Eingabe-Formular / Z. DEFTERi KAYIT FORMU

Ins Gästebuch eintragen

Görüntülenen sonuçlar: 321 ila 360. Toplam sonuç sayısı: 1292
 

Emin D

YENI YILINIZI EN ICTEN DILEKLERIMLE KUTLAR GELECEKDE MUTLULUK HUZUR BARIS SAGLIK DOLU YENI BIR YIL DILEGIMLE.
IYI SENELR

EMIN DEMIREL

 

dilara avar

Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara! www.kizil-irmakfm.tr.gg

 

yakup özdemir

YENİ YIL MESAJI


Sevgili Yurttaşlarım

Umudun, mutluluğun teminatı olan sizlerle yepyeni bir yıla giriyoruz.
Acılarımızı, gelecek kaygılarımızı unutmadan Türkiye aşkımızı yaşanır kılacağımız bir yıl 2010.
Açlarımızı doyuracağız.
Yeni kentler kuracağız.
Yeni hedeflere koşacağız.
BİZ, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkümüz için uğraşan aydın ve yılmaz ulusumuzla, korkuyu ve krallığını yıkacağız.
BİZ ulusun yorulmaz, yenilmez ruhunu temsil ediyoruz.
Türkiye 2010’da karanlığı ve cehaletin örgütlü cüretini aşacaktır.
Yeni yılın ulusumuza, insanlığa hayırlı olmasını diliyorum.
Hepinizi hasretle kucaklayıp, öpüyorum.
Karanlığın üzerine bir güneş gibi doğacağımız günler yakındır.
Yeni yılınız kutlu olsun.

Tuncay Özkan
31.12.2009

 

CAFER AVAR

YENI YILINIZ KUTLU OLSUN

2009 Yilinin acilarimizla, sevinclerimizle geride kalarak. 2010 daha fazla umut, daha fazla sevinc, daha fazla mutluluk getirsin. Yasamda güzel yillar, mutlu yarinlar, gercek dostluklar hep insanlarla olsun. Yeni yilin herkese ve tüm dostlara saglik, mutluluk, nese, basari, bolca para, saygi ve huzur getirmesini dilerim. mutlu Yillar?

2009 Yili acilarimiza, sevinclerimizle geride kaliyor. Umarim 2010 herkese daha fazla umut, daha fazla sevinc ve daha fazla mutluluk getirir. MUTLU SENELER...

2009'e ELVEDA, MERHABA!!! Hosgeldin Yeni Yil...

2010 yilinin saglik, mutluluk, basari ve bol kazanc getirmesi dilekleriyle. Nese dolu yillar!

Kardesligin dogdugu, sevgilerin birlestigi, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yillara!

Mutluluk bankasinin sevgi subesinde, 2010 No'lu hesabiniza, 365 gün daha yatirilmistir. mutlu bir sekilde harcamaniz dilegiyle.. MUTLU YILLAR ...

Yine yeni bir yil var kapinizda. 2010 yilina girecegimiz günlerde istegimiz her seyin gerceklesmesi dilegiyle. Gelecegimizi olusturacak her yeni gün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi mutlu edecek sekilde olsun! iyi seneler!

Yeni bir yila girerken sevgi ve baris diliyorum. Savaslarin, acilarin ve felaketlerin, gecip giden koca bir yil gibi geride kalmasi umuduyla... Nice Yillara!

Seker gibi tatli, masal gibi güzel bir yil diliyorum..

Yeni Yil; Türkiye icin umutlu, bereketli, 2009'da yasanan tüm olumsuzluklarin tersinin yasanacagi bir yil olmasini dileriz... Nice Yillara!

Yeni Yilin tüm insanliga ve ülkemize baris, mutluluk getirmesi dilegiyle tüm dostlarin yeni yili kutlu olsun.

Yine yeni bir yil var kapimizda. 2010 yilina girecegimiz günlerde istediginiz her seyin gerceklesmesi dilegiyle, iyi seneler!

YENI YILINIZ KUTLU OLSUN
CAFER AVAR
WWW.KARPINARFM.DE
WWW.K[..] KÖYÜ FORUM

 

Kemal KORKMAZ

2009 yılını acısıyla, tatlısıyla geride bırakarak 2010 yılına adım atıyoruz.
Geriye dönüp bakmanın hic bir fayda getirmeyecegi, ileriye bakarak dostlugun, birlik ve beraberligin olması dilegi ile yeni yılda saglık ve mutluluklar dilerim.

 

Celal Koc

Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.

 

Ayşegül BAŞKAYA

Yeni yılda, her şeyin gönlünüzce olmasını diler, tüm beklentilerinizin gerçekleşmesini temenni ederim. Mutlu yıllar...

 

Süleyman Zaman

YENİ YIL
Su gibi akıyor, günler tüm hızla
Yaşam geçmiyor ki, baharla, yazla
Bazı günler geçti, türküyle sazla
Getirsin dinginlik, dosta yeni yıl

Nice insan yatar, şu sokaklarda
Varsıl şatafatta, yaşar sefada
Nicesinin günü, geçer cefada
Arttırsın zenginlik, dosta yeni yıl

Benlik duygusuyla, çıkmayın öne
Çok acı çekildi, bakın bir düne
Ne kadar hasret kaldık, gönençli güne
Ulaşsın erginlik, dosta yeni yıl

Söylensin türküler, hep bir ağızdan
Konuşulsun barış, içten gönülden
Gelmez zarar bilin, aşktan, sevgiden
Hep varsın enginlik, dosta yeni yıl.

Yoksulluğun gizi, çözülsün artık
Arsızın yüzleri öyle bir yırtık
Yoksul bulamazken, bir lokma katık
Versin yeğinlik, dosta yeni yıl

Bunca doyumsuza, bunca soysuza
Bunca gösterişe, bunca yolsuza
Bunca zenginliğe, bunca bolsuza
Versin eğinlik, dosta yeni yıl

Her yanda savaş var, hüzün her yanda
Hiç umut kalmıyor, bak nice canda
Dirlik kurulmuyor, şu koca handa
Olmasın beğinlik, dosta yeni yıl

Herkese güzellik, iylik dilerim
Dost olan dostlara dostluk bilerim
Acı çekenlerin, yaşın silerim
Var etsin zenginlik, dosta yeni yıl.

ZAMANIM böyledir, onca özlemim
Yakalar karşıtı, doğru gözlemim
Yanlışa sapmasın, asla düzlemim
Hep katsın dizginlik, dosta yeni yel




29.12.2009


Tüm canların Yeni Yılını kutlar; 2010 yılının tüm insanlığa barış, zenginlik ve huzur getirmesini dilerim.

 

Cafer Avar


*** AYNAYA YANSIYAN YÜZ ***
*****
Kadının kurtuluş mücadelesi tarihinde önemli bir yer tutar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü. Erkek egemenliğinin en kaba uygulamasının, hem birey erkek, hem kurum erkek, hem de devlet erkek düzeyinde görülen şiddetin aynasıdır.

Erkek egemenliğinin yüzleşme, kadınların isyan günlerinden biridir, 25 Kasım. Bu simgenin anlamı, tek başına tarihi bir olayın anması değil, öyle de hareket edilmemeli artık.

25 Kasım'ın kadın mücadelesinde simge haline getiren olayın üzerinden 49 yıl geçmiş olmasına rağmen, bugünün kadınlar açısından öneminin kavranmış olduğunu söylemek, çok iyimser bir yaklaşım olur. Sadece yaşadığımız topraklarda, 2009 yılının ilk 7 ayında yaşanan kadın cinayetlerinin sayısı 953. Bunu bir sayı olarak algılamak, yaşanılan 'devasa' sorunlar karşısında “onca sorun varken, bu ne ki” demek, kadın cinsin içinde bulunduğu durumu anlamamak demektir. Ve objektif olarak kadının ezilmesi, köleleştirilmesi durumunun sürgit devam etmesine ortak olmaktır.

Bu anlamıyla 25 Kasım eylemlerinin, mücadelenin ihtiyaçlarıyla karşılaştırıldığında zayıf kaldığını söyleyebiliriz. Sosyalist kadınların kimi tartışmalarda öne sürdüğü, şiddete karşı sürekli bir eylem alanı yaratma öngörüsü yeterince kavranmadı. Bunların yanı sıra cinsiyetçi bir yaklaşımla, aynı güne grev koyan KESK, birçok platformda eleştirilmesine rağmen, kadın örgütlerinin eleştirilerinin gücünü de yansıtamadı. Bunların nedenlerini sorgulamak da başka bir noktadan sorunu gündemde tutmak gerektiğinin göstergesidir. “Neden başarılamadı?” değil, “Nasıl başarılmalı?” sorusu, doğru hattı belirleyecektir.

Emperyalist kapitalist sistemin tüm yıkıcı etkilerini erkekle birlikte kadın da yaşıyor. Hem de katmerli bir boyutta: Kadın cins ayrımcılığının tüm uygulamalarıyla karşılaşır. Alamadığı, eşit ücretle, görülmeyen emeğiyle vs. Ancak, kadının aç kalma, işsiz olma durumu bile onun varlığını, var olma durumunu yansıtır. Kadının gördüğü şiddetin vardığı sınır, yaşam hakkından mahrum olma halidir. Ve şiddet, kadın kelimesine içkindir. Kendini bir birey, insan soyunun yarısı olarak var etme durumundan mahrumdur kadın. Yani, belgelere geçen ölüm sayısı değildir tek başına vahim olan... Hayatın her alanında gördüğü şiddetin, bastırılmasının, kişiliğinin yok edilmesinin yaşandığı boyuttur. Kadın insan, kadın cinsi olmanın sorunlu halini bu noktadan başlayarak yaşar. Öğretilmiş kadınlık durumunun en belirgin hali kendine karşı yabancılaşmayla başlar. Kadını, kadın cins olmaktan çıkaran da budur. Kadının tam da bu noktada cins bilinciyle donanmaya ihtiyacı vardır.

Bu şiddete karşı çıkmayan/çıkamayan başta kadın olmak üzere erkeğin de, kadınların özgürleşmesi mücadelesinde sözü olamayacaktır. Sorunu bir insana yöneltilen şiddet boyutundan çıkarıp, şiddetin kadının köleliğinin devamı olduğunu anlamak, çözüme bir adım yaklaştıracaktır.

25 Kasım günü protestolarını bir de buradan değerlendirmek gerekiyor. “Korkmuyoruz, hesap soruyoruz” diyen kadınlarla, kadın özgürlük hareketinin geldiği boyutla değişme sürecine giren erkeklerin tutumları bakımından, 2009 25 Kasım'ın anlamlı bir yerde durduğunu söylemek abartı olmayacaktır. Hem DTP'li erkeklerin hem de ESP Girişimi'nden erkeklerin 25 Kasım dolayısıyla alanlarda olması, öğretilmiş erkeklikleriyle mücadele sürecine girdiklerini ifade eder. Bazı kadınların, “Bugünde de onların sesi çıkıyor!” şeklindeki eleştirileri olsa da, onlara “Erkeklik buysa biz erkek değiliz” dedirten, erkek egemen sistemle kadınların yürüttüğü mücadelenin sonucu olduğunu görmek gerekir. Bu yılki 25 Kasım'ın özgün yanını tam da bu oluşturuyor. Tekrar vurgulamak gerekirse, kadın özgürlük hareketinin başarısı, kazanımıdır. Tabii ki, gördüğümüz sadece bir adımdır.

25 Kasım günü, evet tarihsel bir gündür. Tüm şiddet biçimlerini en pervasızca uygulayan erkek egemen anlayışın aynasıdır. Sadece ve sadece kadın bu aynayı erkek egemen sistemin ve onun erkek tipinin yüzüne tutabilir. Kadının buna cesaret edebilmesinin tek koşulu da, aynayı eline alması gerektiği bilincidir. Kadın özgürleştikçe, her yüzleşme, erkeği insanlaşmaya doğru yöneltecektir

CAFER AVAR

WWW.KARPINARFM.DE
WWW[..] KÖYÜ FORUM





 

mehmet gökdemir

slm ve saygılar ben kizilpinar- gunesinin sahibiyim şimdi ise radyomuzun adresi deişmiş durumdadır eski sitemizde sorunlar oldugundan yeni sitemizin adresi www.kizilpinarfm.clubelele.com da buluşmak dileyi ile saygı ve sevgilerimi sunarım mehmet GÖKDEMİR görüşmek dileyi ile radyomuzun msn de kizilpinargunesi@hotmail.com dur MERSİN de ikamet etmekdeyim

 

Doğan Doğan

"Ben bilirim"cilere ithaf edilir.


Öğrenme psikolojisinde en akıllı yol, söylenilmek istenileni, gene kendi hasmına söyletebilmek- yedirebilmektir... Ancak bunu yaparken de amaçlanan görüşü, hasmın kendi görüşü haline getirmek hünerini gösterebilmektir... Kısaca sonuca ulaşıldığında, hasım neyi yediğinin farkına bile varmamalıdır...

Hikayeye göre, bir Alman, bir İtalyan, bir Fransız ve bir İngiliz aralarında köpeğe hardal yedirmek konusunda iddiaya tutuşurlar.

Alman önceliği alır, hardalı topak yapar ve köpeğin ensesinden tutarak zorla ağzına tıkar... Hayvanın ağzı yandığı için hardalı yemez ve çıkarır...

İtalyan hemen atılır, öyle olmaz der ve hardalı makarna şeklinde ufak parçalar halinde bölerek, köpeğe yedirmeğe çalışırsa da, hayvanın ağzı gene yandığından o da başaramaz...

Fransız da, konuya kendi açısından yaklaşarak, hardalı önce sulandırıp, sos olarak köpeğe yedirmek için uğraşırsa da, bu uygulama ile de bir sonuç alamaz...

Sıra İngilize geldiğinde, İngiliz, önce köpeği okşayarak yanına çeker, sırtını sıvazlar, sonra, hardalı topak yaparak hayvanın poposuna yapıştırır. Köpek ardı yandıkça başlar hardalı yani arkasını yalamaya, kısaca, canı yandıkça yalar, yandıkça yalar ve sonuçta yalaya yalaya hardalı bitirir...... .

Akıllı ülkeler, hedef ülkeleri istedikleri çizgide tutabilmek için onlara hardalı öyle yedirirler ki, o ülkeler neyi yediklerinin (?) farkına vardıklarında iş işten çoktan geçmiş olur!

CUMHURİYETİNE SAHİP ÇIK

 

Doğan Doğan


Biraz uzun ama okumanızı isterim


Pezevengin Tarihçesi
Pezevenk
Farsçad[..] "pejavend" (kapı
tokmağı, sürgü) kelimesinden gelirmiş. Anlam
genişlemesiyle "kapı arkasında bekleyen, kadın
ticareti yapan kişi" olmuş. Sözlerin Soyağacı -
Etimolojik Sözlük -Sevan
Nişanyan'a göre pezevenk
kelimesi Ermenice pozavak'tan geliyormuş. Poz fahişe, avak ise bey, sahip demekmiş. İngilizcede fancy man,whoremonger, procurer, pimp gibi karşılıkları var.

Bir de şöyle bir hikâye var. Demirel
Kırgızistan’a gittiğinde kendisine alkışlar
eşliğinde pezevenk demişler.
Demirel'in, pezevengin Kırgızcada
"kahraman, yol gösterici" demek olduğu
kulağına fısıldanınca,

-"Teşekkür ederim, asıl
pezevenk sizlersiniz" diyerek karşılık verdiği rivayet
ediliyor.

Sözcüğün kökeni hakkında çok
çeşitli rivayetler var. Türkî cumhuriyetlerde ve Osmanlıca da, yol gösterici, kahraman olarak bilinirmiş...
Yalnız daha sonra Osmanlı argosunda yeni
fahişeliğe başlayan çıtırlara yol yordam öğreten ve korumalıklarını yapan kişilere de söylenmesiyle bugünkü anlamını almış.



*-*-*-*-*
Bir de Temel fıkrası koyalım araya:

Temel ile Dursun tarlada çalışırken Temel
'i penisinden yılan sokmuş. Dursun hemen koşarak telefonda doktora
" Temel' i yılan soktu ne yapalım?
" demiş.
Doktor da,

-"yılan sokulan yeri emip, emip
tükürün" demiş.

Dursun Temel' in yanına gitmiş, Temel
merakla

-" Doktor ne dedi? " demiş.
Dursun cevap vermiş


-"Ölsün pezevenk
dedi."

Şimdi aşağıdaki yazıyı da okuyun
lütfen. İlhan Selçuk, ergenekon soruşturmasıyla
gözaltına alındı, insanımızın kafası karıştırmaya çalışıldı. Ama yanlışlar toplanınca bir doğru bile
etmediğine göre, okuyan öğrenen insanın kafası karışmaz. Selçuk, bu yazısı nedeniyle de mahkemeye verilmiş. Ama sonuç belli beraat. Şimdi yazıyı okuyun
ve herkese yollayın. Halkınıza ve kendinize karşı bugünkü iyiliğiniz de bu olsun. Unutmayın ne kadar çok insan uyanırsa, bilgisizlikle mücadele o kadar kolaylaşır.

*-*-*-*-*

HANGİ PEZEVENK?

İrticacın Dibi Yoktur… / İlhan Selçuk
Amerika Irak'ı işgal ederken ne düşünüyordu:
Diktatör Saddam 'i devireceğiz, yerine demokrasiyi kuracağız; halk bizi çiçeklerle bekliyor...
Ne oldu? ... Irak nerde? ... Demokrasi nerde? ...
*-*-*-*-*
Amerika bir yandan Irak'ı işgal ederken
öte yandan Türkiye için ne düşünüyordu? .
'Ilımlı İslam Devleti Modeli...'
Kafaya bak sen! ...
Irak için demokrasi...
Atatürk 'un kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti için İslam Devleti Modeli...

*-*-*-*-*
Amerika'nın Irak'a dönük projesi
fos çıktı...


Peki, Türkiye'ye dönük projesinden ne
haber? ...
Gelen giden haberlere, yorumlara, aklı evvellerin el altından ve üstünden tezgâhlanan söylentilerine bakılırsa, Amerika'nın aklı başına gelmeye başlamış...
Diyorlarmış ki:
- Ilımlı İslam Devleti Modeli macerası
hem Türkiye'ye uymadı, hem Amerika'ya zarar verdi...
*-*-*-*-*
İslam kutsal bir dindir...
Ama, ister ılımlısı olsun, ister radikali, 'İslam Devleti Modeli'nin gerçek adı nedir?



Tek sözcük :
İrtica! ...
Peki, irtica nedir? ...
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad
Tahran sokaklarında kadın avına çıkmıştı...
O kadının başörtüsünden taşan saçı,bu kadının türbanından taşan perçemi tesettüre uygun muydu, değil miydi? ...
İrtica budur! ...
Ama irtica elbette bu noktada da durmaz...
Ahmedinejad ayni günlerde eski ve yaşlı
kadın·öğretmenini[..] elini öperken fotoğrafçının objektifine yakalanmasın mı? ...
İran’daki Hizbullahçılarda tepki kıyamete dönüştü....

*-*-*-*-*
Mürteci ne diyordu :
- Müslüman İran halkı, şeriata aykırı
bu tür davranışları affedemez! ...
İrticainin dibi yoktur! ... İslam Devleti'nin
ılımlısı, yumuşağı, serti olmaz! ...
Allah adına ahkâm kesmek bir devletin
düzeninde ağır basmaya başladı mı, insan silinir gider...
İnsanin yerini kim alır? ...
Mürteci! ...

*-*-*-*-*
İşin en kötü yanı, yüce Allah, Hazreti
Peygamber, Kuranıkerim adına konuşan mürteci sürüsünün devlet düzeninde iktidarı ele geçirdikten sonra, gün geçtikçe azmasıdır...

Bu takımdan biri, yolda yürüyen Bektaşi'nin
ensesine okkalı bir tokat vurmuş...
Baba hızla dönüp bakınca açıklamış:
- Ne bakıyorsun Erenler, bu tokat Allah'tandı..

Bektaşi:
- İmanım, demiş, elbette öyledir; ama Allah'ın bu işi hangi pezevengin eliyle yaptırdığına bakıyorum...

Ilımlı İslam Devleti mi? ...
Amerika bu işi hangi pezevenk
marifetiyle Türkiye'de
tezgâhlamak istiyor?

*-*-*-*-*
PEZEVENK 'İN TARİFİNİ ÂŞIK ERBABİ NE GÜZEL AÇIKLAMIŞ
ÂŞIK ERBÂBİ'den

PEZEVENK
Dünya ahvalinden haberi yoktur
Sohbeti din ile açar pezevenk
Komşusu aç iken kendisi toktur
Sanki melek olmuş uçar pezevenk

Karanlık işlerde zıplama ister
Evine granit kaplama ister
Dünya mektebinden diploma ister
İnsanlık dersinden kaçar pezevenk

Herkesin kabına çeşmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komşusunun yüzüne bakmaz
Selâmsız sabahsız geçer pezevenk

Sanırsın Allah'la akte oturmuş
Cennete giderken macun götürmüş
Hûriler'i dizip işi bitirmiş
Şimdi gılmanları seçer pezevenk

Aydınlığa düşman yobazın dölü
Hû çekerken şişmiş ağzında dili
Erbâbi, ülkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini saçar pezevenk
Âşık ERBABİ

 

Süleyman Zaman

İLKELLİK VE İSMET ÖZEL

Kendini ve haddini bilmez birisi çıkmış Alevilik İlkelliktir demiş…..
İlkellik nedir? Gelişmemiş, çağın dışında kalmış, insani duygu ve değerlerden uzak, gerici, tutucu ve banal düşüncelere sahip davranışlarlardır.
İlkellik, ayrıca, toplumun ve kişinin görüntüsüne yakışmayan davranışları da içerir.
İsmet Özel diye biri “Alevilik İlkelliktir.” Diyerek aslında kendi ilkelliğini ortaya koymuştur. (İsmet Özel; şair olarak tanınır. Kişiliğine ve görüşlerine güven duyulmayan bir kişiliğe sahiptir. Ki kendisi bugüne kadar sürekli görüş değiştirmiş biridir; bu kişi gençlik yıllarında Sosyalist, orta yaşlarda Dinci, bugünlerde Kafatasçı görüşleri savunan bir yapıdadır. Görüldüğü gibi her kalıba girmiş-çıkmış birisinin böyle uç görüşler bildirmesinde de şaşırcak bir durum olmadığını da belirtelim.)
Bu duruşuyla İsmet Özel; Aleviliği ne kadar biliyor?. Hangi bilinç düzeyiyle bunu söyleyebililiyor.
Bu hezeyan halini anlamak gerçekten de zor bir durum.
Beyefendi; Sevgili Uğur MUMCU’nun dediği gibi; “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz” özdeyişini size hatırlatırım.
Siz kafanızda ki gerici, tutucu ve kafatasçı görüşlerinle kendini ilerici mi sanıyıosunuz?!...
Siz, yaşam boyunca sağa-sola yalpalamış bir kişiliğe örnek insansınız; bu duruşunuzla kendinizi çağdaş mı sanıyorsunuz?!...
İlericil[..] çağdaşlık… bu kadra mı ayaklara düştü?
Hadi canım sizde!......
Önce Aleviliği öğrenin.
Alevilik; eşitlikçi-paylaşımcı bir dünya görüşünü savunur; bu mu ilkellik!....
Alevilik; Tanrı+Doğa+İnsan birlikteliğini öngörür ve insanı temel alır. İnsanı Tanrı’dan ayırmaz. Doğanın bir parçası olarak değerlendirir ve insanı doğayla birleştirir.
Alevilik, korkutan, cehennemde yakan, acı çektiren, yoksul bıraktıran, sınadan geçiren… bir Tanrı anlayışını ret. Alevilik; bereket sunan, iyilik ve güzellik var eden, tokluk ve zengin veren, şefkat ve sevgi gösteren…bir Tanrı anlayışını savunur.
Alevilik’te Musahip’lik vardır ve Musahiplik kardeşlik demektir. Kardeştende öte bir değeri ifade eder. Ve tüm insanların kardeş olmasını savunur.
Alevilik’te “Rıza Kenti” vardır. Rıza kenti, var olan her nimetin sahip çıkmadan herkesin doyabildiği kadaroyla beslendiği ve kimsenin kimseye benlik duygusuyla yaklaşmadığı bir ütopik kenttir. Bu ütopik kent, Aleviliğin toplumsal tasarımıdır.
Alevilik “Kırklar Cemi” söylencesiyle toplumsal anlayışını, Tanrı’ya ve insana bakışını atasarlamıştır. Kırklar Cem’i herkesin bir, birin herkes olduğu; ben kavramının dışlandığı; özgür bireylerin toplumsallığı oluşturduğu ve toplumsallık dışında insanın insanlaşamayacağının bir göstergesi, bir sunumudur. Eğer birimiz acı çekiyorsek hepimiz çekmeliyiz; birimiz seviyorsak hepimiz sevinmeliyiz; tüm insanlığın sorunlarının ortaklaşa duyumsandığı ve ortaklaşa çözüm arandığı bir “Ütopik Tasarım”dır.
Alevilik, “Bilgelerin, velilerin, mürşitlerin” görüş ve düşüncelerinden oluşmuş ve felsefi ve Bâtıni bir öğreti; Tanrı’yı insanda gören bir inançtır.
Alevilik, tüm insanlara aynı gözle bakmak, tüm insanlığa hizmet etmek gibi çok evrensel bir öğreti/inançtır.
“Bir kez gönül yıktı isen/Bu kıldığın namaz değil/Yetmiş iki millet dahi/Elin yüzün yumaz değil yada “Sevelim sevilelim/Dünyaya kalmaz diyen Koca Yunus bu öğretinin özünü ne kadar güzel yansıtmış.
Yine “Ben insana Gavur demem/Huruli Cennet İstemem diyen veya “Ben insanlar değerini ölçemem/Doğu, Batı, Gavur Müslim bir bana” veya “Cahil baba dinsiz demiş/Benim dinim sevgi dini” diyen Mahzuni Şerif; bu inancı/öğretiyi ne kadar güzel anlatmış.
“Bilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.” Veya “Bizizm nazarımızda kadın-erkek farkı yok/Farklılık senin sakat görüşlerinde” ya da “Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu.” diyen Hünkâr Hacı Bektaş Veli; bu inancın/öğretinin ne kadar devrimci ve ilerici olduğunu göstermiştir.
Alevilik var olduğundan bu yana, çağdaş, laik, akla uygun alanı kabullenen, sorgulayan, teknik ve bilimsel gelişmeye sahip çıkan, kadına ve erkeği eşit gören; ibadetini anladığı dilde uygulayan, kimsenin inancına karışmayan bir iananç/öğretidir. Bu inanç “Yaratılanı hoş görürüz/Yaratandan ötürü” diyen; hiçbir dini/inancı küçümsemeyen; herkese aynı nazarla bakan; eşitlik-paylaşımcı anlayışı savunan; üretkenliği öne çıkaran; çalışmadan mal kazanana değer veremeyen; insanı bütünselliği içinde gören; yaşama hakkının en temel hak olduğuna inanan bir iananç/öğretidir. Ve bu duruşuyla da tarihsel boyutunda bedel ödeyerek kanıtlamıştır. Bunu görmek isteyenler tarihin sayfalarına baksınlar. Daha 2 gün öne Maraş Katliam’ının yıldönümüydü. Sivas’ı, Çorum’u, Ebu Suud Efendinin Fetvalarını, Yavuz’u, Kuyucu Murat’ı unutmadık. Bu kadar acı “ilkel olduğu” için mi? Yaşadı bu toplum……….
Alevilik toplumcu, devrimci, adalet yanlısı, hak yanlısı ve muhabbet ehliyle dolu bir öğreti/inanç olduğu için tüm bu acıları yaşadı.
Şimdi böylesi evrensel değerlerle dolu olan bir öğretiye/inanca “ilkellik” demek “ilkelliğin “ne olduğunu bilmemektir.
İsmet Özel öne kendi kafasını netleştirsin.
Aleviler bugüne kadar kimi yaktılar, kimi astılar; kime kötü gözle baktılar; hangi çağdaş değeri yok saydılar. Hangi bilimsel değere karşı çıktılar.?!.....
Aleviler her zaman, tarihin her boyutunda güzel olanı, iyi olanı, insani olanı savunmuşlardır.
Bunun karşıtında olanlar ise; din adına/inanç adına Alevilere/Bektaşilere baskı yapmışlar ve her zaman tutucu-gerici-davranışlarıy[..] bu toplumsal değerleri geri itmişler ve karşı çıkmışlardır.
Bunun için “kıyımlara” uğramışlar.
Bunun için olmadık iftiralar uğramışlar…
Bunun için merkezden uzaklaşmışlar…..
Bunun için kendilerini gizlemişler….
Bunun için kendisini bilmezler tarafından “ilkellikle” suçlanmışlar….
Bunun için acı çekmişler….
Bunun için dışlanmışlar…
Bunun için asimile edilmişler…
İsmet Özel, hangi bilimsel, akli, tarihi ve felsefi bilgisiyle Aleviler hakkında bu önyargıda bulunmaktadır.
Herkesin haddini bilmesi gerekmektedir…
Haber Türk’te program yapan Bayan Pamir (Karşıt Görüş Programına) aynı görüşte olan iki insanı çıkararak çok ironik bir duruş göstermiştir.
Bu sözü “İlkellik Sözünü” aynen Ösmet Özel’e iade ediyorum….

25.12[..]

 

Eren Eren

Tum Turkiye Halkina seselenisim, cok yazamayacagim cunki
cok yazamak bos yazmakla es anlamlidir, nedenmi cunki okuma aliskanligimiz henuz daha gelismemistir en kotu konumumuz ise UNUTKANLIGIMIZDIR.
Maras Katliaminin bas sorumlusu bugun MILLETVEKILIDIR.
Iste boyle bir Ulke dusunun,daha neyi dusunuyorsunuz dusunmeye devam edin.saygilarimla.

 

Emin Demirel

Maras Katliamini kiniyor,gecmiste ölen yurttaslarimiza tanridan rahmet, yakinlarina tekrar bassagliigi diliyorum.

Emin DEMIREL

 

RadyoDenizlerinSesi

Maraş Katliamı'nı Lanetliyoruz

24 Aralık 1978 tarihinde Maraş'da MHP'li faşist milislerin gerçekleştirdiği katliamda 111 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve yüzlerce ev, işyeri yakılmış, yıkılmıştır.Olaylar, ne bir rastlantı, ne de "halkın galeyana gelmesi" sonucu olmuştur. Olaylar aylar öncesinden planlanmış ve alanlar belirlenmiştir. Yer Malatya'dır, Erzincan'dır, Çorum' dur, Maraş'tır. Amaç, kitlelerin hızla politize olduğu bir ortamda gelişen devrimci mücadeleyi durdurmaktır.
Devami(www.ala[..]

 

RadyoDenizlerinSesi





Maraş Katliamı'nı Lanetliyoruz



Ozan-Emekçi'nin dediği gibi Analar, bacılar, kardeşler, yoldaşlar. Yoksul Türkiye halkı. Baskı sömürü ve zulüm altında yaşayan bizler, Yabancısı değiliz bu acıların. Bizler sıkı yönetimlere de yabancı değiliz. Türkiye de sıkı yönetim ilk defa uygulanmıyor. Bu, son defa da olmayacaktır. Şimdi ki sıkı yönetim "Maraş katliamı"dan sonra uygulanmaya başlamıştır. Maraş katliamı yüreğimiz de yaradır. Derin bir yara. Ekonomik olarak krize düşen ve halkın gelişen mücadelesi karşısında şaşan, Komprador patronlar ve büyük toprak ağaları, Hem ekonomik krizden kurtulmak hem de halkın gelişen mücadelesini bastıra bilmek için, Baş vururlar sıkı yönetime. Ama çabaları boşuna, Çünkü hiç bir güç Türkiye halkının demokratik halk devrimi yolunda ki mücadelesini Durduramayacaktır. Maraş katliamı onların göstermeye çalıştıkları gibi Alevi Sünni savaşı değildir. Bu ezilen ile ezen sınıflar arasında ki Sınıf mücadelesinin bir parçasıdır. Yoksul Maraş halkı habersizdi, hazırlıksızdı, Bunun için öldü çocuklar! Bunun için ağaçlara çivilendi çocuklar! Bunu için tecavüz edildi ölü kadınlara! Bunu için yakıldı yıkıldı evler! Onlar öldüler ama Yenilmediler teslim olmadılar. Olmayacaklar... Yere dökülen her damla kanın hesabı sorulaçaktır...!



24 Aralık 1978 tarihinde Maraş'da MHP'li faşist milislerin gerçekleştirdiği katliamda 111 kişi ölmüş, yüzlerce kişi yaralanmış ve yüzlerce ev, işyeri yakılmış, yıkılmıştır.Olaylar, ne bir rastlantı, ne de "halkın galeyana gelmesi" sonucu olmuştur. Olaylar aylar öncesinden planlanmış ve alanlar belirlenmiştir. Yer Malatya'dır, Erzincan'dır, Çorum' dur, Maraş'tır. Amaç, kitlelerin hızla politize olduğu bir ortamda gelişen devrimci mücadeleyi durdurmaktır.

Devami (www.alamanyabeyleri.com)








 

yakup özdemir


Köln, 23 Aralık 2009

KUBİLAY'DAN KIŞLALI'YA TÜM DEVRİM ŞEHİTLERİMİZİ SAYGIYLA ANIYORUZ

23 Aralık 1930'da şeriatçı-tarikatçı Cumhuriyet düşmanı yobazlar tarafından, mesleği öğretmenlik olan ve vatanî görevini yedek subay olarak yapmakta bulunan Mustafa Fehmi KUBİLAY'ın, görevi başındayken vahşî bir biçimde katledilmesine ilişkin olarak, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ün Cumhuriyet Ordularına başsağlığı mesajı şöyleydi:

"Menemen’de meydana gelen gerici ayaklanması esnasında Yedek Subay Kubilay Bey'in görev başında uğradığı kanlı akıbetten dolayı Cumhuriyet ordularına başsağlığı dilerim.
Kubilay Bey'in şehit edilmesinde gericilerin gösterdiği vahşet karşısında, Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla onaylamaları, bütün cumhuriyetçi ve vatanseverler için utanılacak bir hâdisedir.
Vatanı savunmak üzere yetiştirilen; dahilî her politika ve çekişmenin dışında ve üstünde, saygın bir konumda bulunan Türk Subayı'nın, gericiler karşısındaki yüksek vazifesinin, vatandaşlar tarafından sadece hürmetle karşılandığına şüphe yoktur.
Menemen’de ahaliden bazılarının hataları bütün milleti üzmüştür.
İstilânın acısını tatmış bir çevrede genç ve kahraman Yedek Subayın uğradığı saldırıyı, milletin bizzat cumhuriyete karşı bir suikast saydığı ve saldırganlara cesaret verenleri ve teşvik edenleri, gerektiği biçimde kovuşturacağı muhakkaktır.
Hepimizin dikkatimiz bu soruna ilişkin vazifelerimizin gereklerini özenle ve tamamıyla yerine getirmeye yönelik olacaktır.
Büyük ordunun kahraman genç subayı ve Cumhuriyetin idealist öğretmenlerinin kıymetli üyesi Kubilay Bey'in temiz kanı ile, cumhuriyet yaşam gücünü tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır."

Mustafa Fehmi Kubilay, Mustafa Kemal'in önderliğinde gerçekleştirilen Türk Devrimi uğruna, vatan sevgisi ile ülke ve ulus bütünlüğü yolunda canını her an feda etmeye hazır olan geleneksel Türk yaradılışının unutulmaz bir örneğidir.

Bu vesileyle, Kubilay'dan Kışlalı'ya; Aksoy'dan Mumcu'ya; Üçok'tan Hablemitoğlu'na – asil kanlarıyla cumhuriyetimizin yaşam gücünü tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olan - tüm devrim şehitlerimiz ile ulusumuzun birliği, devletimizin tekliği ve ülkemizin tümlüğü uğrunda şehit verdiğimiz tüm insanlarımızın anıları ve unutulmaz hizmetleri karşısında saygıyla eğiliyoruz…

Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı

 

yusuf dalaman

Öncelikle herkesin yeni yılını kutlarım…

Adım Yusuf DALAMAN, HABERTÜRK Gazetesi Antalya Bürosu’nda çalışıyorum. 18 Eylül 2005 tarihinde Antalya’nın Manavgat İlçesi’ndeki otobüste meydana gelen patlamada yaşamlarını yitiren Tahsin ve Urfiye Akça isimli karı kocanın sağlık fotoğraflarına ihtiyacım var. Konu ile ilgili hazırlamaya çalıştığım bir haber var. İlgilenenlere şimdiden teşekkür ederim…

 

Emin Demirel

CUMHURİYET DEVRİM ŞEHİDİ '''MUSTAFA FEHMİ KUBİLAY '''I ÖLÜMÜNÜN 79. YILINDA SAYGI RAHMETLE ANIYORUZ...

*********
Bir Cumhuriyet Öğretmeni Olan Kubilay; 23 Aralık 1930 Tarihinde Askerlik Yaptığı İzmirin Menemen İlçesinde Şeriat İsteyen Yobaz Pislikler Tarafından Katledilmiştir. Bu Pisliklerin Başı Olan Derviş Mehmet, Bugünki Başbakan Yardımcısı Olan Bülent Arınçın Dedesidir.


Mustafa Kemal ATATÜRK´ün bize emanet ettigi Laik Türkiye Cumhuruyeti yobazlarin eline gecti,tüm degerlerimiz birer birer yok oluyor,gündem degistirilerek unutturuluyor.Bizler hala Alevilikle,sünülkle,Türk´l[..] ugrasiyoruz.
Lütfen cagdas,aydin,demokrat toplum biraz gözümüzün önüne bakalim.

Emin DEMIREL

 

Vedat TATAR

Yöre sitelerimizden YEDİ BUCAK AVŞARLARI'ından başka bu günün tarihdeki yerini ve önemini vurgulayan yayımı olan bir sitemiz olmamıştır. YEDİ BUCAK AVŞARLARI Yönetim Kurulunu kutlarım. KUBİLAY ismini yöremizin her köyünde görmenizin nedeni bu olayın kahramanının anısınadır. bu duygu ve düşüncelerle "NE MUTLU ATATÜRK CUMHURİYETİNİ YAŞATMAK İSTEYENLERE"
* * *
Başbakan İsmet Paşa da aşağıdaki mesajı yayımlamıştır:
“Kubilay Devrim uğruna, vatan sevgisi ve bütünlüğü yolunda yalnız başına kuvvet hesabı yapmayan bir İdealist Vatanseverin örneğidir.
Kubilay, millet yolunda canını her an fedaya hazır olan geleneksel Türk yaradılışının müstesna bir abidesidir.”
Büyük Millet Meclisi’nin 1 Ocak 1931’de yaptığı toplantıda; Başbakan İsmet Paşa, olayı;
“Yüzyıllardır dini politikaya alet eden tüm faaliyetlerin bir tekrarı” olarak niteliyor ve “Bu zavallılar laikliğe karşı gelerek, şeriat istemektedirler. Gerçekte ise yitirdikleri çıkarlarını istiyorlar” diyordu. Şehit KUBİLAY'ı minnetle anıyor mücadelesi bizlere örnek olsun temennisiyle,
Saygılarımla. Vedat TATAR

 

Ozan KILIÇ

10 MUHARREM AŞURA ....


ÇÖL YANIYORDU, GÖK YANIYORDU, GÖNÜLLER YANIYORDU, DİLLER HAYKIRIYORDU; SU.... SU..... SU......


İMAM HÜSEYİN BAŞINI KALDIRDI "BU NE TUFANDIR YARAB" DEDİ.


GÖNÜLLER SUSMUŞ, YÜREKLER SUSMUŞ, VİCDANLAR SUSMUŞTU.


BİR AVUÇ İNSAN, İNSANLIK DEĞERLERİNİN YAŞATILMASI İÇİN KANLA MESAJ YAZIYORDU... EHL-İ BEYT KADINLARININ FERYADI ARŞ-I ALAYI İNLETİYORDU. KEFENSİZ ŞEHİTLER KANLAR İÇİNDE YATIYORLARDI.


İŞTE MİNİ MİNİ ALİ ASKER... SANKİ HALEN PARMAĞINI EMİYORDU. İŞTE KARDEŞİ YİĞİT ABBAS.KANLAR İÇİNDEYDİ YÜZÜ SEÇİLMİYORDU. KOLLARI YOKTU. İSYANI BİTMEMİŞTİ. İŞTE 18 YAŞINDAKİ FİDAN BOYLU ALİ EKBER'İ...


YUMRUKLARI SIKILIYDI, GÖZLERİ AÇIKDI. SANKİ KENDİSİNE BAKIP GÜLÜMSÜYORDU...


İMAM HÜSEYİN İNİLERCESİNE "YARAB! BANA SABIR VER, SABIR VER. "DEDİ...


FIRAT MASUM MASUM AKIYORDU.... ÇÖL YANIYORDU... İNSANLIK FERYAT EDİYORDU: SU... SU... SU...


"İNNA LİLLAHİ VE İNNA İLEYHİ RACİUN"...bakara 156


veeeee YÜRÜDÜ İMAM HÜSEYİN... GÜNEŞ YAKIYORDU... İMAM HÜSEYİN TEK TEK YÜZLERİNE BAKTI. AAAAAHHHHHH YİĞİT KARDEŞİM ZEYNEP!NE OLMUŞ SANA... NE HALDESİN BÖYLE... SANA EMANETTİR EHL-İ BEYT KADINLARI YILMA YIKILMA SEN.SANA MUHTAÇTIR ZEYNEL ABİDİNİM...


ZEYNEBİN SABRI KALMAMIŞTI... KARDEŞİ HÜSEYİN İN YÜZÜNE BAKTIĞINI GÖRÜNCE FERYADINI YER GÖK İNLEMEYE BAŞLADI:



ARTIK KAYBEDECEĞİ BİR ŞEY KALMAMIŞTI. YAKINLARININ VE EVLATLARININ ACISI İLE ÖLÜMÜ MİLYON KEZ TATMIŞTI...
ÖLÜM NEDİR Kİ?...


KAVUŞMAKTIR...


DEDESİYLE, BABASIYLA KARDEŞLERİYLE VE SEVDİKLERİ İLE BİRLEŞMEKTİ... DEDESİNİN KILICINI ALDI, BABASININ SARIĞINI TAKTI VE DEDESİNİN HEDİYE ETTİĞİ ZÜLCENAH İSİMLİ ATINA BİNDİ. VE ÖLÜM MEYDANINA GELDİ. AT ÜZERİNDE SANKİ BABASI ALİYE BENZİYORDU...


TÜM METANETİ İLE SESLENDİ...
"GELDİM İŞTE... BİR BEN KALDIM...BEN VE SİZLER...

10 EKİM 680 GÜNLERDEN CUMA


BİR OK ATARLAR DEDESİNİN ÖPÜP KOKLADIĞI AĞZINA GELİR VE ARDINDAN KILIÇ DARBELERİ İLE KOLLARI KESİLİR... BİR ÇOK ÖLÜMCÜL YARADAN SONRA İMAM DÜŞER ATINDAN.......................[..]

10 MUHARREM GÜNLERDEN CUMA.... SONSUZLUĞU AYDINLATMAK İÇİN GÜNEŞ BATMIŞTI O GÜN KERBELADA...





ÇADIRLARA BAKMAK İSTEDİ, O MÜBAREK BAŞINI KALDIRAMADI. O BOYUN EĞMEYEN MÜBAREK BAŞ DÜŞMÜŞTÜ TOPRAĞA.TOPRAKTA İSYAN ETMİŞTİ BU ZULME.

BAŞINI ARKADAN KESTİLER. İMAM HÜSEYİN'İN MÜBAREK BAŞSIZ VÜCUDU KANLAR İÇERSİNDE. KERBELA ÇÖLLERİNDE YATIYORDU.

 

Emin Demirel

Almanya ilk gelenlerden Wiesloch´da yasamini sürdüren köylümüz (KIZILPINAR) Hasan ÖZEL kaldirildigi Heidelberg Hastahanesinde yasamini yitirdi.
Kendisine tanridan rahmet, ailesine,sevenlerine,Tüm Kizilpinarlilara bassagligi dilerim.
Isiklar altinda yatsin.

Emin DEMIREL

 

Turgut Altunbahar

18 / 12 /2009

KARPINAR KÖY DER

ÖLÜRSE TEN ÖLÜR ,
CANLAR ÖLESI DEGİL.

Köyümüzün değerli şahsiyetlerinden , büyüğümüz
Kadir Mısırlıoğlu
hakk’a yürüdüğünü üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız.Mehrum Kadir Mısırlıoğlu ‘amcamıza hak’tan rahmet diler,Ailesi,çocuklarına , sevenlerine ve tüm karpınar köyü halkına başsağlığı diler,Acılarını paylaşırız.
Karpınar köyü Kalkınma –Sosyal – Dayanışma ve Kültür Derneği
Yönetim Kurulu adına
Başkan
Turgut Altunbahar

 

yakup özdemir

Arkadaşlar Sivas'ta bulunan Sayın İnönü'nün hatıralarının yaşatıldığı İnönü müzesi boşaltılıp kafe yapılmakta bizler Sivas CHP'si gençlik kolları olarak Kültür Ve Turizm bakanlığına tüm vatandaşların göndermesi için bir dilekçe hazırladık sizlerdende bir dakikanızı ayırıp duyarlı bir T.C vatandaşı olarak dilekçeyi bakanlığa göndermenizi istiyoruz.

mail adresi: kulturvarlikmuze@kulturturizm.[..] Müzesi

KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞINA
ANKARA

Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın kahraman komutanı, ikinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü; adı Cumhuriyet’imiz ile özdeşleşmiş ikinci isim Sayın İnönü’nün adının verildiği birçok eserin Sivas’ta kaldırıldığını görüyoruz.
Bu eserlerden Sivas merkezde bulunan İsmet İnönü’nün 1891-1897 arası öğrencilik yıllarında ikamet ettiği binanın 1945 yılında Sivas Belediye Başkanlığı tarafından satın alınarak İnönü Müzesi yapılıp halkın ziyaretine açılan, 2000 yılında özel idareye devredilip restore edilerek tekrar İnönü Müzesi olarak halkın ziyaretine açılan müzenin boşaltılmış olduğunu gördük. Bu durumdan Sayın İnönü’nün Sivas’ta izleri silinmeye mi çalışılıyor endişesi aklımıza geliyor.Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ferdi olarak Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ertuğrul Günay’dan rica ediyoruz.Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı Cumhuriyet şehri olan Sivas ilinde Cumhuriyet’in kurulmasında en çok emeği geçenlerden biri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin şanlı tarihine adını altın harflerle yazdıran Sayın İnönü’nün adı en çok Sivas’ta anılmalıdır.Kahraman atalarımızın isimlerinin dünya ve insanlık tarihi var oldukça izleri silinemez.Onlara vefa borcumuz var.Kaldırılan eserlerin tekrar yerine yerleştirilmesini, Sivas halkına ve kamuoyuna açıklama yapılmasını bekliyor, saygılar sunuyoruz.
İsim soyad
İl/ilçe

 

keziban souris

Değerli Türkmensitesi okurları, merhaba dostlar.

Her gün Türkmensitesinine girer ve gönderilen o degerli insanların yazılarini iki kez okurum. Özgürce düşünce ve fikirlerin anlatıldığı, kırıp dökmeden, insanları incitmeden tüm kesimi kucaklayan, seviyeli yayın anlayışı içerisinde, arada bir gelen kisa bir mesaj bizim su linkide türkmensitesine korsanız menmun oluruz notlarıyla sessizce yoluna devam eden bir site.
Derken işte geldik yine yolun sonuna 2009 yılını kapatmamıza az bir zaman kaldı. 2009 yılı ile 2008 yılı arasında kendimiz de, çevremiz de, köyümüz de, şehirler de ve AKP hükümetinde neler değişti diyorsanız. Türkmensitesini bir gezin, bu iki yıl arasındaki farkı göreceksiniz.

Bu siteye emeği gecen, ne kadarda isminin ön plana çıkmasını ve iltifat edilmesini sevmeyen SECATİ PEKDEMİR kardeşimi yürekten kutluyor gözlerinden öpüyorum. Ha Secati‘nin yanında yer alan bir de bizim deli oğlan var onuda unutmadım.

Kim mi ? MUZAFFER ARICA, insanları kırmadan üzmeden arada birde beni kizdirarrak, gönül almasını başaran, sevgili Muzaffer, türkmensitesine yapmış olduğu hizmetten dolayı o engin gönlüne ve yüreğine saglık öpüyorum seni deli oğlan. O gönüllü hizmetinizin devamını diliyorum. Yolunuz açık olsun.

Not: Değerli dostlar Türkiye`de olan olaylar çok vahim ve içler açısı, Türkiye genelinde tekel işcilerine destek veren işci sınıfına ve sendikalara duyarlı vatandaşlara, yazar ve ozanlarımıza desteklerinden dolayı teşekkür etmek lazım.
Bana ne deme zamanı degil susmak Demokrasi ve Laikliğe yakışmaz.

Saygilarımı sunuyor ve benimde tekel işçilerine ufak bir destegim olsun istiyorum.

Baş Belası cahil !

Başımıza bela oldun be cahil
Susturdun milleti konuşanda yok
Nerde demokrasi, hani hürriyet
Amerika senin baban mı cahil

Gezdiğin topraklar türkün vatanı
Biliyorsun ne yaparlar satanı
Unutma ha kabristanda yatanı
Amarika senin baban mı cahil

Kapattın üstünü altını açtın
AB’ye sığınıp kendinde şaştın
Halk bunun farkında sınırı aştın
Amarika senin baban mı cahil

Bilirmisin ne zahmetle kuruldu vatan
Ne nasihat verdi, geçmişte atan
Kendi milletine fitnelik satan
Amarika senin baban mı cahil

Kendine gel cahil kiyma vatana
Hain derler vatanını satana
Saygılı ol biraz yerde yatana
Amarika senin baban mı cahil

Ergenekon dedin aydına kıydın
Deniz feneriyle halkını soydun
Yardım isteyenin gözünü oydun
Amarika senin baban mı cahil

Kezbanım Atatürk’ün izinden
Mollacılık yoktur senin gözünde
Atatürkçülük var türkün özünde
Amarika senin baban mı cahil

Keziban SOURİS

Yorum:

Saygi deger ablacigim ömrüne saglik. Siir cok güzel. Ellerinden öpüyorum. Bir yas daha yaslandin ya!Oldun 81. Allah saglikli uzun ömürler versin.
Ablacigim benim bir sey yaptigim yok. Sadece benim yapmaya calistigim;
Saygi duydugum büyügümün emegine yardimci olup ona derslerini calismada biraz zaman kazandirmaktir. Buda cok önemli bir sey degildir. insanlari kirma konusuna gelince:
Kiranlar yeterince var ablam. Bizde saygida, sevgide kusur etmemeye calisanlardan olalim.

Saygilarimla...
Kardesin Muzaffer ARICA

 

yakup özdemir

O GÜNEŞİ " B İ Z " DE ÖZLEDİK DİYORSANIZ
LİDERİMİZ, KURUCUMUZ VE GENEL BAŞKANIMIZ
SN.TUNCAY ÖZKAN' IN
BU TARİHİ SAVUNMASINA TANIKLIK ETMEK İÇİN

SİLİVRİ' DE SAVUNMAYA
Ç A Ğ I R I Y O R U Z
BİZ KAÇ KİŞİYİZ HAREKETİ ve Yeni Parti'nin ortak yürüteceği Silivri Organizasyonunda etkili ve düzgün, BİZ duruşunu sergilemek için, görev almak, destek olmak, fikir paylaşımında bulunmak isteyenlerin öncelikle Yen Parti il ve ilçe başkanlıklarına en geç 20 Kasım 2009 tarihine kadar müracatları rica olunur.

Neşe ŞEN AKYİĞİT
Yeni Parti Gn.Başk.Yard.
neseakyigit@ye[..] ORGANİZASYONU İLE İLGİLİ HALKA SAĞLANAN ÜCRETSİZ OTOBÜS DÜZERGAHLARI

Avrupa Yakası
1-İstanbul İl Başkanlığı önünden - Mecidiyeköy
2-Ataköy 2. Kısım Kavaklı Parkı önünden

Anadolu Yakası
1- Kartal Ahmet Şimşek Koleji önünden
2- Kadıköy Evlendirme Dairesi önünden

Buluşma günü : 21 Aralık 2009 Pazartesi
Buluşma Saati : 6:45
Hareket Saati : 7:00

Önemli Not: Ücretsiz otobüsler savunmayı izlemek için gelmek isteyen üyemiz olmayan halk içindir.
İlçenize gelen taleplerle ilgili isim ve telefon listesi yaparak talebi belirleyerek cumartesi saat 15:00 kadar bildirmeniz gerekmektedir.
İhtiyaç kadar otobüs tutulacağından sağlıklı izlenmesi ve bildirilmesi önem arz etmektedir.
İstanbul İl Başkanlığı: 0 212 273 27 87-88-89-91
Bilgi için :Sitare İnce 0 535 874 06 75
Bilgi için :Derya Esen 0 532 336 42 63

Saygılarımızla,
Yeni Parti İstanbul İl Başkanlığı & Biz Hareketi
Silivri'ye Gidiyoruz
25 Aralık Cuma Tuncay Özkan'a gidiyoruz.

Değerli Dostlar,

Memleket Sevdalıları Derneği (MSD) Eskişehir Şubesi ve Biz Kaç Kişiyiz Eskişehir olarak,

25 Aralık 2009 Cuma günü (günübirlik) Silivri'ye Tuncay Özkan'ın savunmasına gidiyoruz.

Bizimle Silivri'ye gelen dostlarımız Tuncay Beyi yakından görecek ve savunmasında izleyici olarak ona destek olma fırsatına sahip olabilecektir.

Tüm vatansever dostlarımız davetlidir.

Araç planlaması yapılabilmesi için lütfen aşağıdaki telefonlara başvurunuzu yapınız.

MSD Esk 220 00 79
(535) 512 39 01
21 aralık. En uzun Gecenin karanlığından Güneşe Yolculuk...‏ İZMİR...
21 Aralık en uzun gece... En uzun gecenin öncesinde Tuncay Özkan savunmasına başlayacak, Türkiye karanlıktan sıyrılıp aydınlığa kavuşacak!...

Tuncay Özkan vatan savunmasında, bizler de Silivri'de Tuncay Özkan'ın savunmasında olacağız.

21 Aralık 2009 Pazartesi günü Silivri'de saymakla bitmeyeceğimizi, gözaltılarla tükenmeyeceğimizi tekrar göstereceğiz.




Harek[..] tarihi: 20,12,2009

Hareket Saati: 20,00

Hareket Yeri: Sabancı Kültür Sarayı önü, Konak

Ücret: 50 TL (gidiş-dönüş)

BİLGİ ve REZERVASYON:

Bülent Pınarbaşı: 0535 644 78 14

Hakan Göbüş: 0535 600 66 15

Sedat Karavelli: 0532 452 47 05


ANKARA

DİL ÇOK SÖZ SÖYLEDİ BİLİYORUM
KULAKLAR HAK ETMEDİKLERİNİ DUYDU
GURURUMUZ ONURUMUZ İNCİNDİ FARKINDAYIM
AMA ZAMANI DEĞİL KÜSMENİN DOSTLARIM
ZAMANI DEĞİL İNCİNMENİN
BU SEVDA VATAN SEVDASI
BU AŞK MUSTAFA KEMAL AŞKI
ZAMAN GURURUMUZU BİR KENARA BIRAKIP BİZ OLMA ZAMANI
BİZ KAÇ KİŞİYİZ HAREKETİNE GÖNÜL VERMİŞ AMA KIRILMIŞ DOSTLARIM

GELİN PARÇALARI BERABER BİRLEŞTİRELİM

SİZLER İÇİN TUNCAY ÖZKAN SİLİVRİ SAVUNMASINA ÜCRETSİZ OTOBÜS KALDIRIYORUM

KÜSME KIRILMA DEĞİL
BİZ OLMA ZAMANI
HEPİNİZE ÇOK İHTİYACIM VAR...

SİZLERE ULAŞAMAYAYIM DİYE ELLERİNDEN GELENİ YAPIYORLAR AMA

SİZ BENİ BENDE SİZİ BİLİRİM

LÜTFEN BİZ OLALIM BANA YARDIM EDİN...

BİZKAÇKİŞİYİ[..] HAREKETİ ANKARA İL BAŞKANI ….

 

Turgut Altunbahar

18 / 12 /2009

KARPINAR KÖY DER

ÖLÜRSE TEN ÖLÜR ,
CANLAR ÖLESI DEGİL.

Köyümüzün değerli şahsiyetlerinden , büyüğümüz
Kadir Mısırlıoğlu
hakk’a yürüdüğünü üzülerek öğrenmiş bulunmaktayız.Mehrum Kadir Mısırlıoğlu ‘amcamıza hak’tan rahmet diler,Ailesi,çocuklarına , sevenlerine ve tüm karpınar köyü halkına başsağlığı diler,Acılarını paylaşırız.
Karpınar köyü Kalkınma –Sosyal – Dayanışma ve Kültür Derneği
Yönetim Kurulu adına
Başkan
Turgut Altunbahar

 

Süleyman Zaman

Sevgili Muzaffer Arıca dost; yorumunu okudum.
Ben olgular üzerinden hareket ettim. Yaşanılan olaylara yorum getridim.
CHP'nin aynı şeyleri yapıp yapmayacağı konusunda bir şey söyelemem için CHP'nin iktidar olmasını ve uygulayacağı politikaları görmem gerekir.
Yoksa gelecekte eğer bir CHP iktidarı olursa ne olacağını ve onların bu ülkeye neler yaşatacğını şimdiden kesin olarak kesitremem.
Ama şurası bir gereçekki sorun CHP sorunu değil, sorun Kapitzlizm sorunudur.
Buna karşın işçilerin yaptığı direnişe eğer CHP'li vekiller katkıda bulunmuşsa bu beni sadece mutlu eder.
Katılmasaydı daha mı iyi olurdu. Yada katılmamalarını mı isteyelim...
Benim söyledğim son işçi hareketinin sınıfsal bir içerik taşıdığını ve bunun da doğru bir duruş olduğunu ve bu duruşa ketkı sağlayanlara da saygı duyduğumu belirtmekti.
Eğer CHP doğru bir duruş sergilemişse ben de onu önyargısız desteklerim.
Çünkü beni bir CHP komleksim yoktur.
Sevgiyle kal....

Yorum:

Sayin Süleyman Zaman Bey öncelikle tesekür ediyorum verdiginiz yanita.Saygilarimi sunuyorum,merhabalar...
Siz CHP milletvekilleri diye yazdiginiz icin dikkatimi cekti.O nedenle öyle bir yoruma gerek duydum.Cünkü ben oraya katilanlari CHP milletvekilleri degilde gecmisteki siyasi düsünceyi hala yüreklerinde yasattiklari icin katildiklarini düsünerek yorumladim.
Size CHP kompleksiniz var diyerek te saygisizlikta bulunamam.
Saygilarimi sunuyorum...

 

nuray tatar

kadir dayının vefat ettigini duyduk hepimizin başı sagolsun dayıcıgım ellerinden öpüyorum

 

Süleyman Zaman

GAZ BİBERLİ, COPLU DEMOKRASİ

Bakın ülkemizde demokrasi ne güzel işliyor?
İşçiler sokakta hak arıyor; ama polisler işçilere biber gazıyla ve copuyla saldırıyor!
Demokrasinin daha iyi işlediğini kanıtlamak için; işçilere biber gazı, cop ve üzerlerine su sıkmak yetmiyor, işçileri aç bırakmak, soğutkta bekletmek ve gelen yardımları ulaştırmakta gerekir? İşte bunu da polislerimiz ve onlara emir veren büyük makamlarda oturanlarımız karar veriyor.
Vay be!. Ne demokrasi ama…..
CHP Milletvekilleri işçilere destek vermek için işçilerin yanına gittiler. Milletveilleri İşçilere yemek götürüyorlar. Fakat yetkililer bu yemeği işçilere dağıtma iznini vermiyorlar…..
Bunun insani bir açıklması var mıdır?
CHP Milletvilleri’ne de “sizmisiniz işçilere destek veren” diyen görevliler onların da haddini bildiriyor!...
Milletvekilleri de bu gaz ve sudan kendilerine düşen payı alıyorlar. Ama buna karşın “Demokratik Açılım” devam ediyor…..
Tam ironik bir durum.
Hem demokratik açlım ve hem de biber gazlı ve coplu yaşam…..
Bu ironi değilde nedir?
Sormak gerekiyor? Hangi Demokratik Açılım?!....
Hak arayanlara baskı, cop, su, biber gazı….. atarak mı? Sağlanacak bu demokratik açılım…..
Sevsinler sizin demokratik açılımızı….
Dün televizyonlarda işçilere sıkılan suyu ve onların üzerine atılan biber gazını gördüm. I insaların acılı ve öfkeli yüzlerini izledim.
Dün televizyonlarda CHP’li milletvekillerinin karşılaştıkları durumu gördüm….
Çetin Soysal tanıdığım ve değer verdiğim bir insandır. Arkadaşımdır…… onun yüzünde ki acıyı duyumsadım.
İşçilerimizin acılı yüzünü gördüm!....
Kendilerini bu soğuk kış havasında suya atan işçileri gördüm….
Ne acı bir tablo…
Ve geldiğimiz durumun ne kadar üzüntülü bir durum olduğunu gördüm.
İnsanlar haklarını arıyorlar; cop, biber gazı….
İşçiler haklarını arıyorlar; cop, biber gazı…..
İtfaiyeciler haklarını arıyorlar; cop, biber gazı….
DDY işçileri haklarını arıyorlar; cop, biber gazı….
Demiryolu işçileri hak arama mücadelesine girince, o mücadeleye katılan memurlardan bazılarını işten el çektirenler mi? Demokrat…..
Arkadaşların[..] tekrar işlerine dönmesini sağlamak için uyarı yapan ve bir süre iş duduranlara yapılan baskılara onay verenler mi? Dmokrat….
İtfaiye İşçileri işsiz kalmamak için yürüyüp seslerini duyurmak isterken, onların üzerine su sıktıranlar mı? Demokrat…..
Milletvekiller[..] hak arayanların yanına gidip onlara destek vermeye çalışıyorlar; cop, biber gazı…
Bu içiler, memurlar, Milletvekilleri, sokakları birbirine mi katmışlar? Bankaların, işyerlerinin, camlarını mı kırmışlar? ATM’lere mi saldırmışlar? Yüzlerini gizleyerek ellerinde taş ve sopalarla mı yürümüşler? Halkları biribine düşman edecek sloganlar mı atmışlar?
Bunların hiçbirisi değil?
Sadece haklarını aramışlar.
AKP ziyniyeti ne yapmış? Hak aryanlara saldırın emrini vermiş?
Bu mudur? Demokrasi.
Bu mudur? Demokratik Açılım.
Çalışanların sürekli alım güçleri azalırken; memurlara % 3 zam yapılırken; hak arayan insanlar işten atılrken; milyonlarca insanlar işsiz kalırken; bu insanlar haklarını aramayacaklar mı?
Demokrasi hak arama rejimi değil midir?
Hak aramak için AKP’nin genel merkezinin önüne gelip seslerini duyurmak isteyen insalarla konuşacak, bu işçilere 1-2 dakika zaman ayıracak bir yetkili yok muydu?
Hani nerede libareller?
Hani nerede AKP’yi demokrat gören yazar-çizerler?!....
Bunlar[..] demokratlığı bu kadardır…..
Tekel işçilerini bu haklı mücadelelerini selamlıyorum.
DDY işçilerinin bu haklı mücadelelerini selamlıyorum….
İtfaiye işçilerinin işlerini yitirmemek için verdikleri bu haklı mücadelelerini selamlıyırum….
Bu işçiler destek veren tüm mşilletvekilerini selamlıyorum…
Yüzüne gaz skılmasına karşın dirençle işçilerin haklarını savunmaya sonuna kadar devam edeceğini belirten sevgili arkadaşım CHP Milletvekili Çetin Soysalı selamlıyorum….
Hak mücadelesi veren emekçilere destek veren tüm insanları selamlıyorum….
Sahte demokratları gören gözlere bin selam….



18.12.2009




Yorum:

Sayin Süleyman Bey;Ülkemizde ki demokrasiden bahsetmissiniz.Yazinizi okudum,elinize,emeginize,ömrünüze saglik...
Sunu sormak istiyordum müsadenizle size:
Bu saydiginiz demokrasiyi yada daha beterini yasamayan bir ülke gösterebilirmisiniz?
AKP Hükümetinin bu demokrasiyi yaptirdigini yazmissiniz.Secim zamani yaklasir iken yada Halkin gözünde kücülmeye,degerini kaybetmeye basladigi anda Halkci kesilen,isciyi seven kesilen CHP olsaydi yaptirmayacakmiydi?
Mademki yürüyüs yapiyorlar,seslerini duyumak istiyorlar acta kalacaklar,üsüyeceklerde.Yok, Devlet siz ne güzel yürüyüs yapiyorsunuz sizlere elektrikli battaniye dagitayim,kazanlar kurdurayim sicak yemek,cay,corba,salep yaninda da simit dagittirayimmi diyecekti?
Elbetteki samanliga giren porsuk dirgenden korkmamali.Acta kalmali,üsümelide gerekirse
kendileri icin aclik grevinde ölenler gibi ölmelilerde.
Aklima okudugum bir ani geldi;
1971-72 senelerinde Almanya `nin Berlin sehrinde okumaya gelen genclerimizden Sayin Hakki Keskin ve arkadaslari Deniz Gezmis gillerin serbest birakilmasi icin aclik grevine girerler.Hepisi aclik grevindedir
yalniz Sayin Hakki Keskin Bey
arkadaslarinin gece uyumalarini bekleyerek
onlarin uyudugunu görünce
yemegini yer yatarmis.Arkadaslari bakiyor ki
herkes acliktan perisan durumdalar bir tek Sayin HakkiKeskin`e bir sey olmuyor.Sonra süphelenerek takibe aliyorlar ve yakaliyorlar.
Demek istedigim sudur ki
eger o grevleri yapanlar,direnise gecenler her zorlugu göze almazlar ise ayni Sayin Hakki Keskin`in aclik grevine girdigi gibi olur.Oy verme zamanida oyunu satar kime oy verecegini bilmez olurlar.Oylarini verirken düsüneceklerdi.Benim görüsüm;
Hükümet yöneten hangi partili olursa olsun aynisini yaptirir.Güvenlik kollarini harekete gecirir.Dünyada hic bir devlet yoktur ki bunu ve daha kötüsünü yaptirmayacak!
Deniz Baykal gibileri CHP yi yönettikce daha da beteri gelecektir.
Saygilarimla...

Muzaffer ARICA

 

karpinar.eu editörleri

köyünmüzden Kadir Mısırlıoğlu 'in ölüm haberini aldik, haktan rahmet,sevenlerine ve ailesine başsağlığı dileriz.
Karpinar.eu / editörleri

 

halil bal

slm kolay gelsin abi sitemiz 24 saat yayın hayatı devam ediyor sorun yok bizde artı sahruhtv adı altında tv mizde var yayın hayatına devam ediyoz sizlerinde başarılar devamın diliyom

 

yakup özdemir

Silivri'ye Çağrı

SİZ TÜM

CUMHURİYET, MEMLEKET, BAYRAK VE

ATATÜRK SEVDALILARINI

LİDERİMİZ, KURUCUMUZ VE GENEL BAŞKANIMIZ

SN.TUNCAY ÖZKAN’ IN

BU TARİHİ SAVUNMASINA TANIKLIK ETMEK İÇİN

SİLİVRİ'YE

Ç A Ğ R I Y O R U Z .

*SAVUNMA TARİHİ 21 ARALIK 2009 PAZARTESİ*

*LÜTFEN BİZİMLE İRTİBATA GEÇİNİZ*

*ULAŞIM-KADIK[..] EVLENDİRME DAİRESİ OTOPARKINDAN 21 ARALIK PAZARTESİ SAAT 6.00 DA HAREKETLE-BİR KİŞİ 10 TL*

KADIKÖY YENİ PARTİ İLÇE BAŞKANLIĞI
0216 418 78 78
05322677663

SİLİVRİ'DE ARALIK'TA SAVUNMADAYIZ‏!
Akşam erken iner mahpushaneye
Ejderha olsa kar etmez.
Ne kavgada ustalığın,
Ne de çatal yürek civan oluşun,
Kar etmez, inceden içine dolan,
Alıp götüren hasrete.

Akşam erken iner mahpushaneye.
İner, yedi kol demiri,
Yedi kapıya.
Birden, ağlamaklı olur bahçe
Karşı duvar dibinde.
Üç dal gece sefası,
Üç kök hercai menekşe…
Aynı korkunç sevdadır
Gökte bulut, dalda kayısı.
Başlar koymaya hapislik.
Karanlık can sıkıntısı……

Ahmet ARİF

 

Turgut Altunbahar

BASINA VE KAMUOYUNA DUYRULUR
15 / 12 /2009


KARPINAR KÖYÜ KALKINMA –SOSYAL – DAYANIŞMA VE KÜLTÜR DERNEĞİ

KARPINAR KÖY - DER



12 /12 / 2009 Tarihinde; Hannover Nazar Düğün Salalonunda yaptığımız ve 200 kişi üzerinde köylülerimizin katılımı ve seçkin sivil toplum örgütleri ve değerli basın temsilcilerininde aramızda bulunarak gerçekleştirdiğimiz 1. Olağan genel kurultayımızda yapılan yönetim kurulu,denetleme ve disiplin kurullarına seçilen üyelerimiz . Kendi aramızda yaptığımız görev paylaşımı siz değerli basına ve kamuoyunu ile paylaşırız.Görev dağılımı ise şöyledir:


KARPINAR KÖY – DER

YÖNETİM KURULU ÜYELERİ

TURGUT ALTUNBAHAR 1.BAŞKAN


ZÜBEYDE TAŞTAN 2. BAŞKAN

MAHMUT ERDEM GENEL SEKRETER

HİLAL KILIÇ GENEL SEKRETER YRD.

YILMAZ ÖZTÜRK GENEL MUHASEBE

SÜLEYMAN KILIÇ GENEL MUHASEBE YRD.

SÜLEYMAN ERDEM HALKLA İLİŞKİLER SORUMLUSU

KARPINAR KÖY –DER

DENETLEME KURULU ÜYELERİMİZ

FEYZULLAH BOYRAZ

YAŞAR CEYHAN

HÜSEYİN ÇINAR

KARPINAR KÖY –DER

DER DİSİPLİN KURULU ÜYELERİMİZ

GAZİ TAŞTAN

ZİYA POLATOĞLU

ALİ BOYRAZ

GÜLKIZ KILIÇ (YEDEK ÜYE )

Teşekkür:Karpınar Köylüleri Genek kurul toplantısı ve Şenliğinde yalnızca beraber olmadılar,aynı zamanda bir oldular.Beraber ve bir olmamızı sağlayan tüm komite üyelerine ,geçmiş yönetim kurulu üyeleri ve katkı ve desteklerini sunan değerli köylülerimize ve tüm aşiretimize buradan kucak dolusu sevği ve sayğılarımızı göndeririz.Bu bir kısa bilgilendirme ;geniş ve açıkla kısa zamanda tüm üyelerimize kamuoyunu ile paylaşacağız.Bilğilerinize sunarız.
Sayğılarınızla


Karpınar Köy - Der

Yönetim kurulu adına

Başkan

Turgut Altunbahar

 

ismail DOĞAN

YENİ YIL EĞLENCE DAVETİYESİ


Derneğimizce tertip edilen yılbaşı eğlencesine aileniz, dostlarınız, çocuklarınızla birlikte Dikmen düğün salonunda, sanatçılar ve davul zurna eşliğinde yeni yıla biz bize gönül gönüle adım atmak dileğiyle hepiniz davetlisiniz.

YÖNETİM KURULU ADINA
İsmail DOĞAN
Dernek Başkanı

NOT: Katılım ücretsizdir, davetliler
yiyeceğini içeceğini kendileri getirecektir.

ADRES: DİKMEN DÜĞÜN SALONU DİKMEN CAD.
NO:320/13 DİKMEN ANKARA
ULAŞIM: Güven parktan Dikmen Keklik Pınarı
minibüsleri ile 29 Mayıs hastanesi üstü
TELEFONLAR :
Düğün salonu : (0312) 482 76
GSM : 0505 810 81 00
TARİH : 31 ARALIK 2009
SAAT : 20 :00- 02:00

 

Doğan Doğan

Osmanlı padişahlarında kim kimin annesi diye merak edenlere….!!!!
PADİŞAHLAR[..] VE ANNELERİ

Çoktan AB’ye girmişiz biz hemde padişahlık devrinde…

I.Murat‘ın annesi Bizanslı Horofira yani Nilüfer hatun.....
Yıldırım Bayezıd 'in annesi Bulgar Marya yani Gülçiçek hatun.....
Çelebi Mehmet 'in annesi Bulgar Olga hatun...
II.Murat‘ın annesi Veronika,
Fatih Sultan Mehmet`in annesi Sırp Despina yani Huma hatun,
II.Bayezid 'in annesi Kornelya,
Yavuz Sultan Selim 'in annesi; Ayşe takma adlı Pontuslu bir Rum.
Kanuninin annesi; Polonya yahudisi Helga yani Hafza sultan,
II. Selim ‘in annesi Yahudi kızı Roksalan yani Hürrem sultan;
III.Murat 'in annesi Yahudi Rasel yani Nurbanu sultan,
III.Mehmet 'in annesi Venedikli Bafo yani Safiye sultan;
I.Ahmet 'in annesi Yunan Helen yani Handan sultan;
Genc Osman 'in annesi Sırp Evdoksiya yani Mahfiruz sultan,
IV.Murat 'in annesi Sırp Anastasya yani Mahpeyker sultan,
IV. Mehmet 'in annesi Rus Nadya yani Turhan sultan,
II.Suleyman‘ın annesi Sırp Katrin yani Dilasub hatun,
II.Ahmet 'in annesi Polonya yahudisi Eva yani Hatice sultan,
II.Mustafa 'nın annesi Rum Evemia yani Emetullah sultan,
III.Ahmet 'in annesi de aynı yani II.Mustafa ile aynı anneden,
I.Mahmut 'un annesi Aleksandra yani Saliha sultan,
II.Osman 'in annesi Sırp Mari yani Sehsuvar sultan,
III.Mustafa 'nın annesi Fransız Janet yani Mihrisah sultan, I.Abdulhamit'in annesi Fransiz İda yani Sermi sultan,
III.Selim 'in annesi Cenevizli Agnes yani MihriÅYah sultan,
IV.Mustafa 'nin annesi Bulgar Sonya yani Sineperver sultan,
II.Mahmut 'un annesi Fransız Rivery yani Nakşidil
I.Abdülmecit 'in annesi Rus yahudisi Suzi yani Bezm-i alem valide sultan,

Abdulaziz 'in annesi Roman Besime yani Pertevniyal sultan,

V.Murat 'in annesi Fransız Vilma yani Sevkefza sultan,

II.Abdulhamit 'in annesi Ermeni Virjin yani Tirimujgan sultan,

Mehmet Resat 'in annesi Arnavut Sofi yani Gülcemal sultan,

Mehmet Vahdettin 'in annesi Çerkes Henriet yani Gülistan sultan...

Yorum:

Dogan agbi;öncelikle saygi ile selamliyorum.Ellerine,ömrüne saglik diyorum.
Bu degerli paylasimin icin cok tesekür ediyorum.Benim isime cok yaradi.Bende bu konuyu isleyen genisce bilgi vardi ama ara sira Osmanli`nin torunuyuz diye sisen arkadaslar okusunlar diye onlarami verdim bulamiyordum.Keske sizde var ise Osmanli`nin kurucularindan olan Osman Beylerinden,Ömer Beylerinden baslasaydiniz...

Saygilarimi sunuyorum.

Muzaffer ARICA

 

yakup özdemir

12- 18 Aralık Türk Malları ve Haftası



Yerli malı ve önemi

Atatürk 1923 yılında İzmir İktisat Kongresini topladı. Bu kongrede yurdun bağımsızlığının korunması, yerli mallar üretilmesi ve kullanılması kararlaştırıldı.

Temel tüketim maddelerini öz kaynaklardan karşılamak ve bağımsız olmak için
Dönemin Başbakanı İsmet İnönü 12 Aralık 1929 tarihinde T.B.M.M.'de bir konuşma yaptı. Konuşmasında yerli malları üretmek, ulusca tutumlu olmak, birbirimize inanıp güvenmek zorundayız. Yabancı ülkelerden sattığımızdan çok mal almayacağız diyordu. Başbakanın yaptığı bu konuşmayı 12 Aralık günü YERLI MALI ve ARTIRMA
Haftası oldu. Cumhuriyet döneminde temelleri atılan kendi kendine yeter bir toplum
olmadaki ilk adım atılmış oldu.

Bizler yabancı mal alırken, verdiğimiz paranın bir daha geri gelmeyeceğini
düşünmeliyi[..]

Elimizden geldiği ölçüde Türk malı kullanmalıyız. Yabancı ülkelere para
akışını önlemede, Türk mali kullanımının önemi büyüktür.

Her yıl izine gittiğimizde yeni yeni yabancı markaların Ülkemizde tüketim hayatına girdiğini ve yerli malının piyasadan çekildiğini görüyoruz. Ülkesini seven insanlar olarak; dost ve arkadaşlarımızı YERLİ MALI kullanmaya teşvik etmeliyiz.

Yabancı mallara duyulan özentinin ekonomimize olan zararları ve yerli mali kullanmanın yararlarını her zaman anlatalım.

Anlatalım ki var olalım.




 

Hüseyin EKİCİ

HÜSEYİN EKİCİ İLE MUHARREM SOHBETLERİ
16 - 26 ARALIK 2009 TARİHLERİ ARASINDA
HER AKŞAM SAAT 19.30 - 21:00 DE
ULUSAL KANAL'DA

2009 yılı Muharrem Ayı dolayısıyla Ulusal Kanal TV'de "Muharrem Sohbetleri" adıyla bir program yapıyoruz. Programı ben Hüseyin Ekici hazırlayıp sunacağım.

1- Program, 16 Aralık 2009 günü canlı olarak sunulacaktır. Konuyla ilgili yetkili bir veya iki konuşmacı ile halk ozanı veya sanatçı eşlik edecektir. Anadolu Alevi - Bektaşi, Caferi ve Mevlevileri ile dünyanın dört bir yanında yaşayan Ehlibeyt Sevgisi mensuplarının ilgi odağı haline gelen bir programla özlü bir sunum yapılacaktır.

2- Muharrem Ayı süresince her kesime hitap eden ayrı ayrı konuşmacılarla Kerbela Olayı'nda Hz. İmam Hüseyin'in Şahadeti ve Muharrem Orucu hakkında geniş bilgiler sunulacaktır.

3- Muharrem Ayının 10. günü Ehlibeyt Sevdalılarına yaraşır özel bir program gerçekleştirilebilinir.

4- Son iki gün yani 27 ve 28 Aralık günü Masumu Pak Orucu ve Muharrem Ayının son günlerinde konusunda ehil kişi ve ozanlarla program sunumlarına devam edilecektir.

5- Gönüllere kazınacak ve takdir toplayacak bir program ortaya çıkması için her türlü çaba ile Alevi Bektaşi ve Ehlibeyt sevgisi mensuplarına yer verilecektir.

6- Halkın bu konuda ne kadar bilgiye sahip olup olmadığı konusunda muhtelif yerlerde yapılacak kısa röportajlar ve gelen iletilerle programlar arasında görüşler ve son olarak da yorumlarla sohbet toplantılarımızı sonlandırmayı umut ediyoruz.

Tüm dostlarımızın tv canlı yayınına önerilerini ve katılımlarını bekleriz.

Saygılarımla;
ULUSAL KANAL İRTİBAT:
Tel: 0212.251 50 90/245 50 93 Faks: 0212.245 50 92

HÜSEYİN EKİCİ İRTİBAT:
Tel : 0216 443 60 98 GMS : 0532 252 22 04
Mail : huseyin_ekici_47@hotmail.com

 

Mersin Karaözü Kültür

Kayseri Karaözü ve Civarı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin olağan genel kurul toplantı sonucu görev verilen Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu Üyelerine başarılar diler ve Yöremize yapacağımız Tüm çalışmalarda her zaman birlikte olacağımızı bildiririz.

Mersin Karaözü Kültür ve Dayanışma Derneği adına
Suzan YÜCEL