ZİYARETÇİ DEFTERi KAYIT FORMU / Eingabeformular Gästebuch -TÜRKMEN SİTESİ-

Ins Gästebuch eintragen
CAPTCHA image for SPAM prevention  

Görüntülenen sonuçlar: 441 ila 480. Toplam sonuç sayısı: 2475
 

Osman(Cafer) TATAR

KÖYÜMÜZ HALKINDAN ARAP ALİ AVŞAR EBEDİYETE İNTİKAL ETMİŞTİR. BAŞTA ARKADAŞIM AHMET OLMAK ÜZERE TÜM AVŞAR AİLESİNİN ACISINI PAYLAŞIYOR, ARAP AMCAYA TANRIDAN RAHMET DİLİYORUM.
MEKENI CENNET OLSUN............

 

Eren Eren

BUYURUN BURDAN YAKIN,
İşkence Emirleri 'Tepeden'

ABD'nin işkenceci bir devlet olduğu, işkenceyi bir devlet politikası olarak kullandığı konusunda bir itiraf da, "içeriden" geldi. Eski Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın Özel Kalem Müdürü Albay Laurence Wilkerson, NPR Radyosu'ndaki konuşmasında; Irak ve Afganistan'daki esirlere Amerikan askerlerince işkence yapılması yönündeki talimatın, ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin ofisinden geldiğini açıkladı.
Ayrıca, senatoda işkencenin yasaklanmasına ilişkin yasa görüşülürken Cheney'in Cumhuriyet Partili senatörlere gayri resmi yollarla, CIA ajanlarının işkence yasağından muaf tutulmasını istediği ortaya çıktı.
Devlet Başkanlığı düzeyinde işkence emirleri veren bir ülkeyle karşı karşıyayız. Ve bu ülke yüzyıldır insanlığa "özgürlükler ülkesi" olarak yutturuluyor. CIA'nın başka ülkelerde işkence merkezleri kurması bu politikanın bir sonucudur. İşbirlikçi ülkelerdeki işkencelere destek de ABD tarafından bir devlet politikası tarafından uygulanmaktadır.
Ebu Gureyb'de yaşanan işkencelerden Guantanamo'daki zulme kadar hiçbir şey Bush yönetiminin bilgisi dışında değildir. İşkence, hukuk dışı yollarla muhaliflerin susturulması ABD tarafından onyıllardır kullanılmaktadır. Şimdi daha pervasız uyguluyor. Hukuksuzluk ve işkence "küreselleştirilmektedir". Burjuva demokrasisi önünde secdeye duranlar, bu gerçekler karşısında ne düşünürler bilemeyiz; ancak, emperyalizmin işkenceyi meşrulaştırmasının ardından, işbirlikçilerin işkencecilikte daha da pervasız olacaklarını söylemeye bile gerek yoktur. ABD'nin "teröre karşı savaş' hukuksuzluğuna paralel olarak baskıyı yoğunlaştıran oligarşinin, yarın işkence eleştirilerine "ABD de yapıyor" cevabı vermesi kimseyi şaşırtmasın!

 

Doğan Doğan

YAHU, NE DEMEK "KAÇ KİŞİYE GÖNDERDİNİZ"???

KİME GÖNDERİYORUZ? BİRBİRİMİZE...
NEYE YARIYOR? BİRBİRİMİZİ GERMEYE...

VAROŞLARA GİDİYOR MUYUZ? ANLATIYOR MUYUZ? HAYIR!!!

ADRES LİSTEMİZDE, OLMASI GEREKEN HEDEF KİTLEDEN; HALKTAN, DÜŞÜK GELİRLİ OLUP İKİ ÇUVAL KÖMÜRE, BİR TORBA MERCİMEĞE OYUNU VEREN KİŞİLERDEN KAÇ KİŞİ VAR? HİÇ!!!

MUHALİF PARTİLERİMİZ, DÜŞÜNCE DERNEKLERİMİZ, ŞU-BU-O KOLLARIMIZ, HALKA ULAŞIYOR MU? İKİ KELAM EDİP FİKİR ALIP VERİYOR MU? HAYIR!!!

GÖNDERDİĞİMİZ MESAJLAR, SADECE KENDİ DÜŞÜNCE YAPIMIZDAKİ İNSANLAR ARASINDA HA BİRE DOLAŞIYOR...

KUSURUMA BAKMAYIN BUNUN ADINA
………. DERLER.

İKİ KADEH ATTIKTAN SONRA, LAPTOP'U KUCAKLAYINCA İNSANI EPEY RAHATLATIR, ARADA BİR DUVARINIZDAKİ MUSTAFA KEMAL RESMİNE DE BAKARSINIZ, FERAHLARSINIZ,,, ATAM İZİNDEYİZ...

ŞU İZİNİMİZ BİTSE DE BİR GÖREVE DÖNEBİLSEK...

Saygıları[..]

 

Osman(Cafer) TATAR

Abdi İpekçi (1929 - 1979)

1929 yılında İstanbul’da doğdu. İlköğrenimini gördükten sonra Galatasaray Lisesini bitirdi. Sonra bir müddet Hukuk Fakültesine devam etti. Yeni Sabah, Yeni İstanbul ve İstanbul Ekspres gibi çeşitli gazetelerde spor muhabiri, sayfa sekreteri ve yazı işleri müdürü olarak çalıştı. Ali Naci Karacan'ın çıkardığı Milliyet Gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.

Bir müddet sonra da genel yayın müdürü oldu. 1961 yılından 1 Şubat 1979 tarihine kadar aynı gazetenin başyazarlığını da yürüten Abdi İpekçi, Türkiye Gazeteciler Sendikesi, Türkiye Basın Enstitüsü Başkanlığı, İstanbul Gazeteciler Cemiyeti ve Uluslararası Basın Enstitüsünün ikinci başkanlığı, Basın Şeref Divanı genel sekreterliği gibi vazifelerde bulundu. 1 Şubat 1979 gecesi İstanbul’daki evinin yakınlarında kimliği meçhul kişi ya da kişiler tarafından öldürüldü.
BASIN VE DEMOKRASİ ŞEHİDİMİZ ABDİ İPEKÇİ'Yİ SEVGİ VE MİNNETLE ANIYORUM.

 

ERTAN ERTAN

bugunlerde google da gezinirken sitenizi şans eseri buldum ,hala incelemekteyim, emeklerinize saglık cok başarılı olmuş

 

Osman(Cafer) TATAR

Muammer Aksoy
1917 - 31 Ocak 1990

1917 yılında Antalya’da doğan Muammer Aksoy, 1937 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni, 1950 yılında ise Zürih Hukuk Fakültesi’ni “Hukuk Doktoru” unvanıyla bitirdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde 1952 yılında doçent oldu. 1957’de DP iktidarı döneminde, üniversite özerkliğinin zedelenmesini onaylamayarak, bütün akademik kariyerini bir kenara bırakıp, ü......niversiteden ayrıldı. 1958 yılında CHP’ye girdi. Aynı yıl ölümüne dek sürdüreceği Türk Hukuk Kurumu başkanlığına seçildi. 27 Mayıs 1960’tan sonra üniversiteye geri döndü. 1961’de Anayasanın hazırlanmasında önemli katkılarda bulundu ve Kurucu Meclis’te Anayasa’nın sözcülüğünü yaptı. 1963 yılında profesör olan Aksoy, Anayasa Hukuku kürsüsüne geçti. CHP Parti Meclisi üyeliğine seçildi. 1964’te İhsan Topaloğlu’nun Enerji Bakanlığı döneminde “ulusal petrol davası”nın savunuculuğunu üstlendi. 12 Mart 1971’de tutuklandı. Yargılama sonucu beraat etti. 1975 yılında yeniden CHP’ye girdi. 1977’de CHP’den İstanbul Milletvekili seçildi. Türkiye’yi Avrupa Konseyi’nde temsil etti. Anayasa Komisyonu Başkanlığı’nı yürüttü. Bu görevi 12 Eylül 1980’e dek sürdürdü. 1981’de Ankara Barosu başkanlığına seçildi.

1981’den itibaren zorlu, çileli, bir o kadar da onurlu ve örgütlü bir savaşım verdi. Devletin her türlü hukuk dışı adımını gün ışığına çıkardı, yolsuzlukların peşine düştü. Birçok kitap yazdı, Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurdu.

Aksoy, yaşamı boyunca Atatürkçü düşünce ve özellikle laiklik konusunda ödünsüz çabalar harcadı. “Laiklik ilkesinin cumhuriyetin temeli, demokrasinin vazgeçilmez koşulu” olduğunu vurgulayan Aksoy, YÖK’ün türban konusundaki kararını eleştirirken, “1982 Anayasası oldukça Atatürk devrimlerinin bir parçası olan ‘uygar ve çağdaş kıyafet ilke ve devrimine’ aykırı giyinişe, bir devlet kuruluşu olan üniversitelerde göz yumulması açıkça anayasaya aykırı bir tutumu oluşturmaktadır” ifadesini kullanmıştı.

Türk Hukuk Kurumu ve Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, eski milletvekili Prof. Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990 günü, saat 19.05’te, evinin bulunduğu apartmanın girişinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Muammer Aksoy'u
22. ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE SAYGI İLE ANIYOR, KATLEDEN ZİHNİYETİ NEFRETLE KINIYORUM........

 

Eren Eren

INSANLIK VE AYDIN OLMANIN OLCUSU.Ahmet Say, Demokratik Sol Parti’nin düzenlediği bir etkinliğe eski Adalet Bakanı ve Hayata Dönüş operasyonlarının sorumlusu Hikmet Sami Türk'ün konuşmacı olarak katılmasını protesto etti. "İnsanlık değerlerini hiçe sayanlar, adalet hakkında konuşamaz" diyen Say, protestosuyla aydın sorumluluğu nedir göstermiş oldu.

Demokratik Sol Parti tarafından Uğur Mumcu'nun katledilişinin yıl dönümü kapsamında düzenlenen bir etkinliğe eski Adalet Bakanı ve Hayata Dönüş adıyla yapılan cezaevilerine yönelik katliam operasyonlarının sorumlusu Hikmet Sami Türk'ün konuşmacı olarak çağrılmış olması, Fazıl Say'ın babası Ahmet Say tarafından salonda protesto edildi.

Toplantı esnasında söz alan Say, önce kendisini tanıttı, "Bir aydın olarak adı katliamlarla anılan bir şahsın demokrasi ve adalet kavramlarının ele alınacağı bir toplantıda konuşmaması gerektiğini söylemekle sorumlu olduğunu" belirtmesinin ardından sözü önce moderatör tarafından kesilen 77 yaşındaki Ahmet Say, kaba davranışlarla salondan çıkartıldı.

Ahmet Say toplantı salonun çıkışında basının sorularını yanıtladı. Protestosunun nedeni sorulan Say soruya şu yanıtı verdi:

"Ülkemiz milenyuma girdiği sırada, yakın tarihimizin özgürlük, demokrasi ve adalet açısından 2 önemli olayı vardır. Birincisi, F tipi cezaevlerinin mucidi olan o dönemin Adalet Bakanı'nın vicdansızlığı, acımasızlığı ve insanlık düşmanlığıdır. Niye insanlık düşmanlığı diyorum, onu da söyleyeyim: İnsanın tanımı şudur: İnsan, bio-psişik, sosyal, kültürel bir varlıktır. Bunun içindeki, insanın sosyal yani toplumsal yönünü dışlarsak, yani insanı tek başına hücreye atarsak, o zaman insanlıktan anlamıyoruz, insanlığın tanımında olan değerleri tanımıyoruz. İşte bu şahıs bunu yapmıştır. Ardından da Bayrampaşa'da, eski Sağmalcılar Cezaevi'nde fosfor bombası kullanarak hapisanenin içindeki silahsız, eli kolu bağlı, zavallı insanları yakmıştır. Katil demiyorum ama birinci dereceden sorumludur, çünkü dönemin Adalet Bakanı'dır"SUC ORTAGIDIR.

 

selim ferman

ben ispertine mensubiyim tarihte ne yaşandıysa örenmek istiyorum

 

Yusuf Aslan

KALMAMIS

Kırk yıl oldu ben köyümden çıkalı
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış
El kapısı ekmek kapım olalı
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.

Gayrı geçti o çocukluk yıllarım
Hayal ile gelip geçer günlerim
Gah kendime gah elime ağlarım
Tanıdığım hiç birbüyük kalmamış.

Dünya ya değişmem bizim elleri
Gül oldu gözüme kara tikeni
Hani bizim elin gelini eri
Tanıdığım hiç birbüyük kalmamış.

Memnun olmazsak da biz bu karardan
Kaçan ne kadar kaçacak mevladan
Duydum ki “Ümmühan” göçmüş dünyadan
Tanıdığım hiç bir büyük kalmamış.

Kul Yusuf çırpınır güvercin gibi
Gökte ki turnalar habercim gibi
Elimden ayrıyım tecellim gibi
Tanıdığım hiç birbüyük kalmamış.

Söz:
Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.

 

EFE CAN

TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU

ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ (ADNKS) VERİ TABANI

İl ve ilçelere göre belediye nüfusları - 2011
İl İlçe Belediye[..] TOPLAM ERKEK BAYAN
Sarıoğlan Şehir 3.202 1.596 1.606

Merkez (B) Alamettin 938 473 465
Burun[..] 54 28 26
(B) Çiftlik 2.694 1.310 1.384
Düzencik 83 44 39
Ebülhayır 385 193 192
(B) Gaziler 750 366 384
İğdeli 137 65 72
Kadılı 65 33 32
Kaleköy 76 42 34
(B) Karaözü 990 492 498
Karpı[..] 81 43 38
Keklikoğlu 156 71 85
Kızılpınar 64 34 30
Muratbeyli 183 93 90
Ömerhacılı 143 74 69
Ömürlü 55 32 23
(B) Palas 4.199 2.142 2.057
Sofumahmut 193 103 90
Tatılı 627 318 309
Üzerlik 440 203 237
Yahyalı 97 52 45
Yerlikuyu 104 49 55
Yıldırım 176 87 89
Bucak toplamı 12.690 6.347 6.343
[..] toplamı 15.892 7.943 7.949

Kaynak: http://tuikapp.tuik.gov.tr/adn[..]

 

yakup özdemir

24 Ocak 2012

ATATÜRKÇÜ AYDINLAMANIN ÖRNEK ÖNDERLERİNİ SAYGIYLA VE
ÖZLEMLE ANIYORUZ, ARIYORUZ...

Atatürkçü Düşünce Sisteminin en yetkin savunucularından ve Atatürkçü Aydınlanmanın örnek önderlerinden
Uğur MUMCU ile
Muammer AKSOY’u
saygıyla ve özlemle anıyoruz, arıyoruz...

- Ülkemizin içine düşürüldüğü hazin duruma baktıkça;
- Basın özgürlüğünün gittikçe yok edildiğine tanık oldukça;
- „Dolma“ kalemlilerin sayısının her gün biraz daha arttığını; ama, tükenmez ve
bükülmez kalemlilerin sayısının her gün daha da azaldığını gördükçe;
- Anti Kemalist söylem ve eylemlerin pervasızca yoğunlaştığını sezdikçe;
- Onur yarası gittikçe derinleşen varakparecilerin çoğaldığını farkettikçe;
- Sıradan politikacıların hızla çoğaldığına, ama devlet adamlarının yok
denecek kadar azaldığına tanık oldukça;
- Devletin yarınını düşünmeyen, ama yarınki seçimlere odaklanan sözde
demokratların çoğaldığını farkettikçe;
- Devletin itibarını düşünenlerin azaldığına, ama düşürenlerin çoğaldığına tanık
oldukça;
- Ve de kendisini „aydın“ yerine koymakla birlikte, cehaletin cesaret bulmasına katkı
sağlayanların sayısının arttığını gördükçe;
- Eleştirel anlamda konuşanın, yazanın, doğruyu söyleyenin adaletsizliğin
pençesine terkedilmesine tepki göstermeyen „aydınların“ varlığına ve de
sayılarının kabarıklığına tanık oldukça;
- İrticanın suç sayılmasının fiilen yasaklandığını sezdikçe;
- Devletin tekliğine, ülkenin tümlüğüne ve ulusun birliğine sahip çıkan kurumların
gittikçe yıpratılmasına tanık oldukça;
- Ama, bölücülerin, gericilerin ve irticacıların gittikçe güçlendiğini gördükçe

MUMCU ve AKSOY gibi gerçek ve yiğit aydınlarımızın yokluğunu,
daha doğrusu, KUBİLAY’dan KIŞLALI’ya TÜM ATATÜRKÇÜ AYDINLANMA ÖNDERLERİMİZİN yokluğunu, gittikçe daha da derinden hissediyoruz...

BU YİĞİT VE ONURLU AYDINLANMA ÖNDERLERİMİZİ SAYGIYLA, MİNNETLE ve ÖZLEMLE ANIYORUZ, ARIYORUZ...


Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı




 

Osman(Cafer) TATAR

UĞUR MUMCU'YU 19. ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE SAYGI İLE ANIYOR, KATLEDEN ZİHNİYETİ NEFRETLE KINIYORUM........

 

yakup özdemir


MITTERAND'A 1983'te YAZDIGIM MEKTUP ve ALDIGIM YANIT




CUMHURBAŞKANLI[..] Makamı


Paris, 2.1.1984

Sayın Bay,

Ermeni terör örgütlerinin Fransa'da yaşayan Türk yurttaşlarına ve kuruluşlarına karşı yaptıkları terörist saldırılar nedeniyle, Sayın Cumhurbaşkanı'nın samimi olarak dikkatini çekmiş bulunuyorsunuz.

Gerçekte söz konusu olan insanlık dışı terör eylemleridir. Bu eylemler, Fransız yetkili makamları tarafından ittifakla ve şiddetle kınanmaktadır.

Eğer, Osmanlı İmparatorluğu yöneticileri tarafından Ermeni Cemaatine karşı 1915-1917 yıllarında yapıldığı söylenen soykırım doğru ise, bu da şiddetle kınanması gereken bir konudur.

Ancak, yüksek düzeydeki Fransız yöneticileri tarafından defalarca ifade edildiği gibi, geçmişteki bu olayların sorumluluğu Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına asla yüklenemeyeceği gibi, son yıllarda Türk yurttaşlarına ve kuruluşlarına karşı yapılan terör saldırıları Fransız makamlarınca hem kınanmış hem de failler cezai takibata uğratılmışlardır.

En derin saygılarımızla

Hubert VEDRINE
İmza


Sayın Bay

Dursun ATILGAN

 

yakup özdemir

SAYIN RAUF RAİF DENKTAŞ’I KAYBETTİK… 13 OCAK 2012

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu ve Birinci Cumhurbaşkanı;
Kıbrıs Türkünün özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin unutulmaz önderi;
Kuvay-ı Milliye Ruhunun Kıbrıs’taki en direngen ve en kararlı temsilcisi;
Kıbrıs Türkünün Vatan ve Vatandaşlık hakkını elde etmesi ve Müdafaa-i Hukuku için ömrü boyunca mücadele vermiş olan Ulusal Kahraman;
Adı Kıbrıs’la özdeşleşmiş olan ve Kıbrıs Tarihine yön veren;
Sadece Kuzey Kıbrıs Türk Ulusu için değil, aynı zamanda tüm Türk Ulusu
için de büyük bir kayıp olan

GERÇEK DEVLET ADAMI,

ÖDÜNSÜZ ATATÜRKÇÜMÜZ

SAYIN RAUF RAİF DENKTAŞ’ı

KAYBETMENİN DERİN ÜZÜNTÜSÜ İÇİNDEYİZ.

Değerli eşi Sayın Aydın DENKTAŞ’a,
Değerli Oğlu Sayın Serdar DENKTAŞ’a, kızlarına ve torunlarına,
O’nu hiçbir zaman yalnız bırakmamış olan tüm çalışma arkadaşlarına,
Hem Kuzey Kıbrıs Türk Ulusuna ve hem de tüm Türk Ulusuna
yürekten başsağlığı ve kendisine Tanrı’dan rahmet diliyoruz.

O’nun aziz hatırası önünde derin ve sonsuz saygıyla eğiliyoruz…


Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı


NOT: Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu olarak,
SAYIN DENKTAŞ’ı
09 Ekim 1996’da Düsseldorf’a (Almanya’daki tüm ADD’lerimizle birlikte)
25 Ekim 2005’te Köln’e (Almanya’daki tüm ADD’lerimizle birlikte)
26 Ekim 2005’te Bremen’e (Bremen Eyaleti ADD’mizle birlikte)
10 Kasım 2006’da Ankara’ya (Avrupa’daki tüm ADD’lerimizle birlikte)
davet ederek, konferanslar vermesini sağlamış olmanın ve de
federasyonumuzun Atatürkçü Düşünce Aydınlanma Ödülü’nü
sunmuş olmanın gururunu, bu vesileyle, bir kez daha paylaşmayı,
önemli ve anlamlı buluyoruz… D.A.

Yorum:

Saygi deger hemserim Sayin ÖZDEMiR;sevgili ,saygi deger dostum olan Yildirim KILIC´in size Almanya`dan cok selami var.

Muzaffer ARICA

 

ismail DOĞAN

Derğerli Yedi Bucak Avşarları ,
26 ocak perşembe günü Fevzi Kurtuluş'un Perşembe günler saat 13:30 da Rumeli Tv de hazırlayıp sunduğu Altaylar'dan Tuna'ya adlı programında Yedi bucak avşarları köyleri tanıtılacaktır .
proğrama Ercan uğur, Alirıza Özkan ve İsmail Doğan konuk olarak katılacaktır.
bu proğramda köylerimizin tarihi ,
resimleri , halayları , türküleri vs tanıtılacaktır .
sizlerden bu proğramda yayınlanmasını istediğiniz video resim bilgi ve belgeleri doganismail38@gmail.com MAİL adresine göndermenizi , video gönderemiyorsanız video paylaşım sitesi linkinin gönderilmesini önemle rica ederiz. gönderdiğiniz bilgileri yayınlarken gönderenin ismi proğramda söylenecektir.
yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederiz.

 

Eren Eren

CHP LI BELEDIYENIN YAPTIGI MARIFET
SERBAY MANSUROĞLU/BİRGÜN

CHP’li belediyelerde taşeron krizinden sonra şimdi de ‘inanç’ krizi ortaya çıktı. CHP’li Avcılar Belediyesi’ne bağla zabıta ekipleri dün sabah saatlerinde Yeşilkent Pirsultan Cemevi’nin kapısını kırarak baskın yaptı. Zabıta ekipleri, inşaat halindeki Pir Sultan Cemevi içinde bulunan Alevilerin bağışladığı masalar, sandalyeler, minderler, kilimler, sobalar, cem sırasında kullanılan asa, kilim, yastıklar ve duvarda asılı bulunan resimleri topladı.

CEMEVİNİ SAVUNANLARA SALDIRI
Zabıta ekipleri cemevinin içindeki kullanılan eşyaları toplamaya çalılşırken, cemevine gelen Pir Sultan Cemevi üyeleri, zabıta ekiplerine direnmek istedi. Zabıta ekipleri, Pir Sultan Abdal üyelerine saldırdı. Zabıta ekipleri saldırının ardından, zabıta kamyonetine yükledikleri cemevinde kullanılan eşyaları alarak cemevinden ayrıldılar.
Pir Sultan Abdal üyesi alevi yurttaşlar, zabıta ekiplerinin ilk olarak geçen Salı günü cemevine gelerek, cemevi tabelasına sökmek istedijklerini, ancak kend,ilerinin buna izin vermediklerini ifade ettiler. Salı günü gelen zabıta ekiplerine tepki gösteren alevi yurttaşlar, zabıta ekiplerinden tabeayı almaları için yasal bir izin belgeleri olup olmadığını sordular.

'GİDİN EVİNİZDE TOPLANIN'
Zabıta ekipleri, tabelanın sökülmesi için yasal izinleri bulunmadığını, kendilerine geçilen anons üzerine geldiklerini belirttiler. Bunun üzerine tabelanın indirilmesinin yasal olmadığını söyleyen Alevi yurttaşlar, tabelanın sökülmesine izin vermedi. Ancak zabıta ekipleri ertesi gün sabaha karşı tekrar gelerek, tabelayı söktüler. Pir Sultan Abdal üyesi alevi yurttaşlar bunun üzerine cemevi önünde basın açıklaması gerçekleştirerek tepkilerini bir kez daha gösterdiler. Zabıta ekipleri dün yine cemevinde kimsenin olmadığı bir saatte kapıları kırıp, cemevi içinbde bulunan eşyaları çıkarıp aldı. Yeşilkent Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Deniz Türkmenoğlu, geçen günlerde Colombia’da bir yoksul mahallenin tepesine 6.7 milyon dolara yapılan yürüyen merdiveni hatırlatarak, sosyal demokrat geçinen bir belediyenin, yoksul bir mahallede halkın kendi kendine inşa etmeye çalıştığı bir yeri engellemeye çalıştığını ifade etti. Türkmenoğlu, 19 aralıkta Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Kaya ile yaptıkları görüşmede, kendilerine gidip evlerinde cem yapmalarını nasihat ettiğini söyledi. Türkmenoğlu, bunun üstüne her perşembe günü toplu olarak cem yapıp bir arada durmaya, yardımlarla ve dayanışmayla cemevi faaliyetlerini sürdürmeye çalıştıklarını söyledi.



 

Ali AKSÜT

Secati Bey; İspir ile ilgili elimdeki tüm kaynakları taradım.Doğrudan İspir adına rastlamadım.
'' Mardin Sancağı Cizre Kazasında İsperti adlı bir aşiret yaşamaktadır.
KK. Cevdet Türkay, Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak Aşiret ve Cemaatler, İst. 1979 .Sayfa 95 (Eğer bir gün İspir ile ilgili bir nota rastlar isem, yazarım.Sevgiler, Ali Aksüt

 

Mukaffer ERDOĞAN

Sayın Türkmen Sitesi com. yöneticileri:
Ben Erzurum-İspir kazası ndan bir Türkmen boyu neslinden gelmekteyim ve bu boyun Türkmenistan'da da bir yerleşim Oba'sı olduğunu işittim. Bütün araştırmalarımdan olum bir sonuc alamadım. Sizlerden rica etsem ricamı kabul edip Türkmenistan'da böyle bir " İSPİR" veya benzeri isimde bir oba veya benzeri yerleşim yeri varmıdır? Lütfen bana bir cevap yazınız.Zahmetleriniz icin teşekkür ederim.
Mukaffer Erdogan (Berlin)

Yorum:

Sayin ERDOGAN isteginiz arastirmaci yazar Sayin Ali AKSÜT beye iletilecektir.En kisa zamanda size genis bilgi buradan iletilecektuir.Saygilarimizi sunuyoruz.

 

Mehmet Seçkin

DUYURU :

Hessen Eyaleti Atatürkcü Düsünce Dernegi 29.01.2012 de saat 15.00 de , Frankfurt Türkevinde Höhenstr. 44 - 48, 60385 Frankfurt am Main adressinde Atatürkün "Liderlik Sirlari adli bir seminer düzenlemistir. Acilis konusmasini Dernek Baskani Sayin Mahmut Telli ve konusmaci olarak da Jandarma Kurmay Albay Sayin Mehmet Seckin Ankaradan davet edilmistir.Siz degerli Arkadaslarimizi ve Dostlarimizi bu seminerde görmek bize mutluluk verecektir.

Mehmet SEÇKİN

 

Mehmet SECKiN

29 OCAK PAZAR GÜNÜ FRANKFURT - HESDEL´DE Ki TÜRK EViNDE BULUSALIM !!!

Değerli dostlar, Hessdel ADD nin öncülüğünde Frakfurt Konsolosluğu Türk Evinde 29 Ocak Pazar günü saat 15.00'de olalacatır. Butün dostlar davetlidir.

Mehmet SECKiN

 

Vedat TATAR

KARAÖZÜLÜ ve KARAÖZÜ DOSTLARI ( KARAÖZÜ ŞAHRUHLULARI) BAYANLARIMIZI KAHVALTIDA BULUŞTURUYORUZ.
TÜM DOSTLARIMIZLA KONUŞMAK, DERTLEŞMEK ve HASRET GİDERMEK ARZUSU İLE BİRLİKTE KAHVALTI YAPMAYA DAVET EDİYORUZ... SENEM DOĞANAY , GÜLER ADIGÜZEL (Doğanay)
Tarih: 21 Ocak 2012 Cumartesi Saat: 11:00-13;30
Yer : TBMM Mustafa Necati Kültür Evi Mitatpaşa Cad. No. 35 KIZILAY-ANKARA

 

Mehmet SECKiN

Başta köylülerim ve cevre köylerimin canlari olmak üzere beni tanıyan bütün kardeşlerime en içten selam ve sevgilerimi sunuyorum.
Sevgili kardeşlerim ;ben 29 Ocak 2012 Pazar günü Frankfurt Hesdel Atatürkçü Düşünce Derneğinin davetlisi olarak konferans vermek için Almanya\'ya geliyorum. Sizleride yanimda görmekten memnuniyet duyarim ,umarim sizlerinde katilimiyla güzel bir konferans olur!
Hepinize en içten selam ve sevgilerimi sunuyorum...

Mehmet SECKiN

 

İsmail doğan

5 ŞUBAT PAZAR GÜNÜ KAHVALTILI TOPLANTI DAVETİYESİ

YEDİ BUCAK AVŞARLARI TOP. DAY. VE KÜLT. DER. YÖNETİM KURULUMUZ KAHVALTILI TOPLANTI YAPMA KARARI ALMIŞTIR.
KAHVALTIYA ÜYE OLSUN OLMASIN YÖREMİZİN İNSANLARI AİLELERİ İLE BİRLİKTE DAVETLİDİR.


2012 YILINDA YAPILMASINI İSTEDİĞİNİZ FAALİYETLERİ PLANLAMAK, ÖNERİ VE ELEŞTİRİLERİNİZİ DİNLEMEK,

HASRET GİDERMEK GÜZEL BİR ATMOSFERDE BULUŞMAK DİLEĞİ İLE

SAYGILARIMIZLA KATILIMLARINIZI BEKLİYORUZ.


TARİH: 5 ŞUBAT 2012 PAZAR GÜNÜ SAAT:10.30 - 13.00
YER: Casablanca Fast Food Cafe
ADRES: Mithat Paşa Cad. No:36/C Kızılay, Çankaya, Ankara

NOT: KATILIM ÜCRETSİZDİR
katılacaklar kişi sayısını aşagıdaki yöneticilerden birine bildirin lütfen
İsmail DOĞAN 05058108100
Rıza ÇINAR 05388542138
CelalÇINAR 05326218212

 

Eren Eren

–HALKI HALK OLMAKTAN CIKARMANIN YONTEMI.

Yoksulluk ve adaletsizlik isyan doğurmazsa, halkı yozlaştırır. Egemenler, yozlaşmayı planlayarak adım adım bu boyutlara getirdiler. Yozlaşmanın bir yanı baskılardır. Sınırsız terördür. Halkı sindirmedir. Halkın adaletsizlik ve sömürüye karşı sustuğu her gün, devrimin büyümediği her gün yozlaşma büyüyor demektir.

Yozlaşmanın daha yaygın ve daha gözle görüneni, halk saflarında uyuşturucu ve alkol kullanımını, fuhuşu, hırsızlığı, fırsatçılığı, resmi ve gayri resmi kumarı yaygınlaştırmaktır.

Ör[..] 18. yüzyılda Büyük Britanya İmparatorluğu, Çin'i sömürgeleştirmenin yollarını arar. Çin'in bazı bölgeleri işgal edilmiş, devlet işbirlikçileştirilmiştir. Yalnız, binlerce kilometre ötedeki bir ülke... Nüfusu yüz milyonlar olan bir ülkeyi işgal etmek ve sömürüyü süreklileştirmek devasa bir ordu ve hatta ordular gerektirir. Çözüm, halkın uyuşturucuya alıştırılmasıyla bulunur. Kısa süre içinde Çin nüfusunun dörtte biri uyuşturucu kullanıcısı yapılır.

Emperyalistlerin gittikleri her yere götürdükleri şey yozlaştırmadır. Uyuşturucu, fuhuş ve hırsızlık son tahlilde bir halkı halk olmaktan çıkarır. Onursuzlaştırır. Böyle bir yığını sömürmek, yönetmek oligarşi açısından son derece kolaydır. Ve tersinden olarak böyle bir yığını devrimcileştirmek, devrime kazanmak da bir o kadar zordur.

Okulda, sokakta, televizyonda, gazetede, internet sitelerinde, her türlü basın yayın aracıyla, sömürücü egemen sınıflar, bu araçlarla halkı istedikleri gibi şekillendirmek isterler. Bu ideolojik şekillendirmenin 90'lardan sonraki belirleyici niteliği kozmopolitizmdir, karışık, kendine yabancı bir kültürdür.

 

Vedat TATAR

Yılın Şeyleri

Alıştılar, alıştırdılar
Savaş Süzal, 09/Ocak/2012

Yılın şeyleri, neyleri, beyleri.
- "Noel Baba adam olsaydı evlere bacadan girmezdi": Yılın lafı.
- AKP'yle demokratik anayasa yapılacağına inananlar: Yılın safı.
- İdris Naim Şahin'in ağzından çıkan her laf: Yılın gafı.
- "İmamın Ordusu": Yılın kitabı.
- "Tuvalet bir milyon liraydı be. Sayemizde bir liraya gidiyorsun": Yılın hitabı.
- ABD'nin taşeronluğunu yapmak: Yılın zilleti.
- Kendisini soyana âşık aziz halkımız: Yılın milleti.
- Püskevit: Yılın azığı.
- Şiddete maruz kalan kadınlarımız: Yılın yazığı.
- Doğalgaz ve elektriğe yapılan okkalı zam: Yılın kazığı.
- "Ben tertemiz alnımı senin o lekeli dudaklarına sürdürmem!": Yılın mağruru.
- Zamları Köşk'ten dönen vekillerimiz: Yılın mağduru!
- Japonya'daki tsunami: Yılın felaketi.
- Van'daki manzaralar: Yılın sefaleti.
- Paralı askerlik: Yılın (AK) adaleti!
- Oslo'daki MİT-PKK görüşmeleri: Yılın zirvesi.
- "Yunanlılarla savaşmadık, mezarlar sahte": Yılın zırvası.
- Piri Reis: Yılın teknesi.
- Muhalefet partileri: Yılın stepnesi.
- Işık Koşaner ve kuvvet komutanlarının resti: Yılın istifası.
- "CHP'li belediyeler PKK'ya para aktarıyor": Yılın iftirası.
- IMF eski Başkanı Strauss Kahn: Yılın çapkını.
- Kapı varken evlere bacadan giren Noel Baba: Yılın sapkını!
- "Dedemin insanları": Yılın filmi.
- "Dekolte giyen kadın tecavüzü göze almalı" lafı: Yılın ilmi.
- TGB'li gençler: Yılın eylemcisi.
- Nihat Doğan: Yılın eğlencesi.
- Silivri ve Hasdal'daki dostlar: Yılın acısı.
- "Ben bilmem, büyüklerimiz bilir!" diyen Hakan Şükür: Yılın vekili.
- Messi: Yılın topçusu.
- Güvenlik güçleri: Yılın copçusu.
- CHP'nin yemin etmeme eylemi!: Yılın fiyaskosu.
- "Teşvik primi almak caiz midir hocam?": Yılın suali.
- Kanal İstanbul: Yılın sanalı.
- "Bölücülerle masaya oturduğumuzu söyleyenler şerefsizdir": Yılın yalanı.
- Bilumum dağlarımız, ovalarımız, ırmaklarımız, nehirlerimiz: Yılın talanı.
- Ülkenin nereye gitmekte olduğunu hâlâ göremeyenler: Yılın körü.
- Arena'da Başbakan'ı ıslıklayan Cimbomlular: Yılın nankörü!
- Nicolas Sarkozy: Yılın kocası.
- "Teşvik primi caizdir" diyen hoca: Yılın hocası.
- "Kalfalık dönemi bitti, ustalık dönemi başlıyor":

Yılın sözü.
- Bindik bir alamete, gidiyoruz cümbür cemaat kıyamete: Yılın özü!

 

Eren Eren

BiZ KiMiZ,BiZ KiMi KANDIRIYORUZ,KiM KiME HiZMET EDiYOR?

Neden bu kadar saskinlik icerisindeyiz ya gozumuzun onunu gormuyoruz yada gormek istemiyoruz,Turkiyede ihtilaller oldu ve bu ihtilaller hep ulkesini cani pahasina sevenleri ya asti yada iskenceden gecirip yok etti,hep onlar suclu oldu yavas yavas bu surec isledi,ve sizler bizler hep seyirci kaldik onlarin vatan kurtardigni zannetikce, yasasin pasalar deyip devrilip yattik.
bakin o gunlerin yatirimi bu gun meyvelerini vermeye basladi hemde vatan millet adina yine, uyutuluyoruz, dunki gibi hala uykudan kimsenin uyanmaya hicmi hic niyetleri yoktur cunki bu uyku ilaci Amerikan Emperyalizminin ilaci dir,bu ilac Isbirlikcilerin BOB planinin adim adim uygulayanlarin ilacidir bu ilac daha dune kadar Amerikanci Genel Kurmay Baskanlarinin ilaci
ve bu ilaci yutmasi gereken Turkiye Halklari.Amerikanci Genel kurmay baskanlarina neden bu kadar uzuldunuz anlamis degilim onlar \ulu onder \Mustafa \Kemal Ataturkun Ardilari degiller,oyle olmadiklari icin bu haldeler cunki Emperyalizmin kareketeri kullanmak zamani gelince kaldirip atmaktir onlar bunu ogrenemediler vede ulkesi icin olumu gorev bilenleri vatan hayini diye yasini buyutrek idam edenler dir,cunki Turk ordusunun yonetim Kadrosu Amerikan \Emperyalistlerine satilmislardir,onlar bugun bu satilmisligin faturasini oduyorlar odesinler,bizler nasil vatani sevdigmiz icin odedikse onlarda vatani bu duruma getirdikleri icin odesinler cunki onlarin hic biri Mustafa Kemal Ataturkun dediklerini yapmamislardir.BU gun onlari tutuklatip toplayanlar cuntalarin hizmetlerinde gelismislerdir cuntalar zamaninda onlari yetistirmistir bir arastirin goreceksiniz.
Bir bakin emekli olduktan sonra dahi Kendini koruyacak arabasi dahi ABD, gelen bir Genel kurmay baskanindan ne beklersiniz bu genel kurmay baskani neden bu kadar korunmaya ihtiyac duyar.varin siz hesap edin.tekrar soruyorum BIZ KIMIZ KIM KIME HIZMET EDIYOR.

 

Vedat TATAR

CEHENNEMLER KUDURSA DA DEMİŞTİN YA SEVGİLİM!
Figen Özen
06 Ocak 2012 
Kudurdu…Çatal kuyruklu, zehir dilli zebaniler düştü yollara..

Ölmez nigâhbanıyız demiştin ya sevgilim…


Nöbetine set vuruldu. Türk ordusu emekli ve/veya muvazzaf en üst rütbelisinden en astına kadar terörist, darbeci ilan edildi. Cumhuriyet’in bekçileri ya Hasdal’da ya da Silivri’de...



Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyet’i demiştin ya sevgilim… Cumhuriyet’ten intikam almak isteyen iç ve dış odaklar el, ele Türk ordusuna, benim orduma seferberlik ilan etmişler…


Kışlalar boşaldı dün gece Fehmim… Kışlalar boşaldı… Sistemin avcıları gene iş başında… Hayınların elinden ayrılık oldu dün gece…



2. Sınıf- 1.Bölük- 31.Kesim 4331 Tarsuslu Fehmi… Harbiyeli Fehmi!..

Truva atları sahnede… Binicileri BOP Eşbaşkanı olan bu atlar, dizginleri mahşerin süvarilerinin elinde, ulus devleti yıkmak, parçalamak adına, doludizgin önlerine gelen her milli değere saldırıyorlar.

Bir safari düzenleniyor ülkemde. Dedelerinin intikamını almak isteyen iç ve dış hainler, rütbeli asker avına çıkmışlar…

Derviş Mehmetlerin, Ali Kemallerin, Sait Mollaların, İngiliz Muhipleri ve/veya Wilson Prensipleri Derneği’nin kurucularının torunları kirli, sarı dişleri ile sırıtarak Peygamber Ocağı bildiğim, orduyu bitirmek, yok etmek adına işbirliği yapıyorlar.



Vah ki vah!..

“Evet efendimciler”, cihanın en kansızı ile emperyal patronlarının emrini yerine getirmek adına hazırlanan kılıfa “HUKUK” adını veriyorlar.

Hukuk… Hangi hukuk? Yönetilerek yönetenlerin bağımlısı haline getirilmiş bir sivil darbe mahsulü olan çakma hukuk. Değişen, değiştirilen ifadeler..

Yaygaralar atılıyor televizyonlarda… Türkiye sivilleşmeli… Daha… Daha… Yetmez… Faşist 12 Eylül artığı Anayasa değişmeli… Daha, daha… Yetmez.. İktidarın Kurucular Heyeti’nin “Ak Kitabı”nda yazıldığı gibi, merkeziyetçi idare anlayışından uzaklaşılmalı… Kürtlere tüm hakları(!) verilmeli…



Faşist ordu, askeri vesayet… Daha, daha… Yetmez…

Türkiye gibileşenlerle yönetilmeli… Kemalist ordu derhal tasfiye edilmeli… Profesyonel ordu kurulmalı… İç Hizmet Tüzüğünden 35. Madde kaldırılmalı. Oluşturulan lejyoner ordu, ABD’nin tam emrinde Suriye’ye girmeli… Türk’ün öz evladı Amerika’nın çıkarları için ölmeli… Türk milleti tarihten silinmeli, yok olmalı, Asya bozkırlarına geri dönmeli…

Ve bunlar için de yapılması gereken her şey yapılmalı…



“Ateşi ve ihaneti gördük
Ve yanan gözlerimizle durduk
bu dünyanın üzerinde.”


Ve yanan gözlerimizle durduk. Yanan gözlerimiz ve öfkeli yüreklerimizle Sevgilim!

Linç ekibi işgal edilmiş beyinlerinin emrine uydu. Emekli Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ tutuklanarak “Esarethane”ye gönderildi.

Ateşi ve ihaneti bir kez daha gördük Harbiyeli Fehmi… Bir kez daha…

Yer sarsılmalı, gök titremeliydi. Hayır, hiç bir şey olmadı Sevgilim…

Kitlesel basın açıklamaları… Ve herkes evine...



Çünkü Türk milleti de tutuklu… Yok, hayır… Demir parmaklıkların arkasında değiliz biz. Bizim tutukluluğumuz daha tehlikeli. Çoğumuz bu esaretin farkında değiliz henüz. Yiyor, içiyor, geziyoruz.

Harcadığımız her kuruşla daha da zengin ediyoruz küresel patronları… Ayrışıyor, elimize aldığımız baltalarla birbirimizin kafasını kesiyor ve bıkmadan bu kaos yaratıcılarının oyuncağı olmaya devam ediyoruz.



Ergenekon, Balyoz, Sarı Kız, Şalvar, Ay Işığı ve Kozmik Oda…

Ne oldu bize ki, biz millet olarak ses çıkarmadık bu satranç oyununa?

Ne oldu bize? Biz değil miydik aramızdaki her türlü farklılıkları öteleyip bir araya gelen, emperyalizmin devlerine diz çöktürüp, yedi düvele meydan okuyup Bağımsızlık Savaşı’nı kazanan?

Birdik, diriydik, tek yürektik...

Şimdi?..

[..] ateşini yakanlara biz sessizliğimizle güç verdik sevgilim…

Harp Okulu üniforman çeyiz sandığımda canım. Geçen hafta baktım… Bıraktığın gibi duruyor. Belki bir gün o üniformayı torunun Utkan Dora veya Gülümser’in oğlu Zafer giyecektir. Harbiye rozetin ise benim yakamda sevgilim.

Biz” Denizde kum, Gökte yıldız” gibiyiz. Tükenmeyiz.

Sadece sırtımda üniformam yok. Ben de askerim. Öyle tanımlıyorum kendimi.



Cumhuriyet’i ve Kemalist Devrim’i korumaya yemin, kasem ettim. Ölmek var, dönmek yok bu yoldan…

Korkmayacağım, yılmayacağım Harbiyeli Fehmim. Harbiyeli eşi olmak kolay değil. Hele bu devirde Türk olmak, Kemalist bir kadın olmak hiç kolay değil.

Sana söz veriyorum sevgilim. Daha çok kapı çalacak, daha çok evden içeri girecek, daha çok insanla bir araya geleceğim. Anlatacağım onlara…



“ Ya İstiklâl- Ya Ölüm vardır. Ancak biz ölmeyeceğiz ve bağımsızlığımız için dövüşe, dövüşe yürüyeceğiz. Sen asker anasısın, sen de asker babası… senin kocan, senin yavuklun askerde.. Onlar bizim çocuklarımız. Askerine terörist muamelesi yapılıyorsa, inanmayacaksın, ordunun yanında duracaksın. Şimdi sıra sende… Askerine göğsünü siper edeceksin.

Camdaki pusuyu elinle sildiğin zaman göreceksin gerçekleri. Seni nasıl yalnız bırakmak, bölmek, ayrıştırmak ve hatta yok etmek için nasıl oyunun içinde olduğunu fark edeceksin.



Küresel aktörlerin çirkin yüzü çıkacak ortaya. “Sivilleşme”, “İleri Demokrasi” maskesi takmış şeytanın ne yapmak istediği çıkacak ortaya.

Onlar senden, Türk milletinden korkmaktadırlar. Dirilmenden, bir araya gelmenden, “Milli Kongreleri“, halk şuralarını toplamandan korkuyorlar.

Yeniden bir Erzurum, bir Sivas Kongresi toplanacak, Türk milletinin Milli Meclisi bir 23 Nisan’da varlığını dünyaya ilan edecek diye panik içindeler.

Haçlıların işgal ordusu, milletin ordusu ile baş edemeyeceğini bildiği için, seni ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ayrıştırıyor.

Türk ordusunu terörist mi ilan ediyorlar?

O zaman sen de gereken cevabı ver. Yurtseverlik, Cumhuriyet’i kollamak ve korumak teröristlik ise” Ben de teröristim.” de.

Orduna, askerine, komutanına, emekli olsa da Genel Kurmay Başkanı’na sahip çık.”

Kışlalar boşalır mı sevgilim? Yoo, hayır… Cehennemler kudursa da kışlalar boşalmaz.

1283 Mustafa Kemaller, 4331 Fehmi Özenler, Engin Alanlar, Bilgin Balanlılar, Attila Uğur ve daha nicelerinden boşalan yerleri Utkan Doralar, Zaferler ve daha niceleri dolduracaklar.


O kışlaları boşaltamayacaklar. Türk milletinin milli direnci kırılmadıkça, istedikleri kadar komutanları “esir” etsinler, Türkiye’yi Hasdal’a , Silivri’ye benzetip “Esarethane”ye çevirsinler, BA-ŞA-RA-MA-YA-CAK-LAR.


[..] kudursa bile canım sevgilim, Harbiyeli Fehmim, başaramayacaklar.

Gerekirs[..] her kışlanın önünde nöbet tutacağım, yanıma Darülfünun’lu Saime’yi, Gördesli Makbule’yi, Kara Fatma’yı, yok yetmez tüm Kuvvacı kadınları alacağım, havadaki kuştan, sudaki balıktan, topraktaki karıncadan daha çok olacağım.

Ordumu yok etmelerine, ülkemi bölmelerine engel olacağım.



Cehennemler kudursa, zebaniler çatallı mızraklarını göğsüme dayasa bile sevgilim, tüm işbirlikçi vatan hainlerinden hesap soracağım.

Cehennemler kudursa bile sevgilim…
FİGEN ÖZEN
İLK KURŞUN



 

Eren Eren

MARAS,SON DEGIL...................Sırr[..] Süreyya Önder, Maraş Katliamı`nı yazdı.

BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder`in Maraş Olayları ile ilgili yazısı paylaşım rekoru kıracak çünkü...

Bugüne kadar Maraş Katliamı ile ilgili bir çok yazı kaleme alındı. Birbirinden trajik hikayeler, kabuk bağlamaya çalışmış yaraları kanatan görüntüler, fotoğraflar ortaya çıktı. Herkes acının büyüklüğünü resmederken `laf üstadı` Sırrı Süreyya Önder, yaşananların arka planına da ışık tuttu. Maraş Katliamı`nın sosyo-ekonomik arka planını da anlatan Önder, yaşananları en iyi anlatan yazılardan birisine imza attı.

İşte Sırrı Süreyya`nın Maraş Katliamı yazısı...

MARAŞ BİBERİ
Denir ki Hz. İbrahim, devrin kralı Nemrut`un putlarını kırarak insanları Allah`ın varlığına inanmaya davet edince, iktidarı sarsılan Nemrut öfkelenir ve Hz. İbrahim`in ateşe atılmasını emreder. Bu zaman zarfında evlerde ateş yakılmayacaktır, yasaklanmıştır. Bütün odunlar İbrahim`in ateşini harlamak üzere toplanır.

O günler, `Urfa dağlarında gezer bir ceylan` günleridir. Bir zalim avcı, avladığı ceylanı pişirmesi için karısına verdiğinde hiç odun kalmadığı cevabını alır. Avcı çare bulmasını istediğinde, kadın ceylanın yağsız bir parça etini önce bir taşın üzerinde döver. Sonra da kırmızı biber, bulgur ve tuzla yoğurur. Bu gün etsiz olarak her köşe başında fast-food versiyonunu gördüğünüz çiğköftenin ortaya çıkışı böyle olmuştur.
Urfa`nın çiğköftesine Maraş`ın biberini karıştırmak Urfalılar tarafından Sarkozy muamelesi görmenize yol açabilir. Onların `isot`u varken Maraş`ın biberini duymaya tahammül edemezler. Üstelik haklıdırlar. Arayı şöyle bulabiliriz: Yine denir ki ilk tarım Maraş`ın Afşin ilçesinde yapılmıştır. Kentin kadim ismi Arabissos`tur ve Roma İmparatorluğu`nun, Gordianus (234-238) devrinde Urfa`dan göçen Arap aşiretleri tarafından iskân edilmiştir. [Irfan Shahîd, Byzantium and the Arabs in the Fifth Century, Dumbarton Oaks 1989]

MARAŞ`IN KÖY İSİMLERİ
Afşin, atalarımız Orta Asya`da at koştururken imparator Justinianus tarafından oluşturulan Üçüncü Armenia eyaletinin de yönetim merkezlerinden biridir. Hadi celadetli okurun kalbi kırılmasın `sözde` Armenia eyaleti diyelim. Milli tarih şuurumuza uygun davranmış olalım.
Halkımız beraber ve solo olarak Fransız parlamentosunu döverken araya gitmeyelim. Milli birlik ve beraberlik ruhuna en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, Meykir, Hunu, Norşun, Arıstıl, Maravuz gibi Maraş`ın köy isimlerinin etimolojik kökenini siz de sormayın, ben de söylemeyeyim.
Maraş`ın başta ticaret ve sanayi odası olmak üzere bütün `sivil` toplum örgütleri ezelden beri biberi Maraş iline tescil ettirme mücadelesi verirlermiş. Nihayet 2002 yılında başarmışlar. Artık Maraş Biberi Maraş iline tescilli. Sanayi ve Ticaret Odası kriterlere uyan bibercilere sertifika ve logo kullanım hakkı veriyor.

DELİ PARALAR DEVRİ
Maraş katliamını günlerdir her açıdan dinlediniz. Katliamın ekonomik-sınıfsal arka planına değinen pek olmadı. 70`li yıllar, tarımda destekleme politikalarının uygulandığı yıllardı. Misal Demirel, buğday ya da pamuğa 10 lira taban fiyat verirdi, Ecevit bunu 15 liraya çıkaracağını ilan ederdi. Demirel, 20`den aşağısının yetmeyeceğini, mazotun litresi ile buğdayın kilosunu karşılaştırarak anlatırdı.
İşte tarım üreticisinin eline `deli` paralar geçmesi biraz bu yüzdendi. Anadolu`da Alevi nüfus, tarih hafızasından dolayı kuş uçmaz kervan geçmez, Yavuz uğramaz yerlere yerleşmiştir. Gezin Anadolu`yu, genellikle Alevi dağda Sünni ovada yerleşiktir. Maraş bunun istisna olduğu birkaç yerden birisidir. Alevi nüfus, ağırlıklı olarak bereketli ovalarda yaşar.
Tarım destekleme politikası ile zenginleşen Maraş ve civarındaki Aleviler Maraş merkeze göçerek `yüzük taşı` misali yerlere talip olmuşlar ve almışlardı. Kent içi ekonomik etkinlik Alevilere geçmiş, Sünni halkın elindeki para da dönemin enflasyonist karakteri gereği süratle pul olmuştu.
ABD görevlisi Alexander Peck de katliam öncesi kenti gezerken şu tezi işlemiştir: `Yakında Aleviler size yiyecek ekmek bile vermeyecekler!`
Dönemin sağcı işadamlarının ve parti başkanlarının yaptıkları toplantılarda neler konuşulduğunu anlatacak bir vicdan ortaya çıkarsa bu bilgiler kapı arkası fısıltılar olmaktan çıkıp aleniyet kazanacaktır.
Aleviler kent içinde görünür ve etkin olunca sosyal hayata da dahil olmuşlardı. Mesela içkili lokantalara aileleri ile birlikte gitmeye başlamışlardı. Eh bu kadar bileşen bir araya gelince geriye bir tek şey kalıyordu; birinin çıkıp `kalkın ey ehl-iİslam, din elden gidiyor!` diye bağırması... Bu işlevi, sosyalist sistemde `Allahsızlığı yayma kürsüsü` olduğunu savlayan ve kadınların bütün parti üyeleri ile sevişip gayriresmi evlilikten çocuk doğurmaları halinde daha fazla ikramiye alacaklarını müjdeleyen `Güneş ne zaman doğacak` gibi `muhteşem` bir film de görebilirdi pekâlâ.

ECEVİT`İN DİRENCİNİN KIRILMASI İÇİN KATLİAM ŞARTTI
Katliam, ABD`nin o günkü nizamat politikasını ancak askeri diktatörlükler eliyle uygulatabilmesi gerçeğine giden yolda Ecevit`in gösterdiği direncin kırılması ve ülkede sıkıyönetim-darbe döngüsünü hazırlaması için şarttı.
Bu plan `gümüş ya da altın hilal` olarak adlandırılan bütün kentlerde değişik versiyonlarla uygulamaya konuldu. Maraş, Sivas, Çorum ve Malatya`da tuttu. Maraş bunların içerisinde en vahşi Kontr-gerilla operasyonlarından birisidir.
Dünya tarihinde, hangi figür damgasını vurursa vursun, bütün katliamların, soykırımların arkasında, mutlaka bir `servet transferi` olgusu vardır. Dolayısıyla işin içinde bir `tapu davası` araştırmayan bütün bakışlar eksik kalmaya mahkûmdur. Bu ülkede bir tarihçi, işgal ve kurtuluş savaşı arasında geçen sürenin uzunluğunu ve ne hikmetse tehcirden dönen Ermenilerin gelmesiyle hızlanan, neredeyse patlayan kurtuluş hikayelerimizi bir de bu gözle anlatsa da dinlesek...
Maraş`ın filmini çekmek için binlerce sayfa belge, bilgi, tanıklık okudum, dinledim.
Beni en çok etkileyenlerden birini paylaşmak isterim.

KOMŞULAR, BİZ ŞİMDİ PERDELERİ KAPATACAĞIZ
Serin ailesi, katliam sırasında Maraş tren garından güçlükle bulunan bir trenle şehir dışındaki Alevi köylerine gidip canlarını kurtarır. Katliam sonrası evlerine döndüklerinde bütün eşyalarının yağmalandığını görürler. Sünni bir komşuları, yağmalamayı, komşuların yaptığını fısıldar.
Serin ailesinin annesi sokağın ortasına çıkar ve onlarla bugüne kadar sürdürdükleri komşuluğu anlatarak şöyle seslenir.
`Komşular! Biz şimdi bütün aile evimize girip perdelerimizi kapatacağız. Bizden yağmaladığınız eşyalarımızı bahçemize bırakın.`
Sabah evin avlusu yağmalanmış mallarla doludur. Aile kendilerine ait olanları alır. Bir traktöre yükler. Kenti terk edeceklerdir. Bırakılan eşyalarda kendilerine ait olmayanlar da vardır. Aile o eşyaları sokağa çıkarıp üzerine şöyle bir not bırakır.
`Bu eşyalar yağmaladığınız diğer ailelere aittir. İmanınız ve vicdanınız varsa bunları da gerçek sahiplerine verin.`
Ve doğdukları yerden, bizzat komşuları tarafından öldürülmeyecekleri, talana uğramayacakları bir başka diyara doğru giderler. Geride bıraktıkları evlerini yok pahasına sattıklarını da bir çocuk bile tahmin edebilir.
Kahramanmaraş Sanayi ve Ticaret Odası geçen muharrem ayında bir kardeşlik iftarı verdi. Şu linkteki videoda (http://www.kmtso.org.tr/video[..] iftarı naklen veriyor. Muharrem orucunun böyle bir iftar açma geleneği olmadığı saçmalığını bir yana bırakarak spikere kulak verebiliriz.

BİLİN Kİ DIŞ MİHRAKLARDIR
Spiker bütün erkâna aynı gayretkeşlikle şu tespiti yapıyor:
`Bütün Maraş burada.. Eğer Maraş`la ilgili bundan sonra olumsuz bir haber kamuya yansırsa, bilinsin ki bu dış mihrakların işidir öyle değil mi?`
Bu saçma tespite oda başkanı dahil olmak üzere herkes katılıyor. Spiker aynı tespiti Alevi Federasyonu Başkanı Selahattin Özen`e de yaptığında `gurk` ettirten bir cevap alıyor. Özen: `İç mihrak, dış mihrak her neyse bunlardan bir kez bile Aleviler galeyana gelmiyor. Sünnilerin buna engel olması lazım.` Spikerin tespiti kendisiyle sınırlı değil. Aynı ilin valisi de anma törenlerini hukuksuz olarak engellemesini `geçmişi hatırlamak istemiyoruz` gerekçesiyle açıklıyor.
Ah birisi çıkıp unutmanın yolunun ancak yüzleşmekle mümkün olduğunu bunlara tane tane anlatsa...
Ah birisi, hem de Alevi olmayan bir kent sakini çıksa, bu kentte 36 saat içinde yarısından fazlası 13 yaşın altında yüzlerce insan öldürüldü. Gelin toplu olarak gidenlere bir dua, yapanlara bir ah edelim diye haykırsa.
Ticaret Odası, Maraş`ın biberine gösterdiği vefanın birazını da karnında bebeği ile öldürüldükten sonra eti bir çiğköfte misali ezilen gelini, iftarla değil, mahcup ve sessiz bir yasla hatırlamak ve unutturmamak gerektiğini kavrasa. O vali ve benzerleri bir yas evine müstahdem yapılsa.
Odanın iftarında sofraya bıçak konulmamış. Muharrem orucunu açarken zorunlu bir ritüeldir bu. Su da konulmaz. Sebebi Kerbela masumlarının bedenlerine Muaviye zihniyetinin açtığı yaraları hatırlamaktır. Sofraya konulmayan bıçak 33 yıldır Alevilerin böğründe saplı durmaktadır. 33 yıldır bu yaradan kan akıp durmaktadır. `Hatırlamak istemiyoruz` zevzekliği bu hançeri kanırtıp durmaktadır.
Utanmak yalnız kendi yaptıklarımızla ilgili bir eylem değildir. Bazen yapmadıklarımız da utandırır bizi.
Bütün Maraş bu hançerden utanmadıkça, bu yara şifa bulmayacaktır.


 

Hasan Tahiroglu

YANINDA OLAMADIM AFFET BENi ANAM

Dünyada hep ağladın gülmedin
Rahat yüzü görmedin
Hic kimseden de şevkat görmedin
İnşallah orada gülersin anam

Seni ağlatanlar
Hiç mi utanmaz
Yalan dünya kimseye kalmaz
Dünya malı ile zengin olunmaz
Herkez ettiğini bulur be anam

Yalan dünyaya yumarken gözlerini
Ne deyip söyledin son sözlerini
Fani dünyaya verirken son nefesini
Yaninda olamadim affet beni anam...

Yorum:

Acinizi yürekten paylasiyorum sevgili Hasan.Allah rahmet etsin nurlar icinde yatsin.

 

esma yılmaz

YAKINLARINA BAŞ SAGLIGI DİLİYORUM.ALLAH BAŞKA ACI GÖSTERMESİN YATTIGI YERLER İNCİLMESİN.YILMAZ ALİLESİ

 

Osman(Cafer) TATAR

Yerlikuyu Köyünden Emekli Öğretmen Merhum OSMAN UĞUR'un eşi DÖNDÜ UĞUR'un ölümünden büyük üzüntü duydum.Merhumeye tanrıdan rahmet,yakınlarına ve tüm yöremiz halkına taziyelerimi sunarım.

 

Suzan YÜCEL

V E F A T
Yerlikuyu Köyümüzden DÖNDÜ UĞUR (Merhum OSMAN UĞUR eşi) Mersin'de hayatını kaybetmiştir. Cenazesi 04.01.2012 tarihinde Yerlikuyu Köyümüze toprağa verilmek üzere götürülmüştür. Merhum DÖNDÜ UĞUR'a HAk'tan Rahmet, Yöremize sabır ve başsağlığı dilerim.

Suzan YÜCEL
KARAÖZÜ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ Adına

 

Yusuf Aslan

KÖYÜME GARDAŞ.

Gel hasbihal edek gardaşım senle
Ölürsem götürün köyüme gardaş
Sofrası açıktır yüzleri yerde
Zarar ziyan gelmez tenime gardaş.

Yağmur olsam Yazıhan a yağarım
Irmak olsam Karaca ya akarım
Her bir ferdi ile gurur duyarım
Hizmet eder dünya ilmine gardaş.

Bazı eller evliyalar yeridir
Şah Veli'nin kerameti bellidir
Hasta giden şifa bulur dirilir
Mezirme de Vayloğ dede ye gardaş.

Arguvan'ın bütün köyü baş tacım
Kucaklarım, açıldıkca kulacım
Türkülerle büyür gardaşım bacım
Alınca mızrabı eline gardaş.

İsa köyün eli tutar kalemi
İnci gibi dizer bütün kelamı
Kul Yusuf'da Fethiye'nin insanı
Her haliyle bağlı örfüne gardaş.

Söz: Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.

 

Vedat TATAR

Kasabamız halkından Süleyman-Adile ÖZDEMİR oglu Mehmet ÖZDEMİR yaşamını yitirmiştir. Cenazesi 03 Ocak 2012 Salı günü (yarın) öğle vaktinde ANKARA-Karşıyaka mezarlığında toprağa verilecektir. Yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı, Mehmet Kardeşimize de IŞIKLAR içinde uyumasını dileriz. Ankara Karaözü Kültür Derneği Yönetim Kurulu

 

Vedat TATAR

V E F A T

Karaözü'den MEHMET ÖZDEMİR (Merhum Süleyman & Adile Oğlu) tedavi görmekte olduğu Ankara'da genç yaşta hayata veda etmiştir. Mehmet ÖZDEMİR'e HAK'tan Rahmet Aİlesi ve sevenlerine sabır ve başsağlığı dilerim.

Cenazesi 03 ocak 2011 tarihinde öğle namazına müteakip ANKARA KARŞIYAKA MEZARLIĞI BÜYÜK CAMİ'den kaldırılacaktır.

VEDAT TATAR
ANKARA KARAÖZÜ KÜLTÜR DAYANIŞMA DERNEK BŞK.


 

Doğan Doğan


Kavga
neden İslam coğrafyasında ?
Rıza Zelyut

Önünüze bir dünya haritası alıp bakın.
Şu an çatışmaların olduğu bölge;
Müslümanların yaşadığı coğrafyadır.
Libya'dan Pakistan'a kadar
her yerde:
Yoksulluk var;


gerilik var,
cehalet var.
Kan var,
acılar var,
yıkım var;
yoksullaşma var.
krallar var;
şeyhler var;
diktatörler var..
Ayaklarının altında petrol denizi var.
Bir de bakın Batı dünyasına...
Zenginlik var,
en iyi eğitim var...
Barış var,
huzur var...
Savaşların yerini işbirliği almış...
Çünkü;
eğitilmiş halk var...
Eğitilmiş halkın seçtiği sivil yöneticiler var...
Ayaklarının altında kuru toprak var.
Peki zengin ve mutlu olması gereken
İslam dünyası neden böyle?
Sebep din mi?
-Olamaz...
Çünkü aynı dini kabul etmiş eski devletler;
o zamanlar dünya medeniyetine önderlik edebiliyorlardı.
Öyleyse sakatlık başka yerde...
Sakat nokta bulunmadan; bu derde çare de bulunamaz.
Elimizde Osmanlı Devleti örneği var.
15. Yüzyıl'da yeni bir çağ açarak dünya tarihine yön veriyor.
Avrupa'dan çok ileride...
Sonrasında işler değişiyor.
Avrupa ileri giderken Osmanlılar çöküşe geçiyor.

MUHTEŞEM YANLIŞ
Yıl 1548...
Başta Muhteşem Süleyman var.
Sultan Süleyman;
Avrupa'yı korkutmuş ama kendi devleti için için kaynıyor.
İstanbul'da bile insanlar huzursuz.
Muhteşem Süleyman topluyor alimlerini soruyor:
-Efendiler;
bu kargaşanın sebebi nedir?
Huzurdaki mollalar,
kadılar, kadıaskerler,
beylerbeyleri, vezirler
ve
veziriazam bir cevap buluyorlar:
-Hünkarımız, bu sıkıntının sebebi;
medreselerde
(o zamanki üniversiteler)
okutulan tıp,
matematik,
coğrafya gibi akılcı ilimlerdir.
Bunları kaldırıp yerine din dersleri korsak;
millet yaramazlıktan vazgeçer.
Bu kararla okullarımızdan akıl kovuluyor.
Bilimsel araştırmalar sona erdiriliyor.
Bunun yerine fıkıh,
hadis,
kelam gibi Kuran dersleri konuluyor.-
Aynı sıralarda;
Avrupa'daki kiliselerde konuşulan şu idi:
-Bu Türkler bize Allah'ın yolladığı bir ceza kırbacıdır.
Peki bunları nasıl alt edebiliriz?
Papazlar oturup düşündüler...
Tarihleri incelediler.
Gördüler ki
Müslümanları kendilerine üstün kılan
güç din değil;
akıldır.
-Türklere karşı aklımızı kullanalım,
dediler.
Ve böylece akıl ürünü olan bilimi devreye soktular.
Türklerin attığı tıbbı, fenni, coğrafyayı kaptılar.
Böylece;
bizler kuyuya doğru,
Avrupa uzaya doğru yol aldı.
Geldik bugüne...
Bugün de Batı dünyası;
aklı kullanıyor.
Aklın ürünü de bilimsel sonuçlardır.
O da karşımıza fabrikalar,
barajlar;
lüks konutlar;
iyi okullar;
en ileri iletişim araçları;
en ileri savaş araç-gereçleri olarak çıkıyor.
İslam dünyası bu gelişmeler karşısında
çareyi daha da büzüşmekte buluyor.
Dine sarılarak
kurtulacağını sanıyor.

Bölgedeki krallar,
şeyhler, diktatörler de
'Din elden gidiyor!'
diyerek
halk kitlelerini bu yoldan uyutuyor.
Eğitilmemiş;
dinle uyutulmuş kitleleri yönetmek de kolay ya...
Cehalet at koşturuyor.
Cahil toplumlar; üretemezler...
Bu yüzden yoksulluk kol geziyor.
Yoksulluk kavganın sebebidir...
Batı dünyası;
yoksulluğu ve cehaleti kullanarak İslam dünyasını kırıp geçiriyor.
Bu işte ne İsa Mesih'in suçu var ne Muhammed'in eksikliği...
Peki kurtuluş nerede?
-Mustafa Kemal'e bakın;
tek kurtuluş kapısının o olduğunu görün.
Başka çareniz yok ey Müslümanlar!
-Hepiniz Kemalist olacaksınız
Atatürk ne demiş;
Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir..



 

Eren Eren

YENI YIL HEDIYESIDIR.
Libya'nın devrik lideri Muammer Kaddafi'nin ölümüyle sonuçlanan operasyonda yer alan 158 muhalif İstanbul'da. Takvim gazetesinin haberine göre, hepsi gazilerden oluşan grup, 40 gün 40 gece, Ataköy'deki 5 yıldızlı bir otelde kalacak.Bugün İstanbul'daki 5'inci günlerini geçiren grup, gündüz kenti geziyor, geceleri Taksim'e gidiyor, hastanede tedavi görüyor.

Alışverişi de ihmal etmeyen grup, alışveriş merkezlerinde tur atıyor. Üstelik İstanbul hayranı olan gençler, üzerinde İstanbul yazılı tişörtler giyiyor.

Hava değişimi için Türkiye'ye gelen grubun içerisinde, 2 çocuk iki de kadın bulunuyor. Gazi eşi olan kadınların biri ise tekerlekli sandalyede.

‘KARDEŞİMİ ÖLDÜRDÜ’
Gaziler, kendilerini "gladyatör" olarak tanımlıyor. Kaddafi'nin hakettiğini bulduğunu söyleyen Abdulhekim adlı genç, "Kaddafi, genç, yaşlı, kadın, çocuk ayrımı yapmadan ülkemizi katletti. Benim de hamile annemin karnındaki kardeşimi öldürdü. Ona yaptıklarımız az bile" dedi.

Libyalı genç, kendisinin İstanbul'da 2 hafta kalacağını, çünkü ülkesinde tedavisinin devam ettiğini söyledi. 2 çocuk babası 23 yaşındaki diğer bir Libyalı ise bugün İstanbul'da tedavisinin başlayacağını belirtti.

PSİKOLOJİLERİ BOZULMUŞ!
Otel çalışanları ise Libya gazilerinin psikolojilerinin çok bozuk olduğunu ve kendilerine korkarak hizmet ettiklerini belirtti.

KADDAFİ LİNÇ EDİLMİŞTİ
Libya lideri Muammer Kaddafi geçtiğimiz ekim ayında ülkeden kaçmaya çalışırken NATO uçakları tarafından durdurulmuş, işbirlikçi milis kuvvetler tarafından sığındığı bir kanalda yakalanarak linç edilmişti. Muammer Kaddafi’nin linci uluslararası kamuoyunun büyük tepkisini çekmişti.Lakin ABD istedigi icin biz kayitsiz sartsiz kendimizi isin merkezinde
bulmusuz.

Yorum:

Yakinda Türkiye onlara da"Sizin ile gurur duyuyoruz" mitingi düzenler!!! Saygi deger Eren.

Muzaffer ARICA

 

murat sarıyalçın

23 Ara 2011 – Prof.Dr. Yusuf HALACOGLU :PKK'LILARIN YÜZDE 80 İ ERMENİ. ... Özgürlük" derken terör örgütlerinde Ermeniler'i ve Süryaniler'i kullanırlar. ...

 

murat sarıyalçın

yukarıdaki yazıdan anlaşılacağı gibi sabetay yazarlarımız arasında gerçekten ülkemizi seven,vatansever iyi insanlar da var.hikmet beye tebrikler.haftanin de pkk dan habersiz kuş uçmaz.sınır ticaretinden asıl payı pkk ve peşmergeler alıyor.işin acı yanı bu 2 köy korucu köyü.asker kime emanet.

 

murat sarıyalçın

türkmen gardaşlarım,her alevi türk değildir.birçok kripto ermeni ve süryani alevi,kürt kimliği altında gizleniyor.saygılar
http://w[..]