurslarına karşı, muhafazakâr partilere, televizyon kanallarına ve halkımıza karşı olduğu kanısının hâkim olduğunu” iddia ediyorsunuz:

Öncelikle, subayların Kuran’a ve Kuran kurslarına karşı olduğu tamamen yalan ve iftira olup, dinimize göre de günahtır. Bütün subayları kapsayan bilimsel bir anket mi yaptınız da bu sonuca ulaştınız. Subayların karşı olduğu şey; kaçak Kuran kurslarında, yetkisiz ve bilgisiz kimseler tarafından, Kuran’da olmayan yalan yanlış hurafelerle çocuklarımızın beyinlerinin yıkanmasıdır. Nitekim Yüce Rabbimiz de;

ÂLİ İMRAN SURESİ 78nci ayette : “ ONLARDAN BİR ZÜMRE VARDIR, ASLINDA KİTAP’TAN OLMAYAN BİR ŞEYİ SİZ KİTAP’TAN SANASINIZ DİYE, DİLLERİNİ KİTAP’LA EĞİP BÜKERLER. O, ALLAH KATINDAN OLMADIĞI HALDE, BU ALLAH KATINDANDIR, DERLER. BİLİP DURDUKLARI HALDE, ALLAH HAKKINDA YALAN SÖYLERLER.” ve FUSSILET SURESİ 40ıncı ayette de : “ AYETLERİMİZ HAKKINDA EĞRİ İLE DOĞRUYU BİRBİRİNE KATANLAR, BİZE GİZLİ KALMAZLAR” demek suretiyle, dinimize hurafe karıştıran eğitimi yasaklamıştır.

Yüce Allah’ımızın karşı çıktığı bir şeye, askerlerin de karşı çıkması sizi neden rahatsız ediyor?

Yasal Kuran kurslarını neden teşvik etmiyorsunuz?

Dini eğitim konusunda” SUBAY AİLELERİNDE İSE AĞIRLIKLI OLARAK İLKÖĞRETİM VE LİSEDE ZORUNLU OLARAK OKUTULAN VE HAFTADA BİR İKİ SAATTEN İBARET OLAN DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ İLE YETİNİLDİĞİ görülüyor” iddianıza gelince:

“…RESULE DÜŞEN, AÇIK BİR TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR… O HALDE TEBLİĞ ETMEK SANA, HESAP SORMAK BİZE DÜŞER… O, HÜKMÜNE HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEZ… ALLAH, YARGIÇLARIN EN GÜZEL HÜKÜM VERENİ DEĞİL Mİ?” diyen YÜCE RABBİMİN hakkınızda gerekli hükmü vereceğine, mütedeyyin bir Müslüman olarak inanıyorum.

Sizler, Tüm subay ailelerini ve çocuklarını dini eğitim bakımından yetersiz olmakla nasıl itham edersiniz? Sizler, güya dini eğitimi yüksek ve Müslümanlığı hiç kimseye bırakmayan bilge kişilersiniz. Allah aşkına, Subaylarla beraber ailelerinin ve çocuklarının dini eğitimlerini ve imanlarını yargılamaya kalkmanın ne demek olduğunu hiç bilmiyor musunuz?

“Aileler, namaz kılmanın, dini eğitim almanın, dini sohbetlere katılmanın “İRTİCAİ FAALİYET” olarak görülebildiği TSK’nin liselerinde, harp okullarında okuyan çocuklarını bunun dışında bir eğitime, kursa yönlendiremiyor” söyleminiz,

“BİR BABANIN ASKERİ LİSEDE OKUYAN OĞLUYLA CAMİYE GİTTİĞİ NEREDEYSE HİÇ GÖRÜLMEMİŞ BİR OLAY” savınız,

“YİNE BİR AİLENİN ASKERİ LİSEDE OKUYAN OĞLUNU YAZ TATİLİNDE DİNİ EĞİTİM ALMASI İÇİN BİR KURSA GÖNDERMESİ NEREDEYSE İMKÂNSIZ” gibi iddialarınız da külliyen yalan ve iftiradır.

Bir babanın askeri lisede okuyan oğluyla camiye gidip gidemediğini nereden biliyorsunuz? Bilimsel kanıtlarınız var mı? Hem, bunu sorgulama hakkını nereden alıyorsunuz? Siz din polisi misiniz?

Türk Silahlı Kuvvetlerinde; namaz kılmak ve mütedeyyin dindar olmak hiçbir zaman “İRTİCAİ FAALİYET” olarak görülmemiştir. Ancak,
Din kisvesi altında TARİKATLARA MÜRİT kazandırmaya çalışmak,

Radikal örgütlere MİLİTAN DEVŞİRME gayretine girmek,

DİNİ SİYASETE ALET ederek, orduyu siyasal İslam’ın arka bahçesi haline getirmeye uğraşmak,

Din üzerenden SİYASAL VE MADDİ ÇIKAR sağlamak,

Halkımızı İNANANLAR ve İNANMAYANLAR olarak bölmek ise, hem İSLAM DİNİNE AYKIRI, hem ŞİRK ve hem de İRTİCANIN TA KENDİSİDİR.

Sonuç olarak; eminim ki “Kuranı inceden inceye düşünerek okuyan ve aklını kullanan” mütedeyyin Müslümanlar, size ve sizin gibilere; “durun bakalım, siz Allah mısınız veya Allah ile ortak mısın ki, insanların imanını yargılama hakkını kendinizde buluyorsunuz. Yüce Allahın sevgili peygamberine bile tanımadığı bir yetkiyi, utanmadan ve hangi cesaretle kullanmaya yelteniyorsunuz. Siz gırtlağınıza kadar şirke batmışsınız. Bizi de günahınıza ortak etmeyin. ” diyeceklerdir.

2. DİN TÜCCARLARINI KORUYORSUNUZ VE AYNI SAFTA BULUŞUYORSUNUZ:

Askerlerin[..] “muhafazakâr siyasi partilere, muhafazakâr televizyon kanallarına ve sivil toplum kuruluşlarına ve halka karşı olduğu” iddiaları da yalan ve iftiradır. Çünkü:

ÂLİ İMRAN SURESİ 161nci ve 187nci, BAKARA SURESİ 75nci, 79ncu 174ncü ve NAHL SURESİ 95nci ayetler; “ DİNİ DEĞERLERİ BASİT BİR ÜCRET KARŞILIĞI SATMAYI, KAMU MALINDAN AŞIRMAYI VE SONUÇ OLARAK DİN ÜZERİNDEN MADDİ MENFAAT SAĞLAMAYI YASAKLAMIŞTIR”

SÂD SURESİ 86ncı ayette de; peygamberimizin bile “ TEBLİĞİNE KARŞILIK HERHANGİ BİR ÜCRET İSTEMEDİĞİNİ…” belirtmiştir.
HADİD SURESİ 14ncü, ÂLİ İMRAN SURESİ 78nci, FUSSILET SURESİ 40ıncı, LUKMAN SURESİ 33ncü ve FÂTIR SURESİ 5nci ayetler ise; “ ALLAH ADIYLA İNSANLARI ALDATMAYI YASAKLAMIŞ VE BUNLARA KARŞI DİKKATLİ OLMAMIZ İÇİN BİZLERİ UYARMIŞTIR”

İşte, askerlerin karşı çıktığı şey; din, iman, Kuran, Peygamber ve Allah adı kullanılarak halkın aldatılması ve siyasi menfaat temin edilmesidir.

İşte askerler, benin güzel İslam Dinimin siyasete alet edilerek maddi çıkarlar sağlanmasına karşıdır.

İşte askerler, holdingler kurup helal kar payı vereceğiz deyip, ağızlarını Allah adıyla eğip bükerek halkın dişiyle tırnağıyla biriktirdikleri paraları toplayıp cebe atanlara karşıdır.

İşte askerler, fakire fukaraya Allah rızası için yardım edeceğiz diyerek, toplanan paraları yok edenlere karşıdır.

İşte askerler, halkın vergilerinden oluşan hazineden, devlet yardımı alıp zimmetine geçirenlerin Müslümanlığa gelince en önde koşmalarına ve dinimizi istismar etmelerine karşıdır.

Yüce rabbimizin de karşı çıktığı şeylere, subayların da karşı çıkması sizi neden rahatsız ediyor?

“Subayların, başörtüsüne karşı oldukları da” bir iftiradır. Çoğumuzun nineleri ve anaları başörtülüdür:

Askerler[..] ninelerimizin ve analarımızın taktıkları başörtüsüne değil, türban adı altında siyasileştirilmiş bir örtünme şeklinin ALLAH ADI KULLANILARAK kadınlarımıza dayatılmasına karşıdır.

Türban takanların İNANANLAR, takmayanların ise İNANMAYANLAR sınıfına sokulmasına karşıdır.

DİN TÜCCARLIĞI YAPARAK, haram yoldan zenginleşmiş olanların, 4 çeker ciplere binerek durakta bekleyen başörtülülere çamur sıçratmasına karşıdır.

“Türk subaylarının DİNE VE SİYASETE ÇERÇEVE ÇİZME dürtüsüyle yetiştirildiği ve TSK’deki eğitim sisteminin temelinde bunun olduğu” iddianıza gelince:

Peşinen, bir yanlışınızı veya bilerek yaptığınız bir mantık hilesini düzeltmek isterim; Türk Silahlı Kuvvetleri, bir imam hatip okulu veya ilahiyat fakültesi değildir. Bu nedenle dini eğitim vermez.

Bununla beraber, Türk Silahlı Kuvvetleri ve subayı dine en saygılı kurumlardan bir tanesidir. Örneğin:
Günde üç öğün yemeğe, Allah adıyla dua edilmeden başlanmaz.

Ramazanda, oruç tutmak isteyen tüm personele iftar ve sahur yemekleri çıkarılır.

Kışlaları[..] çoğunda cami vardır ve mesai dışında ibadetini yapmak isteyenler serbestçe ibadetini yapmaktadır.

Generallerin, subay ve astsubayların tamamına yakını, gösteriş yapmadan oruçlarını tutmakta ve ibadetlerini yapmaktadırlar.

Din üzerinden maddi ve manevi menfaat sağlamayı, askerler günah sayarlar.

Bütün bunları yok sayıp, askerlerin imanını yargılamaya kalkmak şirke bulaşmaktır.

3. MÜSLÜMANLARI FIRKALARA ( HİZİPLERE) BÖLÜYOSUNUZ:

RÛM SURESİ 32nci, ŞÛRA SURESİ 13ncü ve EN’AM SURESİ 159ncu ayetler; “…DİNİ YALNIZ ALLAHA ÖZGÜLEYEREK DOSDOĞRU TUTMAYI VE ONDA BÖLÜNÜP FIRKALARA AYRILMAMAYI…” emrediyor.
KEHF SURESİ 102nci, MÜMİN SURESİ 14ncü, ZÜMER SURESİ 3ncü, 11nci ve 66ncı ayetler ile SEBE SURESİ 40ncı ve FÂTİHA SURESİ 5nci ayetler ise; “ İNSANLARDAN VELİ EDİNMEMELERİNİ, YALNIZ ALLAHA İBADET VE KULLUK ETMELERİNİ VE YALNIZ ALLAHTAN YARDIM DİLEMELERİNİ” emrediyor. Siz ise Yüce Rabbimin emirlerine karşı gelerek: İnsanları İNANANLAR ve İNANMAYANLAR olarak kategorize edip FIRKALARA BÖLÜYORSUNUZ.

Yüce Rabbimizin hiç kimseye vermediği yetkiyi, SANKİ ALLAHMIŞSINIZ gibi kullanarak, İNSANLARIN İMANINI YARGILIYORSUNUZ. Gırtlağınıza kadar ŞİRKE BATIYORSUNUZ ve okurlarınızı da ŞİRKE BULAŞTIRIYORSUNUZ.

Allahta[..] korkmadan ve kuldan utanmadan Silahlı Kuvvetlerimize, subaylarımıza, ailelerine ve çocuklarına İFTİRA ATIYORSUNUZ.

Ordu ile millet arasına ve Silahlı Kuvvetlerimizin içine NİFAK SOKMAYA çalışıyorsunuz.

Bunlar[..] hepsi dinimize göre günahtır. Soruyorum:

SİZ ALLAH MISINIZ?

ALLAH İLE ORTAK MISINIZ?

ALLAHTAN KORKMUYOR VE PEYGAMBERDEN UTANMIYOR MUSUNUZ?

MÜSLÜMANLIK SİZİN TEKELİNİZDE Mİ?

Sayın Editör,

Okuyucularınıza bir çağrıda bulunuyor ve bu konuyla ilgili düşüncelerinizi gönderin yayınlayalım diyorsunuz. Alın size bir okuyucu düşüncesi. Hazırladığınız yazı dizinizin yanına bunu da koyup yayınlayabilecek misiniz? Bu yazının ekinde, daha geniş çaplı bir yorum daha gönderiyorum isterseniz onu da yayınlayabilirsiniz. (daha sonra sizlerle paylaşacağım D.Uyar) Eğer inançlarınızda samimi iseniz, buyurun yayınlayın. Böylece, din kardeşlerimize yayınlayacağınız yazıları, dini açıdan değerlendirme fırsatı da sunmuş olursunuz. Bunu yapabileceğinizi hiç zannetmiyorum.

Öyleyse Yüce Rabbim sizleri ıslah eylesin.

İZMİR - Emekli Tuggeneral Hikmet YAVAŞ





 

Suzan YÜCEL

Kasabamız Halkından Büyüğümüz Arif DOĞANAY'ın vefatını üzüntüyle öğrendim. Merhum Büyüğümüz Arif DOĞANAY'a HAK'tan Rahmet, Ailesi ve Tüm Yöremize başsağlığı dileriz.
Suzan YÜCEL
Mersin Karaözü Kültür ve Dayanışma Dernek Başkanı

 

Avukat Mahmut ERDEM

Yerlikuyudan akrabamiz İhsan Aslanin vefaati cok üzdü bizleri.Başta Kusenlerime Erdal/Aysele ve Nejlaya baş sagligi ve sabirlar diliyoruz.Ihsan abi mekani cennet topragi bol olsun.

Aslan ailesinin başi sagolsun


ERDEM (karpinar köyünden) ailesi adina
Avukat Mahmut ERDEM

 

yakup özdemir

ANAYASA KONUSUNDA BİZİM DE BİR DİYECEĞİMİZ VAR!

22 temmuz 2010

Çok az sayıdaki bağımsız TV kanalı, birkaç gazete ile özgür, yürekli, kalemi tükenmez ve bükülmez bir avuç gazeteci-yazarın da bizim bu sesimize kulak vereceklerine inancımız tamdır. D. ATILGAN

3 Kasım 2002’den beri Türkiye'yi yöneten AKP iktidarı, „daha çok demokrasi“ söylemiyle asıl amacını maskeliyerek ve tartışma ortamını olabildiğince kısıtlayarak, demokrasinin kurumlarını ve kurallarını işlemez hale getirmiştir. Dinci yandaş medya ve kendi iktidarının güdümüne alıp devletin olanaklarıyla beslediği emir kulu düzeyindeki medyayı borazanı yaparak; kayıtsız-koşulsuz güdümüne girdiği dış güçlerden de destek alarak, demokrasiye inanmış ve onu - her ne pahasına olursa olsun - savunmaktan kaçınmayan ilkeli kesim üzerinde amansız bir baskı mekanizması kurmuştur.
Her açıdan ağır bir baskı ve zulüm ile karşı karşıya bırakılmış olan bu kesim, 20. ASRIN YÜZAKI VE GELECEĞİN ÖNCÜSÜ ATATÜRK’ün kurmuş olduğu Cumhuriyet’i ve bu bağlamda cumhuriyetçi demokrasiyi savunanların oluşturduğu kesimdir.
Mısır’daki sağır Sultan da bilmektedir ki, AKP iktidarını eleştiren her kişi, kurum ve kuruluş, AKP’nin güdümünde olduğu artık gizlenilemeyen bir „yargı kesimi“ tarafından halktan soyutlanmakta, halkla ilişiği kesilmektedir.

12 Eylül 1980 ara rejiminden daha ağır ve daha kara bir rejim amaçlayan AKP iktidarının hazırladığı ve - TBMM’de elde ettiği adaletsiz çoğunluğa yaslanarak - dayattığı anayasadaki yeni değişiklikler, bizim yaşadığımız AB üyesi ülkelerde uygulanan demokrasi ve anayasa ile kesinlikle bağdaşmamaktadır.
ÇÜNKÜ DEĞİŞTİRİLEN BU ANAYASA İLE,
- Cumhuriyetimizin ve parlamenter sistemin en önemli dayanağı kuvvetler
ayrılığı ilkesi çiğnenmektedir;
- Anayasa Mahkemesi AKP iktidarınca ele geçirilerek, yürütmenin yargı
denetiminden kaçırılması sağlanmak istenmektedir;
- Bağımsız yargı ve yargıç güvencesi ağır darbe almaktadır;
- „Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu“ siyasal iktidarın güdümüne
sokulmaktadır;
- Sıfırlanmakta olan „Üniversite Özerkliği“ büsbütün unutturulmaktadır;
- „Milletvekili Dokunulmazlığı“ konusuna yine dokunulmamaktadır;
- Değiştirilen diğer maddelerin varlığı ya da yokluğu önemli bir fark
yaratmayacaktır, ancak dolgu malzemeleri olarak değerlendirilebilirler.
DOLA[..] dünyanın neresinde bir Türk varsa, ona – günümüz teknolojisinden yararlanarak – ulaşabilmeliyiz ve onun da Türkiye’deki akrabalarına, dostlarına, yakınlarına aynı şekilde ulaşmasını sağlamalıyız.

BÖYLECE, 12 Eylül 1980 ürünü olan anayasaya nasıl karşı çıktıysak (Bu konuda ileri bir tarihte ayrıntılı bilgi sunacağım); 12 Eylül 2010’da halk oyuna sunulacak olan yukarda sözünü ettiğimiz anayasayı bile arattıracak değişiklikleri içeren AKP Anayasası’na da karşı çıkarak, HAYIR demeliyiz; halkımızın çoğunluğunun HAYIR demesi için aydınlatma görevini yerine getirmeliyiz.
Eğer halkımız 12 Eylül 2010’da şu andaki siyasal iktidarın hazırladığı anayasaya „HAYIR“ derse, bu iktidara verdiği vekâletin acilen iadesini de istemiş olacaktır.

Demokrasi diye diye demokrasiyi yok etmeye ve bir dinci diktatörlük kurmaya çalışanlara karşı mücadele etmek demek, demokrasinin yokluğunda demokrasi için ve Türkiyemiz’de özgürce, çağdaşça bir yaşam için bedel ödemenin, gelecek kuşaklar için bir öz ödev olduğunu anlamış olmak demektir.

Türkiyemiz’de doğru ve isabetli adımlar atıldığında, olanca gücümüzle katkıda bulunmak ve destek vermek için birbirimizle yarışan bizler, yanlış kararlar alındığında ve yanlış adımlar atıldığında gerekli uyarı ve eleştiriyi de yapma hakkına sahip olduğumuz kanısındayız.

Bu cümleden olarak AKP Anayasası konusunda yurt dışında çalışan bizlerin de bir diyeceğimiz var:

Türkiye’de rüzgâr estiğinde nezle olan biz uzaktaki yakınlar, ülkemizin her bakımdan saygın ve çağdaş olmasını tüm kâlbimizle arzu etmekteyiz. Ancak, AKP’nin hazırladığı anayasanın, çağdaş unsurlardan yoksun bırakıldığı - yetkin ve saygın Anayasa hukukçularımız tarafından da - dile getirilmektedir.
Bu nedenle, demokratik hakkımızı kullanarak, AKP ANAYASASI’na, HALKIMIZIN – ezici bir çoğunlukla – HAYIR demesine katkı sağlamayı, olağanüstü önemli bir görev saymalıyız.

YÜZÜNÜ HER ZAMAN ÇAĞDAŞLIĞA VE AYDINLIĞA ÇEVİRMİŞ OLAN SAYGIN VE DEĞERLİ YURTTAŞIMIZ!

Gittikçe CEMAATLER ve TARİKATLAR TOPLUMU haline getirilmekte olan ülkemizin, ATATÜRKLÜ GÜNLERDEKİ GİBİ BAĞIMSIZ DÜŞÜNEN, ÇAĞDAŞ ve ÖZGÜR İNSAN TOPLUMUNA yeniden kavuşmasını sağlamak için senin o tertemiz vicdanına sesleniyoruz:

Eğer sen de bizim gibi,
- Tambağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti istiyorsan;
- İşleyen bir cumhuriyetçi demokrasi istiyorsan;
- Kuvvetler ayrılığı ilkesine sahip çıkmak istiyorsan;
- Devletimiz bir hukuk devleti olsun; yargımız ve yargıcımız bağımsız
kalsın istiyorsan;
- Siyasal iktidarların güdümünden uzak, özerk ve çağdaş bir üniversite
sistemi istiyorsan;
- Halka dayalı ve halk mayalı Cumhuriyet Ordularımıza yeniden güven ve
yeniden saygınlık kazandırmak istiyorsan;
- Anlatım özgürlüğünün yeniden geçerli olmasını istiyorsan;
- Barışın, kardeşliğin, birlik beraberliğin ve de demokrasinin çimentosu yeniden laiklik
olsun diyorsan;
- Gelecek kuşakların çağdaş düzeyde bir eğitim, öğretim ve yüksek tahsil görmesini
istiyorsan;
- Ulusumuzun birliğine, Ülkemizin tümlüğüne ve Devletimizin tekliğine
sahip çıkmak istiyorsan;
- Türkiye Cumhuriyetinin geleceğine ilişkin kararları dış güçlerin ve eloğlunun
güdümündekiler değil, aziz Türk Milleti’nin kendisinin vermesini istiyorsan;
- Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyetimizle birlikte milletimize
kazandırdığı değerler dizgesine sahip çıkmak ve savunmak istiyorsan ve de
- Cennet vatanımızı, kendileri gibi düşünmeyenlere, yani Atatürk’ün
önderliğinde gerçekleştirilen Türk Devrimi’ne, Atatürk ilkelerine ve bireyin
özgürce aydınlanma hakkına sahip çıkanlar için, cehenneme çeviren ve
ülkemizde dinci diktatörlüğe doğru yol almakta olan bu siyasal iktidardan
bir an önce kurtulmak ve ülkemizi kurtarmak istiyorsan;
12 Eylül 2010’da sandık başına git ve
AKP ANAYASASINA HAYIR OYU VER!
HEM ÇAĞDIŞI BİR ANAYASADAN HEM DE AKP İKTİDARINDAN KURTUL!


Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı



http://www.bi[..]

 

yakup özdemir

Zulüm Altındayız...

Tarih akar gider, arkaya hatırlanacak izler bırakır: 14 Temmuz’da Fransız Devrimi başladı diye hatırlanır. 15 Temmuz 1928’de, “Penisilin” bulunur ve sağlık konusunda bir devir kapanır, bir yenisi başlar. Müzik, alaturka sizin için de anlamlıdır; 16 Temmuz 1891’de, bugün de şöhretini sürdüren bir musikişinas, Şevket Bey öldü. Kısa ama verimli bir yaşamda, bugün de hatırlanan bestelerini unutmadınız. örneğin şu şarkıyı mırıldadığınızı hatırlarsınız:
“Dil yaresin andıracak yare bulunmaz
Dünyada gönül yaresine çare bulunmaz.”



Son olarak, Cumhuriyet ailesinden, Türk ve popüler müziğinin duayen ismi, besteci Selmi Andak yaşamını yitirdi. Ve geçen günlerde toprağa verildi. Nur içinde yatsın!..



*
Şu olay, son günlerde dillerdedir: Ergenekon tutuklusu Mustafa Balbay, Tuncay özkan ile emekli Albay Atilla Uğur, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı’na ortak bir başvuruda bulundular. Gönderdikleri mektupta şöyle diyorlardı: “Silivri 4 No’lu Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan ‘Ergenekon’ tutuklularına, insan hakları yasa ve yönetmeliklerine aykırı uygulamalar, sistematik hale dönüşmüştür. Zulüm altındayız. Acil olarak görüşme talep ediyoruz.”



İşte dedikleri!



Böyle diyerek, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer üskül’le görüşme istemiyle bir istida gönderdiler. Karşılığında bürokrasi bahane üretti. Sözün ve insafın bittiği bir noktada değil miyiz? Nail Güreli Milliyet’te köşesinde ünlü “Tuz Kokuyor, Tuz”u hatırlatıyor (Milliyet, 21 Temmuz 2010)



Darbe yapmak ya da hükümeti devirmek gibi suçlardan yargılanan TSK mensuplarının çoğu tahliye edildi. Ama gazeteci Balbay ve özkan ise anlaşılmaz biçimde bugün de hapistedir.



Sadece onlar da değil; Kanal B’nin sahibi Mehmet Haberal tutuklu; ART televizyonu patronu sendikacı Mustafa özbek tutuklu, onun gibi Ulusal Kanal’ın patronu Doğu Perinçek de öyle.



Bir de, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül haklarında yayınlar yapanlar yıllardır hapisteler.



Silivri denilen işkence işte bu!
Ne zaman son verilecek?



*
Cumhuriye[..] gazetesinin birinci sayfasının altında sağ köşesinde “Gündem” adlı yazıdan 6-7 satır. Korkunç bir iştahla başlarsınız ve sekizinci sayfaya atlarsınız.
İlginç bir konu, enfes bir Türkçe.



Daha doğrusu şöyle demeliyiz: Cumhuriyet gazetesinde, önce İlhan Selçuk’un gerçekleştirdiği büyük bir devrim olur: “Pencere”, açık bir penceredir; Türk dilinde gerçekleştirilen bütün yenilikler, o pencereden içeriye girer. O Türkçede başta, Falih Rıfkı’nın gerçekleştirdiği sadelik ve derinlik görülür.



Falih Rıfkı’nın yanı sıra, Türk Devrimi’nin havası da gelip eser. O havada Ataç’ın temsil ettiği yenilik görülmez.



Falih Rıfkı baştan aşağı bir yeniliktir ve bu kendine özgüdür.
Dilde esen edebi rüzgâra İlhan Selçuk çok önem ve yer verir.



İlhan Selçuk’un bir büyük rolü de, dilde esen gerici dalgaya da direnmesidir; Alevi ve Bektaşi akıma yer verdiği ölçüde, gerici dalgaya da karşı çıkar.



İlhan Selçuk’un dilinde, Yaşar Kemal’le dostluk açık bir yer tutar.



Bütün bunlar, İlhan Selçuk’un dilinde önemli bir yer tutarken, Cumhuriyet gazetesinde Mustafa Balbay’ın dili, kitleleri etkilemede büyük önem kazanır. İlhan Selçuk’tan sonra bir çekim merkezidir.



Yazı başlayınca ziyafet başlar ve yazıyla birlikte son bulur. Yazı biter, çok kez olur: Bir kez daha gözden geçilir. Balbay Türkçesinden birkaç bal katresi dilimizde.



Bu ziyafet bir yıl sürdü ve dikkatler 500. günün beklentisine çevrildi.
Derken, 500. gün beklentisi bitti.
Ne var ki, Balbay’ı bırakmadılar.
Ne türden suçlu bunlar?
İşkenceci mi? Ya da bilmediğimiz bir makalesi mi var?
Gerçek şu: Bizim bekleyişimiz sürüyor.

SERVER TANİLLİ
Cumhuriyet/23.07.20[..]

 

yusuf aslan

VALLAH BENİ CAYDIRAMAN.?

Ne kadar gayret atsende.!
Vallah beni caydıraman
Sahte göz yaşı döksende
Hiç kimseyi kandıraman.

İkrarım var hak aşkına.!
İçime girip dolaşma
Çok gördük biz hınzır paşa
Sen kandini sevdiremen.

Döndüğüm yok kararımdan.!
Çok ders aldım zararımdan
Bu milleti sen bu yoldan
Neylesende döndüremen.

Garip mirtom der yusuf'a.!
Hayır da hayır var ola
Ben benden mesulum amma
Arife bal tattıraman.

Söz: Yusuf Aslan.

-----------------
N[..] Sevgili canlar 12. Eylül'e az bir zaman kaldı, umarım herkes gönlündeki yanan ateşe ve aşk'a göre hareket ederler.?

 

Kemal KORKMAZ

Sayın dostlar 24 temmuzda Karaözüne ziyaretde bulunacak olan CHP Genel başkanı Sayın Kemal KILICDAROGLUNUN bu ziyaretinde tüm cevre köylerinin destek vermesini ve siz dostlarında gerek telefonla gerek mail cagrımlarla dostlara cagrıda bulunarak katılımlarını saglamanızı rıca ederim.

 

yakup özdemir

Öncelikle ÜLKEMIZ insanlarini aydinlatma cabalarindan dolayi
Bu özverili ve sabirli calismalarin ;hicte kolay olmadigini biliyorum. Bizleri sürekli yeni bilgilerle donattiginiz ici Site yöneticilerine Tesekkür ederim.
Ayrica sempozyum ile ilgili bilgileri biraz daha actim.
Umarim katilim iyi olur tabiki bölgemizdeki Köy, Kasaba …v.s. yasayan insanlarin Ekmegine de bir lokma bal sürer. Cözüm önerileri
Gelisir.
Saygilarimla , Yakup

ÇEPNİ KASABASI BELEDİYE
BAŞKANLIĞI
ÇEPN[..] KASABASI
SORUNLARI
VE
ÇÖZ[..] ÖNERİLERİ
SEMPOZYUMU
*
2[..] TEMMUZ 2010
ÇEPNİ



Sempozyum[..] Nedeni
Anadolu’nun bir Türk yurdu haline gelmesinde en
önemli rolü oynamış boylardan biri Çepnililer’dir.
1200’lü yıllarda Anadolu’da birçok bölgeye yayılan
Çepnililer’in bir kısmı da bizim kasabamızı
kurmuşlardır. O tarihten sonra her geçen gün
büyüyen Çepni kasabası 1960’lı yıllarda elektriğin
gelmesi, ortaokul ve lise eğitiminin yapılması,
makineli tarımın hız kazanması ile 1970-80’li
yıllarda en görkemli dönemini yaşamıştır.
Diğer taraftan yine 1960’lı yıllarda orta öğretimin
kasabada tamamlanması ve yurt dışında çalışma
yollarının açılması ile hem yurt içine yüksek
öğretim için, hem de yurt dışına çalışmak için
göçler başlamıştır.
Bu göçler Çepni nüfusunu o kadar geriletmiştir ki,
bırakın orta öğretimi, o ünlü “Çepni İlkokulu”
kapanma noktasına gelmiştir. Hatta yasal olarak
“köy” statüsüne geçmiştir.
Nüfusun sürekli azalması sorunların da artmasına
neden olmuştur. Ancak diğer taraftan HER
YERDEKİ TÜM ÇEPNİLİLERin ellerini taşın
altına koyma gerekliliğini de ortaya çıkarmıştır.
İşte bu sempozyumda başta kasabamızın içindekiler
olmak üzere, yurt içindeki ve dışındaki tüm
Çepnili’lerin bir araya gelerek, bulundukları
ortamlarda edindikleri deneyimleri de dikkate alarak
kasabanın önemli sorunlarını bilimsel bir ortamda
tartışmaları
ve
[..] Tarım
• Hayvancılık
• Eğitim
• Göç
• Çevre Sorunları
• Altyapı
• Hidroelektrik santralı
• Çepni tarihi
• Tanıtım ve turizm
• Sosyal yapı ve değişim
• İnsan kaynaklarımız
*

Yorum:

Saygi deger hemserim;bizlerde size bu güzel bilgilerinizi ve calismalarinizi bizlerle paylastiginiz,aydinlatmaya calistiginiz icin size saygilarimizi sunuyoruz cok tesekür ediyoruz.Saglikli yasam dilegimizle...

Site Editörü Secatipek Demir

 

yakup ö


Bugün Tayyip Erdoğan için ne yaptınız?



“Hükümdar” Tayyip Erdoğan’ı dinledim gözlerim kapalı. Silivri’de sıcak, rutubet, zindan bir de Recep Tayyip Erdoğan…Ulu hükümdara gözü açık katlanamadım. Diyor ki;

“Ben her şeyi yapıyorum, siz de ey muhalefet ne düşünüyorsanız getirin bana söyleyin, ne öyle televizyonda orada burada boş boş konuşuyorsunuz. Konuşturuyorsunuz…”

Ge[..] Erdoğan’ın ardından ne demek istediğini anlatmak için onlarca “Erdoğan’ı anlama kılavuzu” devreye girip; “Aslında”, “Kastı”, “Demek istedi ki” gibi başlangıçlarla her şeyi bilen hükümdarı bize anlatıyorlar. Yoksa anlamak mümkün değil.

Muhalifi olduğum için Recep Tayyip Erdoğan tarafından zindanda, Silivri esir kampında tutulan biri olarak, bundan sonra iktidarın başına katkımı her sabah sorgulayacağım. Silivri’de onun zulmüyle yattığımı unutup, ayna karşısına geçip soracağım kendime:

“Bugün Recep Tayyip Erdoğan için ne yaptım? Terör sorununu çözmesi için proje ürettim mi? Ekonomik bataklıktan hükümdarı çıkarmak için ne yapacağız?

İşsizlik için önerim ne? Finansman açığını nasıl kapatacak? Et, süt, tahıl, ziraat, çiftçi, işçi, memur, açlık, yokluk, yoksulluk sorunları nasıl çözülecek? Yolsuzluk ve çürümüşlükten nasıl sıyıracaklar? Dış politika bataklığından ne yapıp çıkacaklar? Dokunulmazlıkları ömür boyu nasıl devam edebilir?

Bu ve benzeri konularda Tayyip Erdoğan’ı kurtarmak için ne yaptım?”

Hazret öyle istiyor. Bütün muhalifleri; onun, partisinin, iktidarının danışma kolları gibi olacağız. Bu rejimin adı da demokrasi olacak!

Tayyip Erdoğan, 12 Eylül referandumunda “Evet” diyeceksiniz, böylece daha özgür ve demokrat olacaksınız, diyor.

Yani topluca her sabah ayna karşısında kendimize “Bugün Recep Tayyip Erdoğan için ne yaptım” diye sorma, projelerinizi kendisine sunma özgürlüğü ve demokrasisi içinde yaşayacaksınız.

Ama “Hayır” derseniz, muhalefet ederseniz Ergenekon’a dâhil olursunuz. Cehennemlik olursunuz.

Yarışma meşhur. Eskiden iki kelime ile yapılıyordu: “Evet” ve “Hayır”.

12 Eylül’de sandık ortaya konunca; hükümdar oyundan “Hayır” kelimesini çıkarmak istiyor. Soruyor:

-AKP iktidarının ve böylece istikrarın korunmasına büyük Türkiye’nin yaratılmasına 12 Eylül’de ne diyeceksiniz?

AKP’li yüksek zevat bağırıyor:

“EVET”

[..] özgür, demokrat, millet iradesinin emrindeki hukuk yapılanmasına 12 Eylül’de ne diyeceksiniz?

“EVET”

[..] Eylül’de “Evet” demezseniz bunca yaptığımız yüzünüze, gözünüze dursun.

“EVET”

Türk[..] dinamosu muhalefeti olmuştur. Bugün bir yere geldiysek Cumhuriyet’in muhalefet etme, “Hayır” deme, karşı çıkma hakkı sayesinde geldik. Şimdi hayır demeyi yok eden, iktidara hep evet diyen, danışman muhalefeti yaratmaya çalışanları alkışlayacağız. Onlara “Evet” diyeceğiz.

İktidarın başının istediği herkesin salla baş olması. Topluca “Evet” diyeceğiz. Baş efendi rahatlayacak. Toplumun aklı, vicdanı, sorumluluğu, bilgeliği; cehaletin iktidarına ve cüretine teslim edilecek ve Türkiye, Anadolu buna “Evet” diyecek! Öyle mi?

Türkiye 12 Eylül 1980’de itildiği karanlığa da, bugün sürüklendiği bataklığa da var gücüyle en büyük çığlığıyla “Hayır” diyecektir.

Herkes, “Bugün Türkiye için ne yaptım?” diye soracak, kapı kapı dolaşacak, AKP’ye oy veren değerli yurttaşımıza gidecek, felaketi anlatacak, onlarla kucaklaşıp 12 Eylül’de “Hayır” diyerek 13 Eylül’de, Hayırlı günlerin gelmesine, başlamasına neden olacaktır.

Bugün birlik, güven ve dayanışma içinde cehaletin karanlığının yenilmesi için çalışma günüdür. Türkiye Aşkı ile vicdan sahibi yurttaşlar el ele, gönül gönüle 12 Eylül’de Hayırlı günleri getirecektir. 13 Eylül günü Hayırlı günlerin aydınlığı, Türkiye’nin üzerinde bir sevda güneşi gibi parlayacaktır.

Tuncay Özkan

Yeni Parti Genel Başkanı

20.07.2010
http:[..]

 

ibrahim dogan

İhsan dayinin vefaatini malesef üzülerek duymuş bulunmaktayim,Başta sevgili kardeşim Erdal ve Nejlaya baş sagligi ve sabirlar diliyorum.Mekani cennet topragi bol olsun Allah rahmet eylesin.Aslan ailesinin başi sagolsun

 

Muzaffer ARICA

Ehsan amcaya Allah`tan rahmet diliyorum,mekani Cennet olsun,Nurlar icinde yatsin.Sevgili Erdal`a,Nejla`ya vede torunlarina vede sevenlerine,yakinlarina taziyelerimi sunuyorum acilarini yürekten paylasiyorum.Allah`tan sabirlar diliyorum.
Nurlar icinde yatasin Ehsan amca...

 

Celal Koc

yerlikuyu köyünden ihsan aslan dayinin mefat etigini üzülerek ögrendik allah rahmet eylesin yakinlarinin ve aslan ailesinin basi sagolsun acilarini paylasiyoruz ihsan dayi topragin bol olsun

 

yakup özdemir

REFERANDUMDA GÖREV ALICAKLAR İÇİN BAŞVURU TARİHİ BU GUN SON GÜNDÜR.!!!!
LÜTFEN HERKEZE BİLDİRİNİZ..........
AKPN[..] DAYATMACI ANAYASASINA DUR DEMEK ELİMİZDE. SANDIKLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM....

 

Aydıner KILIÇ

NELER OLUYOR RECEP BEY

Aman Allahım neler oluyor!!!!!!!????

Tayyip Erdoğanı n konuştuğu mitinglerde kahrolsun İsrail sloganları atılıyor...

Bir dakika, bir dakika...

T ayyipi hiç sevmem, ama bu yaptığıyla gurur duydum demeden önce şu soruları bir solalım ve kendimiz yanıtlayalım:

Peki bizzat İsraile gidip Şaronla samimi pozlar veren kimdi?
sen Tayyip!

Şimon Peres , hani şu Davosta sözüm ona rezil ettiğin Peres , Türkiyeye çağırıp Mecliste konuşturan kimdi?
sen Tayyip!

İsraille ticaret hacmimiz kimin iktidar döneminde 8 kat arttı? senin Tayyip!

Gazze saldırısından çok değil 10 gün önce, İsraille 150 milyon dolarlık yeni bir askeri ihale veren kimdi peki?
Tayyip tabii ki!..

Neyse uzatmayalım...

Ama son olarak şu soruyu da soralım: İsrailli pilotlar alçak uçuş eğitimlerini nerede alıyor?

Türkiye de! Kimin iktidarında?
Tayyip AKP!

Gördünüzmü neler oluyor, neler...

Türkiye böyle bir iki yüzlülük, bu tür bir cambazlık görmedi...

Tayyipin karısı Emine Erdoğan, gözyaşı döküyordu ya Gazzedeki çocuklar için. Pişmanlıktanmı?.. Suçluluk duygusuylamı zırlıyordu dersiniz?..

***

Aslında biz sağcıların bu tür cambazlıklarına alışkınız. Hem Müslümanız diye oy toplarlar, hemde Iraka yüz binlerce Müslümanı öldüren ABD i desteklerler...

Ama hiçbir sağcı parti bugüne kadar şu Tayyip kadar cambaz olamadı.

Burada Tayyipin cambazlıklarının çok üzerinde durmayacağız... israil e karşı Türk milletinin sesini duyurduk diyor ya Tayyip. Ona yanıt verme ihtiyacını hissettik. Çünkü hayatı emperyalizme ve Siyonizme karşı mücadeleyle geçmiş Deniz, Mahir gibi 68 ,in devrimci önderlerine haksızlık olacağını düşündük.

İsterseniz devrimcilerin, solcuların Filistin destek ve İsraille tepki anlayışını Tayyipinkiyle bir karşılaştıralım...

***[..] tarihinde İsrailli bir diplomata yönelik en büyük eylemi yapmak kime nasip olmuştur dersiniz? Türk devrimcilere! İsrailin İstanbul Konsolosu Efraim Elrom, 17 Mayıs 1971 ,de Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı ve Hüseyin Cevahir tarafından kaçırıldı.

Bugün kahrolsun İsrail diye bağıranların hiçbir zaman Amerikan emperyalizminden bahsettiğini duyamazsınız. İsrail i suçlarken de ya çocuk öldürmesinden bahsederler ya da orantısız güç kullanmasından. Sanki daha az insan öldürse kabul edilebilecekmiş gibi...
İsrailin başlı başına terörist bir devlet olduğunu haykıramazlar. Mahirler ise Elrom kaçırdıklarını Türk milletine şöyle duyurmuşlardı:

O rtadoğu halklarının baş düşmanı Amerikan emperyalizminin maşası Siyonist İsrail in Türkiye Başkonsolosu olan ve de ülkemizdeki Siyonist hareketlerin organizasyonunda önemli rolü olan efraim Elrom kaçırılmıştır.

Gördünüz mü? İfadeler gayet net. Ve gerektiği kadar kısa. Öyle uzun laf salataları, t avrım moderatöreydi kıvırmaları, Davosu n hemen peşi sıra yapılan i srail e kurduğumuz diplomatik ilişkileri kesme niyetimiz yok gibi hu zür a çıklamaları yok...

Ve... Mahir ler Elrom karşılığında Deniz Gezmiş dahil bütün devrimci tutsakların salıverilmesini ister. İstek yerine getirilmez. Hatta 12 Mart cuntası baskıyı artırır. Gözaltılar, infazlar, işkenceler artar. Bunun üzerine Elrom infaz edilir.

Tabii bu eyleme İsrail ve ABD in tepkisi çok sert olur. CIA ve MOSSAD infazda bulunan Mahir, Hüseyin ve Ulaş ın yakalanması için MİT sürekli istihbarat sağlar. Kızıldere de MOSSAD ın destekleriyle gerçekleşir.

Anlayacağı[..] Elrom eyleminin bedeli ağırdır. Ve bu bedeli ödemekten geri kalmamıştır Mahir er.

***

Devrimci gençliğin İsrail karşıtı tek eylemi bu değildir tabii...
67 de Arap-İsrail Savaşı ve 68d e İsrail in Ürdün e yaptığı saldırılar Devrimci Gençler tarafından sürekli protesto edilir. Tabii eylemler basit birer protestoyla sınırlı kalmaz. Devrimci Gençler 69 an itibaren gruplar halinde Filistine giderek Filistinli devrimci örgütlerin kamplarında eğitim alır. Sinan gibileri İsrail karakollarına yönelik baskınlara bizzat katılır.

Filistine gitmeyen tek bir devrimci gençlik önderi yoktur
(Bir tek Mahir! oda zaten Elrom infaz etti).

Sağcılar içinse durum farklı. Bütün sağcı liderler icazeti ABD en alır. Demirel in AP Genel Başkanı olmak için ABD Başkanıyla resimlerini nasıl dağıttığını hatırlayın bir...

Anlayacağınız 68 de solculuğun yolu Filistind en, sağcılığın yolu ise ABD en geçiyordu...

***

Burada sağ ile sol arasındaki ayrımı iyi görmemiz gerekiyor: Dünya görüşleri ve ahlak anlayışları arasındaki o derin zıtlık.

Sağ, sömürü demektir. Yalnızca ezilenlerin malı mülkünün sömürülmesi değil ama. Her tür iyi niyetli samimi duygunun sömürülmesi...
Sağın iktidarda kalmasının en önemli yöntemidir bu.

filistin sömürüsü bunun en güzel örneğidir. Başta da belirttiğimiz gibi Türkiye tarihinin İsraille en sıkı fıkı ilişki kurmuş iktidarının çıkıp da Filistin davasının savunucusu pozlarına girmesi tam bir sağcılıktır oy avcılığıdır.

Sol ise sömürmez, gereğini yapar. ABD e mi karşı? Mangalda kül bırakmayan sloganlarla yetinmez. ABD büyükelçisi Kommer n arabasını yakar.

Solcu, bir Amerikalıyla karşılaştığında sadece ve sadece onu nasıl döveceğini düşünür. Fırsatını bulduğunda döver de. 6. Filo, Türkiye e geldiğinde Devrimci Gençler tarafından dövüle dövüle denize nasıl dökülmüştü bir hatırlayın...

Sağ ise Amerikalı gördü mü şöyle bir önünü ilikler.

Solcu Amerikalı gördü mü gururuyla başını dik tutar. Sağcı ise hafifçe eğilir efendisinin karşısında...

Gül ile Tayyip in, ABD Dışişleri Bakanı Powell a çektirdikleri o ünlü fotoğrafı düşünün bir. Efendilerinin yanında nasıl da duruyorlar... Sağcının emperyalistler karşısındaki duruşu böyledir işte...

***

Tayyip ile Gül ün Powell n karşısında el pençe divan durdukları o fotoğrafta boyunlarındaki kimlik net bir şekilde görülebilir:
davos katılımcısı

Sağcının şerefle taşıdığı kimlik budur işte. Protestolardan korkarak dağ başında düzenlenen emperyalist efendilerinin
fikir toplantısı nın katılımcı kimliği...

Peki ya devrimciler? Onlar ise fedai kimliği i şerefle taşırlar. Deniz, Şarkışla da yakalandığında üzerinden çıkan tek kimlik kartı fedai kimliğidir ..

***

Buradan sağcı politikacılara sesleniyoruz. Ve yıllardır sağcı politikacılar tarafından her türlü iyi niyetli samimi duyguları sömürülen Türk Milletinin de şöyle bir dinlemesini istiyoruz:

Siz sağcılar...

Siz, İsrail Gazze ye saldırırken hiçbir şey yapmayıp susup yerinizde oturursunuz. Her şey bittikten sonra, İsrail Gazze den çekildikten sonra ise kahraman kesilip tepki koyarsınız. Halbuki iktidardasınız. Yetki sizde. Gereğini yapsanıza...

Sizin tarihiniz böyle zaten...

Siz, Bushun Clintonun karşısında el pençe divan dururken, Obamanın kapısında her biriniz sıraya girerken, devrimciler Kommerin arabasını yakıyordu...

Siz, Arafatın ölümünün ardından sevinip ortadoğuda barış şansı arttı diye açıklamalar yaparken, Devrimci Gençler Filistin gidip Arafatın fedai ordusunda gönüllü olarak çarpışıyordu.

Siz, Davosta yani alt tarafı bir panelde tepkinizi koyabilirken devrimci gençler İsraile karşı düzenlenen fedai saldırılarına katılıyordu.

Siz, Peres panelde tepki koyup, sonra da telefonda tepkim moderatöreydi diye özür dilerken, Mahir er Elrom infaz ediyordu.

Siz, gazze deki çocuklar diye ağlayıp zırlarken, devrimci gençler İsrail de karakol basıyordu.

Siz, Davos dan dönüşte hava alanında miting düzenleyip olayı bir yerel seçim şovuna dönüştürürken, devrimciler develer üstünde Filistin e gidiyordu. Sınıra geçmek de zordu. Suriye sınırı boyunca giden bir trene binilir, sınıra gelindiğinde Suriye tarafındaki pencerelerden atlanırdı.

Siz 6. Filo yu kıble yapıp namaz kılarken, devrimci gençler 6. Filo askerlerini denize döküyordu.

***

İsrail ve ABD e yönlik eylemlere katılan devrimci gençlerin hiçbiri hayatta bırakılmadı. CIA ve MOSSAD hepsini tek tek tespit edip ölmelerini sağladı. Deniz , Mahir , Hüseyin , Ulaş , Cihan , Taylan , Sinan , Kadir , Alpaslan ....

Anlayacağınız, İsrail e tepki vermek dediğiniz sağcıyı aşan bir olaydır. Delikanlılık ister çünkü.

Onlar en iyi bildikleri işi yaparlar...

Kıvırırlar..[..] MEYDANLARINDA FİLİSTİN KAHRAMANI
OLURLAR KİMİLERİDE MANİSADA MUĞLADA
TİMSAH GÖZYAŞI DÖKERLER

İŞTE CANLAR BEN BUNUN İÇİN

HAYIRDA HAYIR VARDIR

YEMEZLER HOCAM YEMEZLER


 

Aydıner KILIÇ

BDP'den alkışlanacak tavır

İŞTE HASİP KAPLAN,ın AÇIKLAMASI

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, "Türkiye’de tartışılmayacak bir şey varsa, o da bu ülkenin birliği ve bütünlüğüdür" dedi.

Hasip Kaplan, Parti Meclisi’nde aldıkları Batı illerinde ve
Büyükşehirlerde daha fazla örgütlenme çalışmaları kapsamında geldiği Antalya’da
basın toplantısı düzenledi. Antalya Kültür Merkezi yanındaki kafeteryada
düzenlenen basın toplantısında, 12 Eylülde yapılacak referandumu boykot
edeceklerini kaydeden Kaplan, referandumda "evet ya da hayır" oyu vermenin 12
Eylül Anayasasının ömrünü uzatacağını savundu.

AK Parti’nin Anayasa değişikliği ile 12 Eylül Anayasasına "serum
verdiğini" öne süren Kaplan, "AK Parti, 12 Eylül Anayasasına serum vererek
ömrünü uzatıyor. Bu değişiklik en az 10 yıl, 20 yıl yeni bir Anayasa talebini
öteler. Bu, ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Onun için yeni bir Anayasa
için referandumu boykot ediyoruz" dedi.

Medyada geçen hafta "Türk ve Kürt halklarının birlikte yaşamasına"
ilişkin tartışmaların hatırlatılması üzerine Kaplan, Kürtler’in Türkiye’den
"hiçbir yerde hiçbir şekilde" ayrılmak istemediklerini söyledi.

Kaplan, şöyle devam etti: "(Türkiye’de Kürtler ayrılmayı konuşmalıdır) denmesi, bu halka, bin
yıllık tarihimize, Çanakkale’de, Dumlupınar’da yan yana yatan şehitlerimize
yapılacak en büyük saygısızlıktır. Bu, Hitler’in soykırım tezleriyle aynı
gördüğüm son derece tehlikeli bir yaklaşımdır. Türkiye’de tartışılmayacak bir şey
varsa o da bu ülkenin birliği ve bütünlüğüdür. Bu ülkede hiç kimsenin Kürt ve
Türklerin ayrılmasını tartışmak haddine değildir. Böyle bir tartışmayı açma hakkı
da yoktur. Bu, düşünce özgürlüğü kapsamında, ifade hürriyeti kapsamında da asla
görülemez. Bir örnek vereyim: Başbakan bir istatistik yaptırsa, kaç milyon
insanımızın Türk, Kürt, Çerkez ve Arap ile evlendiğini görür. Bunların
çocuklarını nasıl ayıracaklar. Ben Kürtüm. Benim eşim Türk. Benim çocuklarımı,
Sayın Özkök (Ertuğrul Özkök) nasıl ayıracak, kimi nereye koyacak bakayım. Yoksa
iki çocuğum var, birini Şırnak’a birini de Kırklareli’ne mi bırakacak. Böyle bir
yaklaşım olabilir mi?

Medyanın tepesinde olanlar, bu kadar sorumsuz davranma hakkına sahip
değildirler diye düşünüyorum. Burada bir tek şeyin konuşulması gerekiyor: Yangını
nasıl söndürürüz, kardeşliği ve barışı nasıl sağlarız? Medya ayrılmayı değil,
birlikte yaşamayı, diktatörlüğü değil, demokrasiyi, hukuksuzluğu değil, insan
haklarını tartışmaya açmalıdır."



Medya konusunda haklı tabiki tarafsız
korkusuz medya var ise

Ama Söyleyen Dilmi
Yoksaaa YÜREKMİ
Yinede olumlu bir adım

Yorum sizlerin canlar

 

Aydıner KILIÇ

CEBİMİZDEKİ BOMBA
CEP TELEFONLARI


Piyasada yaygın biçimde bulunan bu 10 cep modeli, radyasyon saçıyor...

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Daire Başkanı Ejder Oruç, bu yıl 10 farklı model telekomünikasyon cihazında çevreye ve insan sağlığına uyum tespiti yaptıklarını belirtti. Oruç, halen piyasada bulunan 70 bin telefonun mahkeme sürecinin ardından toplatılacağını açıkladı.

Türkiye'de satılan telekomünikasyon cihazlarını, Avrupa standartlarında test edebilen Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na bağlı Piyasa Gözetim Laboratuvarı Başkanı Ejder Oruç, piyasada 70 bin sağlıksız cep telefonu bulunduğu uyarısısı yaptı.

Oruç, 10 farklı model telekomünikasyon cihazını, çevre ve insan sağlığı açısından güvenli olup olmadığını tespit etmek için denetlediklerini belirtirken, zararlı olduğu tespit edilen telefonların piyasadan toplanması için mahkeme sürecinin sonuçlanmasının beklendiğini belirtti. Oruç, 2007 yılından bu yana piyasada bulunan cihazların tüketici için güvenli olup olmadığını denetleyen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Dairesi bünyesindeki, “Piyasa Gözetimi Laboratuvarı’nda yapılan çalışmalar hakkında şu bilgileri verdi:

ÇOĞU "NO NAME"

Bu yıl 10 farklı cihazda, çevre ve insan sağlığı açısından güvenli olup olmadığını tespit etmek için test yapıldı. 10 üründen 8’i cep telefonu ve büyük bir çoğunluğu markasız (no name) cihazlardan oluşuyor. Mahkeme sürecinin ardından 70 bin telefon piyasadan toplanacak. Mahkeme 3 yıl sürebilir.

40 BİN CİHAZ YOK EDİLDİ

Denetim merkezi, Avrupa Birliği’ne akredite bir kurum olduğu için yapılan testler tüm Avrupa’da geçerli. Laboratuvarda bugüne kadar 45 farklı modelde cihaza güvensizlik tespiti yapıldı ve 40 bin cihaz toplatıldı.

53 FİRMAYA PARA CEZASI

Bilgi belge, fiziki kontrol ve laboratuvar testleri olmak üzere üç farklı yöntemle denetim yapıyoruz. Bugüne kadar 53 firmaya toplam 1 milyon 155 bin 606 TL’lik idari para cezası kestik. Güvensiz çıkan cihazlarla ilgili yaptığımız testlerin masrafını da firmalardan alıyoruz. Bunun için de 1 milyon 479 bin TL test masrafı tahakkuk ettirdik.

CİHAZLARI TOPLAMAK ZORUNLU

Test sonuçlarına göre ürünün, sağlığa ve çevreye zararlı olduğu tespit edilirse firmalardan, vatandaşın elindeki cihazların dönebilmesi için iki gazetede ve iki ulusal televizyonda yayın yapmasını isteriz. Duyuruları yapıp gelen cihazları bertaraf etmek zorundalar. Tüketici Hakem Heyet’ine müracaat edilince para iadesini alabilirler.

AB DESTEĞİ İLE 4.8 MİLYON EURO HARCANDI, LABARATUVAR KURULDU

Denetim merkezinin 4.8 milyon Euro’luk bir proje olduğunu belirten Ejder Oruç, şu bilgileri verdi: “Projenin yüzde 75’i Avrupa Birliği fonlarından sağlandı. Burada cep telefonlarından telsizlere, dect (kablosuz) telefonlardan otomobillere kadar elektromanyetik dalga yayan her türlü cihazın test edilebildiği bir teknolojik donanım kuruldu. 33 teknik personelle birlikte çalışıyoruz. Bu denetimler sayesinde tüketicinin güvenli ürün kullanmasını amaçlarken aynı zamanda sektör denetleniyor, güvensiz ürünlerin piyasada yer almamasını sağlıyoruz. Ayrıca Türkiye’de üretilen cihazlara onay da verebiliyoruz.”

3 YILDA 32.5 MİLYON CİHAZ İTHAL EDİLDİ

Türkiye’ye ithal edilen telefonlar hakkında bilgi veren Ejder Oruç, şunları söyledi: “2008 yılında 15 milyon, 2009’da 12 milyon, 2010’da ise şimdiye kadar 5.5 milyon cep telefonu ithal etmişiz. Şu ana kadar ithalat yapmış olduğumuz cep telefonlarından 2008 yılı için yüzde 16’larda, 2009 yılı yüzde 30, 2010 ’da ise yüzde 28’i Çin menşeli (no name) cep telefonlarından oluşuyor.”

BUNLARA DİKKAT

Cep telefonunun zararlı etkisini azaltmak için önerilen yöntemler şöyle:
Cep telefonları ilk arandığı anda açılıp kulağa götürülmemeli.

Kulaklık[..] kullanmak sağlığa vereceği zararı 10’da 1’e, bluetooth ile 6’da 1’e düşürür.

Konuşulurken mikrofon kısmı ağza yapıştırılmamalı, kulak ve ağız arasında 90 derece açı olmalı.

İŞTE O TELEFONLAR VE SAR DEĞERLERİ

Blacberry8700G 1.08
SamsungX820 1.08
SamsungU800 0.99
OlaSP105 0.99
SagemMy401x 0.93
SonyZ71Oi 0.91
Motorola W220 0.85
SamsungE830 0.86
Blackberry8100 0.82
SamsungL760 0.79

Canlar Teknolojiyi kullanmak
güzel ama bize önce sağlık gerek

 

Aydıner KILIÇ

Halkın karşısına nasıl çıkacaklar?'a yanıt verdi
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Balıkesir'den Erdoğan'a yanıt verdi.

CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa değişikliğinin vatandaşın işsizlik ve yoksulluk
sorununa çare olmadığını belirterek, "Bir partinin mutfağında Anayasa
hazırlanmaz" dedi.
Kılıçdaroğlu, Balıkesir gezisi kapsamında Havran İlçesi’ni ziyaret etti.
Esnafla bir süre sohbet eden Kılıçdaroğlu, parti otobüsü üzerinden yaptığı
konuşmasında hükümetin insanların temiz duygularıyla inançlarıyla oynadığını
savundu.
Hük[..] verdiği sözün arkasında durmadığını savunan Kılıçdaroğlu,
"Siyaset zenginleşme alanı değil. Siyasete yırtık ayakkabı ile girenler, garip
gureba edebiyatı yapanlar, çift havuzlu villalarda oturuyor. ’Bal tutan,
parmağını yalar’ derler, o bal alın teriyse, lafımız yok ama milletin ise millet
için harcanmalı" dedi.
Anayasa değişikliği paketi için yapılacak referandumda vatandaşlardan
’hayır’ oyu vermelerini isteyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Bir Anayasa değişikliği paketi yapılıyor ancak Anayasa değişikliği
konusunda hiçkimse doğru düzgün bilgi sahibi değil. Bir partinin mutfağında
Anayasa hazırlanmaz. Bilmediğimiz, ne olduğunu anlamadığımız, yeterince
tartışmadığım[..] Anayasayı önümüze koyuyorlar; ’evet veya hayır diyin’ diyorlar.
Bu Anayasa, vatandaşın işsizlik, yoksulluk sorununa çare değil. Sizler temiz,
düzgün siyaset istiyorsunuz. Kul hakkı yiyenler, Meclis’e girmesin diyorsanız
temiz siyaset sizden geçiyor. Onun için bu referandumda ’hayır’ diyin, ilk
seçimde de halkın partisini iktidara taşıyın."
Kılıçdaroğlu[..] yetim hakkı yiyenlerin millete hesap vereceğini ifade
ederek, "Bunların oğlu zengin oldu. Birilerinin yeğeni zengin oldu. Bunların
hesabını sormayacak mısınız? Milleti iliklerine kadar soydular. Yetim hakkı
yiyenler bu millete hesap verecek. Recep’in düzenini değiştireceğiz" dedi.

-"HALK HESAP SORARSA, DEMOKRASİNİN ÇITASI YÜKSELİR"-

Kemal Kılıçdaroğlu, İvrindi ilçesinde yaptığı konuşmada da siyasetin
konusunun vatandaşın dini inançlarıyla uğraşmak olmadığını, halkın iktidarında
Türkiye’deki herkesin inançlarını özgürce yerine getirmesini sağlayacaklarının
vaadini verdi.
Anayasa değişikliği paketinde milletvekili dokunulmazlıklarının
kald[..] belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
"Millet için çalışan bir milletvekilinin dokunulmazlığa ihtiyacı mı var?
Türkiye’deki dolar milyarderlerinin sayısı Japonya’yı geçti. Birileri zengin
oldu, halk fakirleşti, yoksullaştı, bunun adına da ’hak’ diyorlar. Eğer
demokrasi, zenginlik istiyorsak, ürettiğimizi kardeşçe paylaşmak istiyorsak, bu
hükümetten kurtulmamız lazım. İlk tokadı da İvrindi’den bekliyorum. Vatandaşın
derdini dinlemeyen bir Başbakan, onun sorununu nasıl çözecek? Mağdur edebiyatı
ile iktidar oldular, kısıklı’da villalarda oturuyorlar. Nereden buldun bu parayı
çıkıp anlatsana. Halkı kandıranlardan, halk hesap sormalı. Halk hesap sorarsa,
demokrasinin çıtası yükselir. Bir isteğimiz var, perişan olan vatandaşlarımız
sandıkta AKP’yi perişan etmeli. ’Din, iman’ dediler, han, hamam sahibi oldular.
Bunlardan hesap sormak lazım."

Kılıçdaroğlu, İvrindi’ye bağlı Gökçeyazı Beldesi’nde de belediye içme
suyu şebekesinin açılışını gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada
ise siyasette önemli bir değişim yaşandığını ve kadınların siyasete el koyduğunu
belirterek, kadınların siyasette olmasının önemine işaret etti.
-SORU-

Gökçeyazı Beldesi’nde bir gazetecinin "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın
Anayasa Mahkemesinden ’Ana Muhalefet Mahkemesi’ olarak bahsettiğini ve Erdoğan’ın
CHP’nin halkın karşısına nasıl çıkacağı sorusunu sorduğunu" hatırlatması üzerine
Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Biz halkın karşısındayız, zaten halkımızla beraberiz, halkın
sorunlarını dinliyoruz. Sayın Başbakan halkın sorunlarına sırtını dönmüş. Yaptığı
tek şey muhalefeti suçlamak. Halka bir şey diyemiyor, muhalefeti suçluyor. Biz
halkın arasındayız, başı açık kadınlar da var aramızda, köylümüz de işçimiz de
emeklimiz de var. Onlarla son derece güzel ilişki kuruyoruz. Sorunlarını
dinliyoruz, çözümlerimizi anlatıyoruz. Bu Anayasa değişikliğinin vatandaşın
sorununu çözmediğini onlar da çok iyi biliyor. O zaman benim merak ettiğim bir
şey var. Bu değişiklik işçinin sorununu çözmeyecekse, köylünün sorununu
çözmeyecekse, açlığı gidermeyecekse, hakları yeteri kadar genişletmiyorsa, Sayın
Başbakan 8 yıllık bir icraattan sonra vatandaşın karşısına çıkıp hangi yüzle ’ey
vatandaş, bu Anayasa değişikliğine evet diyin’ diyecek. Ben de bunu merak

 

Aydıner KILIÇ

Hayırda hayır vardır
Canlar 12 eylülde referandum sandığı önümüze gelecek peki ne yapacağız.?
Ben bir sosyal demokrat olarak hayır oyu kullanacağım 12 eylül cuntasının yarğılanmasını istediğim halde hayır diyeceğim.
calar çunki önümüze konan bir tepsi baklava ama üstündeki görünüşe aldanmamak gerek o baklavanın altı kurtcuklarla sineklerle dolu bu oyunu iyi analiz etmemiz gerek.
oyun şu bizler 12 eylül darbecileri yarğılansın maddesine evet kabul dersek bun yanında yarğının bağımsızlığınıda hukukun üstünlüğünüde AKP,nin emri buyruğu denetimi altına
vereceğizki buda AKP,nin o baklavanın içine koyduğu kurtcuklar sinekler çunki anayasa madde madde değil taslağın hepsine ya evet yada hayır deme şansımız var AKP,nin isteği arzusuda bu değilmi...!
işte vcanlar ben bunun için
HAYIRDA HAYIR VARDIR diyorum
Bizler AKP,nin bu oyununa gelmemeliyiz.
BEN ATATÜRKÇÜYÜM BEN LAİK BAGIMSIZ CUMHURİYETÇİYİM BEN SOSYAL DEMOKRATIM BEN DEVRİMCİYİM Diyenlerin bu sonu karanlık oyunu mutlaka ama mutlaka sandıkta bozması HAYIR demesi gerek..?
Canlar bu benim şahsi düşüncemdir katılana katılmayanada sonsuz teşekürler sayğılar
Konuyu düzenle/Sil

 

Ismail Dogan

Navruz Bibim Ahmetsiz kalmis. Ahmet eniste bu dünyadan göcmüs. Üzüldüm. Kendisini seven herkes e bassagligi dilerim.
I.Dogan Wuppertal

 

Karpinar.eu Editörleri

12 Eylül`de Anayasa Referandumu

Emekçilere ve ezilenlere referandum adı altında "kırk katır mı, kırk satır mı?" tercihi dayatılıyor.
Buna karşı referandumu HAYIR yada EVET mi demek gerekiyor,
yoksa referandumu boykotmu etmek ?!
Bu konuda görüşleriniz Sayfamiza - (Ziyaretci Defteri ) yazin
Karpinar.eu/Editörleri[..]

 

dilara avar polat

karpınar köyünden ahmet kılıç vefat etmiştir allahtan rahmet yakınlarına baş sağlığı dileriz mekanın cennet olsun ahmet amca nur içinde yat www.kizil-irmakfm.tr.gg

 

Mersin Karaözü Kültür

Yöremiz Karpınar'dan Bir Çınarı Daha kaybetti.
Karpınar Köyümüzden,Karaözü Mersin Derneği üyeleri Kazım Kılıç ve Yusuf Kılıç'ın Babası , Celal Sarıkaya'nın Kayınbabası Yöremiz Çınarlarından AHMET KILIÇ tedavi görmekte olduğu Kayseri'de yaşamını yitirmiştir. Merhum Ahmet KILIÇ'a HAK'tan Rahmet Ailesi ve tüm Yöremize başsağlığı dileriz.

*Merhum Ahmet KILIÇ Cenazesi 10 temmuz 2010 tarihinde Karpınar Köyümüzde toprağa verilecektir.

Suzan YÜCEL
Mersin Karaözü Kültür ve Dayanışma Derneği Adına

 

yakup özdemir

VATANSEVERLERE öZGüRLüK
13 AĞUSTOS SİLİVRİ
SİLİVRİ ‘DE TARİHİN EN BüYüK GELİNCİK TARLASINI OLUŞTURMAYA, VATANSEVERLERİMİZE SAHİP çIKMAYA,GöREVİMİZİ YERİNE GETİRMEYE VAR MISINIZ?YüREĞİNE CUMHURİYET AŞKINI,YANINA DA BAYRAĞINI AL,GEL



Saygılarımızl[..] Hareketi

KATILANLAR


Ye[..] Parti
BizKaçKişiyiz Hareketi
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği
Türkiye Yazarlar Sendikası
Eğitim iş Sendikası
ADD Kadıköy
Türkiye Yardım sevenler Derneği
Terör Mağdurları Derneği
Cumhuriyet Kadınları Derneği
İstanbul CUMOK
çYDD Maltepe
Turçek
USTK



[..] GöRüŞMELERİMİZ SüRüYOR , İLERİKİ ZAMANLARDA KATILIM LİSTESİ TAM SUNULACAKTIR.

 

Aydıner KILIÇ

Vakit yazarı Abdurrahim Karakoç, haddini aşarak Alevilerin kutsal saydığı Hacı Bektaş'a da dil uzattı ve oralara kendi isteğiyle gömülmek isteyenleri file benzetti. Sırada hangi kişiler oraya defnedilecek diye pervasızca sordu. O da yetmezmiş gibi Aşık Mahzuni Şerif'in vasiyetine de dil uzattı.

Oysa Mahzuni, söyleşilerinde, türkülerinde Hacıbektaş'a gömülmek istediğini sürekli dillendiriyordu.

Ayrıca dönemin Hacıbektaş Belediye Başkanı Mustafa Özcivan, "Aşık Mahsuni, daha önce öldüğü zaman Hacıbektaş'a gömülmesini vasiyet etmişti. Mahsuni'nin ailesiyle görüştük. Aşık Mahsuni'nin cenazesi yarın (bugün) Ankara'ya getirilecek ve Pazar günü öğleden sonra ilçemizde Hacı Bektaşı Veli'nin mezarının da bulunduğu Çilehane Mezarlığı'nda toprağa verilecek." açıklamasında da bulunmuştu.

Canlar bu papazın hattini bildirmek gerek
şimdi görev zamanı tlf.nu e posta adresini bilen varsa lütfen siteye koysun





İŞTE O İĞRENÇ YAZI

Hacıbektaş fil mezarlığı mı?

Görmeseniz de benim gibi duymuşsunuzdur..
Filler ölecekleri zaman sürüden ayrılırlar, atalarının öldükleri mekanda canlarını verirlermiş..
Şimdi ise:
Sanatın, edebiyatın, siyasetin mezhepçi filleri bir vasiyet bırakıyorlar kalanlara:
“Beni Hacıbektaş’taki mezarlığa defnedin..”
Galiba Hacıbektaş mezarlığına gömüldüklerinde bilumum günahlarına af gelecek.. Kestirmeden inandıkları cennete gidecekler..
Rahmetli Aşık Mahzuni de fil mezarlığına defnedildi..
Mahzuni’nin vefatından azami 40 gün önce yazdığı ve bana verdiği şiirde “Beni Şardağı’nın eteklerine gömün” diyordu..
Şardağı, Elbistan’ın en yakınındaki meşhur dağdır.. Eteklerinde ise “Garipler Mezarlığı” bulunmaktadır..
Amma birileri sırf mezhepçilik olsun diye Hacıbektaş’ı işaret ettiler ve tercihi dışında bir yere defnedildi.. Allah rahmet eylesin..
Bakıyorum da Türkiye’de ne kadar abdestsiz, namazsız, Ali’siz Alevi varmış. Hep geç farkediyoruz..
“Nalları diken” ünlüler doğruca Hacıbektaş’a uçuyor..
Orası 3. sınıf SİT alanı imiş, kimse dinlemiyor bile..
Rahmetli Esat Coşan Hocaefendi bir cami haziresine defnedilmek istendiğinde o günün hükümeti “yasak” levhası kaldırdılar, hatırlarsınız..
Yusuf Bozkurt Özal için de “Hayır, olamaz” kararı çıkartılmıştı.
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu, Tacettin Dergahı bahçesinde bulunan tarihi mezarlığa defnedileceği zaman CHP kökenli AKP Kültür Bakanı Ertuğrul Günay kararnameyi imzalamamıştı.. Daha sonra muhtemelen hükümetin baskısı üzerine yurt dışına gitmişti de karardaki noksan imza vekil tarafından ikmal edilerek Yazıcıoğlu şimdiki kabrine gömülmüştü..
Mesela ben bu günlere değin İlhan Selçuk ve ağabeyi Turhan Selçuk’un alevi olduklarını bilmezdim.. Meğer sapına kadar mezhepçi alevi imişler.. Cumhuriyet Gazetesi’nin bazı kesimler tarafından kutsal metinler şeklinde kabul görmesi yeni yeni öğrenildi..
Bundan sonrası çok önemlidir..
Ölecekleri zaman kendi kendilerini afişe ederek Hacıbektaş yollarına düşenler daha kimlere örneklik yaparlar acaba..
Bakarsınız 80 yıllık “Nurlu Süleyman” bir vasiyetname bırakmış, “Beni Hacıbektaş SİT alanındaki mezarlığa defnediniz” deyivermiş..
Selçuk kardeşlerden ne eksiği var ki sayın Demirel’in..
Evlad-ı muazzaması Hüsamettin Cindoruk dahi “Beni emanetini taşıdığım babamın yanına gömün” der ve yallah Hacıbektaş’a..
Bedrettin Dalan’ın gideceği yer orası değil mi sanki?.
Muhtemelen Aydın Doğan ve önemli yazarları cümbürcemaat Hacıbektaş’ı şenlendirirler...
Hele de Yaşar Okuyan..
Böyle bir fırsatı yakaladığına inanırsa erken ölmeye bile gayret gösterir..
İyidir, hoştur amma ya Ergenekon sakinleri aynı dileği dillendirirlerse sığarlar mı Hacıbektaş düzlüklerine?
Belediye Başkanı Selmanpakoğlu dağları düzler mezarlık yaparım, yeter ki gelsinler, der mi bilmiyorum..
Bari Hacıbektaş Hazretleri’ne yer bıraksalar da rahatsız etmeseler..
Seyreyleyin bundan böyle gizli alevilik taşıyanların aşikare çıkarak “Biz de Hacıbektaş mezarlığına gömüleceğiz” demelerini..
CHP’nin başına geçen Dersimli Dede bir yanlışlık yapar da “Bizim asli mekanımız Munzur Vadisi” derse çare nedir?
Kimbilir, belki de oradan da cennete gizli tüneller vardır..
Hep Hacıbektaş’ta olacak değil ki..
Yüksek yargıçların % 80 civarında aynı yolun yolcuları olmadığı söylenebilir mi?
İrili-ufaklı subaylar içinden çıkacakları da hesaba katarsanız dört yöreden Hacıbektaş yolculuğuna çıkacak fillerin miktarını tahmin bile edemezsiniz..
Alevi dostlarım beni bilirsiniz.. Kimsenin görüşüne, inancına karışmam.. Ben adam gibi adamı severim.. Mezhebi/meşrebi ne olursa olsun..
Sözüm, nalları dikenleredir..
==============[..] var som çelikten kalkanı deler geçer
Nazar var nazar içre dünyayı eler geçer
Nazar var çıktığı yer bir kösele deliği
Nazar var arkasından balıklar güler geçer.

 

yakup özdemir

Sayın Prof. Dr. Veysel EROĞLU
Çevre ve Orman Bakanı
ANKARA 6 Temmuz 2010


Sayın Bakan,

Turistik ve kültürel güzellikler, özellikler ve zenginlikler ile dinlence söz konusu olunca, Türkiyemiz dünyanın en güzel ülkelerinin başında gelmektedir.
Ancak, çevre temizliği söz konusu olunca, aynı övgüleri telaffuz etmemiz - ne yazık ki – arzu edilen ölçüde henüz mümkün olamıyor. Özellikle tatil mevsimlerinde ülkemizin çevre bakımından ne derece üzücü görüntülerle karşı karşıya kaldığını söylemek bile fazla.

Sahillere, yeşil alanlara, vadilere ve yol kenarlarına atılmış ve atılmakta olan boş pet şişeler, cam şişeler, metal ya da plastik kutular, naylon poşetler ve benzeri atıklar göz yoluyla mide bulandırdığı gibi, turizm sektörü açısından da vicdan sızlatan olumsuz manzaralara neden olmaktadır.

Kanımızca, bu sıkıntılı durumdan kurtulabilmenin en kestirme yolu, dünya çapındaki ham madde yetersizliği de dikkate alınarak, yasa, kararname ya da Bakanlık genelgesiyle, geri dönüşümü mümkün olan cam, plastik, pet şişe, poşet veya benzeri kaplardan dikkate değer oranda depozit alınması gerçekleştirilmeli ve böylece de söz konusu maddelerin satın alındığı yerlere iadesi sağlanmalıdır. Bu konuda AB ülkelerindeki uygulamalardan da yararlanılabilir.

Bu ve benzeri önlemlerin Türkiye çapında alınmasına ilişkin olarak bakanlığınızın daha aktif bir siyaset izlemesi takdire şayan olacaktır.

Ülke sevgisinin çevre bilinciyle de desteklenmesi, günümüzde olağanüstü önem taşımaktadır. Bu nedenle, takdir edersiniz ki, yeni kurallara gerekesinim vardır.
Bu kurallar, saptanacak yeni bir tarihten itibaren, üreticiyle tüketiciyi aynı ölçüde ilgilendirecek ve özellikle tüketiciyi daha da bilinçli davranmaya zorlayacaktır.

Konuyu yeterince ciddiye almayanlar elbette çıkacaktır, ancak yurttaşlarımızın büyük çoğunluğunun konuyu önemsiyecekleri kesindir.
Bu durum, işsiz kalmış yurttaşlarımız için de cazip bir fırsat doğuracaktır.

İvedilikle çözüm bekleyen bu sorun karşısında gerekli duyarlılığı göstereceğiniz umuduyla ve

Saygıyla

Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı




Not: Bu yazı Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul GÜNAY’a da gönderilecektir.

 

EFE CAN


Yaz hastalıklarına karşı pratik tedavi yöntemleri

Reader's Digest dergisinde yayınlanan habere göre, işte yazın karşılaşılan en yaygın problemler ve çözüm yolları:
1. Güneş yanığı: Aspirinin bileşenlerinden biri olan asetik asit içeren sirke, güneş yanığı acısını, kaşınmasını ve iltihaplanmasını hafifletmeye yardım eder. Sirkenin içine birkaç yaprak kâğıt havlu bastırın ve yanan bölgelere uygulayın. Havlu kuruyana kadar orada bırakın. Gerekirse aynı işlemi tekrarlayın.
2. Pişik: Karbonat pişikten kurtulmada çok iyidir. Birkaç yemek kaşığı karbonat ilave ettiğiniz banyo küvetinin içine girin. Bu kaşıntınızı azaltacak ve pişikleriniz iyileşirken kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Ya da nemi ve teri emmesi için karbonatı veya mısır nişastasını doğrudan kızarıklık olan bölgeye uygulayabilirsiniz.
3. Su toplaması: Su toplayan bölgenizi su ve sabunla temiz tutun. Üzerine biraz aloe vera jel sürün ve iyileşmesine yardım etmek için bir bandaj ile sarın. Sürdüğünüz jelin işlenmiş maddeler içermediğinden, saf olduğundan emin olun.
4. Dış kulak yolu enfeksiyonu: Kulağınıza su kaçtığında ve bakteri ya da mantar geliştiğinde oluşuyor. Ağrısını kesmek için, en basit yol aspirin gibi ağrı kesici almaktır. Evde tedavi etmek için ise havluya sarılmış sıcak su şişesi veya sıcak su torbası kullanabilirsiniz. Ayrıca, eczanelerden sarımsak yağı alabilir ya da kendiniz yapabilirsiniz. Orta boydaki 3 diş sarımsağı rendeleyin. Üzerini zeytinyağı ile örtün ve bir gece karışımı dinlendirin. Etkilenen bölgeye 3 damla sürün.
5. Böcek ısırığı: Böceğin ısırdığı yeri kaşımak yerine buraya birkaç damla nane yağı sürün. Serinletici etkiye sahip olan yağ, ısırığın yayılmasını ve iyileşme sürecini hızlandırır. Ya da böceğin ısırdığı bölgeye nane içeren bir diş macunu sürebilirsiniz.
6. Kesikler ve sıyrıklar: Kesilen ya da çizilen bölgenizi enfeksiyondan korumak için doktorun önerdiği bazı bandajları ve antibiyotik kremleri kullanabilirsiniz. Ancak yanınızda bunlar yoksa yaralı bölgeye biraz bal sürün ve sarın. Bal antibakteriyal özelliğe sahip.
7. Zehirli sarmaşık: Bir kez zehirli sarmaşığa dokunduğunuzda urushiol yağından kurtulmak için 15 dakikanız vardır. Bulabilirseniz sabun ve ılık su kullanın. Silmek için bez kullanırsanız kaşındıran yağı vücudunuza yayarsınız.
8. Kuruyan, yıpranan saçlar: Güneş, su ve klor saçlarınızı kurutur, sertleştirir, kolay kırılmasına yol açar. Bu sorunu avokado ile çözebilirsiniz. Avokado saçınızı nemlendirir ve protein yükleyerek saçlarınızı güçlendirir. Olgun ve soyulmuş bir avokado ile bir çay kaşığı buğday yağı ve jojoba yağını karıştırın. Yeni yıkanmış saçınıza uygulayın ve saç diplerine kadar yayın. Saçınıza bone takın. 15-30 dakika bekledikten sonra iyice durulayın.

 

yusuf aslan

Evet Sevgili canlar
Sivas katliamını yapanları ve yaptıranları kınıyor olduğum gibi, bu sefer de Maraş katliamını yapanları kınıyor ve yaptıranları lanetliyorum bu vesile ile Allahın gazabı üzerlerine olsun ve ayrıyeten kuran,ı kerimin ( LEHEB ) Suresiyle eş değerde olurlar diye Allahtan umut ediyorum, İnşallah, Allah Allah.
----------------------[..] MARAŞLIYA BÖYLE KIYARMI.!
_____________

İ[..] NASİP ALMAMIŞ ZALİM.!
MARAŞ MARAŞLIYA BÖYLE KIYARMI
KİMİ SÜBYAN İDİ KİMİDE MASUM
MARAŞ MARAŞLIYA BÖYLE KIYARMI
RİYAKAR OLUP DA GÖZÜN OYARMI.!

O ALLI SÜRMELİ KIZI GELİNİ.!
ACIMADI ZALİM KESTİ HEPİNİ
İNSANLIK BÖYLEMİ YEZİT NAMERDİ?
MARAŞ MARAŞLIYA BÖYLE KIYARMI
RİYAKAR OLUP DA GÖZÜN OYARMI.!

LEHEB BİLE SİZİN GİBİ YAPMADI-
İNSANI ÖLDÜRÜP BEDEN YAKMADI
YERDE CANLI GÖKTE MELEK AĞLADI
MARAŞ MARAŞLIYA BÖYLE KIYARMI
RİYAKAR OLUP DA GÖZÜN OYARMI.!

DER YUSUF'UM ESİRGESİN RABBİMİZ
HER NE KADAR OKUSAKDA CAHİLİZ.?
BU MEMLEKET BİZİM TÜRK'ÜZ HEPİMİZ
MARAŞ MARAŞLIYA BÖYLE KIYARMI
RİYAKAR OLUP DA GÖZÜN OYARMI.!

SÖZ: YUSUF ASLAN.

 

EFE CAN

AKP, baskın erken seçimi bu hayati sebeplerden ötürü yapacak!
Sabahattin ÖNKİBAR - 4 Temmuz 2010
Bakmayın Başbakan Erdoğan’ın “Yok öyle bir şey” dediğine, erken seçim eşikte!
Tayyip bey’in yok demesi seçimi meydan okumaya dönüştürme arzusunun eseri!
AKP ve Erdoğan baskın bir seçime gitmeye sadece mecbur değil aynı zamanda mahkûm!
Nasıl ve niçin mi?
1) Anayasa Mahkemesi CHP’nin itiraz ettiği değişiklik tekliflerini reddedip halka gitmeye onay verirse, bazılarının sandığının aksine erken seçim rafa kalkmaz tersine Tayyip Erdoğan tıpkı Turgut Özal’ın 1987’de siyasi yasakların kaldırılması referandumu sonuçlarının açılanmasından hemen önce seçim kararını alması misali erken seçim kararını açıklayacak ve beklenen referandum rüzgârını partisine yansıtmaya çalışacak!
Anayasa Mahkemesi kararı
2) Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin yaptığı itirazı kısmen ya da tamamen iptal etmesi durumunda ise, Erdoğan bu kararın millet iradesinin gaspı olduğunu ileri sürerek kendince bir gerekçe yaratacak ve yine seçime gidecek!
3) AKP ve Erdoğan’ın erken seçim planını deşifre eden bir başka ayrıntı, TBMM’nin temmuz ortalarına kadar açık tutulmasıdır.
4) Tayyip Erdoğan erken seçime mecbur ve mahkûm çünkü ABD ve İsrail ile bozulan ilişkilerinin Türkiye üzerinde bazı siyasi sonuçlarının olabileceğini görüyor.
5) ABD K.Irak’da emrivakiye giderse, yani Kerkük’ün Peşmergelere bağlanması ile K.Irak Kürtlerinin bağımsızlığına dönük mesajlar verirse, böyle bir gelişme AKP’yi sandıkta olumsuz etkileyecek. Dolayısı ile bütün bunlar olmadan hemen seçim AKP’nin yararınadır.
6) Aynı şekilde Ermenistan açılımı konusunda ısrarlarını sürdüren ABD’nin bu noktada da AKP’yi zora sokması muhtemeldir. Keza buna ilaveten Ermeni soykırım teklifinin Senatodan sonra ABD Temsilciler Meclisinden geçmesi ihtimal dahilindedir. Böyle bir şey eşyanın tabiatı gereği AKP’yi vuracağından baskın seçim AKP için olmazsa olmazdır.
Gazze tiyatrosu ve SP!
7) Tayyip Erdoğan, Gazze’ye yardım tiyatrosu ile muhafazakâr tabanının Saadet Partisine kayışını engellemişti. Ancak Washington’un İsrail ile anlaşın baskısına direnemeyen AKP bu kavgalı görüntüyü daha fazla taşıyamayacağı ve dolayısı ile de AKP’nin yaptığının oy için tuluat olduğunun ortaya çıkacağı kesindir. Bu açıdan da AKP hemen seçime mecbur zira maskesi düşüp riyakârlığı ve ikiyüzlülüğü afişe olacak ve Saadet sırtına binecektir.
8) ABD-İran ilişkileri de erken seçim için bir başka gerekçedir… Malum Türk halkı İran konusunda bırakın ABD ile beraber olup Tahran’la vuruşmayı, İncirlik’in lojistik merkez olarak kullanılmasına bile isyan eder. Oysa olası bir Tahran-Washington restleşmesinde ABD’nin Ankara’dan ilk talebi, beraber savaşmak olmasa da İncirlik’in kullandırılması olacak. .AKP bu ihtimali de düşünüp seçim bundan etkilenmesin diyebilir zira Tayyip Bey’in İncirlik mevzuunda Irak örneğinde olduğu gibi Washington’a direnebilmesi çok zor!
9) AKP Kıbrıs’da devam eden görüşme sürecinin fiyasko olduğunu gördü ve bunun siyasi sonuçlarından etkilenmemek için hemen bir seçimi isteyebilir.
10) Tayyip Bey Murat BAŞESGİOĞLU gibilerin partisinden istifası ile başlayan çözülmenin devam edeceğini, bunun da AKP’yi imaj olarak vuracağını tahmin ediyor. Bunun ise imaj kırılması getireceğini düşünen Erdoğan, hemen seçimi bu açıdan da isteyebilir.
TÜİK balonları!
11) Erken seçim projesinin bir başka belirtisi, TÜİK’nin sürpriz bir biçimde işsizlik ve büyüme oranlarını herkesi hayrete düşürecek ve iktidarın hoşlanacağı şekilde açıklaması ve ekonominin iyiye gittiği mesajlarının propagandaya dönüştürülerek verilmesidir.
12) Başbakan’ın yaz sonunda işsizliğin yüzde 10’lara gerileyeceği söylemi de yine bu çerçevede yani erken seçim projesi bağlamında mütalaa edilmelidir.
13) Avrupa’da uç veren kriz ve Haziran ayında ihracatın daralması Türkiye’nin geleceği adına olumsuz sinyal çünkü böyle bir durumda ne büyüme devam eder ne de cari açık konusuna çözüm bulunabilir. Dolayısı ile yapay olarak yaratılan büyüme masalı çökmeden Erdoğan seçime gidebilir.
Ergenekon’da final!
14) Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarındaki gelişmeler, bu davaların büyük ölçüde beraatla sonuçlanacağını gösteriyor. Böyle bir şey ise AKP’nin bütün bunları sindirmek ve kendine yeni siyasi alan yaratma adına vizyona koyduğu iddialarını güçlendirecek ki uzun vadede AKP bundan zarar görür ve bu açıdan da erken seçim AKP’nin işine gelir.
Görüldüğü gibi AKP’nin erken seçimden başka bir çıkışı yok, yapılmak istenen ise bu seçimi kutsal bir amaçla ambalajlamaktır!

 

Erman Atay

mezar başında görevli kişi :
Kimdir bu kişi?
Bu sözlerin kaynağı nedir? Buyruk'ta yok..


Cenaze mezarlıkta defnedildikten sonra, mezar başında görevli kişi şu sözleri söyler:


“Erenler, canlar, dostlar, yarenler

Yüzümüz yerde, özümüz dâr'da

Elimiz bağlı, yüreğimiz dağlı

Gözümüz yaşlı, bağrımız ateşli

Yaşam bitimli, acılar bitimsiz

Sevgi acı ile kardeş, yaşam, ölümle eş.

Yer anamız, gök atamız

Doğada doğduk, topraktan var olduk

Bir tende can bulduk, bir bilinçle özgür olduk

Yaşam koşusu engebeli, yaşam yolu dikenli

Taş taşa değmeden duvar olamaz,

Birbirini üzmeyen insan olamaz.

Kimileyin insan yükü ağır,

Kimileyin duyguların dili sağır

An olur öfke kabarır,

Öfke geçer yüz kararır

Dünya işi dünyada kalır

Kişi kötü demeyelim, işi kötü diyelim

Ağrınan incinen kötü geçmişi unutsun

Giden yolcuya gönül çiçeklerini sunsun!

Sevgi en güzel çiçek,

Bağışlamak en büyük emek

Emeğiniz varsa bağışlayın

Toprak ana bir canı bağrına basıyor

Ölüm vadisinin gölgeli yolu

Tümümüzü bekliyor yaratılmışların sonu

Tanrı yaşam için sabır, umut sundu.

Ateş külde söner, acı yürekte diner.

Acı paylaşıldıkça azalır,

Sevgi paylaşıldıkça çoğalır.

Acılar azalsın, sevgiler artsın.

Kinler bitsin, dostluklar pekişsin.

Yeni yaşamlarda yeni çiçekler yeşersin.

Tanrı kalanlara uzun esenlik dolu yaşam versin.



 

Aydıner KILIÇ

Selam canlar
Öncelikle bu gün sivas madımaktaki yakılarak katledilen canları anma töreninde sağ duyunun hakim olması geçmiş yıllara göre katılımın çok daha fazla oluşu ve biliyorumki anma törenlerinde alevi canlar kadar sunni kardeşlerimizde büyük ölçüde katılarak madımak otelinin müze yapılması konusunda haklı talebimizi bizlerle haykırarak destek vermeleri çok güzel çok anlamlı ve olumlu gelişme katılan herkese sonsuz teşekürler..!

MADIMAK UNUTULMADI UNUTULMAYACAK
MADIMAK İNSANLIK MÜZESİ OLUP YAKILAN CANLARIN
RESİMLERİ DUVARLARA ÇİZİLİP ASILANA KADAR
SUSMAYACAĞIZ SUSTURAMAZLAR
AYDINLIĞIN DEMOKRASİNİN ŞEHİTLERİ SİZLERİ SAYĞI
VE MİNNETLE ANIYORUZ ÖLMEDİNİZ ÖLMEYECEKSİNİZ

 

yusuf aslan

Sevgili Canlar.

benim yegane düşüncem. Atatürk,çü fikirleri savunan gençlerden, gönül isterdiki demokrasi yolunda daha fazla adım atalar, ama sınıfta kalıp adım atamadılar, bu vesile ile benim gördüğüm kadarıyla demokrasi ilkeleri sekteye uğramıştır diye düşünüyorum, demokrasi yolunda demokrat geçinen o Atatürk,çü ve devrimci insanlar acaba nerede keyf ediyler diyede aklımdan da geçmemiş değil yani. ancak insan olup da Sivas katliamına gögsünü siper ederek bir iki cümle yazı yazanlarada teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum.?

 

yakup özdemir

Haydi Trakya, Haydi İstanbul, Haydi Türkiye...

UZUN BİR ARADAN SONRA TEKRAR SİZLERLEYİZ.......

CUMHURİYET VE HUKUK MİTİNGİTARİH: 4 TEMMUZ PAZARYER: SİLİVRİ sahil (meydan)SAAT: 18:30............Herkesi Atatürkçü düşünce etrafında birleşmeye çağırıyoruz.“Son aşama yargının susturulmasıdır. Anayasa değişikliği geçerse bu da tamamlanmış olacaktır.Herkesi Cumhuriyeti ve Hukukumuzu kurtarmak için göreve çağırıyoruz.” SaygılarımızlaÇerkezköy, Çorlu, Hayrabolu, Malkara, M.ereğlisi, Muratlı, Saray, Şarköy, Tekirdağ, Katılmak isteyenler ADD Şubelerine başvurabilirler.Tekirdağ' dan otobus kaldırılacaktır. Müracaat için ADD Tekirdağ Şubesi 260 19 16

 

Kemal KORKMAZ

2Temmuzda Sivasda kalt edilen aydınlarımızı,ozanlarımı[..] saygı ve sevgi ile anıyorum.

 

Aydıner KILIÇ

Sivasta buluşalım

canlar kayseri hacı bektaş der 02/07/2010 günü sabahı saat 07,de kayseri lesesi önünden sivas katliyamında hayatını kaybeden canları anma ve madımak oteline karanfil bırakmak madımak otelinin müze yapılması talebimizi haykırmak sesimizi duyurmak için kaldıracağı otobüslerde özellikle kayseride ikamet eden cenların katılımlarını madımak oteline bir karanfilde onların bırakarak haklı davamızda aramızda olmalarını canı gönülden diliyorom..!
Hadi canlar bu gün bizim dayanışma tek yürek tek vucut olarak birleşme günümüzdür
şimdiden herkese teşekürler
saygılarımla
[..] ::: 02/07/2010
yer::::::: Kayseri lisesi önü
hareket saati:: 07
Konuyu düzenle/Sil

 

Vedat TATAR

Hakka yürüyen kayınvalidem Zeynep TAŞTAN'ın "ışıklar içinde uyumasını" diler, acımı paylaşan tüm dostlarıma teşekkür ederim.

 

Doğan Doğan



Ne olur, biraz huzur ver Tayyip Bey!
Biliyorum çok zordasın!
Telaşın ötesinde panik halindesin! İktidardan düştüğün gün Yüce Divan’a gideceğinden eminsin!
Ama öte yandan her geçen gün partinin inişini de gözlemliyorsun!
Öyle ki tantanalarla start verdiğin Anayasa değişikliği teşebbüsünde aniden frene bastın!
Korktun, çünkü yaptırdığın iki ayrı araştırmadan da referandumda hüsrana uğrayacağını gördün!
Kürt açılımı diye bir işe giriştin, her şeyi tarumar ettin!
Açılım var mı yok mu, nedir ne değildir bilen yok!
Ne Musa’ya yaranabildin ne İsa’ya!
K.Irak’da bağımsız Kürdistan resmen ilan edildi edilecek umursamıyorsun!
Kerkük göz göre göre Kürtlere peşkeş çekiliyor, seyrediyorsun!
Ermenistan işi ayrı bir garabet!
Durduk yerde başımıza bir protokol tehdidini çıkardın ve Türkiye’yi riske ettin!
Azeri kardeşlerimiz haklı olarak feveran ediyor, duymuyorsun!
Senelerce Avrupa Birliği’ni istismar ettin artık o deniz de bitti!
Kıbrıs’daki barış şovunun da tiyatro olduğu ortaya çıktı!
Keza durduk yerde Hamasçılığa soyundun!
PKK’ya göstermediğin tepkiyi Hamas bağlamında gösterdin!
Görülüyor ki dış ilişkilerde her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdın!
Dışarısı öyle de içerisi iyi mi sanki!
O daha bir felaket!
Açlık sınırındaki insan sayısı milyonları aştı!
İşsizlik bütün dünyanın rekorunu kırdı!
Kreapsiyon yani yolsuzluk dillerde!
Oğullardan biri gemi diğeri pırlanta dükkanına sahip olurken, namuslu ev kadınları

ilk defa bu dönemde geçinmek için vücudunu satar oldu!
Bütçe açıklarında yüzyılın rekoru kırıldı!
Ekonomik daralma ya da küçülmede yine şampiyon olundu!
Bütün Cumhuriyet dönemindeki borçlanmadan fazla borçlanma yapılmasına ve 30 milyar dolarlık özelleştirmeye rağmen 5 milyar dolarlık duble yolun dışında tek bir yatırım yok. Borçlanılan onlarca milyar doların nereye harcandığı
belli değil!
İhracat gerilerken ithalat 250 milyar dolara yaklaşıyor!
Türkiye üretmeden borçla yaşayan ülke konumuna girdi!
Evet sayenizde Türkiye’nin geldiği nokta budur ve bunun için paniktesin!
Bir ara AB masalı, bir ara türban, bir ara İmam Hatip, bir ara Ergenekon’la kamuoyunu meşgul edip bu görüntünün üstünü örttün!
Bitmedi, uzun bir dönem de darbe istismarları ve TSK taarruzları ile işi
götürdün!
Hayır hayır, pek çok şeyde olduğu gibi darbe konusunda asla samimi değildin, çünkü sen darbe yapanları görmezden gelirken, güya darbe yapmak isteyenlerin üstüne gittin!
Güya diyorum, çünkü apoletlilere, istismar etmene rağmen dokunamadın ve içeri almadın. İşte muhtırayı ben verdim diyen Yaşar Büyükanıt ile günlüklerin sahibi Özden Örnek örnekleri ortada.
Şimdi bütün bu istismar konuları tükenince ve ahali artık bu gibi konulara prim vermemeye başlayınca önceki akşam TBMM’de yaptığın gibi işi sataşmalara ve taşkınlıklara götürmeye başladın! Soruyorum bir Başbakan, Meclisi birbirine katar mı?
Bütün bunlar gösteriyor ki hakikaten zorda ve paniktesin, dahası bunu saklayamıyorsun!
İyi de Tayyip Bey sen bu ülkenin Başbakanı yani kağıt üzerinde en bilge kişisisin ki insanlar sana oy verdi. Senin toplumu germen değil sevmen ve birleştirmen gerekiyor. Oysa sen istisnasız her gün insanları kamplaştırıyor, cepheleştiriyor ve hasım hale getiriyorsun!
Ne olur Tayyip Bey biraz huzur ver artık bu ülkeye!
Herkesi çok yordun yeter artık! YETER

 

Muzaffer ARICA

Saygi deger gardasim;

Öncelikle saygi ve sevgiyle selamliyorum,uyarin icinde ayrica tesekür ediyorum.isteginide saygi ile yerine getiriyorum.
Saygi ve sevgilerimle selamlarimi yolluyorum.

 

yusuf aslan

SİVAS'IN ŞEHİTLERİ.?
______________[..]
# Asaf Koçak
# Asım Bezirci
# Ahmet Özyurt
# Behçet Aysan
# Belkis Çakır
# Edibe Sulari
# Erdal Ayrancı
# Carina Cuanna
# Gülsüm Karababa
# Huriye Özkan
# Yeşim Özkan
# Koray Kaya
# Menekşe Kaya
# Muhlis Akarsu
# Muhibe Akarsu
# Özlem Şahin
# Nurcan Şahin
# Murat Gündüz
# Sait Metin
# Sehergül Ateş
# Uğur Kaynar
# Serpil Canik
# İnci Türk
# Handan Metin
# Hasret Gültekin
# Muammer Çiçek
# Mehmet Atay
# Nesimi Çimen
# Gülender Akça
# Metin Altıok
# Asuman Sivri
# Yasemin Sivri
# Murat Güneş
# Ahmet Öztürk
# Kenan Yılmaz
# Ahmet Alan
# Serkan Doğan

Sivas katliamında hayatlarını yitiren canlarımıza tanrıdan rahmet dilerim.
--------------------[..] YAKAN KANLI KATİLLER.?

Çember sakallılar çıkmış sokağa !
Madımağı yakan kanlı katiller
Böyle kul gerekmi bilmem Allah'a
Madımağı yakan kanlı katiller...

Şu sivasta pir sultanı astılar!
Birde dönüp mazlumları yaktılar
Hakka böyle kul oluruz sandılar
Madımağı yakan kanlı katiller...

Vicdanı var olan alem ağladı!
Ağıtlar yakılıp kara bağladı
Hele de sivası kana buladı
Madımağı yakan kanlı katiller...

Hakk korusun bizi kötü şerrinden!
Her türlü beladan ölüm köründen
Sizlerinde farkı yok israil den
Madımağı yakan kanlı katiller...

Kul Yusuf der gidek ezel ezeli!
Hazreti hamza da gördük düzeni
Hint i cadısının soyundan belli
Madımağı yakan kanlı katiller...

Söz: YusufAslan.
-----------------[..] katliamını yapanları ve yaptıranları kınıyor ve lanetliyorum, Allahın gazabı üzerlerine olsun ve ayrıyeten kur'an,ı kerim'in ( LEHEB ) Suresiyle eş değerde olurlar diye Allah'tan umut ediyorum, İşallah, Allah Allah.