ZİYARETÇİ DEFTERi KAYIT FORMU / Eingabeformular Gästebuch -TÜRKMEN SİTESİ-

Ins Gästebuch eintragen
CAPTCHA image for SPAM prevention  

Görüntülenen sonuçlar: 441 ila 480. Toplam sonuç sayısı: 2520
 

Vedat TATAR

HİLMİ DOĞANAY kardeşimizi bugün 12 Nisan 2012 saat 13:20 de SİNCAN ÇİMŞİT Mezarlığında toprağa verdik. Ben nedense hep yanlış mı algılarım bilmem ama, KARAÖZÜ'de toprağa verdiğimiz canlar için sanki evine, daha garantili bir yere, dostlarının koynuna gömülmüş hissederim... Bugünde o duyguyu hissettim. Keşke dedim, Hilmi dostu Musa amcanın bağdat teyzenin olduğu toprağa verseydik... Aynı duyguları Necati DEMİRCİOĞLU ağabeyim içinde düşünmüştüm ve her AYDIN-ÇİNE'ye gittiğimde gömütünü ziyaret eder keşke KARAÖZÜ'den bir avuç toprak getirip üstüne serpsem, derim. Bilmem ama şöyle bir uygulamayı başlatabiliriz. KARAÖZÜ dışında toprağa verilen canlarımızın cenazelerine gelen köylülerimiz bir kilo- bir avuç toprak getirsinler üzerlerine serpelim. Olmaz mı? Hilmi dostumuz "Işıklar İçinde Uyusun" Yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilerim...

 

Eren Eren

86 YENI CEZA EVI YAPTIRACAK

Sistem yeni hapishanelere neden ihtiyaç duyuyor?



*AKP, 2002-2010 arasında 52 yeni hapishane yaptırdı
* 2015 yılına kadar 40 bin kapasiteli 86 hapishane daha yaptıracak!
* 4 bin çocuk tutuklu var... 7 yeni çocuk hapishanesi daha yapılacak!
Bu kadar yeni hapishane
ne anlama geliyor?
* Diyorlar ki, biz açlığı, işsizliği, yoksulluğu, yozlaşmayı, hırsızlığı, mafyacılığı çoğaltacağız...
* Biliyorlar ki, bu yağma ve sömürüye karşı halkın devrimci mücadelesi büyüyecek!

Adalet Bakanı Sadullah Ergin açıkladı: 40 bin 26 kişi kapasiteli 86 yeni hapishane yapılacak.

TBMM'de hapishanelere ilişkin verilen bir soru önergesine Adalet Bakanı Sadullah Ergin tarafından verilen cevapta yeralan bilgiye göre, 2010-2015 arasında 86 yeni "ceza infaz kurumu" yapılması öngörülüyor; bunların maliyeti ise 1 milyar 796 milyon TL civarında olacak.


86 yeni hapishane, açlık ve zulmün süreceği demektir

Bir iktidarın bu kadar büyük sayıda yeni hapishane yapmayı planlamasının birbirini tamamlayan iki açıklaması vardır: Bir; iktidarın ekonomi politikaları "Suç ve suçlu üretmeye" devam edecektir. İki, halka karşı baskı, yasak, ceza politikaları sürdürülecektir. AKP, 86 yeni hapishane planıyla bunu ilan ediyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan "Türkiye'yi uçurduk, uçurduk..." diyor. Sanayide, ticarette, ithalatta, ihracatta, turizmde, üretimde, tüketimde... cumhuriyetin 90 yıllık tarihinde yapılanlardan çok daha fazlasını yaptık diyerek övünüyor.

Doğrudur, AKP sekiz yıllık iktidar döneminde iki şeyi olağanüstü derecede büyütmüştür: Birincisi, tekellerin serveti, ikincisi halkın yoksulluğu. Ve muhtemeldir. Bu gidişle, Cumhuriyetin 90 yılda açtığından daha fazla hapishane açacak!

AKP, sekiz yıllık iktidarı boyunca tekellerin hizmetinde oldu. Tekellerin bir dediğini ikiletmedi. Halka gelince, sadakadan başka birşey vermedi. İşsizlik, AKP iktidarında en üst düzeye çıktı. Açlık yoksulluk en üst düzeye çıktı. Hırsızlık, fuhuş, yozlaşma, gayri-meşru işler, mafyacılık en üst düzeye çıktı.

AKP iktidarı dilinden yoksulları düşürmeyerek "garip-guraba" demagojisi yapıyor. Oy tabanı olarak da AKP yoksul halka dayanıyor. Ancak, gerçek şudur ki AKP, yoksulların değil, tekellerin iktidarıdır.

86 yeni hapishane de, halkın açlığına, yoksulluğuna rağmen tekellerin düzeninin sürmesi içindir. Bunca açlığın, yoksulluğun, adaletsizliğin olduğu düzende başka türlüsü olamaz. İnfazlar olmadan, işkenceler olmadan, hapishaneler olmadan, faşist yasalar olmadan halkı yönetemezler. Hapishaneler, oligarşik diktatörlüğün halkı sindirmek için başvurduğu politikaların kendini en çıplak biçimde gösterdiği alanlardır. F Tiplerini bunun için yaptılar. 28 devrimciyi bunun için katlettiler.

Katliamdan sonra dönemin başbakanı Bülent Ecevit, "artık gele ceğe güvenle bakabiliriz" demişti.

"F Tipi" hapishanelerle halkın her kesimi zapt-turap altına alınmaya çalışıldı. 19 Aralık vahşeti ve F Tipi hapishanelerin hücreleri, halkın mücadelesinin karşısına bir gözdağı olarak dikildi. AKP iktidarı tarafından çıkartılan yeni TCK (Türk Ceza Kanunu) ile halkın direnme hakkı, mücadelesi yok edilmeye çalışıldı. Halkın her türlü mücadelesi suç sayılırken, faşizmin hukuksuzluğu, halka karşı baskı ve terörü yasallaştırıldı. Yeni yapılacak 86 hapishane de bu politikanın bir parçasıdır.

Şu tabloya bakın: 2002 yılında, ülkemizde çeşitli tiplerde 524 hapishane vardı. 2002-2010 yılları arasında, yani AKP iktidarı döneminde bunlara 52 hapishane daha eklendi.

86 hapishaneyi de buna eklersek, AKP iktidarı kısa sürede varolanlara 138 hapishane eklemiş oluyor. Sadece Ankara'da 2006 yılında 3 bin 701 kişi kapasiteli 5 adet hapishane açıldı. Buna 2008'de 3 bin 750 kişilik Silivri hapishaneleri eklendi. Evet, bütün bunlara rağmen, mevcut hapishaneler yetmiyor sisteme. Şu anda hapishanelerdeki doluluk oranı yüzde 107!

AKP'nin iktidara geldiği dönemde 59.429 olan tutuklu-hükümlü sayısı bugün 120 bin oldu. AKP'nin yarattığı tablo budur. 86 yeni hapishaneyle AKP, soygun sürecek diyor. Sömürü, sürecek diyor. Saldırılar, baskılar, terör sürecek diyor. Sizler bu anlayistan ne bekliyorsunuz.Turkiyenin gozune kul serpilmeye devam ediyor.

 

Yusuf Aslan

Degerli vekilim, Sayın Veli Ağbaba.

Size karşı şiddet kullanan, o malum zatı (kınanma) cezasından,

kendi arkadaşları tarafından kurtarılması, başlı başına kınanacak bir olaydır.

Bu vesile'yle, o malum zatı ve o'nu, oylarıyla kınanmaktan kurtaranları?

(Ben) şiddetle ve nefretle kınıyorum.

"Hatta, Ben Oy sahibi bir vatandaş olarak "oy hakkımı veto edip -

o şiddet kullanan malum zatı ve o'nu destekleyenlerin vekilliklerini boşa düşürüp / hiçe sayıyorum.

Bu vesile'yle her daim "Sizin gibi Atatürk'çü ve Devrimci vekillerin yanında olduğumu belirtir Saygılarımı sunarım.

-----------------[..] NAMAZINI BOŞA KILACAK

Dünyaya taht kurmuş zalimin biri
Sanmayın ki dünya o'na kalacak
Sanki milletlerin başı rehberi
Gün gelecek o'da hakka varacak

Başına yıkılsın yaptığı yurdu
İçin için yesin içinin kurdu
Sağından solundan girerse derdi
Yürekte sağılmaz yara bulacak

İftira ehlidir kemiksiz diller
Bazan doğru bazan eğriyi söyler
O'nun hali şimdi iyi bu günler
Gün gelecek nardan nara yanacak

Ey insanlık aslı temiz nesiller
Aslı temizlerde olmaz kusurlar
Kul hakkıyla ölen nice iplisler
Teneşirde mundar suya yunacak

Der Yusuf kulların hakkına geçen
Yalan yere türlü yeminler içen
Sırtında yük ile ahrete göçen
Hoca namazını boşa kılacak.

Söz: Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.

 

Osman(Cafer) TATAR

KARAÖZÜ KASABASINDAN HAYATA GÖZLERİNİ YUMAN HÜSNE SEVEN ANNEYE TANRIDAN RAHMET DİLİYORUM.NUR İÇİNDE YATSIN, MEKANI CENNET OLSUN ..

 

kemal korkmaz

4+4+4 hepimize hayırlı olsun! Yeni bir egitim sistemi,gelecegimizi mum ile aydınlatacak, teknolojiyi yerin dibine batıracak, ülkemizi dahada geri medeniyetlerine götürecek ne güzel bir egitim sistemine kavuşuyoruz degilmi dostlar.


Bununla gururmu duyalım yok ise buruklukmu hissedelim,karar sizlere aittir.
Genel secimlerde ben,sen, biz ,siz konularla ugraşırken karşı taraf geregini yaparak %50 oyu alarak hedeflerine ulaşmaya başladılar.


Bagımsız adaylarının bizlere ne kadar zarar verdigini herhalde şimdi daha iyi anlamışınızdır. Genel secimlerden önce burada bir yazı yazmıştım, bazı degerli dostlarımız düşüncelerime katımamışlardı. Ogünkü yazımı bugünler icin yazmıştım.
Yöremizde bir deyim vardır hatırlarsanız, dagdaki yogurda evde mantı kesilmez denir. Malisef gecen genel secimlerde bagımsız adaylarının ne kadar hatalı odugunu belki şimdi daha iyi anlaşılır duruma gelindigini görmüsünüzdür.


Birey[..] hic bir zaman ses getirilmez, ne olacaksa toplumsal olunmalıydı degilmi dostlar. Bu egitim sisteminin bu şekilde gelmesine bizlerinde belki bilerek belki bilmeden katkısı olunmuştur düşüncesindeyim. Genel secimlerde malisef hepimiz hata yaptık bazen bireysellikle, bazen vurdumduymazlıgımızla, bazen bana dokunmayan yılan bin yaşasın düşüncesiyle şimdi kendimizi sorgulamalıyız. Daha sonra başkalarını sorgulamalıyız derim, Acaba yanılıyorummu dersiniz.
Ben burada sizlerle düşüncelerimi paylaşmak istedim, düşüncelerime katılmayan ola bilir, onlarada saygım sonsuzdur.


Olguluk icerisinde bu konuyu tartışmak istedim sizlerle, amacım birilerini kırmak degil dahada ileride gelecek olumsuzlukları yaşamamak amaclıdır bu yazım. Antalyadan herkese saygılar sunarım.

 

Emin Demirel

MEHRUME HÜSNE TEYZEYE TANRIDAN RAHMET, COCUKLARINA TÜM SEVENLERINE KARAÖZÜ HALKINA BASSAGLIGI DILIYORUM. ISIKLAR ALTINDA UYUSUN MEKANI CENNET OLSUN ..

 

Vedat TATAR

HÜSNE ANNEMİZİ KAYBETTİK. Halil SEVEN eşi SADIK, TAHSİN - YUSUF, PERİHAN, DÖNDÜ, HAPPALI ve SONGÜL'ün annesi HÜSNE annemiz Mersin'de yaşama gözlerini yumdu. 31 Mart 2012 Cumartesi, yarın KARAÖZÜ'de toprağa verilecektir. "NUR İÇİNDE YATSIN" Yakınlarına ve sevenlerine BAŞSAĞLIĞI dilerim.
KARAÖZÜ Kültür Dernek Yönetim-Denetim ve Yayın Kurulu adına Vedat TATAR

 

www.turkmensitesi.com

Türkiye TAI BOKS Şampıyonu olan KARAÖZÜ kasabamızdan MUSTAFA IŞIK'ı kutluyoruz.

 

Vedat TATAR

KARAÖZÜ ŞAHRUHLU MUSTAFA IŞIK TÜRKİYE TAI BOX ŞAMPİYONU OLMUŞTUR. KARAÖZÜ ŞAHRUHLU ŞAMPİYONU YETİŞTİREN ANNE HAYRİYE Ablaya ve BABA TURAN ABİYE DEDESİ HAMIS PEHLİVANA-GÜLESER ANNEYE VE MALATYALI ANNE SÜLALESİNE VE DE IŞIK SÜLALESİNE TEŞEKKÜRLER. HAMIS -IŞIK VE ALİ PEHLİVANIN BUGÜNÜ GÖRMESİNİ NE KADAR ÇOK DİLERDİM. KARAÖZÜ ŞAHRUHLULARA GÜVENMEK LAZIM... İŞTE ŞAMPİYON...

 

Eren Eren

KIZIL DERE,YIGITLERIN HARMAN OLDUGU YERDIR,IZINDEYIZ.
Kızıldere[..] Yolu Devrimin Yoludur!
30 Mart’ta Kızıldere’ye Gidiyoruz!
Dayı
Bakıyor o kerpiç evin çatısından
Tarih: 30 Mart doksan dörttür
Umudun gemisi
O çatıdan denize indiriliyor
Ve coşkun akıyor Kızıldere…
145…
Karanl[..] denizinin içinde
Gidilecek yönü gösteren
Umudun pusulasıdır Kızıldere
Ve Dayı’nın geleceği gösteren eli
Kızıl işaretidir umut pusulasının…
146…
Umud[..] gemisi için
Karanlık denizinde ilerlemek
Buzkıran olmasına bağlıdır
Ve zorbalığın huzurunu kıracak olan
Halkın örgütlenen öfkesidir
Bu bir çarpışmadır
Buza kesilmiş zaman ile
Hayatın buzkıranı arasında
Ölümüne bir kavgadır
Beyaz Saray ile halklar arasında
Ve zafer Devrimdir…
147…
O kerpiç evin çatısından
Hayatın içine uzanan
Dayı’nın elleridir bunlar
Düştüğümüzde kaldırır
Duranı koşturur
Ve daima yakın olur
Şahdamarımızdan daha yakın
O kerpiç evin çatısından
Hayatın içine uzanan
Dayı’nın elleridir bunlar
Çalar halkın gönül kapısını
Ve girip yoksul hanelere
Paylaşır acıyı hınca çevirmenin sırrını
O kerpiç evin çatısından
Hayatın içine uzanan
Dayı’nın elleridir bunlar
Dosta dost düşmana düşmanca uzanır
Ve hakkını verir herkesin…
148…
Umudun gemisi için
Nefesini getirdi Yunus Emre
Rüzgara muhtaç etmeden
Doldurur kızıl yelkenleri
Sırtlayıp getirdi Pir Sultan
Asıldığı darağacını
Bayrak direği olsun diye
Kawa yaktığı ateşi
Dadal çıktığı dağları
Ferhat ile Şirin’de sevdalarını
Getirdiler Umudun Gemisi için
Nice istiklal şehidi
Sıkılmış ilk kurşunlarının devamını
Getirip girdiler saflara
Mustafa Suphi ve yoldaşları
Kurdukları o kızıl düşü
Getirdiler Karadeniz’in
derinliklerind[..] ama eğilmemiş başlarını
Getirdiler Munzur yücelerinden
Alişer ve Zarife
Umudun gemisi için on iki kapıda
aynı anda
Görünüp geçen Nesimi
Yüzülmüş derisini getirdi
Yelken bezi niyetine
Ve Umudun Gemisi
Devrime yelken açtı
Ki o kerpiç ev
Artık Umudun Gemisi idi
Ve halkın tarihsel rotasında
İlerliyor Umudun Gemisi…zafere denk.

 

ismail doğan

Şehit Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Hüseyin Doğan'ın
Cenze törnine katılan Değerli Bolu ve kayseri Jnandarma komutanlarımıza, değerli silah arkadaşalrına, halkımıza, telefon ve iletişim arçlarından bizleri arayıp acımızı paylaşan ve bizleri yalnız bakmayan tüm dostlarımıza şahsım ve Doğan Ailesi adına sonsuz teşekkür eder. sehidimize allahtan rahmet dileriz.
İsmail Doğan

 

NIHAT AKCA

Hüseyin dogana haktan rahmet ailesi ve dostlarina bas sagligi dilerim .

 

Osman(Cafer) TATAR

"YÖNETİCİLER YAPTIKLARI İLE ÖVÜNMEMELİDİRLER;AKSİNE YAPAMADIKLARI VE YANLIŞ YAPTIKLARI İÇİN ÜZÜLMELİDİRLER."
(HAZRETİ ALİ)

 

Vedat TATAR

KUŞADASI'NDA devam eden TAİBOX Türkiye Şampiyonasının ilk gününde ANADOLU ARSLANI KARAÖZÜ ŞAHRUHLU Mustafa IŞIK rakibini hastanelik etmiş ilk turu geçmiştir. Kendisine başarılar dilerim. Vedat TATAR

 

Secati Demır

Keleköy'ümüzden Hüseyin Doğan'a hakk'tan rahmet, ailesi, yakınları ve sevenlerine başsağlığı dilerim.

 

kemal korkmaz

Kale köyümüzden Sayın Hüseyin DOGAN ın hakka yürüdügünü ögrendim .Kendisine allahdan rahmet kederli DOGAN ailesine başsalıgı dileklerimi iletirim.

 

Kemal Temel

Astsubay Hüseyin DOĞAN'ın ani ve zamansız ölümünden üzüntü duyduk, ALLAH ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar versin, mekanı cennet olsun, nur içnde yatsın. Elif-Kemal Temel Didim.

 

Dr. Basri ÖZDEMİR

Bolu İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Abant Jandarma Karakolu'nda görevli Astsubay Kıdemli Başçavuş Hüseyin DOĞAN ın dün gece görevi sırasında geçirdiği kalp krizi sonrası vefat ettiğini üzüntü ile duydum. Ailesinin, sevenlerinin ve Kaleköy Halkının acısını yürekten paylaşıyor, merhuma Allah’tan rahmet diliyorum.

 

Emin Demirel

Yöre halkimizdan degerli bir insanimizi JAN.KG.BASCAVUS HÜSEYIN DOGAN´i kaybetmenin üzüntüsü icerisindeyim, kendisine tanridan rahmet, basta ailesine, sevenlerine DOGAN Ailesine KALEKÖY halkina bassagligi diliyorum. Komutanim isiklar altinda uyu, mekanin hep aydinlik olsun...

 

Vedat TATAR

CANIMIZ KARDEŞİMİZ KOMUTANIMIZI KAYBETTİK
KALEKÖYÜ'müzden, BOLU'da JAN.KD.BŞÇVŞ. HÜSEYİN DOĞAN (Yedibucak Avşarlar Der. Bşk. İsmail DOĞAN’ın Kardeşi) 23 Mart saat 21.45 de Abant Karakolu’nda görevi başında geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiştir.
Genç yaşta aramızdan ayrılan HÜSEYİN DOĞAN CANIMIZ “IŞIKLAR İÇİNDE UYUSUN”.
EŞİ ve ÇOCUKLARINA, AİLESİNE VE TÜM SEVENLERİNE BAŞ SAĞLIĞI ve Dayanma Gücü Dileriz.
Cenazesi 24 Mart (bugün) tarihinde Bolu'dan alınarak KALEKÖY’e getirilecek, 25 Mart tarihinde(yarın) öğle saatlerinde toprağa verilecektir. Ankara KARAÖZÜ KÜLTÜR DERNEĞİ Yönetim-Denetim ve Karaözü-ŞAHRUH Yayın Kurulları adına Bşk. Vedat TATAR

 

MERSİN KARAÖZÜ KÜL. D

KALEKÖYÜMÜZDEN ACI HABER
BOLU'DA JAN.KD.BŞÇVŞ. HÜSEYİN DOĞAN (YEDİBUCAK AVŞARLAR DER. BŞK. İSMAİL DOĞAN KARDEŞİ) 23 MART SAAT 21.45 DE ABANT KARAKOLUNDA GÖREVİ BAŞINDA GEÇİRDİĞİ KALP KRİZİ SONUCU VEFAT ETMİŞTİR.
GENÇ YAŞTA ARAMIZDAN AYRILAN HÜSEYİN DOĞAN'A ALLAHTAN RAHMET ÇOCUKLARI , AİLESİNE VE TÜM YÖREMİZE BAŞ SAĞLIĞI DİLERİZ.

CENAZESİ 24 MART (BUGÜN ) TARİHİNDE BOLU'DAN ALINARAK KALEKÖYE GETİRİLECEK, 25 MART TARİHİNDE(YARIN ) ÖĞLE SAATLERİNDE TOPRAĞA VERİLECEKTİR.
MERSİN KARAÖZÜ KÜLTÜR DERNEĞİ

 

Osman(Cafer) TATAR

Kale Köyden Astsubay Hüseyin DOĞAN kardeşimizin ani ve zamansız ölümünden büyük üzüntü duydum. Allah ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar versin. Mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın.

 

kemal korkmaz

Köyümüzü yurt dışında temsil eden dernegimizin ,yeni secilen yönetim kurulunu kutlar,başarılar dilerim.Herkese selam ve sevgiler sunarım.

 

Yusuf Aslan


OSMANLI

Ey benim kıymetli güzel Türkiye’m
Seni bize tevdi etti Osmanlı
Her zaman gam çeken güzel Fethiye’m
Seni bize tevdi etti Osmanlı

Sevr antlaşması boşa olunca
Riyakarlar bundan umut bulunca
Ortada bi hayli dümen dönünce
Seni bize tevdi etti Osmanlı

İşte böyle gördük” Rauf, beyleri
Boynu bükük koydu sefirileri
Osmanlı’dan kalan bazı yerleri
Seni bize tevdi etti osmanlı

İnönü azimle vardı lozana
Umutlar lozan da haklı kazana
Ümit verme memlekette azana
Seni bize tevdi etti Osmanlı

Der Yusuf Atatürk gururumuzdur
O’nun fikirleri yarınımızdır
Çanakkale bizim onurumuzdur
Seni bize tevdi etti Osmanlı

Söz: Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.

 

Vedat TATAR

Sayın GÖKŞEN, İzmir BEŞ KÖYLER Dernek Başkanı seçilmenizden dolayı sizi ve şahsınızda Yönetim-Denetim Kurulu üyelerinizi kutlar başarılar dilerim. Bir önceki Yönetim Kurulu Başkanı Sayın B.AVAR ve arkadaşlarına da emeklerinden dolayı teşekkür ederim. Ankara KARAÖZÜ KÜLTÜR DERNEK Yönetim-Denetim ve ŞAHRUH Dergisi Yayın Kurulu adına Başkan Vedat TATAR

 

dr dre headphones beats headphonesSF


http://www.beatsfordrdre.com cheap beats by dre

 

Nurettin BiLiCi

‎17.3.2012 tarihinde yapilan secimde Burunören Köyü Sosyal Dayanisma Kültür Dernegi e.v
Burunören Köyümüzün yeni yönetimi
Baskan :Nilüfer GÖRGÜLÜ(tunc)
Baskan yardimcisi:ismail KOCAER
Sekreter:Nurettin BiLiCi
Kasa:Elvan GÖRGÜLÜ
ÜYELER :
Murtaza iNCE
Nizamettin TUNC
Ferhat iNCE
Yeni yönetim tüm köy halkina hayirli olsun hep birlikde calismak dilegiyle selam...

 

Osman(Cafer) TATAR

BİR YOLCUYA
Dur yolcu! bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanının akıttığı yerdir.

Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

 

Eren Eren

DUY BUNU TÜRKiYE HALKI DUY.
Türkiye`nin ayibina bir ayip daha ekledi yüce ADALET adalet deyince böyle olur yakana demokrasi yakilana infazdir !Türk Adaleti iste budur. inanmayan tarihe baksin. Ben bu adaletle utanc duyuyorum insan olarak .Ya sizler ne duyyorsunuz acaba o canlarin ciglikarini duyyormusunuz? Yoksa hala bana ne deyip yan gelip yatmaya devammi diyorsunuz?

 

Nurettin bilici

‎17.03.2012 de Frankfurt cem evinde Burunören Köyün Dernek toplantisi var köyunü seven köyune sahip cikan butun köylulerimiz davetlidir...
Adres an der steinmühle 16
65934 frankurt am main

 

Eren Eren

Sandıkta düşlerini biriktirip, mezarlıkta soluklanıyorsa eskiyen kızlığı, musalla taşı düşüyorsa çeyizine; ilk cemreyle mezar kazıyorsa doğacak çocuklarına, naçar kalıp kuma oluyorsa, acılar akıyorsa alnında, varoşlar boyanıyorsa çığlığıyla, her daim aşksızlığa ağlıyorsa,
elbette şiir kadından yana olacaktır… Kadın- Erkek omuz omuza, yaşanası 8 Mart’lara

 

Osman(Cafer) TATAR

Doğumdan ölüme kadar hayatın her anında varlıklarını hissettiğimiz, bizi biz yapan analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden değerli kadınlarımızın bu özel gününü yürekten kutlarım.

 

yedi avsarlar

RADYO YEDİ AVSARLAR SPONSOR LARI
Asitretimizin
Y edi Avsarlar Top.Day.ve Kül . Der.Ankara
Kesintisiz yayin yapan resmi radyosudur.
Sizlerin destegi ile yayin haytina devam etmektedir.
Daha iyi yayin yapmak sitemizin içerigini sizlere faydali olmasi için öneri elestiri ve desteklerinizi esirgemediginiz icin minnettariz.
Web sitemize sponsor olan
Cinar Kuyumcu, Sir Turku Evi , Sema Moda Evi, Cinaroglu Market,Cinar Dershanesi,Hedef Optik
degerli firmalarimiza tesekkür ederiz
http://www.radyoyediav[..]

 

ozan sorlu

Tarafınızdan Alevilik,Dersim Aleviliği ve Türkmenliği hakkında detaylı bilgi almak istiyorum.

 

Eren Eren

YANLISA BAKARSAN DOGRUYU GÖREMEZSiN !
28 Şubat tartışmaları sürüp, gidiyor. Adalet duygusu olmayanlar, salt kendi penceresinden olayları bakıp, iktidar ve medya gücüyle bir algı yaratıyor. Süreç nasıl gelişti, mağduriyet nereden doğdu, bugün hangi meseleler araştırılmalı ve aydınlatılmalı, diye samimi bir soruya rastlamak olası değil. Haklılığına iman etmiş, dindar ve nefretini diri tutan bir gençlik yaratmak için kolları sıvamış siyasal iktidar, korku cumhuriyetinde dilediği gibi at oynatmaya devam ediyor.

Sürekli bir kutuplaşma yaratarak, toplumu kaba ayrımlarla tarif etmeye, sıkıştırmaya çalışan iktidar ve onun kanaat önderleri, olmadığımız gibi davranmaya itiyor bizi. Askerler ve Milli Görüş arasındaki al gülüm ver gülüm demokrasisinde taraf tutmamız isteniyor.

ESAS MESELE!
12 Eylül sabahı askeri müdahaleye ‘Ordumuz bizi komünistlerden kurtardı’ diye alkış tutanların önü hızla açıldı. Unutmayalım. Solcular darağacında can verip, demir parmaklıklar ardında ömür tüketirken imam hatipler, kuran kursları yoluyla kimilerinin önü asker eliyle açıldı. Siyasal ucube, dört eğilim partisi küresel destekle neo-liberal yavşaklığı ülkeye pazarlamaya başladı. Süreç milli görüşçülere, tarikat liderlerine, azgın milliyetçilere göre düzenlenmişti. Dindar gençlik o günlerde kurgulanmış, piyasaya sürülmüştü. Öğretim üyeleri sürgün edildi, üniversiteler açıkhava hapishanesine döndü, sendikalar kapandı/mallarına el kondu ve sonucunda ortaya rakipsiz İslam soslu/piyasacı partiler sürüldü. Mesele budur.

28 Şubat; askerin koltuk altında filizlenen, sürekli onu alkışlayarak büyüyen siyasal hareketlerin kantarın topuzunu kaçırmasıdır. Komünistlerden kurtulan asker, panzehir olarak gördüğü dincilerin yoldan çıktığını görünce bir ayar verme gereksinimi duymuş, bunun için de post-modern bir darbe yapma yoluna gitmiştir. Zaten askerden talimat almaya hazır medya, patronlar gereğini yapmıştır. Mesele budur.

Milliyetçi, piyasacı, laik askerler; milliyetçi, piyasacı, İslamcılara bir ayar verdi. Üstelik bu süreç öylesine gelişti ki, gömlek değiştiren siyasal akım, tıpkı darbe sonrasında olduğu hemencecik iktidar oldu. Mağdur diye sunulan bugün ülkeye tek parti olarak yöneten iktidar işte. Başka türlü söylersek, askerler araziyi öyle düzledi ki yepyeni bir tek parti çıktı. Mesele budur.

Uzatabiliriz…

GERÇEK MAĞDUR
90’ların korkunç günlerini anımsayalım. Karanlık sokaklarda can veren Kürtleri! Aydın, iş adamı, siyasetçi, öğrenci. Hala faili meçhuller arasında bu cinayetler. Yaşamımıza ‘Cumartesi Anneleri’ diye bir olgu girdi. Gözyaşları sürüyor, dinmedi.

SHP bir cesaretle meclise Kürt vekilleri taşıdı. Türlü operasyonlarla bu insanlar seçilmiş oldukları halde demir parmaklıklar ardına gönderildi. Kimsenin sesi çıkmadı. Milli irade rafa kaldırıldı.

Sivas’ta diri diri aydınlar, sanatçılar, aleviler yakıldı. 15.000 kişi izledi. Meclis sustu. Asker sustu. Polis sustu. Toplum sustu. Ağlayanların büyük kısmı timsah gözyaşı döktü.

MİLLİ GÖRÜŞ
Dönemin koşullarında iktidar olan Milli Görüş canilerin avukatını Adalet Bakanı yaptı. Bakan kırmızı plakasını çıkarıp, görevdeyken katillere destek ziyaretine gitti. Milli Görüş dönemin belediye başkanı Karamollaoğlu’nu meclise taşıdı. Bu kişinin ifadesine bile başvurulmadı. Aziz Nesin’i öldürmek için her şeyi yapan Cafer Erçakmak bir türlü bulunamadı. Evinde daha yeni can verdi. Caniler tutuksuz yargılanmak için serbest bırakıldı. Birçoğu yurtdışına kaçtı. Yerlerini saptananlar için iade girişiminde bulunulmadı.

O sırada Libya çöllerinde kara bir güldürü oynamakla meşguldü başbakan. Özgürlük, adalet isteyenleri ‘Glu Glu Dansı’ yapmakla itham ediyordu. “Kanlı mı olacak, kansız mı?” sorusunu o günlerde işittik.

Uzatmak mümkün…

ZAMANAŞIMI
Si[..] Katliamı Davası zamanaşımına uğruyor. Şaşırdınız mı? Anneler evlatları için kanlı gözyaşı dökmeye devam ediyor. Adalet isteyenler yazık ki bu çirkin kutuplaşma da taraf olmaya itiliyor.

28 Şubat’ta yandaş olmaya mecbur muyuz? Lanet olası darbelerin kimin önünü açtığını anımsayalım. Kimin iktidar olduğunu ve hesap sormadığını unutmayalım.

Zamanaşımı olsa ne olur olmasa ne olur. Biz “Acıyı Bal Eyledik”!

 

Eren Eren

BiR DiALOG;
Bir durusmada,hakim saniga sorar...
-Adalete güveniyormusun?
-Su andan ihtibaren yüksek adaletin garantisi altinda bulunuyorsunuz.
-Sanik cevap verir ,kimin adaletinden bahsettinize bagli der!
Hakim kizarir
-Lakin yüce devletin adaleti der.
Sanik;
-Söz konusu adalet halkin adaletimi,yoksa bir avuc sömürücü icin olan devletin adaletimi der?
Hakim;
-Onu bende bilmiyorum der!!!
Saygilarimla.

 

Vedat TATAR


MUSTAFA BALBAY: BANA İLK TAŞI HİÇ "OFF THE RECORD" GÖRÜŞME YAPMAMIŞ BİR GAZETECİ ATSIN!

Mustafa Balbay’ın cezaevinde üçüncü yılı doluyor bugün. 5 Mart 2009’da ikinci kez gözaltına alındığında Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi'ydi. Şimdiyse yazarlığının yanı sıra CHP İzmir milletvekili. Ama bu da onu 'Silivri mahkûmu' olmaktan kurtaramadı. 'Hükümsüz' bir cezanın infazını çekiyor cezaevinde.

Duruşmada ayaküstü bağırarak aktardım sorularımı, sonra avukatları aracılığıyla sorular ekledim. Balbay da el yazısı notlarıyla yanıtladı

Gazeteciliğin ilk basamağı ve en son basamağı muhabirlik. Haber müdürlüğü, Ankara temsilciliği, köşe yazarlığı görevlerini hep bu anlayışla yaptım. Bu anlamda yüzlerce haber kaynağım oldu. Türkiye’nin gündemi neyse benim gündemim de oydu. Pek çok gazeteci gibi off the record görüşmeler de yaptım. Yazılmak ve yazılmamak üzere yaptığım görüşmelere ilişkin notların tümü aynı anda kopyalanıp yeniden üretilmiş. Hemen hiçbiri kendi görüşüm olmayan bu notlardan 'terör faaliyeti' üretildi. Her türlü mesleki eleştiriye açığım ama, “Bu notlar terör faaliyeti” diyen varsa sözüm şu: Bana ilk taşı hiç off the record görüşme yapmamış bir gazeteci atsın!

GÖKDELENDEN ATILDIM

Tutukluluğumun dördüncü yılına giriyorum. Söylemeye dilim varmıyor ama bu süreçte içimdeki en büyük yara hukuka inancımın sarsılması. Silivri yargılamalarında o kadar çok hukuksuzluk var ki... En kötüsü de, bu duruma alışıldı. Türkiye tarihindeki siyasi davalara bakın: Bugün hangisine “Hukuki bir yargılamaydı” denilebiliyor? Hiçbirine... İşte Silivri de öyle olacak. Bugünün gerçeklerine bakmaktan çok, geçmişin yasını tutmayı seviyoruz. Bir kuşak sonra Silivri Müzesi bambaşka şeyler anlatacak. İnfaz sistemimize göre dört yıl hapis 10 yıllık cezaya karşılık geliyor. Bu ucu açık yargılamanın, iddianamesi, delili, klasörü bir yana tek gerçeği var: Cezaya dönüşen tutukluluk.

Başbakan dört aylık hapishane yaşamını her fırsatta dile getiriyor. Bunu hukuksuzluk, yargının siyasallaşması ve büyük haksızlık olarak anlatıyor. Bense seçim bölgesinde oyların yüzde 50’sini almış bir milletvekili olarak tutukluluğun dördüncü yılına giriyorum. Başbakan, kaldığı Pınarhisar Cezaevi'nde koğuşunu, koğuş arkadaşlarını kendisi seçti. 30 bin kişinin ziyaretine izin verildi. Bense tecritteyim. Demek ki damdan düşenin halini damdan düşen anlamıyormuş. Damdan düşen, bu yolla fazla zarar görülmediğini bildiği için gökdelenden atmak istiyormuş.

İNTİKAM

N[..] duygum yok aldığım ders çok

Bütün yaşadıklarıma karşın içimde pozitif bir enerji var. Yakın geleceğin belirsizliğine karşın ileride yapabileceğim çok şey var duygusuyla doluyum. Arada bir kendimi tartıyorum; herhangi bir intikam ya da nefret duygusu yok. “Sahiden mi, hiç mi yok?” diye soruyorum kendime ama gerçekten yok. İnsan böyle bir duyguya kapılırsa, yaşamını tümüyle ona göre şekillendirir. Daha doğrusu yaşamını bu duygular yönlendirmeye başlar. Oysa başka hayallerim var. Yıllar önce Hiroşima'da Atom Bombası Müzesi'ni gezerken orada görevli gence, “Amerikalılara düşman mısın” diye sorduğumda şu yanıtı almıştım: “Hayır, ülkelere değil, savaşa düşmanım.”

ZAMAN KAVRAMI

Cezaevinde gecenin saati yok

Hapiste nasıl zaman dilimleri farklı işliyorsa, gece gündüz kavramları da değişiyor. Bazı geceler bir kitap sarıyor seni. Zaman senin... Sabah 08.00 sayımından sonra da uyuyabilirsin. O zaman oku sabaha kadar; ışıl ışıl olsun için dışın. Bazı sabahlar bütün duygular toplu ziyarete geliyor. Hasret zaten hep yatağın dibinde, kapının önünde. Belirsizlik Esenboğa sisi gibi. Kendini beş adıma 14 adımlık havalandırmaya atarsın. Bir bakmışsın hüzün yağıyor. Tepede güneş parlasa bile gecedir. Böylesi zamanlarda ille de gündüze zıplamak için zorlamam kendimi. Bilirim ki yaşam sevincimi, yaşama bağlanma duygumu besleyen her şey çok az sonra birdir bir oynayarak gelecek.

YALNIZLIK

Ateş[..] tutmayı buzu yutmayı öğrendim

Yalnızlık, göreceli bir kavram. İnsan yüzlerce kişinin arasında da kendisini yalnız hissedebilir. Hapiste yalnızlıksa adeta elle dokunulur ve oturulup muhatap olunur bir kimliğe bürünüyor. Nâzım Hikmet'lerden, Aziz Nesin'lerden süre gelen hapishane edebiyatının başlıca pınarı koğuş yaşamı, öteki koğuştakilerle kurulan bağlar. Silivri'de bize yönelik tam bir yalnızlaştırma uygulaması var. Üç yılı dolan tutukluğumun ilk bir buçuk ayını ve son bir yılını tek başıma geçirdim. Yalnızlıkla birlikte insan olağanüstü iç yolculuklara çıkıyor. İnsanın vücut kimyasındaki değişimin ışık hızından daha çabuk olabildiğini böyle öğrendim. Hapishane bana ateşi tutmayı, buzu yutmayı öğretti. Yalnızlık da perdeleri kaldırıp her şeyi olduğu gibi görmemi sağladı; vefalı, gerçekçi, acımasız bir dost oldu.

ÇOCUKLUĞUM

İlk oyuncağım Türkçe'ydi

1960'ta Toroslar'ın eteğinde güzel bir kasabada doğdum. Burdur'un Yeşilova ilçesi Güney kasabası. Salda Gölü'nün az ötesinde bir tepenin eteğinde kuruluydu. Radyodan dinlediğim şarkıların sözlerini evimizin önünden geçenlere, komşularımıza göre değiştirmeye başladım. Kahkahalarla gülen, arada bozulanlar olurdu. Her tepki beni keyiflendirirdi. Sözcükler benim için bugünün yap-boz oyunu gibiydi. Bilinçli kullandığım ilk oyuncağım Türkçe'ydi diyebilirim. Çocukluğumdaki o alışkanlık gazetecilik tarzımın bir parçası oldu.

SEYAHAT

Babamın şoförlüğü beni gezgin yaptı

Babam mesleğini çok severek yapan bir kamyon şoförüydü. Gittiği yerleri ballandıra ballandıra anlatırdı. Yaz tatillerinde kardeşim Suat'la dönüşümlü olarak babamla seyahat ederdik. Böylece bende yeni yerler görme aşkı yerleşti. Gazeteciliğimin yanına koşulları zorlayıp gezginliği de koydum. İnsan görmeden öğrenebilir ama görmeden sevemez. 80 kadar ülke gezdim. 26 kitabımdan sekizi gezi notları. Başlangıçta gezilerin beni bu kadar eğitip dolduracağını düşünmemiştim. Hapiste o gezileri tekrar yaşıyorum.

HAPİSHANE

[..] aşkımızı çoğalttı

Hapiste her şeyin öyle ya da böyle çözümünü buldum. Beden ve beyin sağlığını korumak için mevcut durumu mutlak sayıp bir yaşama düzeni kurdum. Hiçbir duygunun beni sarıp sarmalamasına izin vermedim. Hasret hariç. Çocuklarımla birlikte ikinci bir 'büyüme' hayal etmiştim. Şimdi ayda bir kez bir saatlik açık görüş en büyük bayram. Hasret, eşim Gülşah ile aşkımızı çoğalttı. Kızım Yağmur her görüşte boyunun ne kadar uzadığını gösteriyor. Oğlum Deniz haftada bir 10 dakikalık telefon hakkının niçin daha uzun olmadığını anlamıyor.

SİYASET

Kal[..] bırakmadan CHP'de olmak istiyorum

Gazeteciliği yaparken hep halkın içinde olmayı da istedim. Ankara gazeteciliği ağırlıkla kurumlarla muhatap olmayı gerektirir. Ben özellikle salon toplantılarıyla, kitap fuarlarıyla insanlarla yüz yüze gelmeye çalıştım. Bu konferanslarda bana, “Neden siyasete girmiyorsunuz” diye sorarlardı. Yanıtım şu olurdu: “Siyaseti önemsiyorum. Lütfen siz de siyasete girmeyi düşünün. Bu ülkenin iyi, işini seven gazetecilere de ihtiyacı var. Benim hayallerim Cumhuriyet’le, gazetecilikle... ” Böylesine ağır bir siyasal saldırı beni siyasetin içine taşıdı. Kalemi bırakmadan CHP içinde de bütün enerjimle var olmak istiyorum. Bir Cumhuriyetim vardı, iki oldu. İkisinin de kökü, gücü ve sorunları birbirine benziyor.

CİNAYETLER

Te[..] saldırısına hazır, terörist suçlamasına hazır değildim

Abdi İpekçi öldürüldüğünde iletişim fakültesi ikinci sınıftaydım. O gün mesleğe ilgimde milim eksilme olmadı. Bunu, mesleğin bir gerçeği kabul ettim. Yıllar geçti. 1995’te Cumhuriyet’te Uğur Mumcu’nun sütununda yazmaya başladım. 1999’da gazetedeki oda komşum Ahmet Taner Kışlalı da, Mumcu gibi hain bir terör saldırısı sonucu katledildi. Yerini doldurmak değil, bayrağı yerde bırakmamak için sütununda yazdığım Mumcu ve yan yana çalıştığımız Kışlalı’nın katli, beni de benzer saldırıya hazırlıklı olmaya itmişti. Terör saldırısına uğramaya hazırdım ama terörist diye suçlanmaya hazır değildim. Ne yazık ki, ölüm ve hapis ülkemizde hâlâ gazetecinin meslek hastalığı. Bu hastalıkların 21. yüzyıla sıçramamasını isterdim.

HAYALİM

Duvar[..] kesilmeyen alanlarda koşmak istiyorum

“Çıkınca ilk yapmak istediğim” diye sıralayacağım o kadar çok şey var ki. Burada her yer beton ve demir. Sabah uyandıktan sonra gece yatana dek ayakkabı giymek zorundasın. Kışın hep botlayım. Ev sıcaklığını, ailemle evde olmayı özledim. Geçenlerde kızıma, çıkınca neler yapacağımızı, nerelere gideceğimizi sıralarken sözümü kesti, “Baba sen eve gel, karşımda otur yeter” dedi. Belli ki, evdekilerin de en büyük özlemi bu. Ankara’da Botanik Parkı'nda, Seğmenler Parkı'nda, ODTÜ Ormanı'nda ağaç dostlarım var. Çıkınca önümün duvarlarla kesilmediği o alanlarda koşmak istiyorum. Bir de yazı aramızda su katınca beyazlayan sofralarda sohbeti özledim.

"Hücrenin kapısı koridora, demir parmaklıklı tek penceresi de havalandırmaya açılıyor. Bakınca duvar ve gökyüzü göründüğü için ben 'gökyüzü penceresi' diyorum. İlk işim demir parmaklıkları saymak olmuştu. Tam 80 gözü vardı. Arada bir o gözlere tutunup gökyüzüne bakmak iyi geliyor. Silivri, Balkan ikliminin tam sınırıymış. Bulutlar çok hızlı hareket ediyor. İçinden ne geçiyorsa bulutlar ona benziyor...(Faruk BİLDİRİCİ / HÜRRİYET)

Odatv.com

 

Cihan DEMİR

Selam
Sizlerle karşılıklı olmak kaydıyla birşeyler paylaşmak istiyorum
Ben Babam tarafında Emir Ali sülalesindeyim.Yani EmirAli dedelerimiz. Kürdüz aşiretim govasti olarak biliniyor Atmalı aşiretinden kopma olduğunu da öğrendim Burda ilginçolan Atmalı aşiretinin 12 boy olması 6 sının Alevi 6 sınında Sunni olduğu söylenmekte.Anne tarafımda Şıh sülalesiolarak zikredilmekte ve bunlarında yani Şıh ve Emirali nin amca çocukları olduğu bilinmekte bu konu hakkında sizlerde benzer durum sözkonusumudur teşekkürler.

 

Vedat TATAR

KARAÖZÜLÜLER VE KARAÖZÜ ve Çevre KÖYLERİ DOSTLARI.
11 Mart Pazar Saat:13:00 Vedat Dalokay Kokteyl salonu Kurtuluş Parkı içi.

En geç 8 Mart Perşembe günü Saat 13;00 itibarıyla etkinliğimize katılacağınızı bildirmeniz bizi rahatlatacaktır. Salon için yer ayırımı açısından ve katılımcı sayısı açısından da önemlidir. Davul-Zurnalı. Bol türkülü yemekte buluşmak dileğiyle...

Davetiyelerimiz Mithatpaşa Cad. 36/ D Yeni HEDEF optik KIZILAY adresinden temin edilebilir.

İlgili Telefonlar:
Yeni HEDEF Optik Tel: 433 34 10,
Vedat TATAR 0533 735 09 00,
İrfan TEMEL 0532 514 61 23,
Tayyar SEVEN 0505 299 77 66,

 

Ali Riza Yildiz

Asagidaki linkteki video yu özellikle izlemenizi, hatta defalarca izlemenizi tavsiye edecegim.

http://www.ted.co[..]

Yorum:

http://www.ted.com/talks/lang/tr/bunker_roy.html